Gürsel Tekin, Tarafsız Bölge'nin konuğu oldu

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, CNN Türk'te Tarafsız Bölge programının konuğu oldu.

Ahmet Hakan: CHP'nin gerçekten önemli iki ismi burada, stüdyomuzda. Gürsel Tekin ve Selin Sayek Böke, hoş geldiniz her ikinizde. Az önce MHP'lilere söylediğimi CHP'liler için de söyleyebilirim. Genelde biz sizi seçim yorgunu beklerken siz hiç yorgunluk alameti göstermiyorsunuz.

Gürsel Tekin: Ses yorgunluğu var ama fiziksel olarak bir yorgunluk yok. Sahada enerjimizi alıyoruz.

Ahmet Hakan: Başlayabiliriz, Yazgülü ile başlayabiliriz.

Yazgülü Aldoğan: Bu seçimde gerçekten farklı bir CHP görüyoruz. Çok proje yapan, çok farklı bir politika güden, kavga etmeyen, bütün sataşmalara arkasını dönüp cevap vermeyen ve projeleriyle de halkın ilgisini çeken çok da çalışan... Genel Başkanınız da çok il gezdi ama bunun sonucu anketlere çok da fazla yansımıyor yani demin MHP'yi ağırladık. Hatta onlara da çok iyi görünüyorsun dedik, tam da çok çalışmadılar ki tabi iyi görünürler diyecektim. Onların tıkır tıkır yükseliyor oyları, çok fazla bir şey yapmadan. Sizin oylarınızı bu kadar yükselmemesi sizi sinirlendiriyor mu? Bunun nedenleri nedir? Rakam vermiyorum ama biraz sağa sola yardım için giden oylar olduğunu tahmin ediyoruz tabi.

Gürsel Tekin: Tabi ben burada zaman zaman eleştiriler hep olmuştur. Türkiye'de bağımsız kamu yoklama şirketleri pek yok, bunu kabul etmemiz lazım. Dünyanın birçok yerinde bu şirketler var. Asla bunlar kamu ve devlet ile iş yapmazlar. Mevcut şirkeler bakanlıklarla çok ciddi işler yapıyorlar. Bunların çok bağımsız çok tarafsız olmaları hep tartışma konusu olmuştur. Bakın geçmiş dönemlere baktığınızda...

Ahmet Hakan: Dikkate almayın mı diyorsunuz?

Gürsel Tekin: Almıyoruz. Şundan dolayı örneğin 2009, 2011 seçimlerine baktığınızda bu bütün seçimlerin içinde yaşayan insan olarak söylüyorum. 60'dan başlarlar, seçme üç gün kala ana sayıya inerler. 55'den başladılar, şimdi nereden başladılar 43 den başladılar. Ben ortalama 35-40 ili dolaştım. Özellikle Orta Anadolu yani daha çok AKP'nin güçlü olduğu illere baktığınızda böyle bir tablonun olmadığı çok net şekilde görülüyor.

Ahmet Hakan: Siz ne görüyorsunuz Selin Hanım sahada?

Selin Sayek Böke: Şimdi ben de onu söyleyecektim yani sahadaki hissiyat bunun tam tersi. Çünkü CHP bu seferki programı ile esasında vatandaşın ve Türkiye'nin sorunlarını doğru tespit etmiş ve sorunlara çok net bir çerçeveden çözüm önerisi sunmuş vaziyette ve bütün çözüm önerilerimiz ben metrodan dolaşırken farklı şehirlerde. Beni durduran insanlar tarafından soruluyorlar. Yani sahadaki hissiyat aslında tıkır tıkır artışın varlığını gösteriyor. Bize de enerji veren aslında bu oluyor.

Ahmet Hakan: Metro derken?

Selin Sayek Böke: Yani İzmir, İzmit, İstanbul gibi toplu taşımalarda geziyorum hem siyaset yapıyorum hem halkı görüyorum.

Ahmet Hakan: Peki ne yapıyorlar vatandaşlar? Sizi tanıyıp gelip mesela emekliye ne yapacaksınız diye mi soruyorlar?

Selin Sayek Böke: Evet bunları soruyorlar ve Merkez Türkiye Projesinin dahi detayları soruluyor. Bu proje biliyorsunuz makro ekonomik bir proje olmasına rağmen...

Yazgülü Aldoğan: Geç açıklanmış bir proje...

Selin Sayek Böke: Geç ama stratejik olarak esasında bir bütün ekonomik çerçevenin yansıması ile uyumlu bir zamanlamayla açıklanmış bir proje. O projenin detayını dahi soran vatandaşlarımız ile karşılaşıyoruz. Ya sahadaki hissiyat tam tersi. Emeklerimiz karşılığını görüyor. Tabi ki çok daha fazlasını görmek istiyoruz ve pazar günü iktidara taşıması düşüncesindeyiz. Burada iki dinç insanı görmüyor olabileceğinizi ben teyit edebilirim yani. Hakikaten fiziksel olarak başkanımız çeşitli illerde ben de öyle faaliyet halindeyiz.

Gürsel Tekin: Şöyle bir şey var. 2011'de mevcut illerin tamamına gittiğim gibi bu yılda gittim. En azından şunu duyuyoruz, AKP'ye oy vermeyeceğim. Ama kime vereceğini çok net bir şekilde söylemiyor.

Ahmet Hakan: Bir soru var, onu bir daha lütfen.

Yazgülü Aldoğan: Evet Genel Başkanın da söylediği gibi biz yardım kuruluşu değiliz diye üstüne basa basa son zamanlarda söylemeye başladı. Çünkü şu ara sizin tamda söylediğiniz gibi AKP'ye oy vermeyeceklerin en büyük amacı HDP'nin barajı geçmesi olduğu için ona bir miktar ödünç oy gitmesi söz konusu. Bunun da sizden gitmesi gibi görünüyor.

Ahmet Hakan: Ne diyorsunuz, gidecek mi sizden?

Gürsel Tekin: Çok elimizde bir terazi yok ama 2014 cumhurbaşkanlık seçimini baz alırsak daha çok mesela HDP, AKP'den oy almıştır. Örneğin şu anda oturduğumuz ilçe Bağcılar'da oylarını %400 arttırmıştır. Ümraniye, Pendik gibi ilçelere baktığımızda AKP'den çok ciddi oy almış. Doğal olarak tabi çok ciddi kaygılı seçmen de var. 2011 yılında olduğu gibi  MHP barajın altında kalmasın diye bizden %3 gibi bir oy gitti. Ama belli ki HDP de çok stratejik gidiyor. Bana göre yapılan araştırmalarda HDP fazlası ile barajı aşıyor gibi görünüyor en azından. Tabi...

Ahmet Hakan: Gider mi sizden oy?

Gürsel Tekin: Bir kısım, ama makul ölçüde gider gibi görünüyor. Abartılacak bir geçiş görmüyorum ama doğal olarak biraz önce söylemiş olduğum gibi sahada karşılaşmış olduğumuz insanlar 2011 yılında olduğu gibi eşimde MHP'ye verecek ben CHP'ye vereceğim söylemlerini bu kez HDP için de duyuyoruz.

Ahmet Hakan: Selin hanımın bahsettiği o projelerden, etkilenip başka bir taraftan gelmiş olabilir mi?

Gürsel Tekin: Kesinlikle. Özellikle bizim projelerimizin en önemlisi emekliler.

Ahmet Hakan: En çok tutan o mudur? Emekliye iki dini bayramda iki maaş ikramiye?

Gürsel Tekin: Evet daha pratik daha peşinci bir proje olduğu için çok kolay tuttu ama birçok projelerimiz...

Yazgülü Aldoğan: Parayı gördüler galiba.

Gürsel Tekin: Tabi doğal olarak insanlar inim inim inliyor...

Ahmet Hakan: Parayı gördüler demeyelim, gerçekten emeklinin hali perişan.

Yazgülü Aldoğan: Yok yani Merkez Türkiye projesinde neyi görüyorlar ki çok büyük bir ufuk. Ama burada bir maaş ikramiye dendiği zaman...

Gürsel Tekin: 43 milyon insan borçlu. 11 milyon emeklinin... Tabi ki Selin Hanım birazdan anlatacak. 9 milyon insan borç batağında. Şimdi bu kadar acil borcu olan bir insanın satın alacağı proje tabi ki bu olmalı.

Selin Sayek Böke: Bir ekleme yapabilir miyim ben? Hani bu stratejik oy kullanma davranış biçiminin artık değişeceği bir siyaset seçimini de yaşıyoruz. Bunda CHP'nin müthiş bir katkısı var. Çünkü CHP bu seçimde siyasetin içerik tartışma zeminine taşınmasını yani ideolojik ya da olmayan gereksiz tartışmalarla vakit kaybeden bir Türkiye siyaseti yerine gerçek sorunlar var alternatif çözüm önerileri tartışılmasına Türkiye'yi iten bir tablo ile ortaya çıktı.

Ahmet Hakan: Öyle ama bakın Selin hanım son üç gündür klozet tartışması yapıyoruz. CHP'de bunun bir parçası oldu.

Selin Sayek Böke: Şimdi bakın CHP bu siyasi platformun önemli oyuncularından bir tanesi. İster istemez dokunuyor tabi ki. Biz ana mesajımızdan hiçbir zaman sapmadık bu seçimde. Bizim ana derdimiz ne, vatandaşımızın ana kaygısını gidermek. Siyaset esasen aslında bir platform. Bu seçimde CHP bunu diğer partilere anımsatmış oldu. Belki bu seçimde bunun derin izleri yaşanmayacak ama Türkiye siyasetinde derin izleri mutlaka yaşanacak.

Ahmet Hakan: Yani ekonomik vaatlerin öne çıktığı bir siyasete doğru mu gideceğiz.

Selin Sayek Böke: Meseleleri tartışıyoruz. Mesela diyoruz ki işsizlik var. İşsizliği çözmemiz gerekiyor. Asgari ücret düşük, bunu kabul ettirdiğimiz bir iktidar var şu anda. Maliye Bakanı çıkıpta şu cümleyi sarf etti. Doğru asgari ücret düşüktür dedi.  13 yıldır iktidarda kalmış bir partiye bunu kabul ettiren, bir dakika esasında burada bir sorun var deyip alternatif bir çözüm önerisi sunmuş olan partidir.

Ahmet Hakan: Emeklileri de akla getirdiniz.

Selin Sayek Böke: Aynı şekilde CHP iktidarı başladı derken bundan bahsediyoruz. Yani biz doğru sorunları ortaya koyarak ve alternatif çözüm önerileri sunarak vatandaşın da talep etmesine yol açtık. Bu durumda seçmen kayar mı kaymaz mı biraz daha kısa vadeli bir tartışma oluyor.

Ahmet Hakan: Peki kulak kesiliyor mu insanlar? Kulak kesildiler mi? Anladılar mı CHP'yi?

Selin Sayek Böke: Şimdi biraz önce Gürsel beyin söylediği çok kıymetliydi. Belki kararsız seçmen var gibi gözüküyor ama kulakların hepsi bize özellikle çok açılmış durumda. Ben iki gün önce bir yeşil park alanında büyük bir öğrenci grubu ile buluştum. Öğrencilerle olmasına rağmen buluşma, etrafı saran bir dizi emekli oldu. Emeklilerin bir kısmı da şunu söyledi. Biz daha önce size hiç oy vermedik ama inanın bu sefer söylediğinizi duyduk dediler. Daha karar verdiklerini söylemediler ama kulakları açılmış vaziyetteler. Bunlar CHP iktidarının habercisi.

Ahmet Hakan: Şimdi çok güzel konuşuyorsunuz. Şu anlamda çok güzel. Emekli olsam cazip bir şey söylüyorsunuz. Asgari ücretli için cazip bir şey söylüyorsunuz. Taşeron işçiler mesela. Tamam bunlar güzel de ben mesela emekli olsam şöyle bir hesapta yaparım. Bunlar bunu söylüyor ama iktidara gelme ihtimalleri zayıf. Böyle bir zihinsel dirençle karşılaşabilir misiniz mesela?

Selin Sayek Böke: Bilakis bunlar sayesinde iktidara geleceğimiz algısını çok net hissediyoruz tartışmalarımızda. Ya ben hep şunu söylüyorum kahve ziyaretlerinde. Çok az kaldı Temmuz'da ikramiyeyi almak istiyor musunuz diye soruyorum, evet esasında size oy vereceğiz yanıtı. Kimse bu soruya hayır diye yanıt vermiyor.

Ahmet Hakan: Peki Gürsel bey herhangi bir yerde irtica, başörtüsü, laiklik, Atatürkçülük, bunlarla karşılaşıyor musunuz?

Gürsel Tekin: AKP hariç hiçbir yerde karşılaşmıyoruz. İlk kez yani ben 30 yıldır sıcak siyasetin içerisindeyim. İlk kez iktidar partisi daha barışçıl bir dil ile götürür, muhalefet saldıran olur. Şimdi bütün muhalefet partiler, sadece CHP değil hemen hemen bütün muhalefet partileri çok barışçıl bir dil ile götürürken, paralel bir yapı... İnanılır gibi değil, burada onlarca tuzak sayabilirim.

Murat Çelik: Bir dakika paralel yapı derken paralel yapı ile iş birliği yapan sizmişsiniz.

Gürsel Tekin: Şu an paralel yapı yok mu AKP'de? Paralel yapının dışında toplumun beklentisi, insanların inançları, sosyal yaşamlarını tartışmak değildir. Benim derdime derman olabilecek cümleler duymak istiyorum. Bunun dışında mesela bir sokakta bunları duymuyoruz. Tam tersine muhafazakar seçmen ile çok iyi ilişkilerimiz var.

Ahmet Hakan: Mesela size hiç imam hatipleri kapatacak mısınız, kuran kurslarını kapatacak mısınız diyorlar mı?

Gürsel Tekin: Hayır hiç demiyorlar.

Ahmet Hakan: Selin hanıma diyorlar mı?

Selin Sayek Böke: Ekonomi programının önemli bir ayağı eğitim tabi. Dolayısıyla eğitim tartıştığımız ama daha çok odalarda yaptığımız tartışmalarda okullarda ve meslek eğitimle ilgili bu soru geliyor. Ama biz bu konuda o kadar netiz ki inanın sadece iki kere geldi bu soru.

Ahmet Hakan: Netliğiniz nedir yani?

Selin Sayek Böke: İmam hatipleri kapatmayacağımızı zaten söylüyoruz. Türkiye'de neye ihtiyaç varsa ve neye talep varsa siyasetin yükümlülüğü bunu karşılamaktır.

Ahmet Hakan: Ben çocuğumu imam hatipte okutmak istiyorum, okutabilecek miyim? Engel çıkaracak mısınız?

Gürsel Tekin: Asla.

Selin Sayek Böke: Ekonomi programımızın ikinci ayağı, biz bir bütün tasarladık. Zaten CHP'nin programını özel kılan şeylerden bir tanesi emekliye, asgari ücretliye bir şey söylemek, taşerona bir şey söylemek değil. Bunu bir bütün olarak düşünen ve bütünün önemli kısmının da demokrasi ve özgürlükler, hukukun üstünlüğü olduğunu gözetleyen bir yaklaşım. Özgürlüğün hayata yansıması temel haklar, basın özgürlüğü, bunların hepsinin teminatı aslında bu program.

Murat Çelik: Geçenlerde ben Genel Başkanınızla Aydın mitingini izlemeye gittim. Gözlemim şu, kiralanan özel bir uçak, eşi, koruması, bir iki kişi daha. Bir a takımı ya da çevresinde güçlü bir danışman kadrosu yok. İkincisi kürsüde, geçen gün Nabi Avcı'da söyledi dikkatimi çekti. Ben ifadesini kullanıyor. İşte Avcı diyor, CHP markası yıpranmış o yüzden ben diye konuşuyor. Öyle midir bilmiyorum, bu bir strateji mi hani Kemal Kılıçdaroğlu portresinin üzerine bina edilmiş bir seçim kampanyası mı bu ve neden öyle bir kadro ile desteklenmiyor da Genel Başkan biraz yalnız adammış gibi geziyor.

Gürsel Tekin: Hayır tam tersine. Tamamen bütün genel başkan yardımcıları... Biraz önce söyledim 35 tane ile gittim. Ben ve benim gibi arkadaşlarımızın tamamı sahada olduğu için üç, beş kişi aynı anda bir yere gitmemizin hiçbir anlamı yok. Sayın Genel başkanımızın çok ciddi danışmanları var. Uçak biliyorsunuz beş, altı kişi alıyor...

Ahmet Hakan: Biraz daha büyük uçak alsanız?

Gürsel Tekin: Büyük paramız yok ne yapalım.

Murat Çelik: Bu demek değil yani yanında yoklar ama alanda bekleyenler oluyor. Ama daha çok CHP markasından ziyade ben yedi kardeşten tek okuyanım, işte ne bileyim annem, ablam okuma yazma bilmezdi vs. bu söylemlerle ben sizden biriyim, Kemal Kılıçdaroğlu sözü veriyorum size.

Gürsel Tekin: Bir kere öncelikle şunu söyleyeyim. CHP Türkiye'nin en köklü siyasi partisidir. 46'dan sonra 390 yakın siyasi parti kurulmuş, yaşamını sürdüren tek siyasi partidir. Bundan sonra da tek siyasi parti olarak da yaşamını sürdürecektir. Benzer siyasi partiler maalesef taşeron gibidir. AKP'yi de göreceksiniz bir dönem iktidar kaybetsin göreceksiniz AKP diye bir parti de olmayacaktır. Doğal olarak lider aynı zamanda başbakan olan bir insan kendisini ifade edecektir.

Ahmet Hakan: Bir de CHP'lilere çok elit falan diyorlar ya o işte...

Gürsel Tekin: Ama niye elit demişler doğrusu ben çok merak ediyorum. Mesela rahmetlik Ecevit'in evine barkına baktığınızda neresi elit doğrusu ben merak ediyorum. Sayın Baykal'ın evine baktığınızda, yaşam biçimine baktığınızda hiç de öyle elit falan değil. Ama çok şükür bizim AKP kadrolarını birebir tanıdığım insanlar başta cumhurbaşkanı dahil olmak üzere 15-20 yıl öncesine kadar hepimiz birbirimizi tanırız, sıradan esnaf çocuğuyken inanılır gibi değil. O çok elit dediğiniz insanların bile böyle bir yaşam biçimi söz konusu değildir. Şimdi izin verirseniz Sayın Davutoğlu ve Sayın Cumhurbaşkanı bir koro halinde takımları dahil olmak üzere bizi devirecekler diyor. Evet valla biz devirmek için sokağa çıktık. Sayın Davutoğlu sandıktan sizi devirmek için yola çıktık. Bundan doğal ne olabilir? Bunu nasıl söyleyebilir...

Ahmet Hakan: Bugün birisi şey yazmış, seçim görünümlü sandık darbesi yapacaklar.

Gürsel Tekin: Yani böyle bir şey olabilir mi. Devletin bütün kurumları, bütün mekanizmaları elinizde ama ısrarla bir paralel arıyorlar, bir darbeci arıyorlar. Ee biz ne yapacağız?

Murat Çelik: Ama illegal yapılarla iş birliği yapan bir şeyden bahsediyorlar.

Deniz Zeyrek: Sizin karşınıza DHKP-C düşüyor. Yani Sayın Başbakanın böyle bir tanımı var altılı çete. Sizinle eşleştirilen DHKPC. Destek alıyor musunuz?

Gürsel Tekin: Valla Deniz bey bizim ömrümüzün tamamında en azından şu andaki kadrolarımız hep çetelerle mücadele etmiş. Hayatımızda hiç çetelerle ilişkimiz olmadı. Ama bunların çetelerini saymaya kalkışırsam saatlerinizi alır.

Ahmet Hakan: Gürsel Bey şimdi...

Gürsel Tekin: Mesela imar çetesi. Türkiye'de bir imar çetesini, ihale çetesini bilmez misiniz?

Ahmet Hakan: Gürsel Bey bir şey söyleyeceğim. Genel başkanınız diyor ki, altın kaplama klozet diyor. Sarayı ima ediyor. Cumhurbaşkanı da diyor ki kardeşim benim sarayımda altın kaplama klozet yok diyor, gelin bakın ispatlayın diyor. Haklı değil mi adam burada?

Gürsel Tekin: Sayın Genel Başkanımız gazetelerin tamamına yansıdığı için biliyorsunuz İzmit valisi ile ilgili onun klozetinin altın kaplama olduğu ile ilgili gazete haberleri olunca bu kadar işsizlik, sefalet, sıkıntı olunca herhalde bu da bir siyasi malzeme olarak ortada duruyor. Bunu da kullanmak gerekiyor. Kendisi satın aldı bunu Sayın Cumhurbaşkanı. Israrla polemik yaratmak istiyor. Hadi diyelim bu yok, ya Allah aşkına siz 6,5 milyar gibi bir para harcıyorsunuz. 6,5 milyar ile ne yapılır Selin Hanım merak ediyorum. Kaç okul yapılır, kaç tane işsize iş bulunur?

Ahmet Hakan: Şimdi siz 6,5 milyar rakamını nereden buldunuz. Şimdi diyecekler ki ispatla kardeşim.

Gürsel Tekin: Efendim ispatlarız, bu bizim değil maliye bakanlığının hesabı. Biz öyle elimize defter kalem almış değiliz.

Ahmet Hakan: Deniz ve Murat'a bununla ilgili bir şey soracağım. Şunu bir açıklığa kavuşturalım. Sizcede Kılıçdaroğlu bu altın kaplama klozet meselesini konuşurken sarayı mı ima etti yoksa valiyi mi ima etti.

Deniz Zeyrek: Ben bunu kendisine sordum, Kılıçdaroğlu'na.

Ahmet Hakan: Kendisi şimdi diyor sarayı kastetmedim.

Deniz Zeyrek: Denizli'deki bir konuşmada kullanmış. Ankara'daki beyler diye başlıyor, ama İzmit’teki valinin meselesi haber olmuş gazetede. Fakat başka bir konuşmasında cümleye Sayın Cumhurbaşkanı diye başlamış yani sen artık şunu bunu yapıyorsun sonra konuyu değiştirip bir yerde de konuyu altın klozette oturuyorsun ifadesini kullanıyor. Burada kastedilenler şu, devleti yönetenler grup yönetiyor, devleti yönetenler israf içinde. Hani özellikle bu yanıtın karşılığını araştırarak sorma şansı buldum. Söylediği şu, ben diyanet işleri başkanlığından tutun valiye ve saraya.

Ahmet Hakan: Siz rahatsız mısınız bundan?

Selin Sayek Böke: Şöyle rahatsızım. Yani bir konuşma, konu yanlış yere tıkanıyor diye düşünüyorum. Sonuçta bu figüratif ve esasında bizleri rahatsız eden israfla ilgili bir örnek üzerinden temel mesele anlatmaktır. Yani vicdanlarda meşruluğu olmayan bir dizi kamu harcamasına yönelik verilmiş bir örnektir bu. Bu örneğin üzerine siyaset yapan bir duruş sergilemiyoruz.

Ahmet Hakan: Ama siz örneğinizi saray üzerinden veriyorsanız ve doğru değilse...

Selin Sayek Böke: Saray değildi zaten. Daha detayına iniyorsak tam da Zeyrek'in söylediği gibi esasında hem figüratif hem de sarayın üzerine söylenmiş bir tartışma değil. Ama tartışmayı klozetten çıkarmanın da çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Çünkü gerçek meselemiz o değil, gerçek meselemiz alternatif bir yere para harcanması gerekiyorken nereye para harcanacağına dair net bir tercih ortaya koyan bir partinin tercihini tartışmak.

Deniz Zeybek: Siz 17 Temmuz'da parayı nereden bulacaksınız?

Ahmet Hakan: Ama bir dakika Gürsel beyin hakkını yemeyelim bir şey söyleyecekti sözünü kestik.

Gürsel Tekin: Sayın Kılıçdaroğlu ya da herhangi bir siyasetçi sizinle ilgili Ahmet Hakan ile ilgili evinizdeki klozet altın kaplama dese yanında da siz hırsızsınız dese hangisine dava açarsınız?

Ahmet Hakan: İkisine de açarım.

Gürsel Tekin: Bu kadar alınganlık gösterenler Sayın Kılıçdaroğlu'nun cümlelerine niye dava açmadılar?

Ahmet Hakan: Hırsıza açmadılar mı?

Gürsel Tekin: Evet açamadılar. Açtılar mahkum oldular.

Deniz Zeybek: Bu kaynak sorusu değil. Ama ortada şimdi bu çok kısa vadeli. Çünkü önümüzde ramazan var ve ramazan bayramı var. Hükümet bile kurulmayacak o tarihte. Belki de koalisyon hazırlıkları olacak.

Selin Sayek Böke: Ödemenin ön koşulu iktidar olabilmemiz. Biz iktidar olacağız...

Ahmet Hakan: Soru şu mu? İktidar olduğunuzda bu parayı nereden bulacaksınız?

Deniz Zeybek: Genel olarak kaynağını sormuyorum bu çok acil bir şey olduğu için yani. Ama şu anda kasada var mı?

Gürsel Tekin: Davutoğlu kasa dolu demedi mi?

Selin Sayek Böke: Nihayetinde o bir siyasetçi. Biz teknik adamlarla da uzmanlarla da görüşüyoruz. Kamudan bilgi ne kadar alınabiliyorsa da alıyoruz. Konuştuk ve hazinede bu para mevcut. Şu anda Türkiye'nin zaten kaynağı duruyor. Biz o kaynağı hemen kullanacağımızı söylüyoruz. Arkasından hemen her demokraside esasında bütçede bir esneklik vardır. Her gelen iktidar o bütçedeki esnekliği kullanarak harcama yapar. Özellikle 13 yıldır bütçe disiplininden ve esasında gücünden övünen Türkiye'nin gücü olmadığı varsayımı ile ortaya çıkan bir yaklaşım oluyor bu. Varsa gücümüz gerçekten ki biz var olduğunu biliyoruz. Biz alternatif şekilde kullanılacak bir esnekliği olduğunu biliyoruz. Yani bütçe esnekliği dediğiniz şey, kaynağa girmeyelim dediniz ama bu soru ister istemez kaynağı anlatmaya geliyor. Soru şu, Türkiye'nin 100 liralık geliri var diyelim. Yani sizin cebinizde 100 liranız var. Ben size diyeyim ki Deniz bey arkadaşlarımız zor durumda, sizin de sevdiğiniz hayatı ortak paylaştığınız vatandaşlarımız. 3 lira verir misiniz cebinizdeki 100 liradan. Ben bunu sokaktaki vatandaşımıza sorduğumda 3 değil 10 veririm diyor. Nihayetinde emekliye verilecek ikramiyede asgari ücretten alınmayacak vergi, mazottan alınmayacak vergi, bunların hepsi Türkiye'nin üretiminin %3'üdür.

Ahmet Hakan: Yani çerez parası.

Gürsel Tekin: Gerçekten çerez parası.

Selin Sayek Böke: Sorunları çözmek için bakın 11 milyon emekli 5 milyon asgari ücretli, 6 milyon işsiz bir sürü çiftçimiz ve bu çiftçinin ürettiğini almak için pazara giren milyonlarca tüketiciye biz diyoruz ki 100 liranın üç lirasını paylaşarak sizin derdinize derman olacak bir devlet var burada. İşte CHP'nin yapacağı işler o üç liralık dağılımla nefes alan rahat bir Türkiye ortaya çıkmasını sağlayacak.

Ahmet Hakan: Bir dakika tam bu bağlamda asgari ücreti ne kadar yapacaktınız?

Selin Sayek Böke: Net 1500 lira.

Ahmet Hakan: Şimdi TÜSİAD'a deniliyor ki net 1500 lira olursa siz batarsınız. Niye buna müdahale etmiyorsunuz diye ikide bir işadamlarını sıkıştırıyorlar.

Selin Sayek Böke: Kabul edilebilir bir şey değil. Şimdi burada birincisi gerçekten siyasi parti olsa karşımızda, şu zemine bizimle çıkar ve o tartışmayı bizimle yapar. Fakat kendisi muhalefet yapmayı dahi beceremediği için ben yapamıyorum siz yapın diye şimdi nereye tutacağını şaşırmış vaziyette.

Ahmet Hakan: Siz Ali Babacan ya da Mehmet Şimşek ile tartışır mıydınız?

Selin Sayek Böke: Kaç kere söyledik buluşalım diye. Biz kez daha diyorum. Bakın esasında Türkiye'nin refah içinde yaşayabilmesi için aynı zeminde iş yapan insanlarız değil mi? Düşman değiliz ama  bu düşmanlığı yaratmış olan bir iktidar yapısı kampanya reklamına dahi bunu yansıtmış durumda. Bu savaştır diyor, kime karşı veriyoruz bu savaşı? Dolayısıyla bir an yaklaşımdaki sıkıntı TÜSİAD ile yapılan kavgada net. İkinci mesele orada bir bilgisizlik olmuş. TÜSİAD'ın çalıştırdığı insanlara ödediği ücret asgari ücretin çok üstünde. Asgari ücret ile çalıştıranlar esasında kobi. Yani kobiler ile konuşsunlar. Bir diğer konuda yıllardır TÜSİAD görüp ortaya koyduğunda aman susun diyenler şimdi neden konuşun ama benim istediğimi konuşun diyor. İşte bunun için ekonominin iyi yönetilmesi için demokrasi özgürlük ve hukukun üstünlüğüdür.

Ahmet Hakan: Bence TÜSİAD bir konuştuk eyy TÜSİAD dedim... Muhalefete söyleyeceğiz onlarda eyy TÜSİAD diyecekler.  Demez misiniz ey TÜSİAD diye?

Selin Sayek Böke: Tabi ki demeyiz, biz konuşuyoruz zaten TÜSİAD ile. Bakın asgari ücreti net 1500 liraya çıkarmayı da anlattık. Şu an 949 lira alıyor çalışanlar. Temmuz itibariyle 1040 liraya çıkacak bu rakam. Bugün açıklanacak enflasyon %9. Türkiye en iyi ihtimalle %2 büyüyecek. Yani bu çalışan insanların Ocak ayında gelirlerinin erimemiş olması için zaten %10'luk bir artış verilmesi gerekiyor. 1040'a ekleyelim %10'u etti 1150. Geri kalanı da 150 lira vergiyi devlete ödemeyin diyoruz, siz lütfen o vergiyi çalışanlarınıza ödeyin. Geri kalanında da sigorta primi yükünü sizinle paylaşacağız diyoruz. Nereden paylaşacağız derseniz yıllardır çalışan ve iş veren işsizlik sigorta fonuna para yatırmış orada 81 milyar lira para duruyor. Bir yılda faizden 8 milyar lira para kazanılıyor.

Gürsel Tekin: Durmuyor ki para orada.

Selin Sayek Böke: Durmuyor çünkü hiçbir fon gerçek amacıyla kullanılmıyor.

Ahmet Hakan: Siz gerçek amacıyla mı kullanacaksınız?

Gürsel Tekin: Evet. İş verenin üzerine yük oluşturmayacak her şeyi yapacağız.

Ahmet Hakan: Herkesin anlayabileceği bir dile ile tak tak tak koyuyorsunuz rakamları.

Deniz Zeybek: Mazot konusundaki...

Selin Sayek Böke: Bir diğer değerlendirme asgari ücretle ilgili... Bakın ne dedik kobilerdir esasında etkilenecek olan. Diyoruz ki değerli üreticilerimiz sizlerin üzerine herhangi bir yük geliyorsa biz sizin ödediğiniz vergiyi, ödediğiniz prim karşısında sıfır faizli kredi sağlayacağız. Halk Bankasını 18 şirkete değil 18 bin kobiye çalışmasını sağladığınız takdirde, onların üzerindeki diğer maliyetleri alırsanız zaten kobi çalışanın mutlu olmasını istiyor.

Ahmet Hakan: Şu anda Halk Bankası 18 şirkete mi çalışıyor?

Selin Sayek Böke: Yoğunluk olarak 18 şirkete çalışıyor. Halbuki Halk Bankasının görevi ne, esnafın, kobinin bankası. Yani iyi bir yönetimle Türkiye'nin var olan kaynakları ile esasında birçok sorun çözülebilir. Şimdi nasıl vereceğimiz sıfır faiz üretimi tetiklerse aynı şeyin tarımda yapılması gerekiyor.  Bakın bir istatistik paylaşayım. Tarımın toplam üretimdeki payı 2000'de %12 iken şu anda %8 ve tarım ürünlerinin dış ticaret dengesi 2002 başında dengedeyken şu anda ciddi bir açık veriyoruz 2,5 milyar dolar. Hâlbuki en çok kaynağımızın müsait olduğu üretim şekli tarım. Bunun ötesinde stratejik bir sektör tarım ve çiftçi ile konuştuğunuzda, nasıl olacakta sizi yeniden ayağa kaldıracağız dediğimizde üç maddeyi sayıyor hızlıca. Bir, mazot o kadar pahalı ki dünyanın en pahalı mazotunu ben tüketiyorum. Üretmem mümkün değil, bütün girdilerim pahalı birde toprağım küçüldü. Şu küçük araziden bir gelir elde edip bunu karşılamam mümkün değil diyor. Şimdi toprak ile ilgili yapılacak işler orta vadeli işler. Ama maliyetini azaltmak mümkün. Şunu söylüyoruz biz, vergiyi almayarak mazotu 1.5 liraya verdiğinizde 9 milyar liralık bir vergiden vazgeçiyor devlet. Bakın esasında yasal olarak kanunen hükümetin tarıma %1 oranında destek vermesi gerekiyor her yıl. Bunun yarısını veriyor sadece. Şu anda devlet çiftçisine 44 milyar lira borçlu.

Ahmet Hakan: Tamamını verse zaten mazot sorununu çözer diyorsunuz.

Selin Sayek Böke: Aynen öyle, 18 milyar lira vermesi gerek 9 veriyor. Biz de diyoruz ki geri kalan 9'luk destek devletin yükümlülüğü. Biz kanuna uyacağımızı söylüyoruz onlar aman ha uymayın...

Deniz Zeybek: Bu kadar kolayken neden yapmıyor hükümet.

Selin Sayek Böke: Bunları siyasi tercih. Çünkü o kaynak başka bir yere kullanılıyor.

Ahmet Hakan: Nereye kullanılıyor?

Selin Sayek Böke: Şimdi nereye kullanıldığını görmek için Sayıştay raporlarını görmek lazım.

Deniz Zeybek: Biliyorsunuz yatlarda mazot vergisiz. Karşılaştırdınız mı şimdi, kaç tane yat var kaç tane traktör var.

Selin Sayek Böke: Şimdi karşılaştırmaya gerek yok. Biz esasında bir siyasi felsefe ortaya koyuyoruz. Kaynağımızın da orada olduğunu bildiğimiz için birebir almak yerine buraya vereceğiz demeye gerek yok. Bu felsefedir.

Ahmet Hakan: Lüks teknelere vergisiz veriyorsun, vermeyeceğiz diyorsunuz.

Selin Sayek Böke: Biz onlara vermeyeceğiz, biz çiftçimize vereceğiz diyoruz. Peki çiftçi için ihtiyaç olan ne diye baktığımızda zaten verilmesi gereken yükümlülüğümüz olan destek kadar diyoruz. Şimdi nereye harcandığını biliyor musunuz sorusu esasında siyasi vizyon farkını hemen ortaya koyuyor. Şimdi Sayıştay raporları, burada değerli milletvekilimiz var. Meclise gelmiyor. Bakın geldiğinde, şurada bir boş sayfa var değil mi, işte böyle geliyor. Koskoca kamunun yaptığı harcamalar. Bizlerin, bizi izleyenlerin alın teri ile kazancıyla ödediği vergi hiçbiri yok. Şimdi biz ne görüyorsak mali disiplinden, onun içinde bütçe ne yapacağımızı söyleyebiliyoruz. Ama daha önemlisi diyoruz ki iktidarımızın ilk yüz gününde kesin hesap komisyonu kuracağız. Bu komisyon kuruşu kuruşuna verginizin nereye harcandığını denetleyecek, kendimize de o kadar güveniyoruz ki başkanlığını AKP'ye yani muhalefet partisine vereceğiz. Buyursunlar onlar bizi denetlesinler.

Ahmet Hakan: Bir şey söyleyeceğim. Siz böyle bir ilk yüz gün planı mı çıkardınız.

Selin Sayek Böke: Biz ilk yüz gün, bir yıl, gibi vizyonla hazırlandık.

Ahmet Hakan: İlk yüz gün planınız belli mi yani, tık tık onları yapacaksınız yüz günde.

Gürsel Tekin: Saat gibi.

Selin Sayek Böke: Önce siyasi ahlak yasası çıkaracağız. Biz Türkiye'de eğer işlerin daha iyi gitmesini sağlamaya talip bir iktidarsak o zaman önce kendi oyun alanımızın temiz, ahlaklı ve düzgün iş yapmasını sağlamamız gerekiyor.

Ahmet Hakan: Bu yasa yolsuzluk, hırsızlık gibi o işleri engellemeye yönelik mi?

Selin Sayek Böke: Evet hepsini engellemeye yönelik ve hesap verebilirlik prensibi ile işlemesi. İkincisi bu kesin hesap komisyonunu kuracağız. Bakın biz iktidar olacağız ve 2016 bütçesini Kasım'ın 2015'inde tartışmaya başlayacağız. Onu tartışırken esasında bir dönem önce yapılmış harcamaların net olarak nereye yapıldığını teftiş ediyor olmanız gerekiyor ki yol çizesiniz. Kesin hesap komisyonu kesin olarak nereye ne harcandığını ne amaçla harcandığını tespit eden bir komisyon. Esasında Sayıştay raporları gelseydi...

Yazgülü Aldoğan: Şu anda belli değil mi onlar?

Selin Sayek Böke: Gelmedi işte.

Ahmet Hakan: Siz diyorsunuz ki, biz yapacağımız her harcamanın hesabını vereceğiz. Bu komisyonu kuracağız ve ana muhalefet kimse onu getireceğiz.

Selin Sayek Böke: Bunun sözde kalmadığı ve özde yaşandığı.

Murat Çelik: Bu tek başınıza iktidar olmanız halindeki senaryo.

Selin Sayek Böke: Hedefimiz o.

Murat Çelik: Her siyasi partinin öyle bir iddiası var hani şu anda bugün Türkiye'deki mevcut fiili durum ne oluruna da girmeyeceğim ama diyelim ki tek başınıza iktidar olamadınız diye sorayım sorumu. Koalisyon ihtimallerine de kapı kapanıyorsa yine muhalefette kalmak gibi bir durum mu söz konusu olacak yoksa ya 8 Haziran oldu seçim meydanında kalan orada kalır. Biz bir koalisyona uygunsa eğer koşullar hükümet ortağı olduğunuzu varsayalım. O zaman ne olacak?

Gürsel Tekin: Biz bir defa 77 milyonun derdine derman olabilecek bütün projelerimizi söyledik. Bizim beklentimiz gerçekten çok yüksek. İnşallah ülkenin 30 yıldır yaşamış olduğu sorunları yaşamaması için CHP'nin iktidarına ihtiyaç var. Biraz önce Ahmet Bey işadamlarını, TÜSİAD'ı söyledi. Kendisine muhafazakarım diyen uzun yıllar hayatlarında CHP'ye oy vermemiş yedi, sekiz tane işadamıyla Kemal Kılıçdaroğlu buluştu, bundan beş ay önceydi. Aynen şöyle dedi, Sayın Başkan biz CHP'ye hayatımda hiç oy vermedim. Hep eleştirdim, bu CHP demokrasi, hukuktan başka bir şey bilmez mi. Şimdi anladık ki, demokrasinin, özgürlüğün, hukukun olmadığı hiçbir yerde servetin ve mal varlığının da güvencesinin olmadığını fark ettik ve CHP'ye oy vereceğiz.

Ahmet Hakan: Cemaatçi miydi onlar?

Gürsel Tekin: Hayır değildiler. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan her vatandaş bizim için çok değerlidir ve çok kıymetlidir. Hiç kimseyi asla ayrıştırmayız. Numaralandırmak, markalandırmak bunlar hani eski Türkiye diyorlar ya, eski Türkiye alışkanlığı halen maalesef Türkiye'yi bölen, parçalayan bir anlayış. Allahtan millet sağduyulu, onlara çok teşekkür ediyorum. Şimdi böyle bir tabloda elbette bizler tek başımıza iktidar olmak istiyoruz ama bugünden yarını tarif etmekte siyaseten çok doğru bir iş değildir.

Deniz Zeybek: Sayın Kemal Derviş diyor ki, Amerikalıların en büyük beklentisi eğer koalisyon yapmak zorunda kalırlarsa Almanya'daki gibi büyük koalisyon yani AKP, CHP koalisyonu. Böyle bir ihtimal var mı?

Gürsel Tekin: Bugünden bir ihtimal koymak... Ben öyle ihtimal görmüyorum. En azından Sayın Davutoğlu iradeye hakim değil. AKP kim şimdi, AKP karşımızda homojen yapısı yok. Sayın Erdoğan AKP benim diyor, Sayın Davutoğlu AKP benim diyor, şimdi böyle karışık...

Deniz Zeybek: Sayın Başbakan Ak Partinin lideri benim diye açık açık söyledi.

Gürsel Tekin: Ben izin verirseniz Konya'da bir cümle kullandım çok da eleştiri aldım. Uzatmalı çavuşlardan dolayı kendilerinden özür diliyorum. Sayın Davutoğlu biliyorsunuz sahada Sayın Cumhurbaşkanı için çalışıyordu, bende Konyalılara Sayın Davutoğlu başbakanlıktan vazgeçti, ben Sayın Erdoğan'ı başbakan yapmak istiyorum. O yüzden hemşerinize oy vermeyin, herhalde uzatmalı çavuş olacak değildir diye, uzatmalı çavuşlar alınganlık göstermişler, onlardan özür diliyorum.

Ahmet Hakan: Bu arada yine söylemiş oldunuz.

Gürsel Tekin: Ama öyle yani, Sayın Davutoğlu... Burada ayıp bir şey yok, küçültecek bir şey yok. Şu anlamda terfi olarak oraya kadar geliyorsunuz. Sayın Davutoğlu'da terfisini bitiriyor, ben başbakanlıktan vazgeçtim birini başkan yapacağım diyor.

Ahmet Hakan: Siz araziye iniyorsunuz. Böyle emekli teyzeler, başörtülü anneler falan giriyor musunuz aralarına?

Selin Sayek Böke: Biz nihayetinde Türkiye siyaseti yapıyoruz. O yüzden Türkiye'de yaşayan herkesle beraber elele ve onların dertlerini dinleyerek, hatta onlardan peki siz nasıl çözerdiniz diye öneriler alarak bu işi yapıyoruz. Zaten bildirgemizin bu kadar ses getirmesinin temel sebebi de şu. Biz dinleyerek hazırlandık. Biraz önce Sayın Genel Başkanımızın ben diyor olması üzerinden bir soru sormuştunuz. Ben şunu önemli bir soru ve kıymetli bir cevabının olduğunu düşünüyorum. Nihayetinde Genel Başkanımız, değerlerimizin bir araya geldiği ve dışa vurulduğu bir insan. Partinin esasında temsil ettiği değerler ben de diyor.  Şimdi bu hayata dokunan ve doğrudan seçmene dokunan bir şey. Çünkü seçmen kendisini görmek istiyor onun için ben diyor. Ama iyi liderler ben derken bile arkasında bir biz yaratmaya çekinmez ve esasında o bizin sahada sorunu dinleyen çözüm üreten, o çözümü getiren ve peki siz bunu değerli buluyorsanız yapalım diyen iyi liderdir. Bizim programımız iyi hazırlandı. Onun için de yankısı çok oluyor. Ama ben dün bir mutfağa girdik, hep beraber kadınlarla pişi yaptık, oğlak çevirmişlerdi...

Gürsel Tekin: Bir şey daha söyleyeyim, hakikaten bu içimi acıtıyor. Sayın Genel Başkanımızın ailesinin yarısı kapalı. Benim ailemin tamamı kapalı. Bu ne demek yahu Allah aşkına. Yani ısrarla bu tartışma, hepimizin ailelerini de üzüyor. Bakın bir gün sahadaydım, onlarca kadın arkadaşlarımız sahada. Yarısı açık, yarısı kapalı...

Murat Çelik: Eski tartışmaya dönmek için sormuyorum ama son HSYK'nın kararı yani belli alanlarda, kamuda başörtüsü tartışmasının yanında belli bir... Hakimler ve savcılar artık görevlerini yaparken başörtüsü takabilecekler, bunu destekliyor musunuz?

Gürsel Tekin: Şimdi tabi aslında bu alan, özgür bırakılabilse bu tartışmaların hiçbirisi olmayacak. Bir kere bizim özgürlük alanlarını, demokrasiyi genişletmemiz lazım. Bir çerçevede bakıp, özgürlüğü kendi beklentilerin üzerine kurmaya çalışırsanız hep tartışma konusu olur. Bir kere öncelikle biz yargı sistemini güvenilir bir yargı sistemi yapalım, hiç bizi ilgilendirmez kimin ne giyeceği. Ama bunu yaratamazsak çok ciddi sorunlarla karşı karşıya kalırız.

Ahmet Hakan: Siz şeyide kastediyor olabilirsiniz belki hani bugün Türkiye'de çok mutluyum, belli bir kesimin özgürlük alanlarının açılması beni mutlu ediyor ama sadece belli bir kesimin mi önü açılacak hep.

Gürsel Tekin: Şu anda öyle, bu çok önemli bir konu.

Ahmet Hakan: Hakikaten, başörtülünün sorununu çözüyorsun, kardeşim alevinin de sorununu çöz.

Gürsel Tekin: Sadece alevinin mi, tipik iki örnek var hukuk ile ilgili. Bugün biliyorsunuz Nazım Hikmet vakfı Nazım Hikmet dünyanın her yerine gidin hiç kimse bizim cumhurbaşkanımızı, başbakanımızı tanımaz. Ama herkes Nazım Hikmet'i tanır. O vakfı tahliye ediyorlar, elinde 2018'e kadar kontratı olmasına rağmen. İki ay önce Münih’te dolaşırken seçim çalışmasında. Bir Türk kökenli arkadaşımız bize kahve ısmarlayayım dedi. 8 metrekare bir yeri var ve demiryollarından burayı kiralamış. Tabi bu arada Münih belediyesi de demir yollarını yer altına almak istiyor, daha yeşil bir Münih için. Belediye uygulamaya gelince bizim Ömer kardeşimiz de diyor ki pardon benim 2019 yılına kadar kontratım var. Belediye özür dileyip 2019 yılına kadar projesini erteliyor. Ama Nazım Hikmet vakıfı 2018 yılına kadar kontratı olmasına rağmen ceberutca tahliye ediliyor. Ben hukukçunun adaletine bakarım. Onun giyimine kuşamına bakmam.

Selin Sayek Böke: Bir şey ekleyeyim mi, bizim programımızın esasında ekonomi olması da bu felsefeyi dışa vuruyor. Şunu söylüyoruz, bakın ne giydiğiniz, neye inandığınız hangi etnik kimliğe inandığınız ya da hangi coğrafyada yaşadığınızdan bağımsız olarak bizi bir araya getiren ortak bir kaygı var. Gelirimiz, istihdam, çocuğumuzun eğitimi, çocuğumuzun yarın işinin olup olmayacağı. Dolayısıyla Sayın Tekin'in söylediği yani yargıda önemli olan kararın niteliği derken esas önemli olan hayatın niteliği zaten. Bu program da tam onu söylüyor. Özgürlükler derken özgürlüklerin tanımını genişleten ve şunu söyleyen, ben sizin neye inandığınıza etnik kimliğinize karışan değil aksine onu yaşamanıza fırsat verecek ekonomik özgürlüğün ön koşul olduğunu bilen bir program hazırladım diyen bir CHP var.

Ahmet Hakan: Bir de şöyle bir denklem kuruluyor. Epeydir iktisatçılar kuruyorlar. Demokrasi olmazsa, hukuk devleti olmazsa ekonomik gelişme olmaz diyorlar.

Selin Sayek Böke: Bir rakam vereyim mi...

Deniz Zeybek: Onu soracaktım. Siz ekonomistsiniz yani CHP'de siyaset yapmıyor olsaydınız fikrinizi sorarlardı. Piyasalar, koalisyon konusuna nasıl bakar, tek partiye nasıl bakar diye sorarlardı. Şimdi bir siyasetçi kimliğini kenara bırakırsanız, bir ekonomist olarak beni ya da oy verecek vatandaşları koalisyon felakettir düşüncesinden nasıl vazgeçirirsiniz ya da...

Ahmet Hakan: Bu başka soru ama, benim sorduğum bu değil.

Selin Sayek Böke: Ben ikisine de yanıt vereyim isterseniz.

Deniz Zeybek: Tek parti iktidarı olmazsa olmazdır, arasındaki fark ne. Yani AKP bu şekilde devam ederse ne olur?

Selin Sayek Böke: Felaket olur. Tam da Ahmet beyin sorduğu sorunun cevabı sebebiyle felaket olur. Burada birkaç istatistik paylaşarak esasında cevabı vermek çok kolay. Bir tanesi Türkiye'nin 2000'lerin başında yakaladığı makroekonomik bir istikrar ve refah başarısından bahsediliyor. O programı yazan kimdi? Üçlü koalisyondu ve varlık gösteren Kemal Derviş ve ekibiydi. Bir koalisyonun yazdığı uzlaşı barındıran, toplumsal barış barındıran bir ekonomik programdı. Onu AKP uyguladı, uygulamış olmasından dolayı başarının kredisi kendisine verildi. 2008 yılına geldiğimizde o program bitmişti, tek partili bir iktidar vardı Türkiye'de. Şimdi bir istatistik daha paylaşacağım. 2008 yılında kişi başına gelir ortalama Türk vatandaşının geliri 10440 dolarken şimdi geliyoruz bu rakam yedi yıl sonra 10400 lira ile sınırlı. 40 dolar daha fakiriz. Yedi yıl yattık mı? Ben yatmadım şahsen, üniversite de ders vereceğim diye canım çıktı, çocuklarımı görmedim makale yazdım. Sizin de yorulduğunuzu biliyorum, izleyicilerimizin de yorulduğunu biliyorum. Yani mesela esasında kaç partinin yönettiği değil, nasıl bir irade ile yönetim yapıldığı. Türkiye gibi bir toplumda uzlaşı sağlamayan yönetimler yani hukukun üstünlüğü ile fırsat eşitliği ve herkese eşit mesafede duran kuralları koymayan bir iktidarda maalesef büyüme de yaşanmıyor, refah da yaşanmıyor. Bir istatistik daha vereyim. 40 dolar daha fakiriz aynı süre içerisinde hepimiz 1279 dolar daha borçluyuz. Yani gerçekten refah geliyor olsaydı Türkiye'nin şu anda müthiş bir zenginlikten ve müthiş bir refahtan bahsediyor olması gerekirdi. Şimdi %2 dahi zor büyüyen bir ülke. 3 milyon 200 bin kişisi işsiz. Yaklaşık 3 milyon kişide ülkeden de kendinden de umudunu kaybetmişken bunlar içerisinde genç işsizlerin oranı %30'lara ulaşmışken enflasyon bir türlü %5'lere inememişken, borçlanma oranında hane halkının borcu 2002'de 4 milyar, 2014'de 155 milyarken yani Türkiye'de tek parti mi yoksa koalisyon mu sorusunun cevabı çok net ortada.

Ahmet Hakan: Ama şöyle bir durum var bakın. Halkın içinde dolaştığınız zaman diyorlar ki bütün bu söyledikleri doğru. Fakat bunu mutlaka Yazgülü Aldoğan'da, Deniz'de, Murat da biliyordur. Borçluyuz, borcumuz var, bir maceraya girmek istemiyoruz. Ak Parti iyi kötü...

Gürsel Tekin: Ak parti kaldıkça borçlu artacak demektir.

Ahmet Hakan: Bir istikrar var diyor. Ben diyor borcum falan var diyor aman....

Selin Sayek Böke: Hemen ikna edelim kendilerinin çünkü buna da hazırız. Nihayetinde devletin işleyişinden kaynaklı sorunların maliyetini vatandaşa bırakmayacak bir sosyal demokrat anlayışla hazırlandık. Diyoruz ki Türkiye kötü yönetildiği için vatandaşımız borç batağı içerisinde. O yüzden biz iktidara geldiğimizde şu anda sorunlu hale gelmiş kredisi olan vatandaşlarımızın borçlarının faizinin en az %80'ini sileceğiz. Nasıl yapacaksınız diyorlar. Gidin bankalara, gittik konuştuk hepsi ile. Ben zaten geri alamayacağım borcun %80'ini zarar olarak kabul ediyorum. Mevzuat geri kalan %20'yi varlık yönetim şirketlerine sattırıyor. Bizde diyoruz ki varlık yönetim şirketlerine satmayalım ödenebilir hale getirelim.

Murat Çelik: 13 şirketten bahsediyorsunuz.

Selin Sayek Böke: Dolayısıyla esasında bu borcun altında vatandaşımızın ezilmesine engel olacak şeyi bilen tek parti CHP'dir.

Ahmet Hakan: Peki siz bunu anlatıyorsunuz. Bunu iktidar bilmiyor mu?

Selin Sayek Böke: Biliyor ama bu da bir siyasi tercih.

Yazgülü Aldoğan: Yani istikrar dedikleri ne peki?

Gürsel Tekin: Bankaların hiçbir kaybı olmuyor ama.

Yazgülü Aldoğan: İstikrar diyorlar ya, istikrardan kasıt ne?

Selin Sayek Böke: Vatandaştan söylenen cümle, anlaşılan aynı isimli partinin devam etmesi. Hani biraz önce Gürsel Bey de söyledi. İlkelerinin ne olduğunu bilmiyoruz, dolayısıyla koalisyon tartışmasına girmeye hiç gerek yok. Onun ötesinde istikrar Türkiye'de yeniden tanımlanması gerekiyor. İstikrar nedir? Öngörülebilirliktir.

Ahmet Hakan: Siz görebiliyor musunuz? Siz Cumhurbaşkanının yarın sabah kalkıp Merkez Bankası ile kavga etmeyeceğini bana garanti edebilir misiniz?

Selin Sayek Böke: Şimdi piyasalar vatandaştan hızlı cezalandırdığı için hızlı geri adım attı. İnşallah Pazar günü sandıkta vatandaş cezayı kesecek. Ama şunu söylemek gerekiyor. Hadi Merkez Bankası ile kavga etmedi, durup durup karşımıza Kabataş yalanı çıktı. Orada çıkan mesaj neydi, polis dedi ben seyrettim görmedim görüntüyü. Sayın Cumhurbaşkanı çıktı dedi ki polis yalan söylüyor. Ben bir kamu kurumunu seçerim onun işini yapmadığını vatandaşa haber veririm diyen bir cumhurbaşkanı var mı yok mu?

Ahmet Hakan: Buradan nereye varacaksınız?

Selin Sayek Böke: Şuraya varacağız, yarın sabah kalkıp herhangi bir...

Gürsel Tekin: Her an masayı dağıtabilir yani...

Selin Sayek Böke: Evet yarın kalkıp kavga etmeyeceğini garanti edebileceğimiz ortam yok. Öngörülebilirlikte de yükümlülük hükümettedir. Sayın Cumhurbaşkanına şu iradeyi gösterebilecek bir hükümete ihtiyacımız var. Anayasal görevinizin tanımı belli, buyurun siz işinizi yapın bizde işimizi yapalım. Şu anda hükümet bunu yapamadığı için piyasalar çalkalanıyor. Oysa ki CHP iktidarında irade bizde olacak.

Ahmet Hakan: Her gün kavga edeceksiniz.

Deniz Zeybek: Sayın Sezer, Ecevit'e dedi ki, yani Anayasayı önüne doğru itti, Sayın Ecevit'e dedi ki bu bir devlet krizidir. Cumhurbaşkanı ile Başbakan kavga edince krizin içinde bulduk kendimizi.

Selin Sayek Böke: Şu anda kavga ediyorlar zaten. İsmi başbakan olanla zaten kavga ediyor zaten.

Gürsel Tekin: Selin hanım bilir ekonomide çok ciddi sıkıntılar vardı, banka sektöründe... Bir kitaptan kaynaklı bir ekonomik kriz olursa o haksızlık olmuş olur.

Yazgülü Aldoğan: Şimdi Cumhurbaşkanı ben farklı bir cumhurbaşkanı olacağım diye başından beri söylüyor. Diyelim ki siz herkesi şaşırtan bir şekilde anketleri tersine çevirip bir şekilde iktidar oldunuz ya da bir koalisyon ile birlikte diyelim birisine razı oldunuz. Geçenlerde Demirtaş bizim gazetemize açıklama yaptığında CHP ile olabilir dedi. Bir biçimde gelip oturdunuz ve Cumhurbaşkanı her ay gelin bakalım ben başkanlık yapın diyor.

Selin Sayek Böke: Keyifle gideriz.

Yazgülü Aldoğan: Kabine toplantısı...

Gürsel Tekin: Şimdi bakın Sayın Cumhurbaşkanının anayasada yetkisi o kadar açık ve net ki icra ile ilgili herhangi bir yetkisi yok. Bugüne kadar yeni bir cumhurbaşkanı görmüş değiliz. Yani darbe ile gelen cumhurbaşkanı dönemi dahil olmak üzere bütün dönemlere baktığımızda ülkede bu sorunlarım sorumlusu hükümettir. Sayın Cumhurbaşkanı icra ile ilgili, gidişat ile ilgili merakını gidermek istiyorsa bizde gideriz.

Ahmet Hakan: Peki cumhurbaşkanının meydanlarda sizin partinizin ekonomik vaatlerini yapılamayacak şeyler gibi anlatması sizin açınızdan bir sorun mu yani bir eşitsizlik mi?

Selin Sayek Böke: Bilakis yani ne kadar yapılabilir olduğunun kanıtı. Kendileri yapamadıkları için aman ha o oynayamaz diyen bir çocuk görüntüsü sergiliyor şu anda. Bakın bu muhalefetin hazırlığıdır. Yani biz nihayetinde diyoruz ki bir sorun var, hemfikir miyiz, AKP'nin kendisi de kabul ediyor. Biz bir çözüm öneriyoruz o da diyor ki ben o çözümü beğenmedim. Peki alternatif çözüm söylesinler onu tartışalım. Yani siyaset değişti demiştim ya esasında uzun soluklu fayda burada gözüküyor. Şu anda biz çok net şekilde buyurun konuşalım diyoruz. Onun için çekinmiyoruz zaten, bir sıkıntı yok.

Murat Çelik: Bir sıkıntı yok herkes hakkını veriyor zaten. İdeolojik söylemden propagandadan... Geldiğimiz nokta dersini çalışmış gözüken bir ana muhalefet. Hep eleştiriliyordu Türkiye'de muhalefet sorunu var, iyi muhalefet yapamıyorlar diye. Kemal Derviş, tamam doğru 14 sene önce bir program yaptı ve başarılı oldu. Dediklerinizin hepsine katılıyorum. Bunca yıldır Türkiye'de olmayan mevzuata bürokrasiye, halka siz dokunarak siyaset yapıyorsunuz. Bu kadar uzakta olan ve gelip aday da olmayan ama sizler çalışırsanız başarırsanız gelip ben yöneteceğim diyen bir partinizin de bunu kabul ettiği bir model. Bunu nasıl anlatırsınız, beni nasıl ikna edersiniz?

Ahmet Hakan: Gürsel beye mi, Selin hanıma mı?

Murat Çelik: Selin hanıma, çünkü ekonomiye mesai veriyorsunuz...

Selin Sayek Böke: Bir kere konum öyle değil. Şimdi bakın esasında bu yine yönetim zihniyet farklılığını ortaya koyan bir yaklaşım. Nedir bu? Şu anda Türkiye'de istikrar diye tanımlanan şey tek adamların isimleri üzerinden tanımlanıyor. Ekonomi yönetiminden bir isim giderse Türkiye batar deniliyor. 77 milyonun yaşadığı bu kadar güçlü bir ekonominin sağlamlığı tek insanla mı belirlenir? Biz diyoruz ki iyi ekiplerle belirlenir ve iyi ekipler farklı uzmanlıkları bir araya getirerek ekipleri ortaya çıkar. İyi liderin tanımı da budur, o ekibi kuran liderdir. Bizim partinin özelliği bu dönemde sadece mutfakta program hazırlamış olması değil, bunu hazırlarken farklı uzmanlıkları ve yetileri barındıran...

Murat Çelik: Şefi Kemal Derviş değil mi?

Selin Sayek Böke: Hayır öyle bir şey yok. Biz hep beraber...

Gürsel Tekin: Hayır Kemal beyin bu projelere hiçbir dahili yok.

Murat Çelik: Ama siz iktidar olursanız Kemal bey gelip ekonomiyi yönetmeyecek mi?

Gürsel Tekin: İzin verirseniz şunu hemen söyleyeyim. Bütün bu çalışmalar bittikten sonra bunların bir kısmını Sayın Derviş'te inceledi. Çok makul buldu ve bunlar uygulanabilir projelerdir dedi. Sayın Genel Başkanımızın teklifi oldu. Sayın Derviş'in böyle bir teklifi yok. Efendim Sayın Genel Başkanımızın kendisinin teklifi bu.

Deniz Zeybek: Siz anlatıyorsunuz işte... Ekonomiyi size değil Kemal beye emanet ettiler.

Selin Sayek Böke: Yok hayır, ekonomiyi bir ekibe emanet edilecek. Hepimiz bu ekibin bir parçasıyız. Ben akademik kökenliyim ama şimdi dahadayım. Sayın Derviş'in müthiş uluslararası bir finans çevresi var. Sosyal demokrat programlarda öncü bir rolü var. Daha önce kamuda görev yapmış Hamzaçebi, Sayın Kesici, Sayın Temizel, Faik Öztrak... O kadar sağlam bir ekiple hazırlandık ki...

Ahmet Hakan: Erzurum'a gittiniz, sadece siz değil birkaç genel başkan yardımcısı gördüm. Şimdi şöyle bir durum var Türkiye'de, iki koldan iktidar propaganda yapıyor.

Gürsel Tekin: İki kol olur mu, 81 vali ve 900 tane kaymakamı dahil edeceksiniz.

Ahmet Hakan: Bir de böyle Erzurum'da genç bir kadın. Gonca Aytaş, hakikaten bende çok hoşuma gitti, gayet mücadeleci. Ne oluyor yani, Erzurum'da da CHP'nin ahım şahım bir şansı da yok. Niye engellemeye çalışıyorlar?

Gürsel Tekin: Sorun şuradan kaynaklanıyor. Şimdi bizim adaylarımız gerçekten çok sevildi Erzurum'da. Olağanüstü bir ilgi, ilgi bunları rahatsız etti. İşte bir sürü numaralar uydurmaya başladılar ve neticede ben gittim. Siyasi nezaket olarak ilk büyükşehir belediye başkanına gittim. Dedim ki çok ayıptır, koskoca dadaşlar diyarında her partiyi sıkıştırdınız da bir CHP mi sıkışmadı. Hayır dedi başkanım hiçbir sorun yok. Bizim daha önce tarif ettiğimiz yeri gidip açabilirler. Ben arkadaşları bir gün önceden aradım. Sizden rica ediyorum, siz bir yargı kararı da alın ne olur olmaz kararımız olsun. Vali beyi ziyaret ettik. Daha sonra gittik bizim tırımız kapalı karakolun önünde. Bir baktım önümde 7-8 tane polis aracı, arkamda özel timler. Hayırdır dedim Ruslar mı bastı burayı, inanılır gibi değil. Çok üzüldüm, o gün AGİT üyeleri de Erzurum'da. Bütün bu manzaraları onlarda izlediler. Elimde bir yargı kararı, tırı aldık geldik tam dörtyolun oraya, üç tane polis aracı. Hayırdır dedik, efendim UKM kararı varmış, işte şu saatte... Biz bunu müzakere ederken de vızır vızır tırlar geçiyor. Bunlar ne diyorum, şaşkınca bakıyor bana amir.

Ahmet Hakan: Çözdünüz mü sorunu?

Gürsel Tekin: Çözemedik.

Ahmet Hakan: MİT tırlarından daha büyük sorun oldu neredeyse.

Gürsel Tekin: MİT tırları vızır vızır geçiyor onlarla ilgili sorun yok ki. Acı olan ne biliyor musunuz? Bir karar var, bu kararı polis müdür okuyor, haklısınız diyor. Kararı mı uygulayacaksınız, kararı mı uygulayacaksınız. Kararı uygulamadı, talimatı uyguladı. Dedim ki siz burada yargıyı ayaklar altına almışsınız, ama biz sizin UKM kararınızı ciddiye alacağız. UKM kararınız kaçta bitiyor, saat 23'te. O saatten sonra gidelim dedik o arada Sekiz otuzda...

Ahmet Hakan: MİT tırları ne ki geçip gidiyorlar.

Gürsel Tekin: Halen geçiyorlar.

Ahmet Hakan: Selin Sayek Böke çok teşekkür ediyorum, Gürsel Tekin çok teşekkürler katıldığınız için. Artık seçimin son demleri, Pazar akşamı her şey çıkacak ortaya...

Yazgülü Aldoğan: Peki HDP ile koalisyon yapacak mısınız?

Gürsel Tekin: Ben çok kısa bir şey söyleyeyim, AKP'ye oy veren seçmen kardeşlerime sesleniyorum.  Gelin Türkiye'nin geleceğini bir ailenin geleceği için feda etmeyin.

Ahmet Hakan: HDP ile koalisyon yapacak mısınız?

Gürsel Tekin: Tek başımıza iktidar olacağız.

    Çarşamba, 03 Haziran 2015 23:52

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica