"Yasama, yürütme ve yargının çöktüğü yerde sadece otoriter sistem olur"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin Bugün TV’nin canlı yayınına katıldı. Gürsel Tekin, "3Y ile geldiler. İşte yasaksız bir Türkiye yaratacağız, yolsuzlukların hesabını soracağız ve yoksulluğu bitireceğiz. Ne yazık ki 3Y ile gelenler Türkiye’nin yarım yamalak 3Y’sini çökerttiler. Bunun bir tanesi yasama, yürütme ve yargı. Yasama, yürütme ve yargının çöktüğü yerde sadece bir şey olur otoriter bir sistem olur. Ne yazık ki bugünkü yaşadığımız olayların özüne baktığımızda bir otoriter sistem içerisindeyiz." dedi.

Sunucu: Bugün TV’den mutlu günler sevgili seyirciler. Bir kez daha siyasetin aktörleri programında karşınızdayız. Ankara’da değerli bir konuğumuz var. CHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Gürsel Tekin Ankara stüdyomuzda bizi bekliyor sorularımız için. Hoş geldiniz efendim yayınımıza.
Gürsel Tekin:
Hoş bulduk, iyi yayınlar diliyorum bende.

Sunucu: Teşekkür ediyoruz. 17 Aralık’tan buyana geçen süre önemli. Neden? Sanki bu zamanda biraz daha da önem kazandı bu durum. Çünkü yerel seçimler var. Seçim için önemi 17 Aralık sonrası Türkiye’sinin bir genel değerlendirmesini alalım sizden, ayrıntılandıralım sonrada Sayın Tekin.
Gürsel Tekin:
Aslında 17 Aralık’tan önce Türkiye’deki bütün olup bitenleri hepimiz görüyorduk ve farkındaydık. Bununla ilgilide Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı olarak yıllar önce gerek Sayın Genel Başkanımızın kamuoyunun gündemine getirmiş olduğu yolsuzluklar, gerek bizim çok somut delillerle gündeme getirmemize rağmen çok inandırıcı olamadık ya da zaman zaman tartışma konusu oldu. Neye dayanarak söylüyorsunuz diye ifade ediliyordu. Bir gazeteci arkadaşımız siz 100 milyar dolar yolsuzluk diyorsunuz bu yolsuzluğu neye dayandırıyorsunuz sorusuna şu cevabı vermiştim. Bakanların çocuklarına ve siyasetçilerin çocuklarına, damatlarına, yakınlarına baktığınızda Türkiye’deki organize yolsuzluğun ne kadar büyük boyutta olduğunu görebileceksiniz. Tabi devletin vicdanı harekete geçti ve 17 Aralık’tan sonra bütün bu olup bitenler, aynı zamanda bu olup bitenler klasik bir yolsuzluğun ötesinde iç siyaseti ve dış politikayı çok etkileyebilecek sorunlarla karşı karşıya kaldık. Aslında bir hükümetin bakanlarının nasıl rehin alındığının da fotoğrafının ortaya çıktığını görüyoruz. Önümüzdeki günlerde dış politika konusunda da bu yolsuzlukla bağlantılı olduğunu hepimiz göreceğiz.

Örneğin Sayın Başbakan son günlerde dış politika konusunda, Suriye konusunda, Mısır konusunda neredeyse yorumsuz kalır vaziyette. Halbuki her alana çıktığında Mısır’la başlardı, Mısır’la bitirirdi. Suriye’yle başlardı Esad’la bitirirdi. Görüyoruz ki dış politikada da ciddi bir değişimin odağına gelmişler. Bütün bunlara baktığımızda kamuoyunun çok merak ettiği işte Başbakanın ve kendi yandaş medyasının AKP cenahının 17 Aralık’ı bastırmalarını gerektirecek kendilerine farklı bir argümanlar bulmuşlar. İşte paralel devletti, kumpastı, şuydu, buydu. En son bugünkü dinlemelere bakıyoruz Sayın Başbakanın gazeteleri, yani bültenleri. Çünkü onlara gazete demek biraz da gazetecilik yapanlara haksızlık olur. Bültenlere baktığımızda insanların nasıl dinlendiğini haber yapmışlar. Hatırlarsanız 2 – 2,5 yıl önce Cumhuriyet Halk Partisi, MHP ve çeşitli sivil toplum örgütleri, gazetecilerin dinlendiğiyle ilgili haberler yapılırken o günün Ulaştırma Bakanı Sayın Yıldırım’ın şu ifadesi vardı. Niye korkuyorsunuz? Yani suçunuz yoksa dinlenin. Şimdi bende merak ediyorum acaba dinlemeler sizi niye rahatsız ediyor. Ve Sayın Kılıçdaroğlu’da aynen şunu ifade etmişti. Çünkü Sayın Başbakan nefesini bile dinliyorum demişti. Sayın Kılıçdaroğlu’da dinlemezsen namertsin. Çünkü Sayın Kılıçdaroğlu ya da Cumhuriyet Halk Partilileri dinlemek bir zaman kaybıdır. Buradan bir şey çıkarmanız mümkün değil. Sayın Kılıçdaroğlu ihale vermez, Sayın Kılıçdaroğlu dış politika konusunda pazarlıklara girmez. Sayın Kılıçdaroğlu meşru olmayan örgütlerle ilişkiye girmez. Bütün bunlara baktığınızda Sayın Kılıçdaroğlu’nu ya da Cumhuriyet Halk Partilileri dinlemenin size bir avantaj sağlamayacağını, tam tersine kendinize bakmanız gerektiği inancı içindeyiz.


Sunucu: Yine 17 Aralık sonrası çok üzerinde konuştuğumuz iki başlık daha var. İnternet düzenlemesi ve HSYK düzenlemesi çok konuşuluyor ve 17 Aralık sonrasına gelmesi de özellikle konuşulan iki madde. Bunlar için ne söylemek istersiniz efendim?
Gürsel Tekin:
Gayet normal. Yani eğer siz bu yasakları getirmezseniz önümüzdeki süreçte sadece 17 Aralık operasyonu değil, 17 Aralık operasyonundan sonra yapılması gereken 24 tane farklı büyük operasyon yapılacaktı. Şimdi bütün bu operasyonların önünü kesmeniz için yapmanız gereken bazı şeyler var. Bir; savcıları görevden alacaksınız, polisleri sürgün edeceksiniz ve en önemlisi de iletişim yasağı getireceksiniz. Yani yıllardır internet yasağı aklınıza gelmedi şimdi niye alelacele aklınıza geliyor? Çünkü internet yasağı getirerek önümüzdeki süreçte kamuoyuna yansıyacak bu kirli belgeleri ve yolsuzlukların önünü kapatmaktır. O da yetmedi e ne yapalım şimdi? Yargıyı da baypas edeceksiniz. Yani yargıyı direk AKP’ye bağlayacaksınız ve yargının başında da Sayın Başbakanın kendisi olacak.

Şimdi geçen gün bir konuşmamda önümüzdeki süreçte seçim güvenliğinin de tehlikede olabileceğini işaret etmiştim. Bana neye dayanarak söylüyorsunuz demişlerdi. Şuna dayanarak söylüyorum. Bütün demokratik ülkelerde iki bakanlık çok önemlidir. Bir tanesi güvenlik bakanlığı, bir tanesi de adalet bakanlığı. Yani güvenlik ve adalet bakanı her demokratik ülkede çok önemli.

Şimdi her iki bakana baktığımızda da her iki bakanın kişisel duruşlarına ya da kişisel şeylerine bir itirazım yok. Yani iki bakana da baktığımızda gerek adalet bakanı, gerek içişleri bakanı uzun yıllardır kamuda görev yapmış insanlar. Çok fazla kirli ve yolsuzluk işlerinde olduğunu göremedik. Doğrusu bunun hakkını vermek gerekiyor. Ama her iki bakan son 2 aydır uygulamalarına baktığımızda uygulamaların tamamı bu ülkede yetimin hakkını yiyenler, soygun yapanları nasıl koruyabiliriz, nasıl kurtarabiliriz çabası içinde olmuşlardır. Şimdi önümüzdeki dönemde yurttaşlarımızın oylarına da bu iki bakanlık kontrol edecek ve bu iki bakanlık sahip olacak. Doğrusu buna ne kadar güveneceğiz bunu da kamuoyunun takdirine sunmak istiyorum.

Şimdi burada bir başka noktaya gelmek istiyorum. Özellikle HSYK’yla ilgili 2010 yılında Cumhuriyet Halk Partisinin yani referandum döneminde iki maddeyi çekin 24 maddeye bizde oy verelim. Bu iki maddeye baktığımızda bir tanesi HSYK, ikincisi özel yetkili mahkemeler. Şimdi uzun süredir Türkiye’de özel yetkili mahkemeler iktidarı rahatsız etmemişken ansızın niye iktidarı rahatsız ediyor? Çünkü çocuklarına dokunacak. Dokunmayıp eğer gerçekten bu konuda bir cesaretiniz varsa gelin Cumhuriyet Halk Partisi olarak ayın 18’inde bunu ifade ettik. Çocuklarınızı teslim edin, yargıya teslim edin. Yargı bunun gereğini yapsın. Eğer bu konuda yargıda bir reform gerekecekse sonuna kadar size destek vereceğiz. Zaten bunu 2011 yılında kanun teklifi olarak TBMM’de Cumhuriyet Halk Partisi bunları vermiş. Gelin değiştirelim demişiz. Siz ne yapmışsınız? Reddetmişsiniz. Niye o gün reddettiniz? Çünkü o gün size dokunmamıştı. Şimdi bugün dokununca bunu nasıl değiştirebiliriz.

Şunu söyleyebilirim, Türkiye bütün yasaklara rağmen önümüzdeki süreçte hangi yasakçı uygulamaları yapacaklarsa yapsınlar ama bütün bu olup bitenleri kapatmaları mümkün değildir. Küresel bir ülke haline gelmişiz. Bugün dünya ile entegre olmuşuz. Bugün bizim gazetelerimizin, internet sitelerimizin yazmadığını bütün yabancı gazetelerin haber sitelerinde görme imkanınız olacak. Hadi burayı yasakladınız Almanya’yı ne yapacaksınız? İngiltere’yi, Amerika’yı, Kanada’yı, Yunanistan’ı ne yapacaksınız? Bir yasakçı anlayış. Hatırlarsanız bunlar 3Y’yle geldiler. İşte yasaksız bir Türkiye yaratacağız, yolsuzlukların hesabını soracağız ve yoksulluğu bitireceğiz. Ne yazık ki 3Y’yle gelenler Türkiye’nin yarım yamalak 3Y’sini çökerttiler. Bunun bir tanesi yasama, yürütme ve yargı. Yasama, yürütme ve yargının çöktüğü yerde sadece bir şey olur otoriter bir sistem olur. Ne yazık ki bugünkü yaşadığımız olayların özüne baktığımızda bir otoriter sistem içerisindeyiz.


Sunucu: Peki bu sizin deyiminizle otoriter sistem içerisinde 30 Mart seçimleri programımızın başında da ifade ettiğim gibi başka bir anlam kazanıyor. Nasıl etkileyecek sizce efendim 30 Mart’taki seçimleri bu yaşananlar?
Gürsel Tekin:
30 Mart klasik bir belediye başkanlığı seçimi değildir. Yani keşke geçmiş yıllarda olduğu gibi belediye seçimi olsaydı insanlar gidip tercihlerini yapabilseydi. Hiç fark etmez herhangi siyasi partinin bir belediye başkanını seçmiş olacaktı. Bu dönem Türkiye’nin geleceğini tayin edeceğiz. Çocuklarımızın geleceğini tayin edeceğiz. Ya demokrasi, özgürlüğü tercih edeceğiz ya da otoriter yapıya onay vereceğiz. Bu seçim çok önemli. Umut ediyorum ki bütün bu yasakçı anlayışı, bu yok sayma anlayışını yurttaşlarımız bunun gereğini yapacak, bunun önünü açacak. 30 Mart’ta Türkiye’yi dolaşan bir siyasetçiyim. Dün Bilecik’teydim, daha sonra Adapazarı’na döndüm. Oradaki tabloyu görüyorum çok net. Vatandaş bütün bu olup bitenlerden çok rahatsız. Efendim bizim çocuklar. Bizim çocuklar her türlü usulsüzlüğü yapabilir, çalabilir görmemezlikten gelelim anlayışı içerisinde değiller. Uzun süre biliyorsunuz iktidar yetkilileri bugün Başbakan dahil olmak üzere birçok bakanlar din eğitimi almış insanlardır ve uzun süre toplumun en inançlı, en doğal, en saygın inançlarını kullanarak bugüne kadar geldiler. İnsanlar din eğitimi alabilir ama din terbiyesi almamışsa o çok kötüdür. Bugün birçok din adamlarına bakıyoruz evet imam hatipte okumuştur din eğitimi almıştır ama ne yazık ki din terbiyesi almamıştır. Din terbiyesini de bu yurttaşlar verecektir. O inanç içerisindeyim ve 30 Mart günü ben Türkiye’de bir başka siyasal coğrafya bekliyorum.

Sunucu: CHP İstanbul, Ankara, İzmir Büyükşehirlerde sanki bu sefer daha farklı bir yarış içerisinde. Adaylardan da bunu görüyoruz. CHP’nin seçim çalışmalarına önce bir girelim. Sonra isterseniz biraz büyükşehir belediye başkan adaylarına bakalım. Sizin yorumlarınızı alalım onlarla ilgili. CHP bu kez farklı bir seçim kampanyası içinde mi? değiştirdi mi kendini biraz?
Gürsel Tekin:
Evet olabildikçe Cumhuriyet Halk Partisi özellikle büyükşehir yani 30 tane büyükşehir, bütünşehir dediğimiz şehirlerde çok ciddi çalışmaları var. Önümüzdeki günlerde ayın 28’inden itibaren Sayın Genel Başkanımız Türkiye’de 52 ili dolaşacak. Genel Başkan Yardımcıları olarak biz 16 tane Genel Başkan Yardımcımız 81 ilin tamamını bölüşüp oraları dolaşacağız. Maalesef televizyonlarda ya da farklı mecralarda kendimizi ifade etme olanaklarımız neredeyse ortadan kaldırıldı. Devletin 76 milyonun vergisiyle ayakta duran TRT bile bugün iktidarın borazanı haline gelmiş. Kendi örgütlerimizle, kendi imkanlarımızla, kendi olanaklarımızla Türkiye coğrafyasında bütün olup bitenleri anlatmaya çaba göstereceğiz. Ben bu sürecin çok başarıyla sonuçlanacağı inancı içerisindeyim. Vatandaşın suskunluğu bile çok önemlidir. O suskunluğu her alanda görüyorum. Hatta geçen dönem iktidara oy veren yurttaşlarımızın pişmanlığını görüyorum. En azından dün gördüm, iki gün önce gördüm. Dediğim gibi gerçekten baskıcı, yasakçı bir anlayış gelmeyecekse vatandaş bunun gereğini yapacaktır.

Sunucu: Ankara’dasınız Ankara büyükşehir belediyesinden başlayalım isterseniz. Mansur Yavaş gibi…
Gürsel Tekin:
Ankara’da Sayın Mansur Yavaş’la ilgili çok dolaşan bir insanım. Sabahleyin taksiye bindim Genel Merkeze giderken geçen dönem farklı bir siyasi partiye oy vermiş bir taksici abimiz evet bu kez Mansur beye vereceğiz. Çünkü Mansur beyin bir farklı özelliği var. Farklı bir siyasal partiden gelmiş olsa da ortalama her yurttaşın güven duyabileceği bir insan profilini çiziyor. Ve geçmiş dönemde de baktığımızda kendisinin belediye başkanlığı yaptığı dönemde bütün siyasi partilerin farklı siyasi parti yöneticilerinin, seçmenlerin güvenini kazanmış bir belediye başkanıdır. Başkentin böyle bir belediye başkanına ihtiyacı var. Mansur bey bu konuda %50’nin üstünde oy alacağı inancı içerisindeyim.

Sunucu: Peki İzmir’e geçelim. İzmir’de CHP’nin adayından ziyade sanki karşısına özellikle AKP’den çıkan isim daha konuşulur gibi. Binali Yıldırım Ulaştırma eski Bakanı. Aynı zamanda da az önce sizin de söylediğiniz gibi 17 Aralık sonrasında da adını sıkça duyduğumuz bir isim. İzmir için ne söyleyeceksiniz?
Gürsel Tekin:
İzmir seçmeni çok duyarlı bir seçmendir. İzmir’de yaşanan son tabloyu özellikle operasyonun nasıl engellendiğini, o operasyonun arkasında kimlerin olup olmadığını İzmir seçmeni çok iyi biliyor. O konuda İzmir’de hiçbir tereddüdüm yok. İzmir’de %60’ın üstünde oy bekliyoruz.

Sunucu: O zaman İstanbul’a gelelim ki bu konuyu ayrıca belki bir parantez içine almamız gerekiyor. Size sıklıkla şu soruluyordur. İstanbul’da CHP Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Sarıgül. Sizin başta adaylıkla ilgili kendinize ait verdiğiniz bilgiler vardı. Şimdilerde de daha öncede size sorulduğu gibi şu soru herhalde sıklıkla geliyordur. Sayın Sarıgül’le aranızda bir kırgınlık var mı? CHP İstanbul nasıl bir yarış içerisinde? Siz o yarışın neresindesiniz? Nasıl bir katkı sağlıyorsunuz? Ne bekliyorsunuz sonucunu?
Gürsel Tekin:
Cumhuriyet Halk Partisi'nin okulunda yetişmiş bir siyasetçi olarak söylüyorum. Hiçbir arkadaşıma kırgınlığım yok. Ama birçok arkadaşlarımla farklılıklarım var. Bu da sosyal demokrat partilerde olması gereken bir unsurdur, düşüncedir. Ben bu düşüncemi korumaya devam edeceğim. Ama bu şunu göstermez. Önümüzdeki süreçte Sayın Sarıgül’ün ya da Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar olması için çaba sarf etmeyeceğim anlamını taşımaz. Tam tersine daha çok birçok arkadaşlarımdan daha fazla çaba sarf edeceğim. İstanbul’la ilgili şu haritaya baktığımızda şu haritanın İstanbul’da yurttaşlarımıza yaşatmış olduğu soruna rağmen eğer gerçekten yurttaşlarımız AKP’yi tercih edeceklerse bu konuda söyleyebileceğim hiçbir şey yok. Şu haritaya baktığımızda önümüzdeki günlerde yani inşallah seçmen bunun gereğini yapar. Önümüzdeki günlerde İstanbul’da yurttaşlarımızı bekleyen en önemli tehlikelerden bir tanesi bu adına kentsel dönüşüm dedikleri tam bir rantsal dönüşüm ve de ferman yasasıyla 2 milyon yurttaşımızın ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu burada bugün söylemek istiyorum. 2009 yılında İstanbul’da çeşitli ilçelerde özellikle Beykoz’da, Ümraniye’de 2B’de oturan yurttaşlarımız Sultanbeyli’de uyarılarıma rağmen önümüzdeki süreçte hepiniz sürgüne tabi tutulacaksınız dediğimizde o gün inandırmış değildik. Ama ne yazık ki bunu yaşayan yurttaşlarımız evet gerçekten oradan sürgün edildiler. Çok ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldılar ve gecikmelide olsa bizim dediklerimiz çok haklı çıktı.

Şimdi buradan tekrar uyarmak istiyorum. Özellikle kentsel dönüşümde yani İstanbul’un yeni İstanbul dediğimiz eski İstanbul’un çeperlerine baktığımızda o çeperlerde oturan yurttaşlarımızın bu dönem çok hassas olmaları gerekiyor. Eğer sürgüne tabi tutulmak istemiyorsa, doğduğu yerde büyümek istiyorlarsa bir tek yapacakları iş var Cumhuriyet Halk Partisi'ne oy vermek olacaktır. Cumhuriyet Halk Partisi'ne oy verdiklerinde kendi mülkiyetlerine sahip çıkacaklardır. Kendi evine, barkına sahip çıkacaklardır. İstanbul’da çok temel üç, dört sorun var ki bunun bir tanesi mülkiyet sorunudur. İkincisi, ulaşım sorunu. 20 yıldır iktidar olan bir siyasi partinin belediye başkanı utanmadan billboardlar asıyorlar. 2017’de sizin ulaşım sorununuzu çözeceğiz. 20 yıl ne yaptınız? 20 yıl çocuklarınızı zengin ettiniz. Bu haritaya baktığınızda bu haritada iktidar yetkilileri belediye başkanları çocuklarına, ailelerine 100 milyar dolar rant sağlamışlardır. Bunu burada açık ifade ediyorum. Yüreği yeten kim varsa çıksın karşıma bunu ispatlamazsam siyaseti bırakacağım. Ama iki yıldır söylememe rağmen halen bir cesur adam karşıma çıkmış değildir. Keşke Sayın Topbaş gelse. Sayın Topbaş’a 100 binlik planda kendisinin yapmış olduğu 100 binlik planda nasıl rantların elde edildiğini, nasıl damatların, çocukların zenginleştirildiğini, milyonlarca yurttaşın kentsel dönüşümünün neden yapılamadığını anlatma imkanımız olsa. Ne yazık ki bu imkanlar, bu olanakları bulamıyoruz.


Sunucu: Belki bakacağız seçimlerden sonra yeni İstanbul, yeni Türkiye noktası gelir mi diye son sorumuzu soracağız. Sizin yanıtınızla beraberde yayınımıza, birlikteliğimize son vereceğiz. Ne dersiniz yeni Türkiye, yeni İstanbul geliyor mu seçimlerden sonra?
Gürsel Tekin: Kesinlikle şeffaf, yeni, bütün evrensel kurallar içerisinde yeni bir belediyecilik, yeni bir hukuk anlayışı, yeni bir siyasal anlayışa çok ciddi ihtiyaç var. Kirlenmiş siyaseti Türkiye’nin tekrar kaldırması mümkün değildir. Bir siyasetçi olarak söylüyorum. Türk siyaseti çok kirlendi. Bu kirlilikten arındırmak yurttaşların temel görevidir. Geçmiş yıllarda farklı siyasi partilere oy vermiş olabilirsiniz. Geçmiş yıllarda Cumhuriyet Halk Partisine oy vermemiş olabilirsiniz. Ama gelin Türkiye’nin geleceğini beraber inşa edelim. Cumhuriyet Halk Partisi'ne oy verelim önümüzdeki süreçte bütün bu yasakçı anlayışta daha demokratik, daha özgürlükçü bir Türkiye için sizde katkı sunun. Sonra hangi arkadaşımız, hangi yurttaşımız, hangi seçmenimiz istiyorsa kendi mecrasında siyaset yapabilir. Ama gelin çocuklarımızın geleceğini hep beraber tayin edelim.

Haber: İstanbul Gerçeği

Anahtar Kelimeler
    Pazartesi, 24 Şubat 2014 18:58

Bağlantılı Konular