Gürsel Tekin Fatih Altaylı'nın sorularını yanıtladı

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, Teke Tek programına konuk oldu ve Fatih Altaylı'nın sorularını yanıtladı.

Fatih Altaylı: Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri ve İstanbul Milletvekili Sayın Gürsel Tekin ile birlikteyiz. Hoşgeldiniz.
Gürsel Tekin: Hoşbulduk. İyi yayınlar diliyorum.

Fatih Altaylı: Size de başsağlığı dileyelim çünkü sizin partinizin de genç mensupları, gençlik kolları üyeleri Ankara'daki vahim saldırıda hayatlarını kaybettiler. Siz Ankara'daki saldırıyı nasıl okuyorsunuz? Kim, niçin, amaç ne?
Gürsel Tekin: Fatih Bey özellikle son dört güne baktığımda gerçekten çok ibretle izliyorum. Bugüne kadar benzer olayların tamamında sonucu tartışırdık. Hiçbirimiz sebebi tartışmazdık. Neden bunlar yaşanıyor? 90'lı yıllarda faili meçhul cinayetler, 2000'lı yıllarda başka şeyler... Şimdi gelmiş olduğumuz durumda izin verirseniz sizinle birkaç şey paylaşmak istiyorum. İlk Reyhanlı olayı oldu. Reyhanlı'da 53 vatandaşımız hayatını kaybetti. Saat 11'de hükümet sözcüsü çıktı, Reyhanlı'daki eylemi Esad güçleri ve Türkiye'de bir sol örgütün yaptığını açıkladı. Yarım saat içinde olağanüstü bir istihbarat elde etmişler ve bu açıklamayı yaptılar. İki saat sonra Rakka'da El-Kaide tarafından olayın gerçekleştiğini bütün dünya duyunca bu sefer Türkiye'deki iktidar kıvırmaya başladı. 2013'ten bahsediyorum Reyhanlı'dan. Şimdi,  Sultanahmet'te İstanbul'un göbeğinde, Nevşehir'de, Bingöl'de, Adana'da, Mersin'de, Diyarbakır'da, Suruç'ta çeşitli olaylar oluyor ve bütün dünya, dünya medyası kevgire çevrilmiş olan bu coğrafyada belirli örgütlerin cirit attığını ve önümüzdeki süreçte bu örgütlerin ciddi sıkıntı yaratacağını söylemesine rağmen hükümetin bugüne kadar önlem alamaması, bugüne kadar olmuş olayların hiçbirinin failinin yakalanmaması hatta Sayın Başbakan'ın bir televizyonda Suruç ile ilgili, "Yakalandı ve adalete teslim edildi" cümlesi de doğrusu çok vahim bir olay. Bu kadar bihaber durumdalar. Şimdi niye böyle oldu yani neden iç meselelerimiz varken, kendi sorunlarımız varken, Ortadoğu coğrafyasında, sorunlu sıkıntılı bir coğrafyada hangi gerekçelerle olduk? Bugün Sayın Cumhurbaşkanı da açıkladı, galiba yüz küsur ülke de başsağlığı dilediler. İslam coğrafyasında Arabistan dışında bir tek ülke başsağlığı bile dilemedi. Böyle bir yaşam olabilir mi? Yanı başımızdaki bu coğrafyada kendiniz düşman yaratmaya çalışırsanız sonuç bunlar olur. İkincisi çok vahim olan yine Sayın Başbakan'ın "Biz canlı bombaları tespit ettik ama hukuk gereği bunları gözaltına alamadık." demesi. Fatih Bey hatırlarsanız Gezi Parkı'nda son derece masumane eylem, şehrine kentine sahip çıkan toplumsal bir eylemde yanı başımızda yüzlerce sivil polisin olduğunu gördük. Geçen gün gazetecilerin yürüyüşünde 15 tane gazeteci vardı kaç tane sivil polis vardı?
Fatih Altaylı: 500 civarı...
Gürsel Tekin: Şimdi böyle bir manzarada siz gazetecilerin yürüyüşüne 500 tane polis gönderiyorsunuz, Ankara'da çok sıkıntılı sorunlu bir miting olacak buna önlem alamıyorsunuz.

Fatih Altaylı: Makul şüphe diye bir yasa kendileri çıkardılar. O yasanın çıkma sebebi bu tür olaylar diye tahmin ediyorduk, uygulanmıyor.
Gürsel Tekin: Aslında bu Suruç'tan, Reyhanlı'dan pek çok olaydan itibaren gazetelerin de yazdığı hatta işte kimlerin hangi güçlerin yaptığı, iller bile konuşuldu. Şunu da söylemek istiyorum, geçmiş yıllara göre son derece donanımlıyız, bir on yıl önceki devletin kurumları, istihbarat örgütü dahil olmak üzere kullanılan bütçeye baktığımızda olağanüstü bir bütçe kullanılıyor. Yani siz İstanbul'un göbeğinde siyasetçileri, gazetecileri, kendinize muhalif olan iş dünyasını mobese sistemiyle takip edebilecek olanakları buluyorsunuz da bu kadar yasadışı canavar bir örgütü bütün dünyanın söylemesine rağmen gözetim altında tutamıyorsanız burada bir sorumluluk hissetmeyecek misiniz? Sanki rastgele bu örgüt dün çıkmış. Bunu kabul etmek mümkün değil. Yanlış dış politikanın getirdiği sonuç maalesef bu noktada. Biliyorsunuz hükümet sözcüsü dün bir açıklama yaptı çok vahim bir açıklama. Gerçekten bu bilgi doğru bir bilgi midir, mutlaka tabi ki bir veriye dayanarak söyleniyor. Birkaç ülkenin arkasında olduğunu söylüyor. Bu kadar donanımlı bu kadar güçlü bir ülke, hangi ülkelerin cesaret edip başkentimize yani bırakın başka yeri... Bir ülkenin başkentinde, göbeğinde sizi gelip tokatlıyor sizin de sloganınız "dik dur" diyor. Böyle bir dik duruş olabilir mi? Bu tablo vahim bir tablo. Bunun daha önceki olaylar gibi taziyelerle, hesap soracağızlarla kapatılması mümkün olmayan bir olaydır. Bu olay failleri bulduk, faillerin arkasında kimleri buldukla geçiştirilecek bir olay değildir.
Bir kere öncelikle hepimizin şunları bilmesi gerekiyor. Bu şahıslar telefon kullanır, bu şahıslar araç kullanır, bu şahıslar bilgisayar kullanır. Yani siz Fatih Altaylı ile Gürsel Tekin'in bilgisayarlarını izleyeceğinize niye bu şahısların bilgisayarını izlemiyorsunuz? Burada ciddi bir siyasal sorumluluk var bu siyasal sorumluluktan kaçmak mümkün değildir. Bizim bir de bir alışkanlığımız var, her olayı gerekçelendiriyoruz. Bu gerekçelendirilecek bir olay değildir.

Fatih Altaylı: Bugün Sayın Cumhurbaşkanı akşamüstünden sonra ilk kez konuştu. İstifa istemek bir çözüm değildir dedi. Önce bakmak lazım dedi.
Gürsel Tekin: İstenmez bunlar Fatih Bey. Gelişmiş demokratik ülkelerde istenmez, gereği yapılır. O koltukta oturanların kendilerinin yapması gerekiyor. İstifa niye istensin? Ortada ciddi bir olay var. Yüzün üzerinde insan hayatını kaybetmiş.
Fatih Altaylı: Tam rakam belli oldu mu?
Gürsel Tekin: O da vahim bir olay. Bakın ben bütün hastaneleri dolaştım. Gerçekten Gandi’nin dediği gibi, "Bazen vahşi katliamlar ve dayanılmaz zulüm karşısında yüreğim sıkışır, umudum kırılır, vazgeçme noktasına gelirim. Böyle zamanlarda hep dönüp geçmişe, tarihe bakarım. Tarihte zulüm karşısında doğruluk, hakkaniyet ve barış kazanmıştır."
İnanın yüreğimiz sıkışıyor. Her hastanede şuanda yoğun bakımda 14- 15 tane insan var. Bu yoğun bakımdaki insanların durumunun ne olduğunu üç aşağı beş yukarı sizlerde biliyorsunuz. Tabi umudumuz kimse hayatını kaybetmesin, hepsine şifa diliyoruz. Ama yüzün çok üzerinde olduğunu da ifade etmek istiyorum. Gerek hastane yetkililerinin söyledikleri gerekse savcının bilgileri... Hala kayıplar var Fatih Bey. Biz bu kadar güçlü bir devletiz falan diyoruz ama sağlarımızı koruyamadık, ölümüzün sayısını bilemeyecek kadar da beceriksiz bir durumda olduğumuzu hepimizin bilmesi gerekir.
Şimdi bu süreç başladığı günden itibaren CHP olarak,  biz söylemiştik lafı çok klasik ama biz hem söyledik hem de Ortadoğu coğrafyasındaki bu ülkeleri Sayın Genel Bakanımızın talimatıyla, birinde Sayın Genel Başkanımız da vardı hatta ziyaret ettik. Sadece 200 Milyar Dolar petrol geliri olan bir ülke düşünün, o ülkede insanların hepsi sefalet ve açlıkla karşı karşıya. Böylesi bir ülkede terörün belli güçlerin odaklanmaması düşünülebilir mi? 900 küsur kilometre, Irak'ı da kattığımızda neredeyse bin beş yüz kilometrelik alanın tamamını açıyorsunuz. Ne adına açtığınızı defalarca sormamıza rağmen hal cevabını alabilmiş değiliz. Sayın Davutoğlu'nun Türkiye'nin başına bela ettiği stratejik derinlik. bu stratejik derinliğin ülkemize getirmiş olduğu bu dayanılmaz vahim olaylar nasıl bertaraf edilecek? Öncelikle iç meselemizi en kısa sürede halletmeliyiz. Sayın Genel Başkanımız da Sayın Davutoğlu'na bu konularla ilgili yapılması gereken ne varsa CHP olarak katkı sunmak istediğimizi ifade etti. Bir sürü raporumuzu Sayın Davutoğlu'na göndermemize rağmen inanıyorum ki sayfaları bile açılmış değildir. Keşke Cumhuriyet Halk Partisinin önerileri ciddiye alınmış olsaydı bu sorunlar yaşanmamış olurdu.
Doğrusu tabi ki biraz önce saydığım olayların faili kim çözülemedi. Neden çözülemedi, niçin çözülemedi doğrusu merak ediyoruz. Suruç'taki olayın arka planı, ailesi, abisi... Şimdi son günlerdeki tartışılan mesele olası Suruç olayını yapan çocuğun abisinin yapmış olabilme ihtimali... Şimdi bütün bunlara rağmen nasıl gözetim altında tutulmaz doğrusu bunların hepsi ciddi bir biçimde soru işaretidir. İnanıyorum ki ileriki günlerde bu soru işaretlerinin hepsi giderilecektir.

Fatih Altaylı: Cumhuriyet Halk Partisi pozitif politika izlemeye gayret ediyor. Eski halini bıraktı, bir süredir farklı daha yapıcı olmaya çalışıyor. Sayın Kılıçdaroğlu da diyor ki, herkesle görüşebilen bir biz varız. Gerçekten de öyle. Ancak cumhuriyet Halk Partisi'nde şöyle bir sorun var. Bütün bunlar Cumhuriyet Halk Partisi'ne beklenen oyu getirmiyor. Herkes ya cumhuriyet Halk Partisi doğru davranıyor diyor, uzlaşmacılar diyor, projesi de iyi diyor. Hatta bazı projeleriniz iktidar partisi tarafından kendi beyannamesine alınıyor.
Gürsel Tekin: Her üç parti de aldı.
Fatih Altaylı: İyi bir şeyin başkaları tarafından alınmasında bir sakınca yok.
Gürsel Tekin: Kesinlikle
Fatih Altaylı: Ama Cumhuriyet Halk Partisi oylarında beklenen yükselişi yakalayamıyor. Geliyor bir yere dayanıyor. Anketlerde bu yaptığınızın karşılığını alıyor gibi durmuyorsunuz. Acaba Türkiye’nin bugünkü kutuplaşma ortamında bu siyaset doğru sonuç verecek bir siyaset mi? Yani herkes kavga ederken siz ya bir dakika dediğiniz zaman o seçmende beklenen kardeşim biraz sert olun algısını bozuyor mu?
Gürsel Tekin: Aslında CHP'ye de biraz haksızlık yapılıyor.  2011 yılından itibaren CHP gerçekten çok olumlu bir politika izlemiştir. Hatırlarsanız Çözüm sürecinin daha başlamadığı bir ortamda Genel Başkanımız Sayın Erdoğan'dan bir görüşme talep etti. Sayın Erdoğan da bir zaman kaybı olarak nitelendirdi. Bütün bunlara rağmen, terörün yaşandığı bir dönemdi. Bu mesele konusunda katkı sunacağımızı ifade ettik.

Fatih Altaylı: Ama orada mesela Cumhurbaşkanı Erdoğan da sizi suçluyor. biz komisyon kuracaktık, üye bile vermediler diyor.
Gürsel Tekin: Bunların yalanlarına, iftiralarına can dayanmaz. Biz bütün bunları yaşadıktan sonra koalisyon döneminde Sayın Genel Başkanımız geçmiş dönemdeki tecrübesi neticesinde arkadaşlarımıza ve Davutoğlu'na dedi ki biz bütün süreci kayıt altına alacağız. Çünkü görüyoruz maalesef siyaset Türkiye'de çok kirlendi. Bütün bu olup bitenlerin sorumlusu aslında kirlenen siyasettir. Bu kirlilik içerisinde kimin doğru kimin yalan söylediğini kestirmek de mümkün değildir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz gittiğimizde 22 Maddeyle yani bizim çözüm konusundaki projelerimizin neler olduğunu, siz de bu konuda ne düşündüğünüzü söylerseniz en azından karşılıklı olarak bunları tartışırız, konuşuruz. Hangi maddelerin parlamentoda kanunlaşıp kanunlaşmayacağı konusunda da bir hemfikir oluştururuz dedik. Daha ilk günden hatırlayın, özellikle bizim önerilerimizden bir tanesi akil adamlar komisyonuydu. Hatta Sayın Erdoğan dedi ki, aklınızı kendinize saklayın ne demek akil adamlar. Sonra kendileri oluşturdular. Bizim akil adamlar dediğimiz toplumun kanaat önderleri gerçekten ciddiyeti olan, sağda solda geçmiş dönemlerde tecrübesi olan bir komisyon oluşturmaktı bu da olmadı. Nihayet bizim 22 madde olarak kanun teklifi olarak parlamentoya sunmuş olduğumuz her iki partinin de reddettiği hem AKP'nin hem HDP'nin bu nedir dediği maddeleri görüyorum ki şimdi her iki siyasi parti de parlamentoyu tarif ediyor. Demek ki CHP dün de doğru bir hedef göstermiştir.
Cumhuriyet Halk Partisi baştan itibaren çok sorumlu davranıyor.

Fatih Altaylı: Sorumsuz davranıyor demedim, bu sorumlu davranış oy getirmiyor galiba dedim.
Gürsel Tekin: Geleceğim. Yani patates ekerken bile altı ay bekliyorsunuz. Çok kolay değildir. Sadece bugüne mahsus değil geçmiş dönemde de siyasi partilerin hepsinin tek hedefi Cumhuriyet Halk Partisi olmuştur. Çünkü biliyorsunuz yaşayan tek parti Cumhuriyet Halk Partisidir. Çok partili sisteme geçtiğimiz tarihten bu yana 400 siyasi parti kurulmuş. 53 tanesi tek başına ya da koalisyonlarla hükümet kurmuş. Onların içinde ayakta kalan 3 tip parti var. Bunun biri de Cumhuriyet Halk Partisi. Neyle vurdular Cumhuriyet Halk Partisini? Çok enteresan, bizim temel olarak koymuş olduğumuz, toplumsal barışın bozulmaması için inançların, mezheplerin, dinlerin siyaset malzemesi edilmemesi gerektiğini söyleyen tek siyasi partiyiz. Bunların şu an ülkenin başına getirdiği sorunları görebiliyor musunuz? İlk kez insanlar birbirlerine bu kadar düşmanca bakıyor. İnanın 12 Eylül dönemindeki gibi bile değildir. Bu kadar nefret duygusu olabilir mi? Sosyal medyadan takip ediyoruz. İnsanların ölümüne bile saygı duymayacak insanların geldiği bir dönemdeyiz. CHP olarak biz uzun süre AKP'nin tüm bu olumsuzluklarına rağmen, içerde dışarda, yolsuzluk konusunda canhıraş mücadele ettik. Türkiye'deki yangının ne kadar büyük olduğunu fark eden tek siyasi partiydik ve gittik Sayın Davutoğlu'na sorumluluk almak istiyoruz dedik. Sorumluluk konusunda da CHP'nin kırmızı çizgileri şudur, yeşil çizgileri budur değil tam tersine 5 madde konuldu. Bu beş maddede de biliyorsunuz bugün hala tartıştığımız dış politika. Yeniden bir dış politika inşa edilmesi lazım. Barışa dayalı bir politika inşa edilmesi lazım. İki hukuk sistemi. Her taraf kevgire dönmüş böyle bir şey olabilir mi? Yerel mahkemeler bile karar veremez duruma geliyor. Böyle bir hukuk sistemi olabilir mi? Üçüncüsü Kürt meselesi. Can yakıcı bir mesele. 35 yıldır konuşuyoruz maalesef çözememişiz. Dördüncüsü ekonomiyle ilgili. Beşincisi maalesef kevgire dönmüş eğitim sistemi. Bunu kim kabul etmeyebilir? Nihayet komisyonlar çalışmaya başladı. Biz inanın kendi içimizde de tartışıyoruz, zaman geçiyor. Çok ciddi sıkıntılar var. Bugündü yarındı, bayram geldi seyran geçti derken 32 gün aldı.

Fatih Altaylı: Fark etmediniz mi oyalandığınızı orda?
Gürsel Tekin: Efendim biz öncelikle Sayın Başbakan'ı ciddiye alırız. Biz tabi ki özellikle saray etrafındaki gazetelerin demeçlerine bakınca olmayacağını hissediyorduk. Ama dedik ki herhalde Sayın Davutoğlu bir irade gösterir. Nihayet 31. günde Sayın Erdoğan çıktı bir basın açıklaması yaptı. Muhtarlar Şurası Toplantısı var ya meşhur. Muhtarlar Şurası Toplantısında Sayın Davutoğlu'na siyasi intihar dedi. Sayın Davutoğlu da siyasi intiharı göze alamadı maalesef. Şimdi pişkin pişkin çıkıp diyorlar ki bunlar hükümete girmedi.

Fatih Altaylı: Kısa dönemli seçim hükümetine girmemenizden bahsediyorlar herhalde.
Gürsel Tekin: Baştan itibaren her iki siyasi parti de seçim hükümetinde olmayacağını bir milyon kere söyledi. E daha ne söyleyelim. Yani uzun vadeli hükümetin sorunu neydi?
Fatih Altaylı: Diyorlar ki, biz CHP'ye güvenemedik. CHP söylediğini yapacak çapta bir parti değil bir liderliği yok. Parti içinde çok çatlak sesler var. O yüzden uzun süreli hükümette CHP ile götüremezdik.
Gürsel Tekin: Türkiye’de lider konusunda bu tartışmaya girmek istemem ama deneyimiyle, bilgi birikimiyle, geçmiş dönemdeki devlet tecrübesiyle, ekonomi bilgisiyle, barışçıl bir kafayla herhalde Türkiye'de tek lider Sayın Kılıçdaroğlu'dur. Eğer şunu diyorlarsa, niye elini masaya vurmuyor, ona buna niye küfür etmiyor, hakaret etmiyor diyorlarsa bizim öyle bir liderimiz yok. Parti içinde çatlak sesler her zaman olacak. Demokrasinin gereği bu. Keşke AKP'de de bu sesler olabilseydi. Belki AKP bugün çaresiz bir durumda kalmamış olacaktı. AKP'yi kendi milletvekilleri değil, AKP medyası yönetiyor. Sayın Davutoğlu bugün bir şey söylüyor, ertesi gün AKP medyası Sayın Davutoğlu'nu yalancı çıkarıyor. Şimdi bu manzarada Cumhuriyet Halk Partisi ile AKP'yi kıyaslarken acımasızca bir kıyaslamayı ben reddediyorum. Sayın Davutoğlu'nun Sayın Erdoğan'ı aşamadığını çok net hepimiz biliyoruz. Sayın Erdoğan'ın böyle iyi bir tarafı da var çok diplomatik cümle kullanmaz net dedi; intihar mı edeceksin? dedi. O da intiharı göze alamadı. Keşke o da vatanı için, bu milletin geleceği için bu intiharı göze alabilseydi. Bu ülkede dört yıllık bir hükümet oluşabilseydi. Hem ekonomik sorunlar hem siyasal sorunlar rahatlıkla çözülebilirdi diye düşünüyorum.

Fatih Altaylı: Şimdi anketlere bakıldığında sonuçlarda çok büyük değişiklik yok yine bir koalisyon ihtiyacı görünüyor. Baktığımız zaman değişen bir şey yok. Sayın Bahçeli diyor ki, bu beş madde dışında ilkelerim uyuşmazsa girmem. Daha önce de o ilkeler vardı zaten. Partinizin bu son terör olaylarıyla ilgili görüşme isteğine bile hayır dedi Sayın Bahçeli. Muhakkak kendince haklı sebepleri vardır ama bunu toplumun bazı kesimleri anlamakta güçlük çekiyor ben dâhil. Nedir seçimden sonraki öngörünüz. Bir koalisyon çıkarsa ne olacak Türkiye'de?
Gürsel Tekin: Fatih Bey seksen öncesini hatırlıyorsunuz. Seksen öncesi tabloya baktığımızda bütün bu yaşanan sorunlar önce siyaseti çürütür. Eğer siyaseti çürütürseniz dönüşü olmayan bir manzarayla karşı karşıya kalırsınız. Siyasetçilerin nezaket kuralları içerisinde birbirleriyle görüşememesi büyük bir eksikliktir. Biz genelde darbeleri tartışırız, hiç darbelerin sebeplerini tartışmayacak mıyız? Sayın Demirel ile Sayın Ecevit sekiz ay birbirlerine merhaba demediler ama Zincirbozan’da hepsi dost oldular. Şimdi siyasetçilerin onunla görüşmem, bununla görüşmem, ülke yangın yeri bu meselelere kayıtsız kalacağım, acaba ne kadar oy alırım bunlar mesele değil.
İkincisi kamuoyu şirketleri tomografi görevi yapar. Bu görevi yapan bir tane şirket var mı? Araştırmacılar çıkıyor bahis tutuyor. Siz kimsiniz kardeşim? Ciddiyetsizlik buradan başlıyor. Bizim araştırma şirketlerinin sancılarını anlıyorum. Yüzde yetmişi bakanlıklarda çok ciddi işler yapıyor. Böyle olunca bağımsızlığınızı kaybediyorsunuz. Ben sokakta dolaşan bir insanım. Birçok ile gittim, İstanbul'da dolaşıyorum. Bu seçimin kazananı CHP olacak. Elbette millet iradesini şu olur, bu olur demek çok kolay değildir. Ama milletin iradesi neyi gerektiriyorsa CHP onu yapacaktır. Ben umut ederim ki tek başımıza bizi iktidar etsin. Hayır, tek başınıza sizi iktidar yapmayacağım, Türkiye'de bir koalisyona ihtiyaç var derse CHP dün olduğu gibi bugün de millet iradesine saygılı olacaktır.

Fatih Altaylı: Siz seçimden sonra bir koalisyon gereği olur ise eğer, siz geçmişte yaşanmış 32 günlük tatsız tecrübeye rağmen AK Parti ile yine bir koalisyon için masaya oturur musunuz?
Gürsel Tekin: Fatih Bey, tabi bugünden yarını tarif etmek mümkün değil. Belki başka bir tablo da çıkabilir. Niye AK Parti %40 olsun?

Fatih Altaylı: Diyelim ki birinci parti siz çıktınız ikinci AK Parti çıktı. Fark etmez...
Gürsel Tekin: İnşallah Cumhuriyet Halk Partisi birinci parti çıkarsa o zaman tablo tabi ki değişik olabilir. Yani parlamentoda iktidarın dışında muhalefetle de bu denenebilir. Biz bunu da denedik, biliyorsunuz. Seçimden hemen sonra çok açık ve çok net olarak, tabi ki milletin birinci önceliği %60'ın bir hükümet kurmasıydı. Onu da yapamadık ne yazık ki. Bütün çabalarımıza rağmen bunu elde edemedik. Şimdi 32 günlük deneyim ve tecrübe... Biraz önce de sordunuz bunu fark edemediniz mi diye. Elbette fark ediyoruz. Yani bütün iktidara yakın televizyonların yorumcularına baktığınızda CHP'ye hakaretler dâhil olmak üzere çok sabırlı davrandık. Biz sabırla bekledik. Keşke olsaydı. Bütün bu olup bitenler konusunda da biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak kaygılarımızı defalarca ifade ettik. Terör dâhil, ekonomik krizler dahil. Bizim ekonomiyle ilgili, belki de AKP'ye en büyük faydamız bu oldu 32 günlük görüşmede. Beş kişilik komisyonda daha çok ekonomi ağırlıklı arkadaşlarımız vardı. AKP bizim en çok aile sigortasını, emekli ve taşeronla ilgili olanları merak etmişler. Bu görüşmenin şu faydası olmuş bizim o bütün bilgilerimizi almışlar kendi programlarına koymuşlar. Hiç kötü bir şey değil. Keşke uygulamış olsalardı. İnşallah bundan sonraki süreçte, 1 Kasım'dan sonra bütün bunlar uygulanabilecek duruma gelir. CHP olarak bizim koymuş olduğumuz programı sadece AKP değil HDP ve MHP'de üç aşağı beş yukarı Cumhuriyet Halk Partisinin önerilerini sunuyor.

Fatih Altaylı: Şimdi şöyle bir eleştiri yapıldı medyada. Partiler iktidar olabilme olasılıklarına oranla vaatlerini yüksek tuttular. Yani mesela asgari ücrette en düşük vaat AK Parti'de bir sonraki vaat sizde, HDP'nin vaadi iyice yüksek gibi.
Gürsel Tekin: Cumhuriyet Halk Partisi'nin hazırlamış olduğu projelerin tamamı uygulanabilir projelerdir. Günlerce, aylarca çalışıldı.
Fatih Altaylı: Uygulanabilir olması zaten, AK Parti'nin bunu programına alması ve kaynak bulamazlar diyen makamların bile bugün o kaynakları bulduklarını söylemesiyle ortaya çıktı.
Gürsel Tekin: Bu vesileyle Sayın Mehmet Şimşek'in de reyini almış olacağız. Çünkü kendisi söz verdi, uygulanabilirse ben oy vereceğim dedi. Benim üzüldüğüm nokta ne biliyor musunuz, zaman zaman çok da eleştiri alıyoruz. Bizim bu projeleri açıkladığımız günden itibaren gerek gazetelerde gerek televizyonlarda köşe yazarları acımasızca eleştirdiler. Parayı nereden bulacaksınız, kaynak nerede falan... Şimdi AKP projeleri açıkladıktan sonra o gazetecileri takip ediyorum. Hiçbirisi hiçbir şey yazmıyor. Yazık günah değil mi? Gazetecilik böyle bir şey mi? Gazetecilik böyleyse, siyaset böyleyse o zaman biz bu ülkede nasıl ayakta kalacağız, nasıl mücadele edeceğiz? Bütün bunlara baktığımızda hepimizin daha sağduyulu davranmamız gerektiğine inanıyorum.

Fatih Altaylı: Bir şey söyleyeyim mi Gürsel Bey, bu millet hakikaten sağduyulu davranıyor. Bugün siyasetin geldiği ortada olan biten meselelere baktığınız zaman bu ülkede çok daha vahim şeyler yaşanabilirken hala halkta sağduyu var. Halkın olgunluğu bana sorarsanız siyasetçilerin olgunluğunun ötesinde.
Gürsel Tekin: Kesinlikle. Son araştırmayı görebildiniz mi bilmiyorum. Güvenilir kurumlar soruluyor. Maalesef çok üzülerek söylüyorum, bir siyasetçi olarak da üzülerek söylüyorum; %15'te en sondayız. Yani siyasetin bu kadar itibarsızlaştırıldığı bir dönemde halk ne yapacak bilmiyorum.

Fatih Altaylı: En itibarsız sizle biziz. Siyasetçilerle gazeteciler.
Gürsel Tekin: Evet, beraber atbaşı gidiyoruz.

Fatih Altaylı: Şimdi dış politikadan bahsettiniz. Geçmişte Sayın Erdoğan'ın başbakan olduğu dönemde beraber bir yere gidiyoruz ve sizin partinizden bir heyet o dönemde Esad'la görüşmeye gitmişti. Sayın Başbakan da o zaman esip gürlüyordu. Uçakta da bunu eleştirirken dedim ki, "Sayın Erdoğan bu kadar kızmanıza gerek yok siz zaten görüşemiyorsunuz ve görüşmüyorsunuz devlet politikası olarak böyle bir şey benimsediniz ama CHP'nin görüşüyor olması sizin adınıza da bir kolaylık. Yarın bir politika değişikliği olduğunda veya olması gerektiğinde arka kapı siyaseti yapmak gibi bir insiyatifi elinizde tutarsınız." dediğimde "onlar öyle olmaz" falan diye bir kızmıştı. Şimdi mesela siz iktidar olmanız halinde Suriye politikasını nasıl değiştireceksiniz bu saatten sonra? Yani IŞİD diye felaket bir tablo ortaya çıkmış, Rusya bölgeye girmiş uçaklarıyla, Amerika gelmiş bombardıman yapıyor her tarafa. Nasıl değişecek yani bir çıkmazda değil mi?
Gürsel Tekin: Aslında o gidiş dönemlerimize baktığınızda sadece Suriye değil, Irak, Mısır, Ürdün çeşitli ülkelerin tamamına gittik. Irak'ta çok ilginç bir manzara oldu. Onu da burada paylaşmak istemiyorum. Irak Devlet Başkanı'nın söylemiş olduğu bir cümle hepimizi yaralayan bir cümleydi. Irak'ta özellikle kendilerine muhalif olan kendilerine göre terör örgütü dediklerinin Türkiye'de nasıl muhafaza edildiğini yerlerini bile gösterdiler. Şimdi tüm bunlara baktığınızda bunu kabul edebilir misiniz? Türkiye'de terör örgütü olan ya da sizin anayasanızı değiştirecek bir siyasi yapıyı bir ülke besliyorsa kendi ülkesinde siz bunu dost olarak kabul edebilir misiniz? Tüm bunlara baktığınızda çok daha önce CHP'nin müdahale ettiği dönemlerde gerçekten çözümü çok kolaydı. Şimdi nereye geldi, küresel dünyanın maalesef Suriye üzerinde kendi hesaplarını yaptığı bir döneme geldi. Şimdi Rusya, hani böyle siyasetçiler palavra atar biliyorsunuz. Bizim uçağımız düştü biliyorsunuz ve iki tane de pilotumuz şehit oldu. Ne oldu? Ne oldu kimse sormaz mı? Bu ülkenin güvercinine, kuşuna taş atamayacak insanlar bu ülkenin uçağını düşürüyor, iki tane pilotumuz şehit oluyor. Kimin düşürdüğünü hala bilmiyoruz. Bu şimdi AKP'de yeni modadır, en kolay iş gizlilik kararı getir hiç kimse görmesin. Böyle bir şey olabilir mi? Bütün bunlara baktığınızda aslında Sayın Erdoğan'a sorulması gereken soru, bütün AKP'lilere, şimdi benden sonra sanırım AKP'li arkadaşım gelecek. Rica ederim benim adıma sorun keşke karşılıklı biz konuşabilsek. 2010 yılında Gaziantep'te bir miting yapıldı. Esad'la beraber. Cümlelerini bugün gibi hatırlıyorum: "Ey Antepli kardeşim aramıza bir tel örgü örmüşlerdi. Esad kardeşimle tel örgüleri kaldırdık. Antepli kardeşlerimiz elini kolunu sallayarak Şam'a gidecek. Şam'daki kardeşlerimiz elini kolunu sallayarak Antep'e gelecek."
Çok güzel hepimiz takdir ettik. Ne oldu üzerinden sadece 6 ay geçti. 6 ay sonra Sayın Erdoğan'ın sabrını taşıran neydi merak ediyoruz. Şu gerekçeler Esad zulmediyor falan gerekçe değil. 50 yıldır otoriter bir yapı var orada. Siz bugün mü fark ettiniz zulmü?


Fatih Altaylı: Biz zulüm kesilsin diye uğraştık. Onu demokratlaştırmaya çalıştık...
Gürsel Tekin: 6 ay sonra mı fark ettiler bu nasıl kardeşlik yani. Bir de Allah göstermesin bunlarla kardeş olmanın bedeli çok ağırdır. En son Abdullah Gül kardeşlerini de yediler. Kimse kardeş olmasın AKP ile sonunun ne olacağını hepimiz biliyoruz. Hatırlayın, dönemin Dış İşleri Bakanı ve Avrupa Birliğinden sorumlu bakanının sözlerini hepimiz hatırlarız; "Biz küresel ülke olduk." Hani Amerika gibi, Rusya gibi sadece Türkiye'yi değil Türkiye'nin etrafındaki başka ülkeleri de yönetebilecek kapasiteye geldik dediler. Neye dayandırdılar, biliyorsunuz Mısır'da Müslüman Kardeşlerin iktidar oluşu. Orada onlar, burada bunlar işte Ortadoğu'ya hâkim olacağız. Yani yapmayın be kardeşim ya. Bakın Kerbela dönemi, biliyorsunuz muharrem ayındayız şu anda. Üzerinden 1400 yıl geçti Fatih Bey. İslam coğrafyasında hala bu sorun çözülememiş, bu yara ortada. Bu yara ortadayken yani sizden önce cumhuriyetin başbakanlarının aklına gelmedi de sizin mi aklınıza geldi? Doğrusu gerçekten kim bunları kandırdı kim yanılttı? Her konuda olduğu gibi belli ki bu konuda da kandırılmışlar yanıltılmışlar.
Şunu söylemek istiyorum; Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin kurucu partisidir. Bu zor günlerde, bu dar günlerde Cumhuriyet Halk Partisi üzerine düşecek her türlü görevi yapmaya hazırdır. Ben milletimin sağduyusuna çok inanan bir insanım. İnanıyorum ki bu yangın yerinde olan ve sorunlu bir duruma gelen bu coğrafyada içerdeki ve dışardaki barışı da Cumhuriyet Halk Partisi sağlayacaktır.

Anahtar Kelimeler
    Salı, 13 Ekim 2015 22:55

Bağlantılı Konular