Gürsel Tekin: "Son 2 yıldır iktidarda ciddi paranoyak bir durum var"

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin Halk Tv'nin canlı yayınında soruları yanıtladı ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Sunucu: Efendim merhabalar. Bir seçim senin programıyla daha karşınızdayız. Bu akşamki konuğumuz Sayın Gürsel Tekin. Kendisiyle şu son günlerin en çok tartışılan konularını birlikte masaya yatıracağız. Gürsel Bey hoşgeldiniz.
Gürsel Tekin: Hoşbulduk, iyi yayınlar, iyi akşamlar.

Sunucu: Şuradan başlayalım mı hemen. Mersin'de bir aday tartışması krizi ya da belirsizliği ne derseniz artık 4.sıradaki aday bir çekildim dedi, sonra yerin adam atanacak dendi. Ne oluyor Mersin'de?
Gürsel Tekin: Bir kriz sözkonusu değil ama 4.sıradaki aday arkadaşımız galiba bir sağlık nedeniyle önce şekildi ama ne oldu doğrusu ben Ankara'da olmadığım için bilmiyorum ama sonuçta çözülür.

Sunucu: Pazartesiye kadar herhalde çözülür.
Gürsel Tekin: Büyük olasılıkla yarın çözülecektir. Ya da bugün çözülmüştür bilmiyorum.

Sunucu: Bizim haberimiz yok belki.
Gürsel Tekin: Olabilir evet.

Sunucu: Şimdi onunla birlikte bugün tartışılan konulardan bir tanesi şuydu, CHP bütün bu seçim çalışmalarını çeşitli profesyonellerle yürütüyor ama bugün haber aldık ki meğerse siz CIA ajanlarıyla birlikte strateji oluşturuyormuşsunuz. Doğru mu? Ya da nereden buldunuz bulunuyorsa bizimde haberimiz olsun.
Gürsel Tekin: Tabi önce şunu söyleyeyim. AKP'yi bilmeyenlere biraz AKP'yi anlatmak istiyorum. AKP'nin ilk kuruluş yıllarında nerede kuruldu, kimler tarafından kuruldu, nasıl dizayn edildi bütün kamuoyu biliyor. Öylesine kamuoyuyla paylaştılar ki bugün sarayda oturan zatı muhterem aynen şu cümleleri kullanmıştı. Birilerine mesaj vermek için, özellikle küresel dünyaya mesaj vermek için Erbakan'ı sırtından bıçakladılar 40 yıllık milli görüş gömleğimizi aldık attık dedi ve öyle onay aldılar. Aslında krizin nedeni rahmetlik Ecevit'in gidişi falan bunlar asıl ciddi ciddi tartışılması gereken konulardır. 2000 yılında rahmetlik Ecevit Amerika'ya davet edilmişti o tarihlerde. Biliyorsunuz Irak operasyonu yapılacaktı ve o konuda da kendisi Ortadoğu coğrafyasındaki bu sürecin bir parçası olamayacağını ifade ettiği için maalesef daha gelmeden itibarsızlaştırıldı. Yok işte şöyle oturmuştu, böyle oturmuştu. Bizim medyamızda evlere şenlik biliyorsunuz. Sonuçta kendilerine uygun ve Ortadoğu coğrafyasındaki bu projelerin uygulanabilmesi için bu projeleri uygulayacak bir eş başkana ihtiyaç vardı kendisi de itiraf etti. Ben Ortadoğu sürecinin eş başkanıyım dedi ve Ortadoğu'daki bütün bu değişim dönüşümler bu kadar hızlı yürümesinin tek sebebi de AKP iktidarıdır. Bunu net bir şekilde bilmemiz lazım.

Hatırlarsınız sizde gazetecisiniz. 90'lı yıllarda Beyazıt meydanında 91 yılında Körfez krizi döneminde sanki Türkiye coğrafyasında cami hiç yokmuş gibi ne kadar bugün iktidar yöneticileri varsa bildik Ankara'da, İzmir'de çeşitli bölgelerde oturan insanlar Beyazıt meydanına gelirlerdi Cuma namazından sonra tekbir sesleriyle İstanbul inim inim inlerdi. O tarihe baktığımızda yani o körfez krizi dediğimiz döneme baktığımızda bir tek Müslümanın burnu kanamış değildi. Ama bunların feryadı, figanı İstanbul'u inletiyordu. Sonuçta bittikten sonrada biliyorsunuz iki ülkenin bayrağı yanardı işte biri Amerika, biri İsrail tekbir sesleriyle bitirir giderlerdi. Sonra ne olduysa bu çocuklar Ortadoğu'daki bu kanamalı coğrafyanın yani 12 milyon öldürülen Müslüman'ın mimarları oldular. Onun için sakın bize öyle bir ders vermesinler. Cumhuriyet Halk Partisi 92 yıldır ayaktaysa bütün bu kirli işlerin dışında olduğu için ayaktadır. Sizin gibi taşeron bir siyasi parti değildir. Onu külliyen reddediyorum.

Elbette biz hizmet satın alırız. Dünyanın her yerinden hizmet satın alırız. Yani bu kadar küresel bir dünyada insanların hizmet satın alması bir istihbarat ya da bir devletin şeyine bağlamak abesle iştigaldir. Hele birde bunların söylemesi. Bir başkası söylesin de bunlar hiç söylemesinler.


Sunucu: Şöyle şeylerde var. Mesela eylem planınızın içinde şöyle şeyler varmış. Önce alkışlayacakmışsınız ki alkışladınız.
Gürsel Tekin: Sonra darbe yapacağız.

Sunucu: Darbe yapmadan önce şöyle eylemler yapacakmışsınız. Valilere, kaymakamlara ziyaretlerde bulunacakmışsınız. Böyle yeni bir eylem türü gelişmiş meğerse bizim haberimiz yoktu ama yani.
Gürsel Tekin: Şimdi tabi son yıllarda özellikle son 2 yıldır iktidarda ciddi bir paranoyak bir durum var. Bu son derece doğaldır. Bu durumda olmasını ben doğal sayıyorum. Nedeni şu; bir siyasal iktidar suça bulaşırsa yapacağı bir tek şey var suç oranlarını artırmaktır. Yolsuzluğa, hukuksuzluğa, her şeye bulaşacaksınız sadece içerde değil aynı zamanda dışarıdaki sorunlar yani öylesine büyümüş ki mesela çok tartışılmadı, çok konuşulmadı basına medyaya baskı olduğu için. İşte bu İsviçre'deki para meselesi, Almanya'nın, İngiltere'nin bizi dinlemesi. Bütün bunlar sümenaltı edildi kimse sormadı bile. Ne demek Almanya bizi dinleyecek yani. Ne haddi var kim dinleyebilir. Buna cesur davranıp yani en azından özür dileyin deme olanakları bile olmadı.

Şimdi böyle bir durum olunca bu kadar yolsuzluğa, suça bulaşmış bir iktidarın yapacağı bir tek şey var bir korku yaratmak, işte paranoyak bir durum yaratmak, öyle oldu, böyle oldu, valilere gitti, kaymakamlara gitti.

Şimdi Cumhuriyet Halk Partisinin tarihçesine baktığımızda maalesef tabi özellikle bu iktidar dahil olmak üzere herkes böyle bir darbelerle hesaplaşıyormuş gibi göründüler. Aslında darbelere baktığımızda yani 12 Eylül dahil, 12 Eylül'den önceki bütün darbelere baktığımızda darbelerin mağduru olan tek siyasi partide Cumhuriyet Halk Partisidir. 236 tane şehidimiz var bizim. Hiçbir partinin böyle bir şehidi yok hiç kimsenin de olsun istemiyoruz. Hiç kimsenin burnu da kanamasını istemiyoruz.

Bugün AKP iktidarını sadece 13 yıla sıkıştırmakta yanlıştır. AKP yöneticilerine baktığınızda 12 Eylül dahil olmak üzere yani Evren dönemi de dahil olmak üzere bu arkadaşlarımız hep görevdelerdi. Evren döneminde görevde, Özal döneminde görevde, Demirel döneminde. Enteresan yani ne menemdir kardeşim sizde ne keramet varmış. Her şey olur Türkiye’de ama siz hep yönetirsiniz bizde darbeci oluruz. Bu nasıl bir iştir bunu anlamakta vallahi bende zorluk çekiyorum.


Sunucu: Hep siz yönetirsiniz sonra CHP'nin dönemi diye de bir dizi eleştiri dinlettirirsiniz.
Gürsel Tekin: Birde şimdi tabi haklı olarak şimdi yeni nesil çok maalesef yani çok tarihide bilmiyoruz yani yakın tarihimizi de bilmiyoruz. Biz benim hesaplarıma göre 60 - 65 yıldır iktidar olamamışız. Genelde 60 yıldır, 50 - 55 yıldır sağ yönetir. Ama fatura hep bize çıkar ne garip bir şeyse. Hiç birbirlerini de suçlamazlar. Yani kim ne kadar suç yaptı. Şimdi sadece bu dönem değil aslında geçmiş dönemdeki sağ partilerinde çok büyük günahları var. Bugün eski ANAP'lılar, eski DYP'liler, eski Demokrat Partililer herkesle karşılaşıyoruz kullandıkları önemli bir cümle var. Kurtarın bizi. Ama unutmayın ki bütün bu süreçte Cumhuriyet Halk Partisini yanlış piar edenler, Cumhuriyet Halk Partisine karşı savaş açanlar unutmamalı ki, bugün Cumhuriyet Halk Partisi hepsinin limanı oldu. Elbette sizin limanınız olacaktır buna hiç tereddüt etmesinler. Bu ülkede kim kendisini mağdur hissediyorsa, kim baskı altında hissediyorsa Cumhuriyet Halk Partisi orada olacaktır, yanında olacaktır.

Sunucu: Tam bu noktada bu cümlenin üzerine şunu da sorayım. Herhalde Bülent Bey'in de limanı olursunuz yani. Çünkü Bülent Bey son günlerde haftada bir böyle bir çıkıyor doğru bir şey söylüyor ya da bir itirafta bulunuyor, bir şey yapıyor falan. Haftaya ne der bilmiyorum ama onun da bir sıkıntısı var belli ki. Ona da bir limanlık yaparsanız herhalde iyi olur.
Gürsel Tekin: Şimdi şöyle bir durum var. Yani yiğidi öldür hakkını yeme demişler. Bülent bey, Bülent beye benzer AKP'de birkaç kişi var. Yani bu pis işlere bulaşmamış, yolsuzluğa bulaşmamış insanlar var. Zaman zaman tabi vicdani davranıyor. Ama zaman zamanda hatırlarsanız Bülent beyin kamuoyunun bildiği çok önemli cümleleri var. Allah verdikçe veriyor. Özellikle yargıdaki değişimlerle ilgili, emniyetteki üst düzey yönetimdeki değişimlerle ilgili şu cümleyi kullanmıştı. Allah verdikçe veriyor. Bülent bey inançlı bir insandır. Veren Allah almasını bilir kardeşim. Veren Allah şimdi patır patır alıyor.

Şimdi son günlerde mesela bugün söylediği çok anlamlı bir cümle. Yani geçmiş dönemdeki geçen hafta söylemiş olduğu cümlelerde önemli. Parsel parsel satışlardan bilmem nesine kadar. Dedi ki, bu israf olmasaydı insanlar vergi ödemeseydi biz yine zengindik. Bu ne demektir biliyor musunuz? Aslında onu kibarca söylüyor. Yani yolsuzluklar olmasaydı Türkiye başka bir noktada olurdu.

İzin verirseniz bu 50 yıllık sağ iktidarların Türkiye'ye çıkarmış olduğu fatura ortalama 600 milyar dolarla 700 milyar dolardır. Şimdi bir emekli işçi, köylü şuanda bizi izleyen yurttaşlar düşünmez mi? 77 milyon biz vergi mükellefiyiz. 77 milyon yurttaşımız vergi mükellefidir. Zannetmesin şuandaki vatandaşım benim işim yok ben vergi mükellefi değilim.

Sevgili abim, ablacığım, soluduğun hava hariç her şeye vergi ödüyorsun. Şuanda doğan çocuğumuz vergi mükellefi olarak doğdu. Şuan doğan çocuğumuz TÜSİAD Başkanı ne kadar vergi ödüyorsa emekli Mehmet amcada o vergiyi ödüyor. Hatta ondan daha fazla ödüyor. Niye ondan daha fazla ödüyor? Yani iş dünyası ödemiş olduğu her türlü vergiyi gider kullanabilir. Ama benim emeklim, işçim, köylümün böyle bir imkanı yok tamamı vergi. Dolmuşa biniyorsunuz vergi, süt alıyorsunuz vergi, su alıyorsunuz vergi, vergi.

