"Çünkü hukuk işlemiyor"


9 Eylül’de 90. yılını kutlayacak olan CHP’nin, Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin ile Gezi direnişiyle birlikte açıklığa çıkan Türkiye’nin durumu ve yerel seçimler üzerine konuştuk.

"Görüyorum ki yeni bir Anayasa da yeni bir bahara kaldı"
9 Eylül: Sizce Gezi direnişinin anlamı ne idi?

Gürsel Tekin: Herkesin Gezi Parkı ile ilgili söyleyebileceği çok hikayelesi vardır. Ne yazık ki sosyologlar da dahil olmak üzere son yıllarda, AKP dönemindeki bu süreci tam net bir şekilde algılayabilmiş ve analiz edebilmiş değiller. Aslında bizim 8 ay önce hazırlamış olduğumuz adına ‘Öteki Türkiye’ dediğimiz benzer bir raporumuz vardı. 76 il dolaşarak hazırlamış olduğumuz rapora baktığımızda belki çok net ‘Gezi Parkı’ gibi görünmese de Türkiye’de birikmiş bir enerjinin en kısa süre içerisinde patlaması idi. O beklenti halen de devam ediyor. Nedir bu beklenti? Aslında sıraladığımızda Türkiye gibi dünya ile entegre olmuş, herşeye rağmen, dünyada Türkiye’yi Ortadoğu coğrafyasının bir parçası gibi görenler biraz yanıldılar. Gezi Parkı'nın özellikle dünyadaki bakışı ile ilgili çok olumlu bir tepkiye dönüştüğünü ifade etmemiz gerekiyor. Tabii, aklıselim, demokrasi, özgürlüğü kavramış bir iktidar bunu Türkiye lehine çevirebilirdi. Gezi Parkı'ndaki o fotoğraf dünyayı ayağa kaldırdı. Evet ya bizim bildiğimiz Türkiye, başka bir Türkiye imiş. Mustafa Kemal Atatürk'ün yaratmış olduğu başka bir ülke, bir İran, Arabistan, Mısır değil. Bu fotoğrafı burada yaşayarak gördüler.

"Cevap alamıyoruz"
Gezi direnişi’ bir sembolü ve Türk halkının bir vatandaş olarak temel hak ve özgürlüklerinin talebiydi. 5 ölüm, 8 binden fazla yaralı, tutuklanmalar oldu. Ve hala iktidar tarafından netleştirilmiş bir durum göremiyorum? Neden sizce?
Şu sıra Türk siyasetinde ahlak sorunu var. Türk siyasetini, bu kirlilikten arındıramazsak demokrasiyi getiremeyiz. Birinci, önceliğimiz 30 yıldır kirlenmiş Türk siyasetini ivedilikle ‘hesap verilebilir hale getirerek’ arındırmaktır.

Meclis dediğiniz, öyle çok abartılacak bir şey değildir. Bir ceberut iktidar döneminde sayısal çoğunluk olan dönemde, bizim orada sadece bağırıp çağırmanın ötesinde başka bir şeyimiz olmuyorki. Çünkü, geçmiş dönemlerde herşeye rağmen komisyonlarda müzakere diye bir şey vardı. Şimdi müzakereler kaldırılmıştır. Tam tersine zaman zaman toplanan komisyonlar kendilerine gelecek talepleri, kendileri de bilmiyor. Talep geliyor, bürokrasi hazırlıyor. Ne oluyorsa o geçiyor.

İktidara parlamentoda soru sorarak, sonuç almamız mümkün değil. Çünkü hukuk işlemiyor. Cevap verse de, bu sorunun cevabı olmuyor. Bu bir yerde yüzsüzlük, ayarsızlık ve ahlak dışı harekettir. Arkadaşlarıma rica ediyorum, yasal olarak vatandaşlık haklarını kullanarak, dilekçe ile bu sorular sorulsun.

Alman Sosyal demokrat politikacı Helmut Schmitd başbakanlık süresi bittikten sonra, örtülü ödenek dediğimiz, harcamaları yapıyor ve daha sonra bütün harcamalar denetiminden geçiyor. Harcamanın bir yerinde 100 bin markın kapalı olduğu görülüyor. Bu 100 bin mark ile ilgili Schmith’e sorulduğunda bir yardım harcaması olduğu için cevaplamıyor. Bütün gazeteler yüklendi ve Schmitd siyaseti bıraktı. Daha sonra yapılan araştırmalar sonucu o 100 bin markın Afrika’ya yardım edildiği ortaya çıkınca aynı kamuoyu ve gazeteler Schmitd’ten özür diledi, geri dön dedilerse de o dönmedi. Siyaset bu kadar arınmış. Gelin biz de siyasetimizi arındıralım. Örtülü ödeneğin nereye gittiğini ben bilmesem de devletin bunu denetiminden geçirmesi gerekir. Nerden bileyim benim ödediğim verginin bana kurşun olarak dönmediğini? Niye bunu saklıyorlar? Bunun gizliliği nedir? Maalesef Türk siyaseti çok kirli. Bakalım bakanlara: Şu anda servetinin hesabını verebilecek siyasetçi var mı? Yoksa siyaset kirli demektir…

"Cumhuriyet ve Atatürkçülük tasfiye sürecine sokulmuştur. Rejim İslami faşizme gidiyor. Başkanlık görüntülü bir dikta rejimine gidiliyor. Yeni anayasa yapmak bu meclis’in yetkisinde değildir." kaygıları ile vatan savunmasına çağrı var. Siz bu konuda nasıl çalışmalar yapıyorsunuz?
Elbette bu kaygıların tamamını bizde taşıyoruz. Biz, Türkiye’yi dünyadan ayıramayız. Siyasi olarak entegre olamamış olsak da, ekonomik olarak entegre olmuşuz. Bugün baktığımızda Türkiye ekonomisinin önemli bir bölümü yabancıların elinde. Bankalara baktığımızda iki devlet bankası bir de CHP ortaklığı olduğu için İş Bankası hariç, bütün bankalar bugün dünyanın çeşitli ülkelerinin hakim olduğu bankalardır. Dünyada da böyledir, sadece bize mahsus değildir. Mustafa Kemal Atatürk'ün 1. hedefi batı ile entegre olmak, yani çağdaş medeniyeti yakalamaktı. Avrupa Birliği süreci ondan sonraki CHP döneminde başlamıştır. Türk demokrasisi, hem de Türkiye siyasetinin geleceği açısından bizim batı ile entegre olmamız lazım. Tam tersini onlar düşman, bizi bölen, yok eden gibi görürsek, bu Türkiye’ nin büyüklüğüne büyük bir zafiyet getirir. Bu coğrafyada Türkiye çok önemli bir ülke belki  şansızlıklarla iyi yönetilmemiş olabilir. Ama, dünyanın Türkiye ile ilgili bakışı ‘Çok güçlü bir ülke’ olduğumuz. Bütün bunlara baktığımızda her şeye rağmen bir yeni ‘Anayasa’ya ihtiyaç duyulduğu inancı içindeyim. Bu parlamento yeni anayasa yapamaz diye bir şey yok. Sonuç itibariyle millet iradesine inanıyorsak bu parlamentoda seçilmiş bir parlamentodur. Herşeye rağmen millet iradesi burada vardır. Ve bu parlamentodan yeni bir anayasa çıkabilir. Çıkar mı? Çok zor. Bu AKP’ nin ya da Başbakan'ın kafası ile çağdaş bir anayasa, dünya ile entegre olmuş evrensel hukuka dayalı bir anayasanın çıkması da maalesef zordur. Görüyorum ki yeni bir anayasa da gene yeni bir bahara kaldı.

"İttifak olacak mı?"
CHP ile MHP'nin yerel seçimlerde AKP’ ye karşı ittifak yapacağı iddia edildi. Bu durumda İstanbul ile İzmir’i CHP, Ankara’yı MHP alacak? Bu bir koalisyon mu, işbirliği mi?
Böyle bir şey yok. CHP sadece millet ile işbirliği yapar, herhangi bir siyasi parti ile işbirliği söz konusu bile değildir. Bu iddialar her zaman olur. Ama zaman zaman vatandaş bu birlikteliği, dayanışmayı kendisi oluşturuyor. Bugün yapmış olduğumuz bütün kamuoyu yoklamalarında 2011 yılında CHP’nin seçmenlerinden 3.5- 4 puanın, MHP'ye gittiğini görüyoruz. Pek çok aileler ile konuşuyorum, diyorlar ki: ‘biz evde konuştuk birimiz, MHP’ye birimiz CHP’ye oy vereceğiz’. Böyle yapmayın, desek de, vatandaşın böyle bir talebi vardı, oldu.

Kayıp orta sınıfa nasıl ulaşacaksınız?
Orta sınıf ya da Y kuşak, her iki kuşakta sosyal demokrat; rahat ve bize kolay entegre olacak, ‘bizim seçmen kitlemizdir’ diyebilirim. Ve bu konuda çok ciddi çalışmalarımız var. 1'incisi bu sadece bugüne mahsus bir çalışma değil, daha önce yapılmış bütün çalışmaların orta sınıf ve Y kuşağı dahil olmak üzere onun üzerine entegre edilmiştir. İktidar olamadığımız için maalesef bu projeleri hayata geçiremedik. Gerek ‘orta sınıf’ gerekse ‘yeni kuşak’ yani ‘özgürlükçü kuşak’ dediğimiz kuşakların beklentileri çok farklı. 90’lı gençlerimizin, daha çok toplum içerisinde maalesef uzun süreli bütün uğraşlara rağmen, entegre edemediğimiz farklılıklar ‘Kürtler, Aleviler, azınlıklar, İslamcılar’ bütün bunlarla yeni kuşak entegre olmuştur. Diyorlar ki; ‘ Ben bunlardan ayrışmak istemiyorum. Sonuçta hepimiz bu ülkenin birer parçasıyız. Hepberaber yaşayabiliriz.’ Ama nasıl yaşayabiliriz? Özgürlükler olursa yaşayabiliriz. Özgürlükler aynı zamanda başkasına müdahale etmemek demektir. Gelişmiş bir ülkede, başbakan biz ve siz olarak ayrım yapmaz. Sizin belediye, bizim belediye diyemez hukuken suç işler. Gelişmiş bir ülkede hukukun demokrasinin geliştiği bir ülkede ‘yüzde 50'yi evde zor tutuyorum’ diyemez suç işler. Bu ülkede yaşanıyor. Demokrat bunları görerek yaşayacağız. Görünmeyen demokrasiye ve özgürlüğe kapalı olan kapılar, ancak böyle fark edilir. Aksi takdirde bütün o biraz önce saymış olduğumuz farklılıklar bir araya gelebilir mi? Futbolda uzun süredir, çeşitli çalışmalar var, maçtan sonra nasıl insanlar kavga etmeden nasıl evlerine gidebilir? Diye. Bu kadar birbirleri ile kavga etmiş ve çok sayıda insanların öldüğü süreçler yaşanırken, 3 farklı takım omuz omuza yürüdü.

Yerel Seçimlerde, sizce İzmir önemli mi?
Uzun süredir mücadele ediyoruz bir türlü beceremedik. Türkiye’nin en büyük sorunlarından bir tanesi de ‘siyasi partiler yasası’ kendi vekilini, kendi belediye başkanlarını, milletin kendisinin seçebilme olanağının sağlanmasıdır. Kendi muhtarını seçen bir yurttaş kendi vekilini, belediye başkanını neden seçemiyor? Biz bunun için kanun teklifini verdik duruyor, AKP geçirmedi. Bu olsa idi, bu tartışmaların hiç biri olmazdı. Yani Karabağlı, Konaklı kendi adayını kendisi belirleyecektir. Biz Ankara’da oturarak, Ahmet, Mehmet ne olacak? demek durumunda kalmayacaktık. Tabanda olan millet iradesi bu vesile ile her yere yansımış olacaktı, olmadı. Şimdi en makul düzeyde yöntem ne ise onu uygulayacağız. İzmir zaman zaman tartışma konusu oluyor. Kısmen yandaş medya, kısmen AKP siyasetçileri sanki İzmir de sanki başarısızlık algısı yaratmak istiyor. Ben de defalarca çağrı yaptım sizin aracılığınızla da bir çağrıda bulunmak istiyorum. Elbette İzmir de eksikler var. Fakat, giderilmeyecek eksiklikler değildir. Şunu yapalım: AKP İzmir i tartışsın, ben de İstanbul’u, Ankara’yı getireyim ve buyurun tartışalım. Ve İzmirli ve özellikle İzmir’de oturan seçmenlerin tamamı benim ricam ‘Bir seçmen olarak İzmir in dışına çıktığınızda özellikle AKP nin iktidar olduğu illeri bir gidip görün? Neden? Sosyal yaşam yok. Eğer bir yerde sosyal yaşam yoksa, orası şehir olmaktan çıkar, bitmiş demektir. Yani Kongre ve Turizm kenti olabilecek İzmir’in giderilmeyecek sorunları yok, tanıtıma ihtiyacı var.

Çözüm önerisi
Seçimlerle kurtuluşumuzu nasıl yapacağız?
Daha önce de bir çağrıda bulunmuştum. Türkiye’nin cumhuriyeti kuran CHP-Cumhuriyetin partisi 76 milyonun siyasi partisi. Siz her ne kadar farklı siyasi partilere oy vermiş olsanız da bir kereliğine, Türkiye’nin, demokrasiye özgürlüğe hukuk sistemine kavuşabilmesi için her seçmenden önümüzdeki dönemde CHP’ye oy istiyoruz. CHP’ye oy verin ki demokrasiyi, hukuk sistemini oturtalım. Ve hepimizin güvencesi hukuk olsun. Gelişmiş ülkelerde, hiçbir bireyin güvencesi iktidar olmaz, güvencesi hukuk sistemi olur. Bu evrensel hukuk sistemini, CHP ile kuralım. Sonra, mutlu olursanız devam edin mutlu olmazsanız bildiğiniz siyasi partilere gidin. Demokrasi için özgürlük için Türkiye’nin geleceği için…

Haber: 9 Eylül

Anahtar Kelimeler
    Salı, 06 Ağustos 2013 15:42

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica