Gürsel Tekin, Gündem'in canlı yayın konuğu oldu


CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, CNN Türk'te Günlük programının canlı yayın konuğu oldu. Gündem hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Saynur Tezel: CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, stüdyoda konuğumuz. Efendim hoş geldiniz.
Gürsel Tekin: Hoş bulduk, iyi yayınlar diliyorum.

Saynur Tezel: Sağ olunuz. YSK'nın hemen 1 Kasım önerisi var, ne diyorsunuz?
Gürsel Tekin: İzin verirseniz iki şeyi açıklamak istiyorum. Birincisi, gelirken Konya'dan bir vatandaş beni aradı. Kendisi bir AKP seçmeni. Konya'da köyleri dolaşan hatta bir cami avlusunda vatandaşlarla sohbet eden AKP'lilere vatandaş niye CHP ile hükümet kurmadınız diye soruyorlar, CHP 13 yıllık politikanızdan vazgeçerseniz, imam hatipleri kapatırsanız biz sizinle varız demiş vatandaşa. Ben Sayın Davutoğlu'na rica ediyorum. Gerçekten bu safsata ve iftiralardan vazgeçsinler. Görüşmelerimiz kayıt altındadır. Sayın Davutoğlu istiyorsa da kayıtları açabiliriz. Yazıktır bir vekil olmayan bir şeyi, insanları kandırmak çok aşağılık bir şeydir. Altını çizerek söylemek istiyorum.

Saynur Tezel: 1+8+4 önerisinin CHP tarafından getirildiği söyleniyor.
Gürsel Tekin: Efendim daha hiçbiri müzakere edilebilmiş değildir. Özellikle konuşmaların ve tutanakların tamamına baktığınızda bunların hiçbirisinin olmadığını çok net görüyorsunuz. Geçmiş yıllarda olduğu gibi insanların en duygusal alanları, inançları ve dini alanları hep sömürü aleti olmuştur. Bu kez vatandaşta buna inanmayacaktır. Özellikle Konya'dan vatandaş arayınca sizinle paylaşmak istedim. İkincisi, yine çok duygusal bir dönem geçiriyoruz. Biz sonuç itibariyle duygularımızla yaşıyoruz. İki gün önce bir televizyon programında üç şehit ailesinin feryadını dile getirmek istedim. Bir tane annemiz benim çocuğumun katili siyasettir dedi. İkinci annemiz bütün o acılara rağmen törende siyasetçilere dönerek bu yangını söndürün diyor. O acılı anında bile siyasetçilere çağrı yapıyor, duyarlı olmaya davet ediyor. Üçüncüsü, bir baba 18 bin liram olsaydı evladım ölmezdi diyor. Bunun üzerine bir açıklama yaptık. Açıklamanın tamamını maalesef insanlar izlediği için... Çok sayıda destekte aldım ama benim maksadım destek almak değildir. Biz siyasetçiler olarak eleştiriye her daim açığız. Bugüne kadar bir sürü yalanları iftiraları söz konusu bile yapmadım. Ama şu çok üzdü beni...

Saynur Tezel: Efendim bir açalım mı orayı? Tamamını izlemediklerini söylediniz. Şimdi bedelli askerlik konusu. CHP Genel Başkan Yardımcılarından Sayın Sezgin Tanrıkulu konuyla ilgili geçtiğimiz yakın dönemde bir önerge vermişti. Sizinde hafta başında katıldığınız bir canlı yayında bunun ortadan kaldırılmasına dair bir teklif ve görüş ortaya koydunuz. Bunun da tabana zıt olduğu söylendi.
Gürsel Tekin: Birincisi, seçim programımızda vardı. Biz bütün çocuklarımızın, ortalama her gencin faydalanabileceği bir proje ortaya koyduk. Ama ne yazık ki AKP'nin sayısal çoğunluğu olduğu için kuşa çevirdiler. Parası olan gidecek dediler, parası olmayanlar işte gidecek şehit olacak. Bu mantıkla baktıkları için çabalarımız boşa gitti. Benim söylemek istediğim bakın listesini açıklamak istemiyorum. Hiçbir siyasetçinin çocuğu şehit olsun istemiyorum. Tam tersine bu ülkede hiç kimsenin burnu bile kanamasın. Hiçbir ana ve babanın ocağına ateş düşmesin uğraşı içerisindeyiz. Orada benim vurgulamak istediğim 157 tane siyasetçinin çocuğu bu yasadan faydalanarak çocuklarını askere göndermediler. Şimdi bu çocuklara baktığımızda bakan çocukları, milletvekilleri çocukları... Bu çocukların çoğu AVM'si olan, kamuda birçok olanaklardan faydalanan, kupon arsaların sahibi olan çocuklar. Bir tek kişi reddetti. Kerem Kılıçdaroğlu hariç bu yasadan herkes yararlandı. Benim demek istediğim...

Saynur Tezel: CHP Liderinin oğlu bu tekliften yararlanmadı diyorsunuz.
Gürsel Tekin: Evet Sayın Kılıçdaroğlu'nun oğlu hariç bütün, maalesef üzülerek söylüyorum siyaset yapan ve bakanlıkta olanların hepsinin çocukları faydalandı. Bu çok etik değildir, böyle bir şey dünyanın hiçbir yerinde kabul edilemez. Eğer bütün nimetlerden biz faydalanıyorsak, olağanüstü bir durum varsa bizim çocuklarımızın da bu külfette olması gerektiğine inanıyorum. Olsaydı inanın daha farklı düşünürdük. Yani en azından anneler babalar olarak bu yangının ivedilikle söndürülebilmesi için ciddi çaba sarf ederdik. Benim söylemek istediğim buydu ama bütün söylediklerimin tamamı ekranda var. Şimdi yayında maalesef iki kirli medyayı referans alarak bir sürü yanlış, yalan saldırılar oldu...

Saynur Tezel: Bir çelişki olarak algılandı. 
Gürsel Tekin: Siyasetçi çocuklarını muaf tutmamız lazım. Mümkünse iptal etmek lazım. Sayın Kılıçdaroğlu'nun oğlu etik davranıyor da neden öbür siyasetçilerin oğlu etik davranmasın. Bu doğal olarak her aileyi, şehit düşen ve çocukları askerde olan yurttaşlarımızı yaralayan bir tablodur. Bunu paylaşmak istedim.

Saynur Tezel: Sayın Tekin, az önce YSK'nın hızla düğmeye bastığını söylemiştik. 1 Kasım, CHP ne diyor bu konuda. Dün, CHP Sözcüsü Haluk Koç'un çıkışları zaten ortada. Biz hala görev bekliyoruz, ne olursa olsun bu bir hak gaspıdır diyorsunuz. Seçim hükümetine de üye vermeyeceğiz.
Gürsel Tekin: Bir kere öncelikle şunu söyleyeyim, baştan itibaren CHP olarak bu erken seçimin Türkiye'nin yararına olmayacağını, mevcut yangının gittikçe büyüyebileceğini defalarda ifade etmemize rağmen iyi niyetle %60 yani muhalefet olarak çağrı yapmamıza rağmen ikna edemedik. Döndük Sayın Davutoğlu'na süreç başladı. Şimdi Davutoğlu'nu dinlerken şaşkınlık içinde dinliyorum. Elimden geleni yaptım diyor. Sayın Davutoğlu siz elinizden geleni yapmadınız. Size verilen bir talimatı getirdiniz ve götürdünüz. Getirdiğiniz talimatlarda iki siyasi partide aynı şeydi. Ne dediniz, CHP'ye erken seçim hükümeti. CHP baştan beri bir erken seçimin içinde olmadığını ifade etmişti. MHP'ye gittiniz, dün Bahçeli'nin açıklaması vardı. Biz çay içtik çünkü gelir gelmez bir erken seçim. Bir talebi siyasi partileri angaje etmeye çalışıyorsunuz. Biz baştan itibaren bu parlamentodan mutlak ve mutlak bir hükümet çıkacağı inancı içerisindeyiz. Halen de çıkabilir. CHP'ye bu görev verildiğinde 48 saat içinde Sayın Genel Başkanımız Türkiye'yi bu yangından kurtarabilecek ve argümanlarımızla formüllerimizde var. Ne yazık ki bir hak gaspı var. Anayasal hakkımız olan bu hakkımızın bize verilmemesini kabul etmek mümkün değildir. Ben aslında bu hak gaspı konusunda Sayın Davutoğlu'nun da ne düşündüğünü merak ediyorum. 

Saynur Tezel: Siz 32 gün görüştünüz ve bunu öğrenemediniz mi CHP olarak?
Gürsel Tekin: Öğrenemedik. Niye 32 gün diyeceksiniz. CHP olarak bizim maalesef... Biraz önce Konya'daki vatandaşın talebini de anlattım. Böyle bir kirli medyada var. Adımız çıkmış dokuza, inmez sekize hikayesi var ya... CHP süreci bozuyormuş algısı yaratmamak için her türlü çabayı sarf ettik ama ne yazık ki Sayın Davutoğlu'ndan o dirayeti bekleyemedik. 

Saynur Tezel: Masadan kalkan taraf olmamak için herhalde.
Gürsel Tekin: Elbette. Masadan kalkan taraf olmayacağımızı baştan itibaren söyledik, halende masadayız. Biz halen bu masadan bir hükümetin çıkabileceği inancı içerisindeyiz. 

Saynur Tezel: Hala üç lider de konuşabilir diyor Sayın Davutoğlu. Bir de en baştan beri söyledik diyorsunuz. Neden buna Davutoğlu yaklaşmadı deyince, bu kadar zorlu bir dönemde uzun dönemli bir koalisyonla yola çıksaydım bir sorunla karşılaşılsaydı düzeltilemez noktaya gelirdi...
Gürsel Tekin: Bundan daha fazla bunalım mı olur? Bugün sizin demeciniz var, doların yükselişinden kaygılıyım diye. Bugün Türkiye'nin çeşitli yerlerinden 12 tane şehidimiz var. Güneydoğu coğrafyası Vietnam'a dönmüş. Bütün bu tablolardan daha kötü ne olabilir Sayın Davutoğlu. Yani milletin gözünün içine bakarak yalan konuşmaktan vazgeçin. Şunu diyebilirsiniz, bunu anlarım. Biz tayinli geldik, bizi tayinli getiren zati muhterem bize izin vermiyor. Biz sizi anlarız. Ama yalan yanlış argümanlarla toplumu kandırmaktan vazgeçin. CHP'ye görev vereceksiniz, CHP çok kısa süre içerisinde ülkeyi bu yangından söndürecek iradesi de formülü de var. Sayın Davuotğlu bugün gazetecilerle bir aradayken, onlara şunu neden söylemedi. Anayasal hak olan, ana muhalefete verilmesi gereken görev ile ilgili... Ne düşünüyorlar çok merak ediyorum, iki cümle söylemesini istiyorum.

Saynur Tezel: Tabi ki Cumhurbaşkanının netleştirdiği mesajların öncesinde sabah kahvaltıda bir araya geliyor. O zaman diyor ki ben elimden geleni yaptım. Bir de bütün seçenekler tükendi, ben görevi iade ettim diyor.
Gürsel Tekin: Sayın Genel Başkanımız devlet terbiyesi almış çok ciddi bir insandır. Israrla tahrik edip bütün bunları açıklamamızı istiyorlar. Ne yaptınız, ne dediniz de CHP hayır dedi. Şu gerekçeler ile CHP ile olmadı derseniz sizi anlayacağız. Ya da MHP'ye ne söylediniz. Geldiğinizde elinizde bir tek argüman vardı, erken seçim... Talimat almışsınız aldığınız talimatları siyasi partilere angaje etmeye çalışıyorsunuz. Sayın Davutoğlu, Sayın Kılıçdaroğlu ile oturup bir koalisyon müzakeresi yapsaydı şuna emin olun Türkiye'de ve dünyanın hayran duyacağı bir hükümet çıkabilirdi. Sayın Davutoğlu ve ekibindeki birçok insan ve birebir konuştuğumuz birçok insan, bakanlar herkes beklenti içerisindeyken MYK kararı aldılar. AKP'nin bir önceki toplantısında MYK kararında mutlaka AKP-CHP hükümeti olmalı diye. Son MYK toplantısından yıllar geçmiş gibi o karardan çok az sayıda aklı selim insanlar CHP ile hükümet kurmalı dedi. Geri kalanlar tabi sarayın talimatı ile bir gece yarısı kıvırmak zorunda kaldı. Bütün bu tabloyu Türkiye'nin bilmesi lazım. Bakın hiçbir şeyi kapatamazsınız. Kısa süreli insanlara iftira atabilirsiniz, yalan söyleyebilirsiniz. Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, 24 saat insanların izlenebileceği, görebileceği, hiçbir şeyin inkar edilemeyeceği bir tablodan geçiyoruz. Millete giderek, milletin duygusal yanlarını kandırarak siyaset yapma dönemi bitmiştir. Gelin diyoruz hala buna varız. Bakın çok ciddi yangın var, ekonominin geldiği boyutta sadece dolara bakıyoruz. Doların ötesinde turizm, inşaat. Bütün alanlarda ufak esnaf perişan bir vaziyette. Emeklisi, köylüsü, işçisi... Zamlar geldi mi gelmedi mi bilmiyorum, enerji bakanı dün müjde verdi. Sanki yangını söndürme mühdesi veriyor. Yakıta zam gelecek, doğalgaza zam gelecek bütün bu külfet sadece birilerini mutlu etmek için yapılıyorsa yazık günahtır. Yarın siyaset bunun bedelini çok ağır öder. Siyaseti çürütmeye götürüyorlar. Ben korkarım ki, yarın Davutoğlu ve bizlerde eyvah ne yaptık diye kendi kendimize hayıflanabiliriz.

Saynur Tezel: Şunu sormak istiyorum. Şimdi bütün seçenekler tükendi diyor. İyi niyetlerle yaptık ama olmadı zaten bu müzakere de değildi diyor. Sizde diyorsunuz ki,  verilmeli ve tüm seçenekler tüketilmedi. Bir matematik olarak baktığımızda sizin yapacaklarınızı değerlendirsek, zaten bu da çok tartışıldı. MHP, HDP olursa ne içeriden ne de dışarıdan yanaşmıyor. 
Gürsel Tekin: Bu tezlerinizi Sayın Davutoğlu'nun tezlerini doğru olarak kabul edelim bir an. Yani siz 42 günü Davutoğlu'na anayasal hak olarak kabul ettiniz. CHP'ye üç gün niye vermiyorsunuz kardeşim. Altını çizerek söylüyorum bu üç gün içerisinde CHP bir hükümet çıkarabilecek formülü var. Yeter ki siz görevi verin. 42 günü kullanıyorsunuz bu sizin için hak oluyor. Kullanırken de boşa kullanacaksınız. Biz boşa da kullanmak istemiyoruz. Türkiye'de bir hükümet çıkarabilecek irademizin olduğunu bütün kamuoyunun bilmesini istiyorum.

Saynur Tezel: Gerek Başbakan gerek Cumhurbaşkanının ortaya koyduğu mesajlarla. Hani ben bu işin içinde yoktum anayasal sınırlar içinde davrandım. Yani tokalaştınız, elinize mi vurdum. Kapıya geldim kuruyorum koalisyonu dediniz de kapıdan mı kovdum. Bunların hepsi seçimden sandıktan kaçma bahanesidir diyor. Şimdi kampanyanın ortasında Cumhurbaşkanının mitingleri yapması daha çok eleştiriliyor. Başkanlık sistemi gibi bir önerisi var. Buna karşı tabi muhalefetin yani üç muhalefet partisinin ortaya koyduğu net bir tavırda var. Şimdi buna bakılınca Beştepe'nin adresini bilmeyenle vakit kaybedemem. Hem seçenekler tükendi hem de bana karşı tavır. Başbakan'da söylüyor, Cumhurbaşkanının konumunu tartışma konusu yapamayız diyor.
Gürsel Tekin: Efendim kendisi tartışma konusu yapıyor. Kim bugüne kadar Sayın Cumhurbaşkanını tartışma konusu yaptı? Kendi kendine. Çıktı anayasayı tanımıyorum sistem değişmiştir dedi, yasama yürütme ayak bağımdır dedi. Bütün anayasa kurallarını ayaklar altına aldı. Seçim meydanlarında en kutsal değerlerimizi kullandı, siyasi partilere hakaret etti. Dün iki toplantı yaptı. İkisini de izleyin. Birincisi gariban muhtarları getirmiş ülke çaresiz. Güvenlik görevini yapamıyor onlara diyor ki siz bizim ihbarcımız olun. Böyle bir yönetim anlayışı olabilir mi? Garibim muhtarlar da alkışlıyor, neye alkışladığını da bilmiyor. Peşine din adamlarını çağırıyorsunuz, 81 ilin diyanet işlerini çağırıyorsunuz. İki konuşmayı bir kıyaslayın. Sayın Cumhurbaşkanı kullanmış olduğunu dile bir bakın. Bu ülkede milyonlarca annemizin babamızın çocukları olmalı. Niye hakaret ediyorsunuz. Sayın Bahçeli'ye hangi siyasal argümanda laf söyleyecekseniz söyleyin. Ama çocuğu olmayan insanlara bunlar anlamaz, bunları inciten cümleler... Bir cumhurbaşkanına yakışır mı Allah aşkına. Benim söylediğim cümlelerden bu kadar öfkelenenler acaba Sayın Cumhurbaşkanına ne söylediler diye merak ediyorum. Bu zehirli dil maalesef Türkiye'yi başka bir noktaya götürüyor. İnanın ki bakın seçim dönemine gireceğiz. Seçim döneminde öyle 90'lı yıllardaki insanları gözü kapalı vatan millet sevdalısı olarak kimseyi kandıramazsınız. Bakın işte baba feryat ediyor, benim oğlumun katili siyasettir diyor. Siyaset sağlıklı yönetilmediği sürece yarın seçim meydanında söyleyebileceğimiz hiçbir argümanımız olmaz. Sayın Davutoğlu halen gün kaçmış değildir, gelin demokrasiye sahip çıkalım. Sadece zannetmeyin CHP zarar görecek. Başta siz göreceksiniz. Buna hepimizin duyarlı olması lazım.

Saynur Tezel: Üç lider halen bir araya gelebiliriz dedi. Cumhurbaşkanı üzerine bırakmayalım halen yapabiliriz diyor. 
Gürsel Tekin: Bakın cumhurbaşkanı hiçbir zaman muhatabımız olmadı zaten. Cumhurbaşkanını biz hedef bile göstermedik.

Saynur Tezel: Gelin bunu parlamentoda çözelim...
Gürsel Tekin: Seçimden başka alternatif yok mu Sayın Davutoğlu. Ben Sayın Davutoğlu'na çağrıda bulunmak istiyorum. Şöyle yapalım, 77 milyonun vicdanının rahatlaması için üç siyasi parti olarak çıkın bir ekrana. Siz hangi gerekçe ile hükümet kurmadığınızı anlatın. Sayın Genel Başkanımız hangi gerekçe ile hükümet kurması gerektiğini anlatsın, Sayın Bahçeli'de anlatsın ve bu mesela ile defteri kapatalım. Öyle kapılı kapılar ardından oradan buradan başka şeyler söyleyerek insanları aldatmayalım yazık günahtır. Yangın yerine döndü, bakın yarın inanın... Şuna inanın, televizyonların son dakika haberlerine artık bakmak istemiyorum. Ama Sayın Davutoğlu bir yıl iki yıl sonra kriz olsaymış da... Siz fal mı bakıyorsunuz. Gelin bugünkü krizi çözelim ve inanın ki yarın hiçbir şey olmayacak. Dünya şu anda Türkiye'yi izliyor. Bu maskaralıktan vazgeçmeliyiz. Türkiye coğrafyasının neredeyse önemli bir kısmı tecrit edilmiş. Bugün uluslararası medyaya bakıyorum inanılır gibi değil. Bu savaş çığırtkanlığı, insanları savaşla gidin işte taraf belirleyin... Bu mantıklı sağlıklı değildir. Biz aklı selim olarak düşünmeliyiz ve çok kısa süre içerisinde bu parlamentodan bir hükümet çıkmalı ve yangını söndürmeli. Yangını söndürelim, sorunlar ortadan kaldıralım sonra erken seçime mi gidiyorsunuz nereye gidiyorsanız gidelim. Biz erken seçimden kaçan bir siyasi parti değiliz. Yapılan araştırmalara bakın, sarayın kendisinin yapmış olduğu bir araştırma var. Şu anda cebimde. En çok oyunu arttıran parti CHP. Bizim derdimiz puanımız üç beş artsın değil. Bizim derdimiz bu ülkede çocuğumuzun burnu kanamasın çabası içindeyiz. Bu duyarlılık içinde davranın. İşte efendim bütün seçenekleri denedikte sonuç alamadık cümleleri doğru şeyler değildir. Bunların hepsi külliyen yalandır.

Saynur Tezel: Şimdi Beştepeye, Cumhurbaşkanına yönelik belli ki etki yaratmış. Zaten CHP'ye görev yok mesajını da o göndermeyle verdi. Onun arkasında mısınız?
Gürsel Tekin: Şimdi siz bunu bir kural haline getirirseniz, örneğin herhangi bir ilin valisi istediği şeyi yapabilir. Yarın bir emniyet müdürünün kimse husumeti varsa başka davranır. Sizin önünüzde size kural konulmuş bir anayasa var. Anayasanın gereğini yapacaksınız. Bizim Beştepe ile Kaçak Saray ile derdimiz yok. Bizim sorunumuz Türkiye. Ülkeyi yangından kurtaracak formülümüz var ve derhal bu görev verilmek zorunda. Aksi taktirde bunun bedeli çok ağır olur. Başta bunu Sayın Davutoğlu öder. 

Saynur Tezel: Efendim şimdi seçim hükümetine girmiyoruz dediniz. Ama çok önemli kilometre taşları var. Geçici de olsa bir bütçe yapılmalı. Tezkere var, Türkiye'nin durumu ortada. Yani yangın yerine döndü. Burada ne olursa olsun o kararların içinde olmak istemiyor musunuz? Çünkü bu tamamen o kararlardan, çok önemli dediğiniz kararlardan tamamen kendinizi uzaklaştırmış olacaksınız.
Gürsel Tekin: Hayır biz uzaklaştırmıyoruz. Biz halen bu hakkımızın olduğunu ve bu hakkımızı alacağımıza inanıyoruz.

Saynur Tezel: Hala görevlendirme olacak diyorsunuz.
Gürsel Tekin: Kesinlikle. Ben bu parlamentodan bir hükümetin çıkacağı inancı içerisindeyim. Sonuna kadar da bu hakkımızı kullanacağız. Şimdi AKP'yi bir oyuncak haline getirdi Sayın Cumhurbaşkanı. Muhalefet partilerini de dizayn etmeye çalışıyor. Hiç kimse size bu izni vermez Sayın Cumhurbaşkanı. 

Saynur Tezel: Pekala. Bu görevlendirme olmadı diyelim. O zaman da seçim hükümetine yine de hayır mı diyeceksiniz?
Gürsel Tekin: Hayır deriz. Bunlarla nasıl yürüyeceğiz. Hukuk tanımaz, anayasa tanımaz, kural tanımaz. Bütün bunların içinde işte CHP olarak figüran olarak mı kalacağız. Zati muhteremin talimatlarını elimiz kolumuz bağlı mı bekleyeceğiz. 

Saynur Tezel: Ama seçim...
Gürsel Tekin: CHP kurucu bir iradedir. Türkiye'nin sahibi bir siyasi partidir. Kusura bakmayın bugüne kadar sizin gibi davranan siyasi partilerin akıbetlerinin ne olduğunu hepimiz biliyoruz. Demokrasiden, hukuktan, kuraldan çıkmaya çalışırsanız en çok kendinize zarar verirsiniz. CHP olarak sizi uyarıyoruz, aklınızı başınıza alın.

Saynur Tezel: Pekala seçim hükümeti olmazsanız çok kritik evrede, çok kritik kararların dışında kalacaksınız.
Gürsel Tekin: Bugüne kadar bütün kritik kararların içinde kaldık. Mesela çözüm süreci vardı. 2002 yılında bunlar devleti sıfır terörle aldılar. Bugüne kadar dış politika konusunda hangisi yardımcı olmuş ki son iki günde bilgi sahibi olacağız. Bütün bunları tek tek açıklamak istiyoruz. Mesela çözüm süreci. Ana muhalefet olarak, CHP ve bizim dışımızdaki siyasi partilerin bu sürecin nasıl gittiği ile ilgili bir bilgi sahibi olanakları yok muydu böyle bir devlet anlayışı olabilir mi? Şu an da tecrit edilmiş bir Türkiye. Ortadoğu coğrafyasında bir tek dostumuz kalmadı. En son İran kapısı açıktı o da kapandı. Bir Avrupa kapısı var o da ne zaman bize isyan edecek onu da bekliyoruz. Avrupa gazetelerine bugün baktınız mı? Sadece doları bu çerçevede değerlendirmekte yanlış. O fotoğrafları gazetede gören hangi turist buraya gelir? Hangi yatırımcı, işadamı buraya gelir. Sayın Babacan, aklı selim Çiçek, Sayın Abdullah Gül bu sistemin içinde olan insanlar olarak çıkın bir şey söyleyin. Herkes susmuş bir yer konuşuyor.

Saynur Tezel: Efendim seçim güvenliği ve Bahçeli'nin bu ortamda seçim güvenliği söz konusu olamaz derhal MGK toplansın ve sıkı yönetim ilan edilsin ve aman meşru müdafaa hakkıyla bir savaş olabilir uyarısı seçimi erteleme çağrısı vardı. Siz buna ne diyorsunuz?
Gürsel Tekin: Murat Sancak beye geçmiş olsun diyorum. Terör nereden ve kimden gelirse gelsin şiddetle kınıyoruz ve lanetliyoruz. Sayın Çelik'in ifadesi gerçekten taşıma su ile değirmen dönmeye başlıyor. Yani sadece iç turizm ile bunu telafi etmemiz mümkün değildir. Sayın Bahçeli'nin talebine katılmak elbette mümkün değildir. Yani bu ülke 50 yıl olağanüstü yönetimler geçirerek sıkı yönetimler geçirerek bir sonuç alabilmiş değiliz. Ben vatandaş olsam siyaset niye var kardeşim. Askeri güçlerin yapacağı bir durumsa siz ne işe yarıyorsunuz derim. Ben her şeye rağmen bu yangının söndürülmesi için siyasi partilerin çaba sarf etmesi gerekir. 

Saynur Tezel: Efendim son olarak şunu sormak istiyorum. HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, o da sizinle aynı görüşü paylaşıyor. Cumhurbaşkanını sorumlu tutuyor seçime gidilme sürecinden. Bu başkanlık sistemi için ısrardan oldu. Gelin o zaman seçimle beraber birde referandum sandığı koyalım. Evet mi diyorlar, hayır mı diyorlar. Halkın iradesine saygı duyalım. Bu referandum önerisine ne diyorsunuz?
Gürsel Tekin: Efendim katılmıyoruz. Birilerinin memnun etmek için sürekli çare bulmamız mı lazım. Kendisi cumhurbaşkanıdır ve seçimden alının sonuçlar bellidir. Sonuç itibariyle cumhurbaşkanının seçimi oldu. Gezdi dolaştı 400 vekil istiyorum dedi, vatandaşta hayır kardeşim 400 vekil vermem dedi. Şunu Sayın Erdoğan'ın da AKP'lilerin de bilmesi lazım. Bu ülkede iki cihan bir araya gelse başkanlık sistemi olmaz. Yarım yamalı bir demokrasiyi işletemiyoruz. Yarın Allah göstermesin, yani size bu yetkiyi verdiğimizde siz ne yapacaksınız. O gariban muhtarları dizdiğiniz gibi herkesi ayağınıza mı dizeceksiniz. Bizim sağlıklı olarak ivedilikle tekrar tekrar söylemek istiyorum. Bu yangının daha fazla büyümemesi için yapılması gereken argümanlarımız projelerimiz görüşmelerimiz var. CHP'ye derhal görev verilmeli. Aksi taktirde bu ülke yarın hükümetsiz kalırsa sorumlusu Sayın Erdoğan'ın kendisi olur.

Saynur Tezel: Son olarak şunu sormak istiyorum. Şu andaki operasyonlar ve çözüm süreci konusunda da bir kısa değerlendirme rica edeyim.
Gürsel Tekin: Saynur hanım baştan itibaren çözüm nasıl bir çözümdür inanın bilmiyoruz. Ama CHP olarak inanın çözümün mutlaka parlamentoda olması gerekir ve bu konuda 22 tane teklif veren bir siyasi partiyiz. Biz sürecin nasıl gittiğini, Dolmabahçe'de hangi görüşmelerin olduğunu, oradaki mutabakatın 10 maddesinin neden bozulduğunu hiç bilmediğimiz gibi siz ne kadar yazıp çiziyorsanız. Biz sizin yazdığınız ve çizdiğinizden görüyoruz. Onun dışında bir bilgimiz yok. Maalesef bu bilgiler sadece AKP'nin belli bir kesiminde var. Tırmanan terörün sebebi de araştırılmalı. Bakın TBMM'de siyasetin varlık sebebi olarak, CHP olarak dedik ki biz terörü araştırma komisyonu kuralım dedik reddedildi.  Terörün bu kadar tırmandığı bir ortamda, terörün araştırılması konusunda bir komisyon kuramadık. 

Saynur Tezel: Sayın Gürsel Tekin, çok teşekkür ediyoruz.
Gürsel Tekin: Ben teşekkür ediyorum. Çokta iyi olacaktır, Türkiye güçlüdür. Her şeye rağmen bu kirli siyasetten arındırabilecek bir dönemin geleceği inancı içerisindeyiz.

 

    Perşembe, 20 Ağustos 2015 15:41

Bağlantılı Konular