Gürsel Tekin Sokak TV'ye konuk oldu

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, Sokak TV'nin yayın konuğu oldu ve gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Orhan Salkınaz: CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, Sayın Tekin hoş geldiniz.
Gürsel Tekin: Hoş bulduk, iyi yayınlar diliyorum.

Orhan Salkınaz: Nasılsınız? Yoğun bir tempodan çıktınız, İstanbul'da seçim öncesi yoğun temaslar, miting programları şimdi dinlenmeye geçtiniz mi diye soramıyorum çünkü bir hükümet arayışları var.
Gürsel Tekin: Valla çok dinlenme imkanımız yok. Hükümet hazırlıkları yine keza CHP'nin kongre takvimiyle meşgul olacağız. Yani kısacası çok fazla tatil ya da dinlenme imkanımız yok.

Orhan Salkınaz: Başlıklarımı belli zaten, önce seçimi sorayım size. Nasıl görüyorsunuz? Nasıl bir süreç yaşadınız? Takip etmeye çalıştık elimizden geldiğince. Beklediğiniz sonuçları alabildiniz mi?
Gürsel Tekin: Öncelikle şunu söyleyeyim, ben ortalama 30 yıldır sıcak siyasette olan biriyim. 12 Eylül dönemi yani 83 seçiminde yaşamış bir insan olarak bunları söylemek istiyorum. Bütün süreçlere baktığımızda ilk kez bütün siyasi partiler, yalnız CHP değil. Biz devletin kurumları ile mücadele ederek seçimi yürüttük. Sadece bir iktidar partisi AKP ile mücadele etmedik. 81 İl valisi, dokuz yüz küsür kaymakam, maliye müdürlerinden okul müdürlerine kadar bütün kurumların karşımızda olduğu bir süreci yaşadık.

Orhan Salkınaz: Hatta Cumhurbaşkanı'nda.
Gürsel Tekin: Oraya geleceğim tabi. Yani bütün buna rağmen sağlıklı bir sonuç oldu mu? Elbette çok zor. Bu seçim bağımsız yürümüş olsaydı AKP'nin oyu %30-32 civarındaydı. Bir kere %1-2 çalma marjı var onu dışında tutarak biliyorsunuz özellikle Orta Anadolu'da büyükşehrin çeperlerine baktığımızda 7-8 milyon yurttaşımızın bir tek geçim kaynağı var o da sosyal yardımlar. Sosyal yardımların dışında herhangi bir imkanı yok. Baca tütmüyor yani özellikle kısmen Doğu illeri ve Orta Anadolu illerine baktığımızda bir tek gelir kaynakları var. İnsanların geçmiş yıllarda tarım ve hayvancılıkla birçok uğraşları vardı. Bu tarım ve hayvancılık maalesef bitirildi. Ne kaldı? Sosyal yardımlar, bu yardımları tehdit unsuru olarak kullandılar. Mesela vali çağırıyor, çok somut örnekleri var bunu rivayet olarak söylemiyorum. Kaymakamları topluyor ve şu cümleyi kullanıyor; Ankara bizden başarı bekliyor. Çalışacaksınız, kaymakam ne yapıyor dönüyor köy muhtarlarını topluyor. Köy muhtarlarına diyor ki sizin kaç seçmeniniz var, ne kadar sosyal yardım alıyor? Buna göre oy kullanacaksınız. Şimdi o seçmenin psikolojisini düşünün. Hiçbir gelir kaynağı yok, sadece sosyal yardımdan almış olduğu yardımlarla geçiniyor. Bunun siyasal tercih düşüncesi olabilir mi o an? Yani kullanılan oy kriterlerini, özellikle kırsaldaki sonuçlara baktığınızda çok açık şekilde görebilirsiniz. Hatta daha ileriye gidiyorum. Kaymakamlar ve valiler, AKP il başkanının sahiplenemeyeceği kadar sahiplendiler. Belki il başkanları ayıptır kardeşim yüz yüze bakıyoruz, burada komşuyuz, şunu yapmayalım diyebilecek il ve ilçe başkanları vardır. Ama kaymakamlar ve valiler maalesef böyle davranmadı. Ben toplumun sağ duyusuna güvenmişimdir, güvenmeye de devam edeceğim. Değişimden, demokrasiden asla ve asla vazgeçmiyorum. Herkese ders verdi.

Orhan Salkınaz: Ciddi bir ders oldu, 10 puana yakın bir düşüş oldu.
Gürsel Tekin: Bu algı oturmuş. Kutsal değerlerimizi kullanarak oy alabilir misiniz? Hayır böyle bir şey mümkün değildir. Elbette hepimiz değerlerine düşkün insanlarız. Her türlü değerler, yani dini değerler değil geleneklerde aynı zamanda bizim değerlerimizdir. Ama çıkacaksın 17-25 Aralık'ta hiçbir şey olmamış gibi bütün bu olup bitenleri yani Taksim alanında dokuz tane gencecik kardeşimiz şehit olmamış gibi eline Kur-an alacaksın, yemezler kardeşim. Sadece dediğim gibi sosyal yardımların etkisi çok ağır oldu. CHP olarak tamda bizim hazırız dediğimiz, sosyal yardım aynı zamanda devletin vazgeçilmez ilkelerinden bir tanesidir. Biz bunu anayasal hak haline getirelim. Sonrasında hiçbir seçmenin kaygısı olmayacak. Nasıl ki emeklinin kaygısı yoksa, rahatlıkla reyini değiştirebiliyorsa sosyal yardımdan pay alan insanlarda bu tercihlerini rahatlıkla kullanabilir. Ne kaymakam, ne ilçe başkanı ne de valinin baskısına bakılmaksızın tercihini kullanabilir.

Orhan Salkınaz: Sosyal yardımlar birilerinin cebinden değil, devletin kaynaklarından sağlanan…
Gürsel Tekin: Bütçeden ayırılan pay ile ve bu payı alan yurttaşlarımızın bilmesi gereken bir şey var. Biz 77 milyon olarak vergi mükellefiyiz. Dükkanım yok, vergi levham yok demesin. Hava hariç hepimiz vergi ödüyoruz. Şu an işi olmayan her vatandaş devlete çalışıyor. Dolmuşa bindiğinde vergisini ödeyecek, ekmek alacak vergisini ödeyecek. Yani kendisinin ödemiş olduğu vergilerden payını alacak. Böyle bir şey yok hepimiz ortağız. 77 milyon yurttaşımız milli gelire pay ödüyor ve ödemiş olduğu paydan üçte birini alacak. Bir esnaf, sadece BAĞKUR'lu bir esnaf... Efendim parayı nereden bulacak diyorlar, 30-35 yıllık bir esnafın devlete ödemiş olduğu masraf 168 milyar. Ya arkadaş 168 bin ödeyen, devlete çalışan bu esnafa sen bir pay ödeyeceksin, vay sen bunu nereden ödeyeceksin. Biz bunu en kısa süre içerisinde zeminine oturtacağız. Esnafımız köylümüz, işsizimiz rahat edecek. CHP bu konuda çok hazır. Ben inanıyorum ki bu süreçte milletin iradesi de ortaya çıkmıştır. Bu irade çerçevesinde Türkiye'nin beklentilerine cevap verebilecek, yasama ve yürütmeyi zeminine oturtacak... En tehlikelisi de bu, bir ülkede yasama ve yargı rafa kalkmışsa hiçbir şey yapamazsınız. Hepimizin malı da, canı da güvenliksiz bir ortamdadır demektir. Bizim önceliklerimiz bunlar olmalı. CHP bu konuda hepsini yapmaya hazırdır.

Orhan Salkınaz: CHP'nin hazır olduğunu seçim beyannamesi açıklandığında gördük. Yani geçtiğimiz yıllarda yapılan seçimlerde 2007'de daha farklı söylemler vardı. Sosyal demokrasi, sol sosyal demokrat söylemler var. Bu kez hükümet programı gibi hazırlanmış ve ekonomi ağırlıklı. Türkiye'nin ekonomik olarak gerçekten kötüye gittiği bir dönemde baktığımız zaman sosyal yardıma muhtaç insanlar size söylediğiniz gibi iki haneli rakamlara ulaştı. Ekonomiye çok ihtiyacı vardı Türkiye'nin. Hükümet programı açıklar gibi...
Gürsel Tekin: Açıklar gibi değil tamda hükümet programı. Tek başımıza iktidar olabilseydik keşke. Çok kısa süre içerisinde kamuoyuna paylaşmış olduğumuz bütün ekonomi programlarını bir hükümet programı olarak TBMM'ye getirecektik.

Orhan Salkınaz: Dolu programlardı. Bu seçmen üzerinde siz sahada da olduğunuz için seçmeni de yakından tanıyorsunuz. Nasıl etki yaratır?
Gürsel Tekin: İzin verirseniz, bizim hükümet programı olarak yani kamuoyuna sunmuş olduğumuz programlarımızı aynı zamanda bizim dışımızda iki muhalefet partisine baktığımızda ortalama %60-70 onlarında söyleminde var. Yani hem MHP'nin hem de HDP'nin programında var. O zaman ne yapmamız lazım. Millet %60'lık bir iradeyi bize vermişse bunu hayata geçirebilecek bir zemin oluşturmamız lazım. Yani detaylarda değil ana faktörlere bakmak lazım. Şimdi CHP olarak sadece bu programlar mı, bütün bunları hayata geçirebilmeniz için... Bir bina gibi düşünün yani bu ne demektir, binanın tadilatı, masası, boyası... Bunlara ihtiyaç vardır. Ama bütün bu ihtiyaçları yapabilmeniz için bu binanın ana kolonlarının sağlam olması lazım. Eğer ana kolonlar sağlam değil ve bir çürüme başlamışsa siz ne yaparsanız yapın, hangi tadilatları yaparsanız yapın hiçbir anlam ifade etmez ve her an çökmeye başlayabilir. Devletin kurumları kevgire dönmüş yani düşünün yargı istihbarat ile kavgalı. İstihbarat güvenlik ile kavgalı. Güvenlik bilmem ne ile kavgalı. Türkiye'nin gelmiş olduğu süreci belki vatandaşlarımız göremeyebilir, çok tehlikeli bir süreçteyiz. CHP bütün bu ekonomik programın ötesinde bu çürümeye yüz tutmuş devlet yapısını hukuk sistemi çerçevesinde oturtmak zorunda. Eğer bir ülkenin güvenlik sisteminde zafiyet varsa istihbaratında sıkıntı varsa. Hukuk sistemi hangi cemaate, hangi ideolojik düşünceye bağlı diyorsa bir çöküştür. Alman yargıçlarına bakın, içinde Müslüman var, Pakistanlı var, Türk var. Hiçbir Alman'ın şöyle bir kaygısı olur mu, eyvah bizim kararla ilgili nasıl karar alır diye tartışmazlar bile. Hiç kimseyi ilgilendirmez, onun ideolojik yapısı vs... Onu ilgilendiren yargıyı işletiyor mu işletmiyor mu. Bizim ivedilikle yargıyı saat gibi işlenir duruma getirmemiz lazım. Hani bir filozof der ya, adalet sistemi bir kutup yıldızı gibidir. Dünya döner ama o yerinde sayar. Dünya dönecek, siyasi partiler gelip geçecek. Hiç kimse bu yerinde sayan evrensel hukuka dokunmayacak hukuk sistemini CHP hayata geçirmek zorunda. Toplumun şundan vazgeçmesi lazım, bu ilkellikten vazgeçeceğiz. İyi adam kötü adam buna kimsenin itirazı yok ama iyi sistem yoksa iyi adam bir şey ifade etmiyor. İyi adam ölebilir yani, bugün varız yarın yokuz. Ama iyi sistem ölmüyor. Türkiye'nin sağlıklı işleyebilen bir sisteme ihtiyacı var. Bu iyi sistemi inşallah biz hayata geçiririz.

Orhan Salkınaz: Türkiye'de bu sistemin çalışması gerçekten önemli. Az önce dediğiniz gibi şu bu diyerek sürülen hakimler, etkisizleştirilen savcılar, hukukun yeniden oturması lazım. Torba yasa garabeti ile bir sürü açıklar olması, kanunlarında baştan sona elden geçmesi gerekiyor. Aslında gelecek olan hükümetin işi gerçekten zor. Arkasından yasayı yeniden toparlayacak...
Gürsel Tekin: Aslında hiç zor değil. Yani dünyayı yeniden keşfedecek değiliz. Bugün evrensel hukuk sistemi dünyada herkes tarafından kabul görmüş bir sistem. Bu cumhuriyeti kuranlar bunu fark etmiş, dünyanın çeşitli ülkelerinde farklı farklı Türkiye'ye uyabilecek hukuk sistemini alırken şimdi bu kadar 21. yy'da bunu yapmamamız düşünebilir mi? Siyasal partilerin değil Türkiye'nin beklentilerine göre bir hukuk sistemi oluşturacaksınız. Yani gazetecinin dayandığı alan hukuk sistemi olacak. İş dünyasında ise, efendim benim farklı bir tercihim var acaba bu iktidar bana vergi müfettişi gönderir mi cesaretini gösteremeyecek bir hukuk sistemi olacak. Amerika'da biliyorsunuz işadamları rahatlıkla siyasi partilere yardım ediyor. Kendisinin yardım ettiği siyasi parti iktidar olamadı diye kaygılanıyor mu? Bunun kapısına vergi müfettişi gönderin diyor mu? 2003 yılında Amerika başkanına bir Mısırlı gazetecinin Amerika'da ki gazetede yazdığı köşe yazısını size hatırlatmak istiyorum. Eli kanlı Bush diye yazdı. Onu yazarken eyvah ben bunu dedim, Bush'un bu savaşçı halini eleştirdim, beni kapı dışarı edebilir mi kaygısı yok. Neydi onun güvencesi? Onun güvencesi Amerika'nın hukuk sistemiydi. Benim polis kardeşimin İngiliz polisinden ne eksiği var? İngiliz polisi, başbakanın oğlunu aldı gel kardeşim sen suç işledin dedi. İngiliz başbakanı şunu diyebildi mi? Ne haddin varda benim oğlumu aldın dedi mi. Tam tersi İngiliz Başbakanı tıpış tıpış karakola gidip oğlunu aldı. İşte bu hukuk sistemini istiyoruz. Özellikle şu an ülkeyi yönetenlerin, en çok onların buna ihtiyacı var.  Saat gibi işlemezse hukuk sistemi, hepinizin akıbetinin ne olacağını kestiremeyiz.

Orhan Salkınaz: Evet hukuk sistemini tıkır tıkır işletmemiz gerekiyor dediniz. Gazetecide sırtını hukuka dayamalı. Biz hukuktan korkar hale geldik. Hukuk öyle ezildi, büzüldü ki bırakın telefonları direkt mahkeme celpleri, uyarılar...
Gürsel Tekin: Ama şimdi numaralandırırsanız hukuku. Hukukun en üst alanında bir seçim olacak ve herkes toto oynar gibi kaç kişi bilmem neci... Böyle bir hukuk sistemi olur mu. Onların isyan etmesi gerekir, onlarda isyan etmediler. Ben kararımla var olmak istiyorum diyemediler. Böyle bir rezillikten Türkiye'yi kurtaracağız.

Orhan Salkınaz: Seçimi konuştuk, arayışları konuştuk, koalisyonu konuşacağız. Başka bir noktaya değinmek istiyorum sosyal medyadan gelen sorularda var. Kongre süreci başlıyor şimdi. O ne zaman başlayacak? Çünkü bir koalisyon arayışı var, birde kongre süreci var. Ertelenme olacak mı?
Gürsel Tekin: Bizim kongre sürecimiz Mayıs ayında başladı sadece karar alındı MYK olarak. Takvimi büyük olasılıkla 15 gün içinde göndereceğiz. Büyük Kurultayı Kasım civarında yapabiliriz. Ama hükümet arayışı farklı bir şey o devam edecek tabi.

Orhan Salkınaz: İl İlçe kongreleri olacak?
Gürsel Tekin: Mahalle kongreleri ile başlayacak.

Orhan Salkınaz: Büyük kurultaya CHP iktidar partisi olarak koalisyon ortağı ve Sayın Genel Başkan, Başbakan olarak girecek mi?
Gürsel Tekin: CHP Genel Sekreteri olarak söylemiyorum. Gördüğüm tabloda biraz önce saymış olduğumuz temel sorunları ve sıkıntıları aşabilecek özellikler CHP'de var. Ben büyük olasılıkla önümüzdeki kurultayı Sayın Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu'nun başbakanlık sıfatıyla kurultaya geleceği inancı içindeyim. Türkiye bilmesi lazım CHP hazır. Sorunları çözmeye hazırız. Türkiye asla ve asla çözümsüzlük içerisinde değildir ve her şeyden önce CHP var. CHP barajın altında kaldığı dönem bile insanların uğrak yeri haline gelmişti. CHP cumhuriyeti kuran ve değerlerini yaşatacak olan bir siyasi partidir.

Orhan Salkınaz: Peki, şu anda görüşmeler mutlaka başladı ve görüşmeler devam ediyor koalisyon için. Nasıl düşünüyorsunuz, bir üçlü koalisyon beklendiği gibi MHP, HDP, CHP olarak CHP'nin liderliğinde olur mu? Bir azınlık hükümeti mi çıkar ya da kulislerde konuşulan AKP, CHP koalisyonu mu çıkar...
Gürsel Tekin: Şimdi takvim başlamadan biz kendi kişisel düşüncelerimizi söyleyeceğiz. Takvim başladıktan sonra bu yorumlar yapılabilir. Bir kamuoyunun beklentisi olarak şunu görüyoruz. Her şeye rağmen diğer siyasi partileri CHP'ye yakıştırıyorlar. CHP olmazsa olmazların içinde. Bütün siyasi parti seçmenlerinin beklentisi bu. Ağır sorunlar var ve CHP ile çözmek mümkün. Toplumun muhalefet görevi verdiği %60'ın bu beklentiye cevap vereceği inancı içerisindeyim. Bu her iki partinin desteklediği bir CHP tek başına da olabilir. Bu alternatifler çoğaltılabilir. Ama olmazsa olmaz CHP'nin bu konuda merkezde olması...

Orhan Salkınaz: Kombinasyonlardan söz ediliyor ama bütün kombinasyonların ortasında bir CHP var. O anlamda da alınan oyada baktığımızda da beklenti 75...
Gürsel Tekin: Son derece doğal. Cumhuriyeti kuran, Türkiye'yi, devleti kuran bir siyasi partiden bu beklentilerin olması çok doğaldır. Biraz öncede ifade ettiğim gibi barajın altında kaldığımız zamanda bile bütün siyasi partilerin uğrak yeri, iş dünyasının uğrak yeri CHP olmuştu. CHP bu ülkenin temel parçalarından birisidir. Ben inanıyorum ki çok sağ duyulu kararlar alınacaktır ve bu birikmiş sorunları çok kısa süre içerisinde hazır olan, ekonomik açıdan, demokrasi ve hukuk açısından hassasiyeti olan bir siyasi parti bu meseleleri kısa süre içerisinde çözecektir. Bizim beklentimiz iç politika değil, CHP'nin bir başka misyonu var. Bugün İslam coğrafyasının, Ortadoğu’daki kanamalı coğrafyayı durdurabilecek, barış elçisi olabilecek tek partide biziz. Bizim mesela 1 Mart tezkeresini kimse konuşmuyor, tartışmıyor. 1 Mart tezkeresinin hassasiyetini taşıyan tek siyasi partiyiz. Bugün itiraz ettiklerimizin tamamı Ortadoğu coğrafyasında yaşanıyor. Bu Arap baharı dediklerinin bir kışa dönüşecek itirazlarımıza herkes kulağını kapatmıştı. Her şeye rağmen CHP olarak, başta Sayın Genel Başkanımız ve parti yetkililerimizle Ortadoğu coğrafyasındaki liderleri üç gün İstanbul'da topladık. Barışa bir katkımız olsun dedik, yetmedi Sayın Genel Başkanımız dahil olmak üzere Irak, Suriye birçok ülkelerle çok açık temaslarımız oldu. Bütün bu temasların sonucunda yöneticilerde anladı ki evet kardeşim bu süreci biz ancak CHP ile götürebiliriz. CHP iktidarı ile Sayın Kılıçdaroğlu'nun Başbakanlığı ile çok kısa süre içerisinde bugün bizim coğrafyamızda iş yapan milyonlarca maalesef göçmen yoldaşlarımız var. 25 gün önce doğmuş bir çocuğun ızdırabını hepimizin içimizde taşıması lazım. Bu mülteci perişan edilmiş yurttaşlarımızın kendi evlerine barkına geri gönderilmesi sürecini CHP yapacaktır. Mısır ile Türkiye'nin şöyle bir önemi var. Belki bu iktidarın bu öngörüsüz dış politikalarından en ağırı da bu oldu. İslam coğrafyasının iki sigortası var. Siz parasal ağırlıklarına bakmayın. Arabistan'dı, Katar'dı v.s onlar şirket gibi devletlerdi. Bir Mısır ikincisi Türkiye.... Bizi Mısır ile niye kavga ettiriyorsunuz. O kavganın sonucunda Ortadoğu kanamalı hale geldi. Libya'ya ilk itiraz eden biziz. Hayır dediler, Sayın Davutoğlu biz demokrasi getireceğiz dediler. Getiremezsiniz kardeşim dedik, üçe parçalanmış bir Libya. Bunun arasında binlerce işadamımız vardı şimdi bir tanesi yok. Bütün bu barış süreci sağlandığında ne olur biliyor musunuz? Başta Irak olmak üzere asgari 700-800 milyar dolarlık yatırım yapılacaktır. Türkiye bunu sağladığı zaman bu yatırımların yanında 1,1.5 milyon insanımız aş ve iş sahibi olacak. Bunları bütün dünyaya sorsanız ancak CHP ile yapmak mümkün.

Orhan Salkınaz: Bir izleyicimiz, "Sayın Başkan, Türkiye'yi kurtardık da ne olacak bu Beşiktaş'ın hali" diyor.
Gürsel Tekin: Türkiye'yi kurtardık Beşiktaş'ı da kurtaracağız merak etmeyin.

Orhan Salkınaz: Aslında ben bu soruyu başka bir yere bağlamak istiyorum. Çarşı'nın Gezi'ye vermiş olduğu destek karşısında dışlanması iktidar tarafından...
Gürsel Tekin: Bir Beşiktaşlı olarak bizim övünç kaynağımız değil dünyanın övünç kaynağıdır. Zaman zaman bu sıkıntılı süreçler olabilir. Futbol dünyası bakın çok yalın. Dünyada da baktığımızda gelişmiş ülkede kimse müdahale edebilir mi? FİFA'nın durumuna bakın, hiç siyasetçiler konuşuyor mu? Böyle bir şey olamaz, takımları dizayn edelim... Neredeyse köy derneklerini dizayn edecek. İş dünyasını dizayn edecek... İş dünyasında bir vatandaş süreci gördüğü için aman ha kardeşim bu negatif dildir. Vay sen bunu nasıl dersin diye adamı bertaraf ettiler. Bizim dönemimizde kimse bertaraf olmayacak. İş dünyası rahatlıkla düşüncelerini söyleyebilecek. Ama her şey hukuk çerçevesinde olacak. Basın özgür diye herkese hakaret edemeyecek. Mesela basına bakıyoruz kardeşim, şeytanın aklına gelmeyecek haberler. Böyle bir basın etiği olabilir mi? İş dünyası, basın, medya son derece özgür olacak ve hukuk içerisinde disiplinli bir şekilde bekleyecek. Dünyada olduğu gibi siyasetçi gazeteciden korkar. Biz de tam tersi. Siyasetçi gazetecinin televizyoncunun nefesini ensesinde hissedebilmeli. Ben yanlış bir şey yaptığımda ben rahatlıkla kamuoyuna afişe edilebilirim anlayışını oturtacağız.

Orhan Salkınaz: Bizde gazetecilerden her şeyin saklanması olayı geldi. Cumhuriyet gazetesine ve Can Dündar'a linç kampanyası başladı. MİT tırları meselesi var ve oraya haber yasağı geldi. Diyarbakır'da bir bombalama oldu HDP eyleminde. Biz hiçbir şeyi haber yapamaz hale geldik.
Gürsel Tekin: Şimdi AKP'nin modeli şu, hemen sıkıştıklarında çok kolay... Şuna yasak koyalım. Ne diye yasak koyuyorsun kamuoyu bilsin. Olmuş olayı saklamanız ardında herhalde sıkıntılar var. Şimdi mesela televizyonlar çağırıyor, size hangi soruları soralım diyor. Bu gerçekten vahim bir olay. AKP şimdi şöyle bir moda getirdi, sorular hazırlanıyor, sorulara göre konuk çağırıyorsunuz. Hatta bazı konukları arıyorlar sizi alacağız akşam hangi gazetecileri çağıralım... Kimi çağırırsanız çağırın kardeşim.

Orhan Salkınaz: Başbakan ve Cumhurbaşkanının çıktığı programlardaki sorular... Ben buraya programa davet ettim seçim öncesi. Hiçbirisi gelmedi. Çünkü soru sormamız değil hazırlanan cevaplara soru üretmemiz istenen bir ortam, biz onu yapmayacağımız için kimse gelmedi. Kimse gelmediği için iktidar da muhtemelen bizde RTÜK'ten ceza da yiyeceğiz. Kongreler sürecinden bahsettik Hazmi Doğan yazmış.  Genel Sekreterime sorar mısınız oy kaybeden hantal il yönetimleri ne olacak?
Gürsel Tekin: Yani nasıl seçimde siyasi partiler kendilerini millete teslim ettiyse şimdi bu takvimde yani Mayıs 20'sinden itibaren örgüt yöneticilerimizden tamamını örgüte haber ettik. Bunun kararını örgüt karar verecek. Mahallede seçecek, ilçede seçecek. Bizim vereceğimiz bir karar değildir. Ben inanıyorum ki bizim örgütümüz çok sağ duyuludur, bütün bu hantal yapıları yenileyecek dinamik ve direngen partiyi kucaklayan bir yapı çıkacaktır.

Orhan Salkınaz: Uzun zamandır var olan atalet ön seçim süreci ile atıldı gibi.
Gürsel Tekin: Şimdi şöyle oldu, örgütlerimize de haksızlık yapmayalım. Biz iki ağır seçim yaşadık. Örgütlerin en ağır seçimlerinden bir tanesi yerel seçimlerdir. Bu kolay değildir, bir yerel seçim yaşadığınız zaman orada çok sıkıntılar oluyor. Oldum, olamadım, işte ben hakkımdı... Bütün bunların hedefi il başkanları oluyor. Yani belki il başkanlarının çok insiyatifi yok ama üstüne birde Cumhurbaşkanlığı seçimi geldi. Çok iki ağır seçim taşımış... Üçüncü seçimi yaşadık çok haksızlıkta yapmak istemiyoruz. Birçok il başkanlarımız gerçekten can baş çalıştı. Bir kısım il başkanlıklarımızda da sıkıntılar sorunlar vardı. İnşallah bu kongre takvimi ile sorunlar ortadan kalkacaktır.

Orhan Salkınaz: Siz İstanbul milletvekili olmanıza rağmen sorumlu olduğunuz başka iller vardı.
Gürsel Tekin: Anadolu'da çok ısrar ediyorlardı işte bizde örgütlerimizi kırmamak için... Birçok yere gidemedik. Mesela Aksaray'a, Nevşehir'e gitmek istiyordum bir türlü gidemedik. Kilis başkanıma söz verdim gidemedim. En kısa süre içerisinde o illere gideceğim. Bu bizim şöyle bir anlayışımız yok. Sayın Genel Başkanımız, efendim seçim bitti hadi bir dahaki seçimi bekleyelim değil tam tersine yine sokakta olacağız. Evet bize 75 oy vermeyen vatandaş niye vermedi efendim. Kapı kapı dolaşacağız. Ama bize oy vermeyen, neden vermedi, bir dahaki seçimde bu vatandaşlarımızı ikna edebilecek birçok çalışmalarımızı inşallah bu hükümet kurma aşamadı biter bitmez sokakta olacağız. Tatil yok, sadece üç beş gün bir tatil yapabiliriz, onun dışında vatandaşımızla alanlarda olacağız.

Orhan Salkınaz: Siyasetin temel kuralı, seçim bir önceki seçimden kazanılırdan yola çıkarak devam edeceksiniz.
Gürsel Tekin: Kesinlikle. Ben buradan bütün başkanlarıma bir öneri olarak, bir kardeşleri olarak söylüyorum. Eski il başkanı olarak, siyasette görev yapmış bir kardeşleri olarak söylüyorum. Yarından itibaren size oy veren, vermeyen yurttaşların kapısını çalacaksınız. Onlara teşekkür edeceksiniz, ilk göreviniz bu. 2009'da seçim biter bitmez ilçe ilçe dolaşan biriyim. İnanın şunu söyleyebilirim. Birçok yere gittiğimizde başkanım özür diliyorum size oy veremedik pişmanım dediler...

Orhan Salkınaz: Pekala süremizin yavaş yavaş sonuna geliyoruz. Ama aslında daha çok soru var. Sizi İstanbul'da yakaladığımız anda soruları sormak istiyorum.
Gürsel Tekin: Olabilir ama ben şunu toparlamak istiyorum. Türkiye rahat olsun CHP hazır. Bize elbette tek başına görev verilseydi bu sorunlar olmazdı. Bütün bu sorunları kısa sürede aşabilecek, toplumun nefes almasını sağlayabilecek bir iradeye sahibiz. Bizim dışımızdaki siyasi partilerin umuyorum ki tabanları, seçmenleri bu çerçeveden en azından kamuoyunun %60'lık bir algısı ile bir hükümeti yaşatırlar. Beklenen projeler var. Örneğin hemen 28'inde meclis başkanı oluştuğunda üç siyasinin taahhüt etmiş olduğu çok basit çözülebilir emekli maaşını bir maddeyle hayata geçirelim. İki, taşeronlaşma... 800 bin taşeron bekleyen kardeşimiz var. Üç siyasi partinin de taahhüdüdür. Gelin bunu hayata geçirelim. Hükümet süreci hayata geçsin bunda engel yok. Üçüncü olarak RTÜK ceberutundan Türkiye'yi kurtaralım. 77 milyon yurttaşımızın ortak malı TRT'yi bundan kurtaralım. Üç siyasi partinin buna gücü yetiyor. %60 bize oy vermiş vatandaşı rahatlatabilecek beş altı tane projemizi hayata geçirelim.

Orhan Salkınaz: Hükümetin kurulmasını beklemeden hayata geçsin.
Gürsel Tekin: Yani böyle bir RTÜK olabilir mi, iktidarın bahçesi gibi. Bir madde ile halledeceğiz, ben inanıyorum ki MHP'de, HDP'de bu duyarlılığı gösterecektir. Türkiye'nin de en azından ilk 28'inde açıldığında helal olsun bunlar hazırmış dedirtebilelim.

Orhan Salkınaz: Bunun için seyircilerimizin de bilgi eksiğini giderelim. Hükümet kurulur meclis ondan sonra çalışmaya başlar diye bir şey yok. 28 Haziran değil mi?
Gürsel Tekin: RTÜK'ü düzeltmek için hükümete gerek yok. Meclisin kararı ile, çünkü bayram geliyor. 28'inde ya da sonrasında karar almalıyız ki 15 Temmuz'da emeklilerimiz ilk maaşını almış olsunlar.

Orhan Salkınaz: Bu konuda meclise hakikaten iş düşüyor. Dediğiniz gibi diğer iki partide önemli. Burada AKP'nin takınacağı tavırlar önemli. Çünkü ben hayatımda ilk defa bir seçimde muhalefet partisi vereceğim derken ve kaynağını açıklarken iktidar hayır efendim vermeyin diyerek üstelik niye itiraz...
Gürsel Tekin: Bir şey verdiğimiz yok bakın. Yurttaşlarımızın bilmesi gereken birkaç şey söyleyeceğim. Daha önümüzdeki günlerde örneğin İstanbul'da bir arsanın yabancıya pazarlanacağı söyleniyor. Onun şu andaki ekonomik değeri 50 milyon dolardır. Bizim bu vaat ettiğimiz garibana, işçiye vereceğimiz paranın tamamı 50 milyardır. Yapmayın ne olursunuz kendi yurttaşlarınızı bu kadar aşağılamayın. Nereden bulacağız anlayışı bir vicdan anlayışı değildir. Parada var pulda var, bir tek irade eksik.

Orhan Salkınaz: Bir uçuk kaçık bir hayal ortaya atılıyor. Büyük kanal projesi...
Gürsel Tekin: Hangi kanal?

Orhan Salkınaz: Büyük İstanbul...
Gürsel Tekin: O da palavra. Kazara Allah göstermesin bunu CHP söyleseydi şimdi manşetlerdeydik. Eski Başbakan dedi ki ben kanal projesi yapacağım dedi. Yeni atanmış başbakan çıktı dedi hayır biz 90 bin konut yapacağız. Bakanı çıktı, Canikli dedi ki biz buraya AVM merkezi... Yok öyle bir şey palavralarla yürür mü? Bizimkilerde palavra yok. Bizimkiler, birde Sayın Kılıçdaroğlu'nun şöyle bir özelliği var. Kırkı kırka vurur. Ya işte 617 lira, ya kuruşu sil desen hayır o da olacak der. Bütün bunlar hesaplandı, kitaplandı. Hadi oturduk şunu hazırladık söyleyelim dediğimiz projeler değildir. Uygulanabilir hesaplanmış projelerdir.

Orhan Salkınaz: Mevcut iktidar halen tabi yeni hükümete kadar iktidarda oldukları içim kişi kendi bilir atasözümüz vardır ya. Kaynak dediğinizde kaynak Türkiye diyorlar. Siz iki maaş ikramiye diyorsunuz kaynak nerede açıkla diyorlar. Kendileri atmayı çok seviyorlar.
Gürsel Tekin: Üç siyasi partinin yapması gereken Sayın Cumhurbaşkanının yeri Çankaya'dır. Bütün bakanlıklar saraya alınabilir. Bütün bakanlıkları saraya aldığınız zaman devletin cebinden çıkacak 3 milyar doları engellemiş olursunuz. Hantal binaları Ankara'ya geldiğinizde görüyorsunuz. Dünya binaları küçültüyor. Ama bizde binalar büyüyor.

Orhan Salkınaz: Binalar büyüdükçe ekonomi küçülüyor aslında.
Gürsel Tekin: Yerelleştirmek zorundayız. Devletin bir merkezde toplanması kadar tehlikeli bir şey var mı? Alacaksınız kardeşim, yerelleştireceksiniz. Yereli de zapta alacaksınız. Şeffaf devlet anlayışı. Dünya bunu uyguluyor, herkes hesap verebilir durumda olacak. Ben birey olarak, İstanbul'da ne zaman canım istiyorsa... Çünkü vergi ödüyorum. Benim İstanbul belediyesine ödediğim vergileri ve İstanbul belediyesinin uygulamalarını görmek istiyorum. Mesela Londra belediyesinin uygulamalarını görüyorum. Ben Londra'ya vergi ödemiyorum. Ben İstanbul belediyesinin uygulamalarını görmek istiyorum. Bu benim en doğal hakkım vatandaş olarak. Bu şeffaflığı getirdikten sonra kim olursa olsun çok önemi olmayacak.

Orhan Salkınaz: Çok teşekkür ediyorum Gürsel Tekin.
Gürsel Tekin: Ben teşekkür ediyorum.

Anahtar Kelimeler
    Perşembe, 11 Haziran 2015 17:18

Bağlantılı Konular