Şimdi 77 milyon yurttaşımızın ödemiş olduğu verginin hesabını soramıyorsanız elbette soyulmaya mahkum kalırsınız. Eğer bir ülkede yolsuzluk varsa o ülkede yoksulluktan kurtulmak mümkün değildir. Bunun örnekleri var. Daha 30 yıl önce İtalya’ya bakın, İspanya'ya bakın. Birçok ülkeye baktığınızda Türkiye'ye benzer bu yolsuzlukların batağına sürüklendiği ülkelerdir. Bugün gidin yoksulluktan kurtulmuşlar. Neden? Çünkü yolsuzluk bütçesi şimdi utanmadan pişkin pişkin mesela Sayın Genel Başkanımızın özellikle emeklilerle ilgili 2 maaşı nereden 25 milyar bulacaksınız dedi.

Şimdi bir kere Davutoğlu eğer bir ekonomi dersi alacaksa Sayın Genel Başkanımızdan alması lazım. Sayın Kılıçdaroğlu aynı zamanda hesap uzmanıdır. Bunu AKP'lilere sorabilir. Yani AKP’li hesap uzmanları hatta AKP’li bir eski milletvekili önümüzdeki günlerde bir kitap yazacağını ve bu kitapta da 25 sayfayı Sayın Genel Başkanımıza ayırdığını ifade etmişti. Yöneticilik döneminde nasıl bir yönetici olduğuyla ilgili. Şimdi 700 milyar doların söylendiği, çalındığı bir ortamda neden bahsediyoruz? 25 milyardan. Bu 25 milyar ne olacak bu emekliye verdiğimizde? Emekli havai adalarına tatile gitmeyecek, Paris'e gitmeyecek. O 25 milyarın ortalama 12- 13 milyarı da tekrar devlete vergi olarak gelecek. Gidecek bakkala işte bilmem nereye gidecek alışveriş yapacak falan filan.

Şimdi bütün bunlara baktığımızda bir ülkede yapılması gereken temel şey var. Bu bütün siyasi partilerin belki yeni bir anayasa yaptığımızda o yeni anayasada AKP'nin 2001 yılında partiyi kurduğunda 3Y formülünü bizim oturtmamız lazım. Bu ülkeyi 3Y'den kurtaracağız. 3Y'den kurtarmadığımız sürece ne siyasette huzur olur, ne ülkede huzur olur ne de bu ülkede işsizlikten, yoksulluktan kurtulabiliriz. Bunun bir tanesi olmazsa olmaz yolsuzluk. Bunu sıfır hale getirmemiz lazım.

Efendim nasıl olacak? Çok kolay. Yani elin adamı nasıl yapıyorsa aynı yasalarla yapacağız. Biz dünyayı yeniden keşfedecek değiliz. Siz yolsuzluğu bitirdiğiniz an yoksulluğu bitireceksiniz. Buna emin olabilir her yurttaşımız. Bunun yanında ne yapılması lazım? 3. Y yasaksız bir Türkiye yaratacağız. Yasaksız bir Türkiye yarattığımız zaman küresel dünyanın en cazip gördüğü bu ülke herkes burada iş ve aş sahibi olacaktır. Şimdi gazeteci konuşamıyor, iş dünyası konuşamıyor, itiraz edemiyor. Yani TÜSİAD Başkanı ne dedi mesela Allah aşkına. Makine gibi 5. TÜSİAD Başkanı. TÜSİAD Başkanı dayanmıyor. Dedi ki, yasaklı bir ülkeye yatırımcı gelmez. Vay sen bunu nasıl dersin?

Şimdi mesela basınımız, medyamız geçmiş yıllarda kitap hesabını yapardı. Vay efendim işte anayasa kitapçığı atıldı da şöyle oldu, böyle oldu. Şimdi ey vicdansızlar sormaz mısınız dolar niye yükseldi kardeşim? Niye yükseldi dolar? Senin hangi ekonomik bilgin var çıkıyorsun kardeşim merkez bankasına meydan okuyorsun, bunları paralelci ilan ediyorsun, vatan haini ilan ediyorsunuz. Gezi parkında hatırlarsanız bunlar bir türlü getirirler benim bir hocam vardı çok güzel söylüyordu kulakları çınlasın rahmetlik oldu Allah rahmet etsin. Ne zamanki az yalan söylemesini becerirsek o zaman adam oluruz demişti. Şimdi bu kadar yalana, bu kadar talana bu ülke nasıl dayanıyor inanılır gibi değil.


Sunucu: Yine iyi dayanıyor yani.
Gürsel Tekin: Tabi gerçekten öyle. Gezi parkı döneminde bağladılar faiz lobisi. Allah Allah kim bu faiz lobisi bulun. İstihbarat sizde, emniyet sizde, her türlü güç var, devletin olanakları var. Bu faiz lobisini bulun. Faiz lobisi yok. Ama akşam açıyorsunuz ekranları birde kendilerine göre gazeteci bulmuşlar Bektaş'ın hikayesi gibi. Hangi ekranı açsanız paralel gazeteciler. Faiz lobisi faiz lobisi. Kim bu faiz lobisi? Şimdi bakıyorum acaba bu CHP'de faiz lobisi kim var? CHP'lilerin hepsini üst üste koysan kardeşim 3 kuruş para yok. MHP'lilere bakıyorum orada yok. HDP’lilere bakıyorum para yok. Para sizde. Nasıl bu faiz lobisi kardeşim? Faiz lobisi diye inim inim inlettiler. Şimdi dolar 1800'den 2700'e dayanmış bir tanesi faiz lobisi cümlesini kullanmıyor. Kime gitti bu paralar? Bu paralar hangi gerekçelerle bu noktaya geldi? Bütün bunların hesabını soracak bir mekanizma olması lazım. Yani 3Y'yi bitireceğiz. 3Y çünkü aynı zamanda yolsuzluk, yoksulluk değil siyasete arındıracak. Siyasetin bu kadar kirlendiği, siyasetin bu kadar pislendiği bir ülke yok buna emin olmanızı istiyorum.

Sunucu: Muhtemelen yoktur. Çünkü bu aynı zamanda Türkiye'nin uluslararası reytinglerine baktığımızda hızla geriye düşen hem yolsuzluk konusunda hem yoksulluk konusunda bir karnesi var zaten. Bu yarışa Türkiye 20'lerde başlayıp 50'lere kadar düştüğü alanlar var. 15'lerden başlayıp 20'lere gittiği alanlar var. Dolayısıyla sürekli geriye gidiş sözkonusu zaten. Ama bu arada saraylar yükseliyor.
Gürsel Tekin: Ama öyledir yani bütün az gelişmiş ülkelerde eğer siz otoriter bir döneme girecekseniz, sisteme geçecekseniz önce saray yapacaksınız, şatafat edeceksiniz ve korku yaratacaksınız. Saraylar aynı zamanda topluma korku yaratır. Saddam'ın saraylarını unutmamaları lazım. Kaddafi'nin Ortadoğu'daki, Mısır'ın, bütün oradaki liderlerin saraylarını, şatafatlarını, malvarlıklarını unutmamamız lazım. Birde çok enteresan yani inançlarımıza da çok ters. Biliyorsunuz bugün iktidara gelmiş bütün yöneticilerin çoğunu yakinen tanırız. Yani önemli kısmı İstanbul siyasetçileriydi İstanbul'a gittiler. Daha 10 yıl öncede kendileri de ifade ediyorlardı. İşte biz köylü çocuğu simit sattım diyenler, su sattım diyenler. Hamallık yaptım diyenler falan filan şu bu. Ama şimdi bakıyorum en kötüsünün ciddi malvarlığı var. Kardeşim biz servet düşmanı değiliz Allah daha çok versin. Eğer bunu alın teriyle yapmışsanız kimin gözü varsa gözü çıksın kardeşim. Ama bunu kamu olanaklarına bu servetleri edinmişseniz hele bu ülkede bu kadar yoksul varken edinmişseniz bu da bir gün size batar. Yani Allah'ın adaleti de buna izin vermez. Tamam hadi diyelim bizim adalet sistemimizi, hukuk sistemimizi paramparça etmiş olabilirsiniz. Nasıl inanıyorsunuz siz, neye inanıyorsunuz? İnancımız demez mi kardeşim komşun açken sen tok yatmayacaksın. Biz bunları sizden öğrendik. Sürekli televizyonlarda bu referansları sizler veriyordunuz. Şimdi ne oldu size? İnanılır gibi değil. Yani ben en azından İslami gelenekten gelen çok vicdanlı, çok birikimli insanlar var. Onların isyanını bekliyorum orada da isyan yok. İnanılır gibi değil. Bir kadın gazeteci kardeşimiz biliyorsunuz köşesinde isyan etti 17 - 25 Aralıkla ilgili. Başım kapalı ama gözüm kapalı değildir dedi. Tecrit edildi bugün iş güç sahibi değil. Onlarca böyle vicdanlı insanlar var. Ama enteresan. Yani 90'lı yıllarda böyle hak arama geleneği olan bu İslamcı toplumun bu kadar sessiz kalması çok manidardır ve çok düşündürücüdür.

Sunucu: Şimdi adalet dediniz ya o adaletin yansıdığı yerlerden bir tanesi cezaevleri. Ciddi sıkıntı var yani.
Gürsel Tekin: Önce izin verirseniz bu polis kardeşlerime bir selam çakmak istiyorum. Bugün biliyorsunuz daha öncede gezi parkında ben 20 – 25 gün binlerce arkadaşımız gaz yedi, cop yedi. Hak etmediğimiz muameleyi gördük. 8 tane, 9 tane kardeşimiz şehit düştü ve 12 tane gencecik pırıl pırıl çocuğumuzun da gözleri çıktı. Bu süreci kontrol eden ve bunları yapan polisleri eski Başbakan çıktı ve kendilerine teşekkür etti. Dedi ki, destan yazdılar dedi. Destan yazan o polis kardeşlerimiz nerede acaba şimdi merak ediyorum.

Sunucu: Çoğu sürüldü galiba.
Gürsel Tekin: Sürüldü. Şimdi biraz daha geriye gitmek istiyorum. Eğer bir ülkede evrensel kural yoksa en rahat kullanabileceğiniz devletin mekanizmalarından bir tanesi polis teşkilatıdır. 12 Eylül öncesi dahil, faili meçhul cinayetler dönemi dahil bütün dönemlere bakın iktidarların en rahat kullandığı alan polis teşkilatıdır. Binlerce polisin mağduriyetini bilirim. Kiminin sağlık sorunu bitti, kimi hastalandı, kimi cezaevlerinde, kimi perişanlık içinde. Kim için yaptınız ey polis kardeşim bir gün düşünmediniz mi? Hiç 1402’likler darbe dönemindeki bu kadar mağdur olan insanlar bir gün düşünmediniz mi gün gelir bize de sıra gelir. Hani Cumartesi annelerimizin çok güzel sloganlarının bir tanesi susma sustukça sıra sana gelir. Şimdi sıra size geldi. 3 bin tane yetişmiş polis teşkilatı, patates yetiştirmiyorsunuz, kolay yetişmiyor. 3 bin kişiyi bir gece yarısı emekli ediyorsunuz. Gerekçeniz ne kardeşim? Suç işlemişse yargıya teslim edersiniz. Hayır. Ne istiyorsunuz? Bizden değil. Düne kadar sizdeydi. Destan yazdı bu insanlar. Ve bu polis kardeşlerimizde merak etmesinler Cumhuriyet Halk Partisi onlara sahip çıkacaktır. Nasıl ki dün Abdullah Gül'e sahip çıktıysa bugünde size sahip çıkacaktır. Bunu anayasa mahkemesine götüreceğiz. Polis kolejleri açılıyor kapattı. Gerekçeniz ne kardeşim? Efendim biz istemiyoruz bunlar çünkü bizden değil. Bu bizden, sizden anlayışı yok paralel yapı, yok bilmem ne yapı toptancı bir anlayışla insanları yok ediyorsunuz. Yetişmiş, gerçekten deneyimli, Türkiye coğrafyasının bütün bölgelerinde görev yapmış 3 bin polisi bir gece yarısı emekli etmek hangi vicdanlara sığabilir bunu kabul etmek mümkün değil. O gezi parkında bize gaz sıkan o polislerin tamamını Ocak ayında çocukları okulda, eşleri çalışıyor tamamını sürgün ettiler. Gerekçeniz ne? Hırsızlara niye hırsız dediniz, hırsızları niye yakaladınız. Yani hırsızların baş tacı olduğu bir ortamda din iman edebiyatı yaparak milleti kandırıp oyunu alacaksınız. Ben buna inanan, en azından din bilgisi olan insanların bu dönem AKP'ye ders vermelerini bekliyorum. Aksi takdirde dün buna kanan polis kardeşlerimiz gibi sizin de başınıza ne gelir bilinmez.

Sunucu:  Ama gelirse biz yine sahip çıkarız.
Gürsel Tekin: Kesinlikle. Biz 77 milyon yurttaşımızın partisiyiz, kurucu bir partiyiz. Öyle bunlar gibi oradan, buradan küresel dünyanın Ortadoğu coğrafyası için kullandığı çocuklar falan değiliz. Herkes bizi bilir. Bizim tarihçemizi bilir. Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü dünyaya destan yazmış. Onlar Türkiye'de kendi vatandaşlarına destan yazan liderler değildir. Onun için bizi onlarla kimse karıştırmasınlar. Ama biz bu coğrafyada hangi siyasal yapıda olursa olsun, hangi düşüncede olursa olsun, hangi siyasi partiye oy verirse versin Cumhuriyet Halk Partisi 77 milyonun sigortası olacaktır. Buna herkes emin olabilir. Herkes kendisini güvende hissedecektir.

Sunucu: Tam işte şimdi o güvende hissetme noktasında dönelim şu cezaevlerine biz.
Gürsel Tekin: Deveye demişler ki, boynun niye eğri? Demiş nerem düzgün ki. Şimdi Türkiye'de gerçekten bir muhalefet milletvekili olarak söylemiyorum. Elbette geçmiş yıllarda da çok ciddi olumsuzluklarımız vardı sıralanabilir. Ama şuna emin olmanızı istiyorum hiçbir dönemde olmayanlar oluyor. Türkiye'deki cezaevleri kapasitemiz 150 bin. İnsani yaşam var mı? Asla yok. 150 binin yerine 165 bin kişi cezaevinde yatıyor. Yani normal kapasite 150 bin 15 bin fazlayla. Kim bu 165 bin? Yani bu 165 bine bir baktığımızda 165 binin önemli kısmı namuslu vatandaşlarımızın ufacık tefecik yani inanın hani bir çekirdeğin kabuğuna sığmayacak kadar suçlar. Taahhüdü ihlal demek. Taahhüdü ihlal şudur; vatandaşın borcu var, borç etmiş. Sonra gitmiş namuslu davranmış demiş ki evet kardeşim borcum borç ben borcumu ödeyeceğim. Ödemiş. 15 ay taksit yapmış 10 ayını ödemiş. Öderken borç almış, arabasını satmış, evini satmış son 5 ay ödememiş şurasına gelmiş. Vay sen misin kardeşim be işadamı hadi seni aldım cezaevine götürdüm.

Anadolu'da siz hani yasayı çıkarırsanız çıkarın elbette bunu tasvip etmek mümkün değil. 18 yaş evliliklerle ilgili özellikle kız kaçırma olayları. Bu bir, üç, beş falan değil binlerce. Sonra aileler barışıyor, çocuklar evleniyor, çocukların şuanda onlarca insanın iki bebesi var. Kamu davası diye alıyorsun cezaevine atıyorsun. Şimdi ben bu kamuya soruyorum sen nasıl bir kamusun kardeşim? Kamu dediğin nedir biliyor musunuz? Kamu devlet yani. Devlet vatandaşın mal, can, her türlü güvenliğini sağlamak için vardır. Şimdi sen hırsıza dokunmuyorsun, soygun yapana dokunmuyorsun gariban vatandaşı taahhüdü ihlalden dolayı alıyorsun cezaevine atıyorsun. Bu tapelerde milyar doları çalanların bir tanesi cezaevinde yokken sadece 300 TL memur zimmetine almış. 300 TL'den dolayı 4 yıldır yatıyor. Şimdi sadece 165 bin mi? 165’in dışında 200 bin kişi infazı bitmiş, cezası kesilmiş cezaevi yok.

Şuanda AKP'nin yeni projeleri nedir bilen var mı? Dünyanın hiçbir ülkesinde iki şeyle övünülmez. Saraylar, şatafatlı adliye sarayları ve şatafatlı cezaevleri. Şimdi Türkiye coğrafyasının hemen hemen bütün illerinde onlarca yeni cezaevi yapılıyor. Böyle bir huzur olabilir mi Allah aşkına? Ne zaman cezaeviniz eksilirse o zaman bu ülkede huzur olur, o ülkede barış olur, o ülkede kardeşlik olur. Bu çok acı bir iştir. 200 bin kişi cezaevi olmadığı için şuanda sokakta geziyor. Elbette tabi ki suç işleyenler cezasını çekecek. Ama kısmı af yani bu kadar basit şeylerden dolayı taahhüdü ihlal. Adam vatandaş namuslu davranmış taahhüdü ihlalde birde şöyle bir şey yapmazsanız suçunuz yok. Yani hiç gidip taahhüt etmezseniz cezanız yok, şuyunuz. Yani maalesef böyle bir tablo. 43 milyon yurttaşımız borçlu. Yani 57 milyon seçmen var 43 milyonu borçlu. Böyle bir ülkede huzur da olmaz, böyle bir ülkede siyasetinde huzuru olmaz. İnşallah CHP iktidarıyla Pazar günü göreceksiniz sadece emeklilere değil, sadece taşeron işçilere, köylü, aklınıza gelebilecek toplumun bütün mağdurlarıyla ilgili çok önemli projelerimiz var.


Sunucu: Seçim beyannamesinin ayaklarından biri bu o zaman şimdi anlattığınız?
Gürsel Tekin: Tabi yani onu Genel Başkanımız anlatacak. Ben şimdi ipuçlarını vereyim. Herkese derman olmak istiyoruz. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim felsefemiz, yani bütün şeye baktığınızda CHP eleştirilebilir, ideolojikmen insanları beğenmeyebilir, eksik bulabilir. Ama çok şükür bizim bir başka özelliğimiz var CHP'nin bütün Genel Başkanlarına baktığımızda hepsi haramdan uzak çok şükür.

Sunucu: Seçime doğru yaklaştığımız için peş peşe anketler yayınlanmaya başlandı. Kiminde AKP böyle %70'lerde neredeyse görülüyor falan. Ne düşünüyorsunuz siz? İki; Sizde de anketler vardır muhtemelen.
Gürsel Tekin: Şimdi dünyada biliyorsunuz özellikle İtalya'da çok meşhurdur mafya örgütleri ve dünyanın birçok ülkelerinde Amerika dahil olmak üzere yaygın mafya örgütleri vardı. Mafya örgütleri suç örgütleri olduğu için bütün ayakları denetim altına alırlar. Yani bir bölgeyi kontrol etmek istiyorsanız bölgedeki bütün şeyleri kontrol altına almanız lazım ki bütün projelerinizi hayata geçirebilesiniz. İşte ne var orada? Basın, medya varsa onu rapdızapta alacaksınız. Emniyetle ilişki kuracaksınız, kamu yöneticileriyle ilişki kuracaksınız ve alanınız rahat olacak.

Şimdi bir iktidar düşünün, önce medyasını oluşturdu, yetmedi kendi medyası. Yetmeyince ne oldu? Merkez medyayı zaptedelim. Merkez medyada şuanda her merkez medyada bir komiser var AKP komiseri biliyorsunuz değil mi?


Sunucu: Bazı yerlerde ikişer, üçer var hatta.
Gürsel Tekin: Birer komiser, o komiserlerin görevi şu; orada çalışanlar bugün hangi program yapacak, sarayı ne kadar canlı verecek, Davutoğlu'nu ne kadar canlı verecek komiser dediğim o. Yoksa öbür türlü çok sayıda insanda var. Merkez medyayı da ele geçirdiler. Şimdi ne yapacaksınız ondan sonra? İş dünyasını, kendi iş dünyanızı kuracaksınız. Neyle kuracaksınız? Kamu imkanlarıyla kuracaksınız. Kupon arsalar vereceksiniz, kamu imkanlarını yaratacaksınız. Bülent Arınç'ın deyimiyle parsel parsel vereceksiniz. Bu da yetmedi. Sonra ne yapacaksınız? Sonra kendinize göre bir eğitim sistemi oluşturacaksınız. Sonra tabi bunun bir başka şeyi var. Kendinize göre bir reklam ağı oluşturacaksınız.

Mesela şuanda siyasi partiler biliyorsunuz seçim döneminde kendi reklamlarını yapacak. Acaba merak etmez mi kamuoyu kim bu reklam şirketleri? Bütün reklam şirketlerine bakın. Tamamı yine havuz reklam şirketleri. Yetmedi bunun bir başka ayağı da var masanın 4 ayağı gibi. Havuz araştırma şirketleri. Evet ben havuz değilim diyen bir babayiğit varsa Gürsel Tekin'in karşısına çıksın. Hodri meydan diyorum tabi hepsini kastetmiyorum. Mesela Almanya'da, İngiltere’de bildik çok önemli kamuoyu yoklaması şirketleri var. Onların hiçbir tanesi kamuda iş yaparlar mı?  Burada kamuda iş yapmayan kaç tane şirket var? Mesela benim bildiğim 8 tane bakanlıkta ortalama herhalde 40 milyonla, 50 milyon dolar arasında iş yaptılar. Belediyeleri falan saymıyorum. Şimdi böyle bir ortamda bunlar birde çıkıyorlar televizyonlara şatafatlı kravatlar takılmış, bilirkişi millete de ders verirler. Yapmayın yani cümlelerimi ağır kullanmak istemiyorum her şey kirlendi kardeşim. Allah CHP’ye kolaylık versin. Bu kadar kirliliği neyle yıkayıp temizleyeceğiz vallahi bilmiyorum yani. İşimiz zor. Yani yarın iktidar olduğumuzda böyle kısa süre içerisinde bu kadar kirlenmişliği temizlemekte çok zordur. Ama inşallah en kısa süre içerisinde, 6 ay içerisinde hepsi teslim olur zaten.


Sunucu: Anketlerin üzerinden konuşacak olursak özellikle bir taraftan da HDP'ye yönelik bir takım değerlendirmelerin olduğunu görüyoruz biz. Şimdi Sırrı Süreyya Önder'de bir açıklama yaptı. Dolmabahçe mutabakatının arkasındayız dedi. Ne oluyor orada?

Gürsel Tekin: Şimdi önce siyasette elbette birbirimize söyleyeceğimiz sözler vardır, tölere edilecek cümleler var. Ama şunu unutmamalıyız. Türkiye'nin birliği, bütünlüğü telafi edilecek şeyler değildir. Türkiye'nin birliğini, bütünlüğünü reye tahvil etmek vicdansızlığın ötesindedir.

Şimdi Dolmabahçe'de kamuoyuna çok açık olduğu için aslında çok bilinmeyen bir denklem değil. Davutoğlu ve ekibi özellikle Nevruz'dan önce silahların bırakılması için ciddi çaba sarf etti. İşte Kandil ayağı oldu, bir sürü yurtdışına gidişler, gelişler, üst düzey yöneticilerin organizasyonuyla belli bir noktaya geldi ve en son Dolmabahçe sarayında buluşma yapıldı ve bir mutabakat sağlandı. Bugün Sırrı Süreyya'nın dediği gibi yani buna sadık kalın diyor. Doğrusu kulislerde konuşulan şeyler eğer doğruysa çok vahim bir olay. Yani bu süreci Türkiye'nin iç barışını önümüzdeki seçime tahvil etmek telafisi mümkün olmayan bir şey olur. Herkes aklını başına alması lazım. Söylenen mutabakatın sağlandığını ama bu mutabakatın daha sonra saray tarafından sabote edildiği söyleniyor.


Sunucu: Beğenilmemiş o mutabakat.
Gürsel Tekin: Hayır ondan değil. Çünkü o mutabakat sonuç itibariyle onun bilgisi dahilinde yapılıyor. Bir rivayete göre kendi işte bu havuz araştırma şirketlerinin yapmış olduğu iki tane araştırma var. Her iki araştırmada da AKP'nin 40'ın altında olduğu ifade ediliyor. Bundan dolayı bir panikleme sonucu milliyetçi hassasiyeti olan seçmeni nasıl etkileyebiliriz gibi bir atak yaptılar o da tutmadı ama öbürü de çok tehlikeli bir sürece girdi. Ben inanıyorum ki bu mesele böyle çok gizli tutulacak bir mesele değildir. Her iki taraf önümüzdeki günlerde bu mutabakatın içeriğinin ne olduğunu, nelerin konuşulduğunu, mutabakata nelerin yazıldığı herhalde kamuoyuna yansıyacaktır. Onlar yansıtmazsa da Fuat Avni yansıtır herhalde öyle gözüküyor.

Sunucu: Orada özellikle silah bırakma konusunda varılan uzlaşmanın yeterince tatminkar sonuçlara ulaşmadığı söylenebilir mi?
Gürsel Tekin: Şimdi bir kere bu süreci götüren bakan saraya çok yakın bir bakan. Eski İçişleri Bakanı yine sarayın çok yakın bakanı. Bunların ikisi burada yani bu görüşmede. Bu belli ki yani Cumhurbaşkanıyla görüşülmüş ve böyle bir mutabakata gidilmiştir.

Şimdi buradan haberdar olmaması mümkün değildir Bülent Arınç'ın deyimiyle yani bu şey değil. Acaba o kamuoyu yoklaması tedirginliğimi süreci bu noktaya getirdi onu bilmiyoruz. Ama ben en azından HDP'nin iktidar yapmasa bile HDP'nin kamuoyunu tatmin edecek o görüşmeyle ilgili bilgi vermesi lazım. Aksi takdirde yarın olabilecek olayların sorumluluğu HDP’nin de sırtında kalmış olur. İktidar bu süreci reye tahvil etmek isteyebilir ama HDP'nin kamuoyuyla paylaşmak gibi bir görevlerinin olduğunu da unutmamalı.


Sunucu: Ortada şöyle bir soru yok mu peki? Eğer Cumhurbaşkanının söylediği lafı söylüyorum söz bana ait değil. Ortada Türkiye'de bir Kürt sorunu yoksa biz neyin çözüm süreciyle uğraşıyoruz?
Gürsel Tekin: Recep Larousse'u okudunuz mu bilmiyorum ben size Recep Larousse'u gönderiyim. Yani bunlara alışık olduğu için toplum birde Davutoğlu geçen Sayın Genel Başkanımıza bu emeklilerle ilgili noter tasdikli belgesiyle ilgili notere niye gittin millete git. Vallahi sizin yüzünüzden gidiyoruz kardeşim. O kadar yalan konuştunuz ki millette inanmıyor. 3Y'yi kaldıracağız dediniz Türkiye'yi 3Z'ye çevirdiniz. Çıktınız ekranların 77 milyon yurttaşa dokunulmazlığı kaldıracağız dediniz kaldırmadınız. Davutoğlu sen dedin ki bu yolsuzluklar hesap sorulacak sormadınız. Yani sizin neyinize inanacağız. Bu kadar şey içerisinde olunca haklı olarak biz dedik ki ya kardeşim birde notere vatandaş bize inansın. Vatandaş bize inanır.

Şimdi bunların ne söylediği çok önemli değil. Ne söylemediklerine bakmamız lazım. Ne söylemedikleri önemli. Çünkü söylediklerinin %30'u kamuoyunu tatmin etmektir, gündem belirlemektir, ama %70'inin çok tehlikeli sonuçlarla karşı karşıya bırakıyor Türkiye'yi.

Mesela Ortadoğu coğrafyası. Siz demediniz mi biz sıfır noktaya getirdik bütün komşularımızla. Şu anda bir tek dostumuz olmaz mı? Siz değil miydiniz meydanlarda bağırıyordunuz Sisi, Esed, niye sesiniz çıkmıyor? Hadi hodri meydan söyleyin bakıyım. Niye söyleyemiyorlar Allah aşkına. Bir gazeteci bunlara niye sormaz ya arkadaş siz mitingler hazırlardınız Mısır'la ilgili şimdi aynı Mısır'a Arabistan'ı devreye sokuyorsunuz, Amerika'yı devreye sokuyorsunuz aman Sisi bizi affetsin. Mesele siz değilsiniz Türkiye'yi cezalandırıyorsunuz. Siz olsanız umurumuzda değil. Şimdi mesela hiç Esed cümlesi çıkıyor mu bunların ağzından? Neden?

Bakın dış politika iç politika malzemesi edilmeyecek kadar önemli bir şeydir. Siz CHP'ye bir şey diyebilirsiniz, MHP'ye bir şey diyebilirsiniz. Bunlar biz kendi içimizde tölere edebileceğimiz işlerdir. Ama öyle yalandan içerden hava olsun diye dışarıya meydan okudum, Avrupa'ya meydan okudum, Asya'ya meydan okudum, Ortadoğu'ya meydan okudum derseniz sonra böyle çaresiz kalırsınız ondan sonra gidersiniz Arabistan'a aman ne olursunuz beni barıştırın. Amerika'ya gidersiniz bilmem ne yaparsınız. Türkiye bu yanlış dış politikadan önümüzdeki günlerde çok ciddi sıkıntıyla karşı karşıya kalabilir.


Sunucu: Şimdi orada söylenenler zaten baştan beri çelişikte asıl Kürt sorunuyla ilgili bir şeyin üzerinde durmak gerekiyor. Şöyle bir şey yaşadı Türkiye ilk kez tarihinde. Ardeşen olaylarının ardından Başbakan bir açıklama yaptı, sonra Genelkurmay bir açıklama yaptı ve tarihte ilk kez Genelkurmay açıklaması Başbakanın açıklamasını yalanladı.
Gürsel Tekin: Geçen yine yalanladı.

Sunucu: O bir alışkanlık haline mi döndü?
Gürsel Tekin: Öyle öyle. Niye biliyor musunuz? Şimdi hükümeti, devleti yönetenler aynı zamanda sorumlu davranırlar. Başbakan bir panik içinde Bingöl dahil olmak üzere yani en azından kendi kurumlarınızdan, devletin kurumlarından sağlıklı bilgi alırsınız o bilgi çerçevesinde kamuoyuna bilgi verirsiniz. Şimdi bu yalanlarla zaman zaman devletin kurumlarında çok zor durumda bırakıyorlar. Şimdi düşünün yani Genelkurmay orada ne yapacağını biliyor. Hiç Genelkurmay'a bilgi edinme ihtiyacı bile duymadan çıkıyorsun bir açıklama yapıyorsun doğal olarak Genelkurmay’da senin açıklaman karşısında seni yalanlayan bir açıklama yapıyor. Sen ne yapıyorsun? Sus pus sesin bile çıkmıyor. Yani o zaman ya Genelkurmay yalan söylüyor ya da sen yalan söylüyorsun. Belli ki sen yalan söylüyorsun. İkisi de vahim ayrı bir sorun. Kaldı ki bir ülkenin Başbakanı, bir ülkenin İçişleri Bakanı bu jandarma aynı zamanda İçişleri Bakan. Onlar bir şey söylemeden Genelkurmay söylüyorsa bu da vahim bir olaydır yani. Genelkurmay niye böyle bir açıklama yapsın bakan, başbakan dururken. Milli savunma bakanı gelinlik kız gibi ortada yok. Çık kardeşim ciddi sorunlar oluyor, olaylar oluyor. Hayır bütün bunlar maalesef ciddi bir zafiyet içerisinde. AKP yönetemiyor bunu açık ve net söylüyorum. Yani ciddi bir yönetim zafiyeti var. Bundan sonra bu kadar sorun yaratmış bir iktidarın sorunları çözmesi de mümkün değildir. Yani eşyanın tabiatına aykırıdır. Sorun yaratmışsınız siz bu sorunu çözeceksiniz. Bu mümkün değildir. Sorunu yaratanlar gider ve bu sorunun uzmanları bu sorunları kısa süre içerisinde çözebilecek yeni bir iktidara ihtiyaç vardır. Cumhuriyet Halk Partisi bütün bu içerde ve dışarıda bu sorunları çok kısa süre içerisinde çözecektir.

Mesela bizim çok eleştirilen birkaç şey vardır bunu özellikle o yazan gazetecilere de sesleniyorum soruyorum. Ortadoğu'daki bu sorun bu kanamalı coğrafyada Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ana muhalefet olarak nasıl bir katkımız olabilir diye ilk kez bütün İslam coğrafyasındaki siyasi partileri, yetkilileri İstanbul'da biliyorsunuz iki gün konuk ettik ve Ortadoğu barışına yani o kanamalı süreci nasıl bir barışa çevirebiliriz diye bir çaba sarf ettik. Hemen ondan sonrada Mısır dahil olmak üzere 3 ülkeye de heyet gönderdik, çalışmalar yaptık. Kıyametler koptu. Efendim biz darbeci Mısır'a nasıl gidermişiz? Irak'a nasıl gidermişiz falan hiç umurumuzda değil siz ne yazarsanız yazın. Bizim birinci önceliğimiz ülkenin çıkarlarıdır, ülkenin menfaatidir. Ülkenin çıkarları için her şeyi yaparız. Gittik ve burada çok sağlıklı görüşmeler oldu, Ortadoğu coğrafyasında 7 tane ülkeyle heyetlerimiz görüştü. Sayın Genel Başkanımız bir devlet terbiyesi almış ve bu meseleleri bilen bir insan olarak iktidarın muhalefete bilgi vermesi gerekirken Sayın Kılıçdaroğlu arkadaşlara, özellikle dış politikaya bakan arkadaşlarımıza bütün bu çalışmalarımızı bir rapor haline getirin ve bu raporların tamamını Dışişleri Bakanlığına teslim edin dedi. Bu çalışmalarımızın tamamı şimdinin Başbakanı eski Dışişleri Bakanı Davutoğlu’na teslim edildi. Şuna emin olmanızı istiyorum. Eğer Davutoğlu zahmet edip, lütfedip bunları okusaydı vallahi ne Arabistan'a ihtiyaç kalırdı, ne Esed demesine ihtiyaç kalırdı, ne de bugün Türkiye Ortadoğu coğrafyasından tecrit edilmiş olurdu. İnanıyorum ki, bu raporların içine bakılmış değildir. Cumhuriyet Halk Partisi inandıklarını yaptı ve bugün o gün Cumhuriyet Halk Partisinin yaptıklarının ne kadar doğru olduğunu, ne kadar anlamlı olduğunu merak edenler varsa giderler Dışişleri Bakanlığının arşivlerinde Cumhuriyet Halk Partisinin raporlarına bakarlar.


Sunucu: Önümüzde 50 gün var. Sonuçta seçime gidiyor Türkiye. Seçim sabahı sizde iktidara talipsiniz. Nasıl bir Türkiye’ye uyanmayı hayal ediyorsunuz?
Gürsel Tekin: Önce demokrasinin ve özgürlüğün olduğu bir Türkiye. Eğer bir ülkede demokrasi yoksa, bir ülkede özgürlük yoksa servet yoktur bunu herkesin bilmesi lazım. Ben Sayın Genel Başkanla bir grup işadamlarını bir araya getirdim. Bu işadamlarımızın önemli kısmı geçmiş yıllarda sağ partilere, son 3 dönemde AKP'ye oy veren işadamlarıdır. Bir tanesi çok güzel bir şey söyledi. Dedi ki, Sayın Başkan dedi biz dedi hep CHP'yi eleştirdik. Bu CHP demokrasi, özgürlükten başka bir şey bilmez mi derdik. Karın doyurur mu demokrasi, özgürlük? Şimdi anlıyoruz ki demokrasinin, özgürlüğün olmadığı yerde iş dünyası da olmuyor, servette olmuyor. Siz çok haklıymışsınız. Hepimizin buna ihtiyacı vardır. Hukuk sisteminin saat gibi işlediği bir ülke yaratmak istiyoruz. Buna simitçinin de ihtiyacı var, TÜSİAD Başkanının da ihtiyacı var. Aksi takdirde ne olur? Eğer hukuka inanmayan insanlara siz ülkeyi teslim ederseniz yani yasama, yürütme, yargı benim ayak bağımdır diyenlere siz bu ülkeyi teslim ederseniz Allah korusun nereye vurur belli olmaz.

Sunucu: Dileriz orayı vurmaz.
Gürsel Tekin: Vurmaz CHP var merak etmeyin. CHP dar günlerin partisidir.

Sunucu: İyi çalışmalar bu arada bir taraftan da seçim çalışmaları var.
Gürsel Tekin: Evet yarında Almanya'ya gideceğiz Almanya'da bir çalışmamız var iki arkadaşımızla. Pazar günü açıklamamız var. Gerçekten doyurucu. Bütün bu çalışmalarımız Sayın Genel Başkanımızın hassasiyetini bilenler bilir çok detaylı. Yani uygulanabilir projeleri hayata geçirmek. Öyle işte bu uygulanır mı, parası bulunur mu falan filan değil. Tam tersine kırkı kırka vurulmuştur ve sadece bizim ekonomistlerimiz değil aynı zamanda uluslararası Arenada çok yetkin, çok yetişmiş, bu coğrafyada yetişmiş Anadolu çocukları biliyorsunuz IMF dahil, dünya bankası dahil o kardeşlerimizden de çok ciddi destekler alındı. Tamamı uygulanabilecek projelerdir. Davutoğlu merak etmesin para çok önemli olan hırsızlık olmasın.

Sunucu: Sağolun ve kolay gelsin tabi bu arada. Bu akşam konuğumuz Sayın Gürsel Tekin’di, yeni programlarla karşınızda olmak dileğiyle hoşçakalın.

Anahtar Kelimeler
    Cumartesi, 18 Nisan 2015 10:59

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica