Gürsel Tekin gençlerin sorularını yanıtladı

 

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin Abbas Güçlü'nün yayın konuğu oldu ve gençlerin sorularını yanıtladı.

Abbas Güçlü: İyi geceler sevgili izleyenler, yeni bir Genç Bakış'ta daha sizlerle birlikteyiz bugün. Biraz siyaset konuşacağız. Çünkü siyaset kazanı artık fokur fokur kaynıyor. 7 Haziran'da gerçekten son yılların en önemli bir seçimi var. Sayın Recep Tayyip Erdoğan'sız bir Ak Parti ne yapacak herkes onu merak ediyor. CHP 28 bandını aşıp %30'ları görecek mi, göremeyecek mi, göremezse ne olacak CHP'de. HDP barajı aşıp dördüncü parti olarak girecek mi, MHP sürpriz yapacak mı, çok tartışmalı konular var. Her şeyden öncesi de halk artık takım tutar gibi ben siyaset takip etmiyorum, parti tutmuyorum, ben karnıma, cebime bakarım geçimime bakarım diyor. Yani bu seçim biraz öncekilerden sanki farklı olacak. Biz seçime kadar diğer partileri konuk edeceğiz ve tartışacağız biraz da. Ne öneriyorsunuz diye önce CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin var. Ona soracağız bakalım. Yayın öncesi genç arkadaşlarda ona sordular. CHP iktidara ne kadar hazır, konulara bakış açısı nasıl. Örneğin işsizliği ne yapacak, atamalar konusunda yeni bir şey var mı, tarımda ne yapacak, iç politikada ne yapacak, dış politikada ne yapacak. O kadar çok konu başlıkları var ki bunları tek tek konuşacağız sizlerle.

CHP'nin bu seçimdeki hedefi nedir? Eleştirmek için mi geleceksiniz, yapmak üzerine mi stratejide olacaksınız, CHP bu seçimlerde neyi öne çıkaracak. İsterseniz hemen bundan başlayalım.
Gürsel Tekin: Evet çok teşekkür ediyorum. Tabi ki her siyasi parti gibi CHP'nin temel hedefi iktidar olmaktır. Hiçbir siyasi parti muhalefet etmek için siyaset yapmaz. Bir önceki seçimlerde, 2011 yılında belki biraz bizim eksiğimiz biz anlatamadık biraz da kısa süre içerisinde dönemsel olarak o dönem ekonomi her şeye rağmen iyi gittiği için bizim projelerimiz pek anlatılamadı. Bu seçimde daha çok biz ekonomi ile ilgili Türkiye'nin gerçekten bozulmuş iç politikası, dış politikası, en önemlisi tabi ki ekonomidir, dünyanın her yerinde böyledir. Hatırlarsanız 1,5 yıl önce Almanya'da seçim olmuştu, ben seçimi izledim. Merkel'in bir sloganı vardı, "Ben Merkel" başka hiçbir şey yoktu. Gerekçesi de şu, Avrupa'da ciddi bir ekonomik sıkıntı olurken Almanya bu krizi yaşamadan atlattığı içindi. 2009, 2011 yılında da AKP'nin keza istikrar bozulmasın sloganı vardı. Şimdi bakalım hangi sloganı kullanacaklar gerçekten çok merak ediyorum. Tabi ki seçmenin birinci önceliği ekonomidir, bizim bugüne kadar yaşamış olduğumuz bütün seçimlere baktığımızda kesinlikle ekonomi seçimi belirliyor. Son dönemlere baktığımızda sadece dolara bağlı değil aynı zamanda, son 2 yıldır işsizlik çok can alıcı bir durumda.

Abbas Güçlü: Peki siz iktidara gelirseniz bu sorunlar ortadan kalkacak mı? Her şeyden önce nasıl kaldıracaksınız, mesela aile sigortası dediniz bir önceki seçimde ama bu parayı nereden bulacak dedi iktidar milletvekilleri. Milyonlarca üniversite mezunu işsiz var. Lise mezunu işsiz var, bu kadar istihdam olanağını nasıl yaratacaksınız... Bunlara bugün somut cevaplar almak istiyoruz.
Gürsel Tekin: Aile sigortası dediğimiz bizim böyle kendiliğinden keşfettiğimiz bir proje değildir. Bugün küresel dünyada demokratik ülkelerin tamamında ve bizim de anayasamızda sosyal devlette olması gereken bir olaydır. Yani sosyal devletin yapması gereken üç tane temel kural vardır. Başka türlü siz sosyal devlet olamazsınız. Eğitim, sağlık ve yoksulluğu gidermek... Aile sigortası dediğimiz budur, bütçenin sadece %5'ini harcayacağız. Şimdi olabildiğince negatif şeyleri söylememeye çalışacağım ama bu oturduğumuz bu şehirde İstanbul'da son 10 yılda 100 milyar dolar rant elde edildi. Bunu bütün belgeleriyle ortaya koydum.

Abbas Güçlü: Peki bu 100 milyar dolar kimin cebine gitti? Devletin cebine mi girdi?
Gürsel Tekin: Hayır keşke devletin cebine girse, zaten sorun olmaz. Belki bugün bu krizlerle de karşı karşıya kalmamış olacağız. Yine keza baktığınızda saraya harcanan paraya bakıyorsunuz, 17-25 Aralık'taki talanın vurgunun bütün miktarlarına bakıyorsunuz, bunlar da bizim verilerimiz değil. Uluslararası verilere baktığınızda 87 Milyar Euro'dan bahsediliyor. Bütün bunlara baktığınızda da Türkiye'de para var, gerçekten Türkiye bu parasızlıktan falan değil, Türkiye'deki sıkıntı sadece bugüne mahsus değildir. Özellikle 12 Eylül'den sonra hukuk sitemimiz bozulduğu için siyaseti özellikle bu kirli işlerden, kirli alanlardan bir türlü arındırabilmiş değiliz.

Abbas Güçlü: Siyaseti siz Ankara'da konuşmaya devam edin, biz burada somut belgeler üzerine gitmek istiyoruz.
Gürsel Tekin: Bütçenin %5'i ile siz ortalama yurttaşımızın tamamını bu sosyal sosyal projelerden faydalanabilecek duruma getireceksiniz. İkincisi şöyle bir durum var yani, pay gibi şirket ortaklığı gibi düşünün. 77 Milyon yurttaşımızın tamamı vergi ödüyor. Yani ben işsizim, yoksulum,  ben vergi ödemiyorum diyebilecek bir vatandaş yok. Şu anda doğan çocuk, vergi mükellefi olarak doğdu. Çünkü ona süt alınacak, mama alınacak, bütün bunlar vergi. Yani vatandaşın ödemiş olduğu vergileri vatandaşa vereceksiniz. Yoksula, imkansızlığa ödediğiniz her paranın yarısı doğal olarak size geliyor. Aslında zengin vergi ödemiyor, yoksul bu parayı ödüyor. Çünkü zengin her harcamasını gider olarak kullanıyor. Vatandaşın gider olarak kullanabileceği bir şeyi yok. Bu paralar rahatlıkla verilebilir ve bir ülkede eğer eşitsizlik varsa, yoksulluk varsa o ülkede siz demokrasiyi de işletemezsiniz, huzuru da getiremezsiniz. Bütün bunlar yapılabilecek işlerdir.

Abbas Güçlü: Sorulardan başlayalım, dedik ki politika yapmayacağız, somut. Bütün partilere de onu soracağız, ne yapacaksınız. Sağlık konusu, ulaşım konusu, güvenlik konusunda ne yapacaksınız. İşte iki tane şehitimiz düştükten sonra uçakların uçmamasına karar verildi. Keşke uçmadan önce karar alınsaydı da son iki şehitimiz olmasaydı. Türkiye hep acılar yaşadıktan sonra kararlar alıyor. Bu kez acılar yaşanmadan kararlar almak için somut diyelim. Politikacılara tek tek soralım, seçimler sonrasında da tek tek takibini yapalım. Hani siz bunu bunu demiştiniz, bunun hesabını verin diyelim.

Ozan Barış Bayraktar: Şöyle başlayalım, 17-25 Aralık operasyonları derken, 30 Mart seçimlerinde CHP'ye ciddi bir baskı oldu. Gerek Fetullah Gülen cemaati ile paralel yapı denilen ve öyle bir örgütle bağlantılı halde olduğu ve ortak çalışmalar yapıldığı, gizli anlaşmalar yapıldığı söylendi. Tabi o süreçten sonraki her muhalefet yapmaya çalıştığınızda size defalarca önünüze sunuldu. Paralel yapının sözcüsü olarak CHP gösterildi. Bütün seçmenlerde buna emin. 7 Haziran seçimlerinde de en çok üzerinize yüklenecekleri nokta ve CHP için söylenecek nokta, paralel yapıyla gizli bir anlaşma ve çalışma olduğu. Sizin Fetullah Gülen hakkındaki şahsi düşünceleriniz nedir. CHP'nin paralel yapı hakkındaki düşünceleri ve tavrı ve hareketleri nedir?
Gürsel Tekin: Sondan başlayıp başa geleyim. Bizim sadece Fettullah Gülen cemaati ile değil bütün cemaatlerle ilişkimizin sıfır noktada olduğunu söyleyebilirim. Bununla ilgili bir ibare varsa, bakın devletin bütün kurumları MİT dahil olmak üzere iktidarın elinde, afedersiniz neredeyse donumuzun rengini biliyorlar. Onun için ellerinde ne belge varsa çıkarmıyorlarsa namettirler. 17 Aralık'a gelince, bakın 17 Aralık daha ortada yok, 2011 yılında biraz önce anlattığım 100 Milyar Dolar ile ilgili Google'a girdiğinizde çok net olarak göreceksiniz. 2011 yılında TBMM'de basın toplantısı yaptım. Basın toplantısında organize yolsuzluğun nasıl olduğunu şemalarla koydum. Aynen şunu söyledim, burada çeşitli bakan çocuklarının olduğunu daha o gün söyledim. Bu yolsuzlukların bir rivayet değildir, bu yolsuzluklar sadece cemaatin 17-25 Aralık mücadelesi ile ortaya çıkmış değildir. 17-25 Aralık bir suç ortaklığının bozulmasıdır. Bunu böyle görmek lazım. Size şu soruyu sormak istiyorum. Sayın Baykal 2008 yılında F tipi dediği için, Sayın Erdoğan'ın Sayın Baykal'a söylediği lafları görmemiz lazım. Yine Sayın Erdoğan'ın kendi cümleleridir; "ne istediniz de vermedik..." Bütün bunlara baktığınızda 2011 yılında referandum döneminde 26 maddenin 24 maddesine bizde oy verelim ama bu 2 madde, yargı ile ilgili bu 2 maddeyi ne olursunuz bunu yeniden ele alalım dediğimizde "asla olmaz" dedi. "Biz vesayet sisteminden kurtulacağız" dediler. Şimdi ne istiyorsunuz? Ben vatandaş olarak AKP'ye oy versem ben AKP'den hesap sorarım. Ne demek bu paralel yapı, sen ne iş yapıyorsun? Yöneten sen değil misin? Eğer burada sana rağmen bunlar olduysa bunun sorumlusu sensin...

Abbas Güçlü: Bakın yine siyaset yapıyoruz arkadaşlar, somut olaylar üzerinden... Türkiye'nin en önemli olayı açlık diyoruz, işsizlik diyoruz siz işsizlik konusunda ne önereceksiniz.

Mustafa Akdeniz: Paralel yapı demişken bir sorum olacak. Biz bütün cemaatlere eşit mesafede yaklaşıyoruz ama bu son zamanlarda beni şahsen tam manasında tatmin etmeyen bir açıklama oldu. CHP'nin cemaatten finansal destek aldığı söylendi. Twitter'da Fuat Avni ile Umut Oran arasında yazışmalar oldu. Bu yazışmalardan birkaçı var, isterseniz okuyabilirim. Umut Oran yazmış, Kemal bey diyor ki İsrail'den ödeme aldıysa bizim yurtdışı hesaplarına atsınlar. Fuat Avni'de diyor ki seçim harçlığı vereceğiz, Umut Oran'a diyor ki ne kadar.  Fuat Avni'de diyor ki, biz ABD'den 25, İsrail'den 25 vereceğiz. Şimdi bu açıklama oldu CHP'den ama ben tatmin olamadım.
Gürsel Tekin: Şöyle tatmin olabilirsiniz, bakın bizim açıklamalarımız sizi tatmin etmeyebilir. Umut Oran Twitter'a yazı yazdı, Twitter'dan aldı cevabı. Siz twitter'ın cevabını doğru kabul etmeyeceksiniz bu başka bir şey. Özellikle İsviçre bankalarının biliyorsunuz son 5 yıldır Türkiye ile ilgili ve Türkiye'deki siyasetçilerle ilgili çok önemli iddiaları var. İsviçre bankalarında trilyonlarca paraların olduğunu. Daha geçen gün yine uluslararası medyada sadece Türk siyasetçilerinin 3,5 Milyar Dolarının olduğu söylendi. Burada yapılması gereken çok basit bir iş. Sayın Kılıçadaroğlu hemen bir dilekçe yazdı, İsviçre bankalarına. Benim hesaplarımda para var mıdır yok mudur bana bildiriniz. Niye bu çok zor bir şey değildir. 550 tane milletvekili hemen yarın yazalım 15 gün sonra cevabı gelir.

Sami Berkay Sandıkçı: Hesabında kimliği bulunan insanları koruma politikasından kaynaklı herhangi bir doğru cevap alacağınızdan emin misiniz?

Gürsel Tekin: Alabilirsiniz, kendinizle ilgili soruyorsunuz. Bakın iddia sahibi 550 tane milletvekili dilekçeri yazalım yarın dyecekler ki var ya da yok. Demek zorundalar. Ben sizin hesabınızı soramam ama siz kendi hesabınızı İsviçre bankalarına sorabilirsiniz. Ama maalesef iktidar yetkilileri hiçbir şey yazamaz.

Sami Berkay Sandıkçı: Bir sorum var bu somut olayla ilgili. Bu 17-25 Aralık olayları çıktıktan sonra Zaman gazetesi üzerinden bir örnek vereceğim. Zaman gazetesi bildiğiniz üzere cemaatle yakından alakalı. Daha önce zaman gazetesinin seçim öncelerinde gerekli çevreler zamanı içinde her zaman AK Parti reklamları verilirken. 17-25 Aralık olaylarından sonra ben orada CHP reklamlarını görmeye başladım. En arkada sayfada full olarak. Ben şu soruyu sormak istiyorum, 17-25 Aralık olayından sonra siz cemaatle bir ilişkinizin olmadığını reddediyorsunuz fakat zorunlu bir doğan ittifak mı oldu acaba, çünkü daha önceden siz Zaman gazetesine reklam verme teklifinde bulundunuz ne de Zaman gazetesi bunu kabul edecek durumdaydı.
Gürsel Tekin: Yanlış düşünüyorsunuz, 2007 yılında ben İl başkanıydım, 2009 yılında bizim seçim kampanyamızın tamamına baktığınızda Yeni Şafak dahil, Zaman dahil hepsinin üzerinde reklamları görebilirsiniz.

Sami Berkay Sandıkçı: Ama en arkada tam sayfadan bahsediyorum.

Gürsel Tekin: Efendim, paranızı veriyorsunuz bedava yapmıyorlar. Paranızı verdiğinizde herkes yapıyor. Burada sşunu söyleyim, değerli arkadaşlar siz gençsiniz. Ben şunu samimi olarak söylüyorum. Ben partimi sorgulayan bir insanım. 17-18 yaşında partiye girdiğimde 28 Şubat dönemi bugün iktidar yetkilerinin tamamı kendi inlerine girince 28 Şubat döneminde en iyi mücadele eden insanlardan biri benim. Biz günü birlik siyaset yapmıyoruz. Siz gazete haberlerine, ya da iktidarın söylemlerine göre davranmayın. Elinizde belgeleriniz, bilgileriniz varsa çok açık söyledim, iktidarın bakın şu anda. Biri bizi gözetliyor programları var ya. Biri bizi gözetliyor gibi devletin bütün kurumlarından bizi gözetliyor. Bu iddiaların bir tanesini bıraksınlar eyvallah eder hepimiz partiyi bırakırız.

Abbas Güçlü: Ben somut olaylara girmek istiyorum arkadaşlar. Burada artık siyaset yapmayacağız. Türk halkı siyasetten bıktı, o onu dedi bunu dedi... Milyonlarca insan işsiz, iş arıyor, karnı aç, 5 yıldır atama bekliyor. Onlar sizden bu sorunları dile getirmeye çalışıyorlar siz siyaset yapıyorsunuz. İşsizlilerin sorunu sizi hiç ilgilendirmiyor mu?

Gürsel Tekin: Şimdi ben gençlere bir soru sorayım. Bakın hepimiz burada üniversitedesiniz. Son 25 günde 90 trilyon para kaybettik. Sizlerin ceplerinden çıktı. Hangi paralel götürdü, şimdi ben bunun hesabını sormak istiyorum. Hani dün, faizcilerden hesap soracağız diyenler 90 trilyonumuzu sadece 25 gün içinde götürdüler. Bunun hesabını sorun, parlalentodaki bütün siyasi partilere sorun. Bunlar sizin paranız.

Abbas Güçlü: Bunlar onbinlerce insana iş sağlanırdı, iş yeri kurulurdu. Bunları sorgulamayacaksınız da neyi sorgulayacaksınız. Yani biz, gençler parlamentoya girsin diyoruz ama onlar sizden daha fazla siyaset yapmak için giriyorlar. Ekran başında bekleyen milyonlarca insan sizden ya da bir başka partiden benim karnımı nasıl doyuracaksın sorusunun cevabını bekliyor. Bu ülkede sorunları nasıl çözeceksiniz sorusunun cevabını bekliyor.

Mustafa Akdeniz: Merak edilenler var Abbas bey, şimdi CHP'yi tanımak istiyoruz. Şöyle söyleyim, ben CHP'nin samimiyetine tam manasıyla inanmak istiyorum. Şöyle bir şey var, sürekli mesela AK Parti'nin yolsuzluk yaptığı hem basında, hem başka yerlerde hem CHP vekilleri tarafından söyleniyor. Ben şunu öğrenmek istiyorum. CHP daha öncesinde söylenildiği gibi tarihinde yolsuzluğa karıştı mı karışmadı mı? Yani hani yolsuzluk yapıldı denilirken kendi zamanında yaptı mı? Baykal döneminde yapıldığı söyleniyor. Bir şey yapılmış, Almanya'dan para yardımı gelmiş CHP'ye zamanının başsavcısı bunu engelleyip prosedürü uygulayıp yolsuzluktan kurtulur gibi yazılan çizilen konular var. Bu noktada CHP bunları yaşadıysa şimdi kalkıp AKP'yi çok rahat bir şekilde yargılayablir mi yolsuzluk konusunda?
Gürsel Tekin: Mustafa öncelikle şunu söylüyorum. İster CHP, ister MHP, ister AKP, bu ülkede tüyü bitmemiş yetimin hakkı yeniyor ve hesap sorulmuyorsa burada hepimiz günahkarız. CHP yapmışsa getirsinler onun hesabını ben soracağım. Bir belge getirsinler, ama AKP ile somut belgeler bilgiler var. CHP ile ilgili elinizde belge varsa. Abbas Bey de burada, öncelikle partinin Genel Sekreteri olarak ben onun hesabını soracağım. Savcılığa ben dilekçe vereceğim. Bakın CHP'yi her türlü eleştirebilirsiniz, siyasetini beğenmeyebilirsiniz, eksik bulabilirsiniz ama bütün liderlerine baktığınızda, bütün liderlerin ortak özelliği haramdan uzak durduklarıdır. Buna emin olmanızı istiyorum. Eleştirebilirsiniz, siyasetini beğenmiyor olabilirsiniz. Ben bu partide 30 yıldır bu partide siyaset yapıyorum. Ufak bir kuşku olsa bu partide kalmam buna emin olmanızı istiyorum. Bütün liderlerine bakın...

Abbas Güçlü: Varsa da belgeleri ortaya koysunlar bunu.

Gürsel Tekin: Bakın rahmetli Ecevit ile ilgili nasıl olabilir? Adam iki dönem başbakanlık yaptı, nerede servet? Sayın Baykal'ın serveti nerede? Sayın Kılıçdaroğlu'nun serveti nerede? Bakın belediyelerle ilgili defalarca bu partinin Genel Sekreteri olarak en az on kez eleştirmişim. Belediyelerin tamamında olumsuzluklar vardır, maalesef bu sistem, hangi parti olursa olsun, bu sistem yolsuzluğa, hırsızlığa dayalı bir sistemdir. Gelin bunu değiştirelim dedik. 2011 yılından itibaren belediye yasalarının değişmesi için tekliflerimiz var. İngiltere belediyesi gibi atıyorum Almanya belediyesi gibi orada şeffaf hesap verebilir belediyeler olsun ama olmuyor. İktidarın çoğunluğu var, bakın sizler aracılığı ile de çağrıda bulunmak istiyorum. Hemen yarın getirsinler, yarın hiçbirimizin kuşku duyamayacağı bir yasal sistem getirelim. Sayın Babacan, Amerika'da yatırımcıları çağırıyor. Yatırımcının birisi haklı olarak soruyor, ne oluyor bu kadar yolsuzluk, hukuk sistemi bypass ediliyor falan. Sayın Babacan en sonunda şunu söylemek zorunda kalıyor. Önümüzdeki günlerde kapsamlı bir yolsuzluk yasası çıkarılacak diye oradaki yatırımcılara söylüyor. Sayın Davutoğlu çıktı, şeffaflık yasası getireceğiz dedi, hadi buyurun getirin. CHP bu konularda bu yasalar geldiğinde elimizi değil gövdemizi oraya koyarız. Yolsuzluk hiç bir yerde olmaz. Ne CHP'de olsa ne başkasında. Siyasetçinin görevi kamu görevi yapmaktır. Siyasetçi çalmak, çırpmak için gelmez, dünyanın hiçbir yerinde bu yok. Size çok ufak bir şey daha söyleyim Almanya cumhurbaşkanı niye istifa etti, hiç merak ettiniz mi?

Almanya cumhurbaşkanı, düşünün; Abbas Bey ile benim 30 yıllık bir dostluğum var. Abbas Bey bir iş adamı... Abbas Bey'den ben 500Bin Euro borç alıyoruz. Almış olduğum borcu beyan etmediğim için bir gazetede bu haber oldu. Ertesi gün istifa etti, sadece istifa etmedi, istifadan sonra Almanya'ya hesap verdi. Gelin Türk siyasetinin bu hale getirelim. Türkiye'de konuşmamız gereken o kadar şey var ki. Dış politikada geldiğimiz noktaya bakın.

Abbas Güçlü: Gençler yine CHP çözüm üretmiyor diyecekler. Bugün ki gördüm ki umurlarında değil ne işsizlik umurlarında, ne dolar umurlarında. Halk bakalım politikadan ne bekliyor. Yine ne varsa halkta vardır. Halk 7 haziran seçimlerinde ne bekliyor ne istiyor onları görelim.

Gürsel Tekin: Kısa bir şey söylemek istiyorum. Yani bizim bu algıyı değiştirmemiz lazım. İyi bir kişi... Dünyada iyi ya da kötü kişi dönemi bitti. İyi sistem ya da kötü sistem, eğer sisteminiz iyi değilse siz ne kadar iyi olursanız olun sizin hukuk sisteminizi evrensel kurallara oturtmanız lazım. İç güvenliğinizi evrensel kurallara oturtmanız lazım. Aksi taktirde her gelen yaz boz tahtası gibi Türkiye gibi önemli bir ülkenin sadece gelen giden iktidarların arka bahçesi halinden çıkarmamız lazım. Böyle bir şey olabilir mi? Bunu hak etmiyoruz, buna en çok gençlerin itiraz etmesi lazım.

Abbas Güçlü: Efendim gençleri bir oturtturmuyorsunuz, %10 barajı kalkacak dediniz, bütün partiler kaldıralım diyor kaldırılmıyor. CHP geçen hafta parti kapatma kaldırılsın dedi, iktidar hodri meydan yasa getirdi. Vatandaşımız diyor, pek çok kişinin görüşü şu anda iktidar hiç mi iyi şey yapmıyor da hep karşı çıkıyorsunuz. Sizce iktidar hiç mi iyi bir şey yapmıyor?

Gürsel Tekin: Hiç öyle düşünülebilir mi? Elbette iyi şeyler yapıyor, bugün ki iktidar da iyi şeyler yapmıştır. Ama muhalefetin temel görevi eksikleri söylemektir. Ben şimdi çıkıpta ne güzel yaptılar diyecek değilim. Ben eksikliklerini tamamlamak açısından söyleyeceğim. CHP olarak biz bugüne kadar milletin sorunlarına ilgilenenlerin tamamına biz oy vermişiz. Avrupa Birliği sürecinde bütün gelen yasalara CHP olarak biz oy vermişiz. Biz sadece kuru kuru muhalefet yapıyor değiliz, iyi şeylere elbette evet diyoruz. İyilerin yapılması konusunda bitçok meselede de kanun tekliflerimiz var maalesef bunlar bir türlü raftan aşağı indirilmiyor.

Sami Berkay Sandıkçı: Bir şey söylemek istiyorum. Sizin bir açıklamanızı okudum, Şah-Fırat operasyonu ile ilgili. Muhalefetin görevi hakkında. Ana muhalefetin temel görevi aynı zamanda Türkiye'de olup bitenlerle ilgili olumsuz negatif işleri iktidara uyarmaktır. Zaten Mustafa Kemal Atatürk'ünde Türkiye'de muhalefeti kurmasının sebebi de Hükümetin yanında olmak, Hükümet yanlışa düştüğünde hükümeti uyarmaktır fakat halkımızda CHP için hatta bütün genel muhalefet için bir yargı var. Hükümet Ak parti olduğundan dolayı Hükümet yaptığından dolayı hayır diyorlar, ne deseler hayır. Halkta CHP için böyle bir görüş varken bu yargıyı nasıl değiştireceksiniz?

Gürsel Tekin: Dış politika konusunda başından sonuna kadar hep yanlış yaptılar. Halen yanlış yapmaya devam ediyorlar. Bakın CHP'nin sorumluluğuunu anlatmak istiyorum. Anamuhalefet olarak Ortadoğu coğrafyasındaki bu sorunlardan dolayı biz üç ülkeye Mısır, Irak, Suriye'ye heyet gönderdik. Irak heyetinde bende vardım, çok ciddi çalışmalar oldu. Bütün bunlar iktidarı uyarmamıza rağmeni, bu raporları Sayın Genel Başkanımız... Aslında iktidarın bilgi vermesi gerekirken anamuhalefet olarak buradaki görüşmelerimizin tamamını rapor halinde Eski Dışişleri Bakanı, bugün ki Başbakan olan Ahmet Davutoğlu'na götürdük. Şuna emin olmanızı istiyorum, Sayın Davutoğlu'na da çağrıda bulunmak istiyorum. Ne olursunuz 2012-2013 yılında CHP'nin size göndermiş olduğu raporları ne olursunuz kamuoyuna açıklayın. O raporların tamamına bakmış olsalardır bugün bu maskaralıklarla karşı karşıya kalmamış olacaklardı. Düşünebiliyor musunuz, bu coğrafyanın, İslam coğrafyasının en önemli ülkesi, gece yarısı göç etmek zorunda kalıyor. Bu kabul edilebilir bir anlayış değildir.

Abbas Güçlü: Ne vardı mesela? Ne tavsiye ettiniz hükümete?
Gürsel Tekin: Ortadoğu'daki bu sorunların bir parçası olmayın, bakın bizim işimiz değildir. Küresel dünyanın Ortadoğu coğrafyasında enerji hesapları olabilir ama bu kadar iç içe girmiş İslam coğrafyasında önemli bir yeri olan Türkiye'nin bu kanamalı coğrafyasının suç ortağı olmayalım dedik. 1 Mart tezkeresinde Sayın Baykal'ın bütün itirazlarına rağmen. Mesela çocuklar, AKP'liler geldiğinde neden sormazsınız? 91 Yılında belki sizin yaşınız o döneme çok rastlamıyor. 91 Yılında istisnasız her cuma günü başta Sayın Arınç, Sayın Gül, Sayın Erdoğan o zaman il başkanıydı tamamı, sanki Türkiye'de cami yok. Beyazıt meydanında camiye gelirlerdi. Cuma namazı kılınırdı, cuma namazından sonra olağanüstü tepki, her cuma istisnasız kahrolsun Amerika, kahrolsun İsrail mitingleri yaparlardı ve bayraklar yakarlardı. Neydi o zaman? Ortadoğu coğrafyasında hatırlarsanız Saddam'ın Kuveyt'e girişi söz konusuydu. Bundan dolayı tepki gösteriyorlardı. Bir tek müslümanın burnu kanamamıştı. Bu iktidarın döneminde Ortadoğu coğrafyasında 12 milyon müslüman hayatını kaybetti, 15 milyon insan...

Abbas Güçlü: Peki bu Türkiye'nin suçlu mu?
Gürsel Tekin: Evet, suç ortağı oldu.

Sami Berkay Sandıkçı: Suç ortağı olmak orada mazlumlara yardım edip, fiziksel sınırımızı açıp kendi ülkemize alıp yardım etmek mi?

Gürsel Tekin: Niye oraya geldik yani? İnsanların bize göç edebileceği durumu değerlendirmeden en sonunu söylüyorsunuz. Siz Kaddafi ile ne işiniz vardı? Kaddafi'nin başının ezilmesi için Sayın Davutoğlu 200 Milyon dolar Kaddafi'nin muhaliflerine para verdim demedi mi? Irak'daki 1,5 Milyon müslümanın öldürülmesinde bizim payımız yok mu? Çocuklar böyle bakarsanız, kendinize yazık edersiniz. CHP iktidarı olsa da aynı şey söylenirdi zaten. Elbette Ortadoğu coğrafyasında dönüşümlerin olması lazım. Ortadoğu coğrafyasına insan haklarının gitmesi lazım ama böyle ceberrutca, enerjiye konacağım diye... Hani Libya'ya demokrasi gelecekti, hani geldi mi? Şu anda Libya'da bir tek Türk yok. Mısır, tarihimizin bütün dönemlerine bakın, kardeş ülke olduğumuz Mısır'a bugün Amerika'yı Arabistan'a aracı koyuyoruz bizim Mısır ile barıştır diyoruz. Bütün bu yanlış politikaları biz değerlendirmeyecek miyiz?

Sami Berkay Sandıkçı: CHP iktidarı olsaydı...

Gürsel Tekin: CHP inşallah 7 Haziran'da iktidar olursa çok kısa süre içerisinde 6 ay içerisinde Ortadoğu coğrafyasındaki bütün bu komşu ilişkilerimiz en iyi duruma gelecektir, buna emin olun. 2012-2013 raporlarının tamamına bakarsanız, CHP'nin ön görüsünün tamamını görürsünüz.

Ozan Barış Bayraktar: Bir şey söyleyeceğim. Bugün Sayın Erdoğan, YÖK başkanlığında üniversite rektörleri ile toplantı yapıldı. Neden üniversite kurdurduğunu ve bunu neden desteklediğini bahsetti uzunca ve şu anda Türkiye'de 200ü aşkın Meslek Yüksek Okulları ile beraber  üniversite var. Fakat twitter'a ya da sosyal medyaya, sokağa baktığımız zaman atama, istihdam ve ekonomik sıkıntı almış başını gidiyor. Erdoğan'ın 90'larda bir açıklaması vardı. Büyükşehir belediye başkanıyken şöyle bir şey diyor. Asgari ücretle bir ay boyunca beş kişilik bir Türkiye ailesi günde üç öğün çay simit yerse asgari ücret yetiyor. Bugün hesapladığımızda 22 liradan çayla simitle beslenirseniz para kalıyor. Üniversite mezunları, bu kadar üniversite varken, istihdam sorunu yokken ekonomik sıkıntı bu kadar yukarı çıkmış ve dolar bugün özellikle 2.60 lara vurmuşken CHP iktidarı döneminde istihdam sorununa, ekonomi sorununa ne gibi hazırlıklarsınız ve bu sorunlarla neler yapacaksınız ve bu insanların iktidarı olabilecek misiniz?

Gürsel Tekin: Seçmenin birinci önceliği biraz öncede söyledim ekonomi, son derece doğaldır ve herkes için geçerlidir.

Abbas Güçlü: Karnı doymayan bir insanın bütün değerleri gider.
Gürsel Tekin: Karnını doyuracak bir mekanizmanın işlemesi lazım. CHP olarak üreten Türkiye olacağız. Maalesef şu anda Türkiye üretimden çekildi. Tarım ve hayvancılık... İstanbul'u görüyorsunuz. Bakın ekonomi sadece kendi içinde üretime dayalı değil aynı zamanda hukuk sistemi ile ilgili, dış politika ile de ilgili. Ortadoğu coğrafyası en çok ihracat yapmamız gereken yer. Biraz önce söyledim, Sayın Davutoğlu Amerika aracılığı ile Mısır ile barışmamızı istiyor. Gerekçe şu; Ortadoğu'daki yanlış politikalardan dolayı maalesef burada girişlerimiz kapalı. Mısır yani Akdeniz'de Mısıra gidiliyor ve Mısır'da önümüzdeki Nisan ayında kapıları kapatacağım diyor. Kapatınca Allah göstermesin, inşallah bu konuda CHP olarak biz üstümüze düşen görevi yapacağız. Bu kapıda kapandığı zaman doların hangi boyutta olacağını düşünmek bile istemiyorum. Birincisi, bir kere Türkiye'nin acil olarak CHP olarak açıklayacağız. Bir, sosyal politika olarak yoksul vatandaşımızın kendini idare edebileceği bir sistem bir mekanizma yani aile sigortası dediğimiz şeyi hayata geçireceğiz. İşsizlik can alıcı, özellikle dört gençten bir tanesi maalesef sokakta işsiz. 81 İlin tamamında üniversite açmanız meseleyi çözmüyor. En çokta üniversite mezunları, üniversiteyi okumamış insanların iş bulma imkanları daha çok oluyor. Tarım, hayvancılık, bunların yeniden dünya ölçeğinde olduğu gibi sadece Konya ovası Hollanda kadardır. Saman bile getirdik. AKP'nin sloganları var ya, hayaldi gerçek oldu. Maalesef bunlarda var.

Mustafa Akdeniz: Özür diliyorum sözünüze girdim ama sürekli söylenen bir şey var. CHP zamanında biz ekmeği bile karne ile alıyorduk. Şimdi diyorlar ki, CHP ile eski dönüş olur mu?
Gürsel Tekin: Söylediği tarih nedir? Almanya'ya bir bakın, bütün Ortadoğu'ya bakın ekmek bulamıyorlar. Bakın halen böyle 90 yıl önceleri emsal göstererek...

Mustafa Akdeniz: Böyle bir korku var CHP'ye karşı onu demek istiyorum.
Gürsel Tekin: Bütün bunlara rağmen CHP 2. Dünya Savaşında allah bullak olmuş dünya, CHP sayesinde, İsmet İnönü sayesinde bu savaşın dışında kalmış.

Sami Berkay Sandıkçı: Benim bildiğim 2. Dünya Savaşı başlangıçta ilk önce Türkiye'ye teklif edildikten sonra İsmet Paşa yurtta sulh, cihanda sulh sözüyle tekrardan Yunanlılara verildiği denildi.

Gürsel Tekin: Bakın dünyanın İsmet Paşa'yı özellikle dış politika konusunda şapka indirdiği bir insanı diyorsunuz... Hiç kimse İsmet Paşa'nın milli duruşunu sorgulayamaz.

Sami Berkay Sandıkçı: O olay üzerinden ben sadece ekleme yapmak istedim.

Mustafa Akdeniz: CHP otoriterleşmenin, diktatörleşmenin en büyük düşmanı olması lazım.
Gürsel Tekin: Otoriterliğe karşıyız. Çocuklar bakın tek parti dönemini söylüyorsunuz.

Abbas Güçlü: Arkadaşlar hala 50 yıl önceyi tartışıyorsunuz. Biz hep siyasetçilere kızıyoruz ama bakıyoruz ki gençler sizleri bu hale getiriyor.
Gürsel Tekin: Rahmetli Yaşar Kemal'i ziyarete gittik. Yaşar abi, "ben dedi Sayın İnönü ile ilgili kitap yazacağım çok haksızlık" yaptı. "Ben Cumhuriyet gazetesinde muhabirdim. Malatya'da bir geziye gidilmiş, gece saat 11'de dediler ki İsmet Paşa seni çağırıyor. Paşam beni çağırmışsınız. Yaşar, tek kanatlı kuş uçar mı dedi. Ne diyeceğimi şaşırdım bir daha sordu uçmaz paşam dedim. Çok partili sisteme geçmeliyiz ama bu çok partili sistemin içine de bir sol partinin olması lazım. dedi." Bunu getiren de İsmet İnönü'dür. Çocuklar bakın tarihe baktığımızda hep geçmişe dayalı algıladığımız için İslam coğrafyasının tamamına baktığınızda yarım yamalıda olsa demokrasinin işlediği tek bir ülkeyiz. Bu CHP döneminde olmuştu, Atatürk döneminde olmuştu, İsmet İnönü döneminde olmuştu ama tek partili dönemde elbette negatif işlerde olmuştu. Ama sadece negatif işlere bakarsanız, buradan bir sonuç almanız mümkün değildir. Hangi zorluk vardıda İsmet Paşa'nın önünde de çok partili sisteme geçti? Toplumsal bir baskı mı vardı yani böyle insanlar aman ha çok partili sisteme mi geçin demişlerdi? Tam tersi kendileri istedi, demokrasiye inandıkları için. Bu bir geçiş sürecidir. Sürekli tek partili döneme, ee tek partili dönemde hepinizin dedeleri babaları CHP'liydi. Buradan çıkarıpta ısrarla o zaman tek partili dönemden çok partili döneme geçtiğinizde o siyasetçilerin tamamı İsmet Paşa ile beraber siyaset yapan insanlardı.

Abbas Güçlü: Bugüne gelmek istiyorum Gürsel Bey insanlar, öğretmenler atama bekliyorlar. Siz bu konuda samimiyseniz meclis halen açıkken yarın gidip bir önerge veriyor musunuz?
Gürsel Tekin: 2011 yılından itibaren teklifimiz halen parlamentoda, bugün de sizin aracılığınızla teklifimi sunmak istiyorum. 47 Bin değil, 300 Bin tane öğretmenin, bekleyen insanlarımızın, bakın sadece öğretmen değil birçok alandan mühendisler dahil tarımla ilgili birçok alanda insanlar atama bekliyor ve kamuda çok ciddi bir ihtiyaç var.

Abbas Güçlü: Sözleşmeli çalıştırıyor, devlet taşeronluk yapar mı?
Gürsel Tekin: Yarın getirsinler, CHP olarak biz oy vereceğiz. Efendim 2011 yılında defalarca en az 20 tane CHP'li bu teklifleri vermiştir.

Abbas Güçlü: Seçim öncesinde bakalım gençleri kim seviyor kim seviyor onu görelim. Türkiye dış politikada sıfır tolerans sıfır sorundan bugün sıfır dost politikasına geldi diyorsunuz. Gerçekten dış politika konuşuldu, toparlamak istiyoruz. Siz geldiğiniz zaman çevrenizdeki ülkelerle ilişkilerinizi nasıl düzelteceksiniz, arkadaşlar da sordu. Yine aynı politikalar devam edecek mi, farklı politikalar mı izlenecek, ne yapacaksınız?
Gürsel Tekin: Bir kere öncelikle dış politika bir milli meseledir. Bir siyasi partinin meselesi değildir. Geçmiş yıllarda da böyle olmuştur. Dış politika, iç politika malzeme edilecek durumda da değildir. Ya getirirsiniz %1 oy fazla alacaksınız diye dış politikadaki meseleleri iç politika malzemesi haline getirirseniz ondan sonra çuvallar durursunuz. CHP olarak temel hedefimiz öncelikle Avrupa Birliği. Bu konuda yapılması gereken ne varsa yapacağız. İkincisi de Ortadoğu coğrafyasında bütün komşu ülkelerimizle bu gereksiz husumetleri ortadan kaldıracağız. Gereksiz husumetler. Mesela bizim Irakla ne sorunumuz var? Şu an yatırım yapılması gereken yer Irak. Türkiye'nin ihracat yapması konusunda en uygun olan, Ortadoğu coğrafyasında bizim Irak ile ne sorunumuz var. Birisi bana izah etsin. Efendim bizim topraklarımızı işgal ettiler ya da bize husumetliler. Suriye meselesine gelirsek, elbette iyi ilişkilerle çözmek zorundayız. Bakın geçen hafta ben Eminönü'nde Suriye'den göç etmiş bir aileyi ziyaret ettim. İnanın gidin görün, yüreğim paramparça oldu. Gidin yaşadığı yerlere bakın, biz burada sorumluluk hisseteyecek miyiz? Biz aynı zamanda BM, NATO, bütün bunların üyesi olan ülkeyiz. Her türlü baskıları kurup, burada insan hakları ölçülerinin iyileştirilmesi için ne yapılması gerekiyorsa Türkiye güçlü bir ülkedir yapılacak. Mısır ile elbette ilişkilerimizi sağlayacağız. Yani efendim birileri darbe yaptı. Elbette darbeye karşıyız, bütün Mısır'ı yoksayalım. Yok sayarsanız önünüze başka fatura gelecektir. Mısır ile Ortadoğu'daki bütün ülkelerle de ilişkilerimizi iyileştireceğiz. 

Abbas Güçlü: Süleyman Şah Türbesindeki tavrınız ne olacak?
Gürsel Tekin: Süleyman Şah Türbesi gerçekten kabul edilecek bir manzara değildir öncelikle onu söyleyeyim. 6 Şubat günü ben Urfa'da bir açıklama yaptım. 8 aydır işgal altında, iktidar yetkilileri çıktı öyle bir şey yok yalandır falan... Bir gece yarısı, Türkiye gibi bir ülkeye yakışmayacak şekilde göç etmek zorunda kaldık. 
 
Sami Berkay Sandıkçı: CHP'li vekiller olarak Sayın Kılıçdaroğlu, keza Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz'ın da dedikleri gibi Suriye ile hiçbir şekilde savaş istemiyoruz. Uluslararası anlaşmalarla sembolik olarak kazandığımız 10 dönümlük, yanlış hatırlamıyorsam toprağımız var orada. Biz şimdi IŞİD tehlikesi altında orada toprak parçamız var bizim. Orada kalsaydı bu sefer sürekli tetikte olacaktık. Acaba saldıracaklar mı saldırmayacaklar mı, seçim zamanına giriyoruz. Oraya saldırı olması bizim vatan toprağı olduğundan dolayı hadi savaşa girdik... Bunu biz geri çekerek o defans hattını geriye alarak güvenli bir seçim sürecine girmek aynı zamanda savaşa karşı bir önlem almaktı. 
Gürsel Tekin: Berkaycım biz genelde sonuçları tartışıyoruz. Mesela 2010 yılında Gaziantep'de Sayın Erdoğan'ın mitingi var. Sayın Erdoğan'ın mitinginde CHP olarak biz alkışladık o dönem. Çıktı aynen şöyle, ey şanlı kardeşim. Bundan sonra pasaport olmayacak. Esad kardeşimizle anlaştık. Tel örgüleri kaldırıyoruz elini kolunu sallayarak Antep'e geleceksin. Antepli kardeşim elini kolunu sallayarak Şam'a gidecek. Son derece güzel. Sonra ne oldu, insan sorgulamaz mı... Bakın çocuklar, onun için Sayın Davutoğlu'nun o raporları açıklaması lazım. Birçok yasadışı terör örgütleri ile Türkiye gibi bir ülkenin ilişkisi olablir mi, bunu kabul etmek mümkün olabilir mi? 
 
Abbas Güçlü: Siz nereden çıkarıyorsunuz bunun olduğunu, hükümet yok diyor.
Gürsel Tekin: Uluslararası bütün raporlara bakın göreceksiniz. 
 
Abbas Güçlü: Uluslarası raporlara mı inanacağız kendi hükümetimize mi?
Gürsel Tekin: En son İngiltere'de üç tane kızın Türkiye üzerinden geçişini uluslararası bütün gazeteler söyledi. Nerede onlar? Yani herkes oradan elini kolunu sallayarak geçip gidebilecekse biz nasıl bir ülkeyiz? Mesela size başka bir şey söyleyim. Ne güzel her şeyi soruyorsunuz. Bir uçağımız düştü iki tane pilotumuz şehit oldu. Kim düşürdü uçağımızı, çocuklar niye sormazsınız? Allah aşkına geçmiş yıllarda Türkiye'nin uçan kuşuna cesaret edemeyenler Türkiye'nin uçağını nasıl düşürdü, hadi hesap sorsunlar. Tezkereyi getirdiler CHP olarak aslanlar olarak bizde arkasında durudk. Hodri meydan dedik hatta...
 
Sami Berkay Sandıkçı: Savaşa mı girelim dediniz, onu mu demek istiyorsunuz?
Gürsel Tekin: Ama bakın biraz önce söylüyorsunuz çocuklar.
 
Sami Berkay Sandıkçı: Ama işte her şey adım adım...
Gürsel Tekin: Bakın uçağımızı düşürdüler, iki tane pilotumuz şehit oluyorsa bunun hesabı sorulmalı. Eğer bunu soramazsanız Süleyman Şah Türbesini gece yarısı göç ettirmek zorunda kalırsınız. Yarın başka bir faturayı önümüze çıkarırlar Bu böyle çok basit bir şey değil. Türkiye güçlü bir ülkedir, iktidar maalesef küresel dünyanın taşeronluğunu yapmaktan ivedilikle vazgeçmelidir.
 
Abbas Güçlü: Gerçekten milletvekillerinin itibarı en hızlı düşen mesleklerin başında ama ben birebir tanıdığımız milletvekillerinin hepsi de ülke için gerçekten canla başla çalışan insanlar ama hiç haketmedikleri hakaretlere de maruz  kalıyorlar, sıfatlara da maruz kalıyorlar. Niye böyle? Bir de gerçekten haketmeyenler var onun eşi diye bir ilden milletvekili seçiliyor üç dönemdir, ama hiç o ile gitmiyor ya da bilmem kimin torunu diye Avrupa parlementosu önemli görevlere seçiliyor ordan poposunu kaldırıp bir başka yere gitmiyor. Yani bu seçimleri yine o tipler olacak mı? Diğer partileri bilmiyoruz ama sizin partinizde yine o tipler olacak mı? Kadın kontenjanından olup da hiç kadınların içine girmeyen insanlar, hiç köy görmemiş insanlar olacak mı? 
Gürsel Tekin: Bir ihtimal olabilir hepsi bütün partilerde olabilir. Ne zaman olmaz biliyor musunuz? Hani Sayın Erdoğan’ın çok kullandığı bir cümle var: Millet iradesi. Millet iradesiyle milletvekili seçerseniz milletvekili olur. Şu anda parlementoda milletin vekili yok. Parlementoda siyasi partilerin tayin ettiği vekiller var. 
 
Abbas Güçlü: Bunları tayin edenlerden biri de sizsiniz
Gürsel Tekin: Efendim ama bu sistem böyle. Bakın siyasi partiler yasası 12 Eylül döneminde Evren döneminde hazırlanmış. Bu 12 Eylül’le hesaplaşacağız hesaplaşacağız hep deriz. Rahmetli Özal döneminde daha sonra Demirel döneminde Cumhuriyet Halk Partisi sürekli siyasi partiler yasasını değiştirelim, bakın bütün çevremizdeki Avrupa Birliğine girmek istiyoruz. Almanya'da vatandaş vekilini nasıl seçiyorsa, ben de öyle seçmek istiyorum. O zaman milletin vekili olursa, milletin vekiline bu eleştiriler olmaz. Bizde şu anda millet iradesiyle seçilen bir tek kurum var; muhtarlıklar. Bunun dışında hiçbir şey millet iradesiyle seçilmiyor. Siyasi partiler yasasını değiştirirsiniz, biraz önce hanımefendinin dediği gibi ben milletvekilliğine de bakarım diyor. Ne zaman bakarsınız? Bir; şimdi Almanya'da gidiyorsunuz oyunuzu kullanacaksınız, üç kademeden seçilip geliyor. Dördüncü kademede tercihiniz var. Geliyor diyor ki, evet kardeşim her ne kadar Abbas Bey CHP'li olmasa da Abbas Bey ihtiyaçtır, iyi bir vekil olabilir, onun tercihini de koyabiliyor. Bütün bu sistem dünyanın her yerinde sağlıklı işlerken niye bizim ülkemizde işletemiyoruz arkadaş ya? Gençlerin buna isyan etmesi lazım, seçmenin buna isyan etmesi lazım. Şimdi seçmen de bizim siyasetçiler gibi. İşin en kolay tarafı eleştirmektir. Ama bu hesabı soran kaç kişi var? Siyasetçi geldiğinde kardeşim ben milletvekilimi kendim seçmek istiyorum diyen vatandaş sayısı kaç tane? Cumhuriyet Halk Partisi olarak bütün bu uğraşımıza rağmen, siyasi partiler yasasını değiştirelim dememize rağmen değiştiremedik. En son kendi içimizde…
 
Abbas Güçlü: İktidara gelirseniz değiştirecek misiniz?
Gürsel Tekin: Kesinlikle ilk işimiz olacak.
 
Abbas Güçlü: Bunlar kayıtta zaten, sizin önünüze koyacağız.
Gürsel Tekin: Bakın, bu sadece CHP için geçerli değil, eğer bir ülkede siyasette demokrasi işlemiyorsa toplumda demokrasi işletemezsiniz. Öyle bir talep de olmasın, kimse kusura bakmasın. Yani evinizde demokrasi işletemiyorsunuz, mahalleye çıkıp akıl veriyorsunuz. Bu kabul edilebilir mi? Cumhuriyet Halk Partisi'nin ilk işi 12 Eylül döneminden kalmış siyasi partiler yasasını, %10 barajını, %10 barajını Çin Seddi kurmuşuz, efendim bacadan girsin. Ya kapıyı açsana kardeşim. Adam kapıdan girsin. Hayır, ben seni kapıdan sokmayacağım. Ne yapacaksın? Adam bacadan girsin. Böyle bir sistem olabilir mi? Dünyanın hangi ülkesinde %10 barajı var? Siyasi partiler yasası değişmediği için Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz tüzüğümüzü değiştirdik ve ön seçim yapacağız. En azından nispeten kısmen de olsa demokrasiyi tek işleten parti Cumhuriyet Halk Partisi. 29 Martta Türkiye'nin dört bir yanında İstanbul dahil olmak üzere ön seçim olacak. Bakın bugün şehirleri dolaşın panayır gibi. Bütün Cumhuriyet Halk Partisi aday adayları gelişmiş ülkelerde olduğu gibi kampanya açmışlar, aday olmuşlar. Birçok insan göreceksiniz  en iyi yerlerde olacak. Çalışanlar, hak edenler.
 
Abbas Güçlü: Peki evet, bugün öğlenleyin Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir toplantısı vardı siz de oradaydınız ben de oradaydım. Eğitim toplantısıydı. Finlandiya eğitim sistemi anlatıldı ama satır aralarında çok ilginç bir şey oldu. Birisi aman koalisyon olmasın istikrar bozulur diyoruz ama Finlandiya dünyanın en gelişmiş ülkelerinden birisi ve altı parti ortak koalisyonu ile iktidar kurulmuş. Altı parti bir araya nasıl geliyor, biz iki tanesini bir araya götüremezken? Dünyada koalisyonlar olan ülkelerde istikrar yok mu gerçekten? Koalisyon eşittir istikrarsızlık mı? Niye öyle bizde algı bıraktı? Çünkü 2002 öncesindeki koalisyonlar gerçekten Türkiye'de çok sıkıntılı dönemler yaşattı. Sizce Türkiye'de yeni bir koalisyon olur mu, 2015, 7 Haziran seçimlerinde nasıl bir sonuç çıkar, sizin öngörülerinizi alalım, bakalım otuz yıllık siyasetçi Gürsel Tekin'in tahminleri ne kadar tutuyor, onu da seçimden sonra değerlendirelim.
Gürsel Tekin: Öncelikle şunu söyleyeyim, demokrasinin vazgeçilmez temel unsuru uzlaşmadır. Almanya bugün iki büyük siyasi partinin koalisyonu ile yönetiliyor. İstikrarsızlık yok. Avrupa’nın bütün ülkeleri hemen hemen…
 
Abbas Güçlü: Yani bizdeki CHP ve Ak Parti koalisyonu gibi..
Gürsel Tekin: Efendim sorun bizde şu, bütün krizlere de baktığınızda biraz önce de söyledim, sistemimiz siyasetimiz evrensel kurallar üzerine oturmadığı için sıkıntı buradan çıkıyor. Bana bir örnek gösterebilir misiniz, herhangi bir Avrupa ülkesinde on beş yıl önce en büyük parti iktidar, on beş yıl sonra yok. Bunun örneği var mı dünyada? Niçin bizde oluyor? Malesef bizde siyaset kuralı oturmadığı gibi evrensel kurallar da oturmamış. Evrensel kuralları oturttuğunuzda beş parti de olabilir, altı parti de olabilir. Ama siz bunu oturtmadığınız sürece tek parti ne olur o zaman? Gelir, kendi mülkü gibi görür, benim kaymakamım, benim valim. Ne demek senin valin ya? Merkel diyebilir mi benim valim, benim polisim?  İngiltere'yi hatırlarsanız İngiltere eski başbakanı Tony Blair'ın oğlunu polis aldı karakola götürdü. Kimin oğlunu götürdü? Başbakanın oğlunu. Niye? Kurallara uymadığı için. O polisin şöyle bir kaygısı oldu mu; koskoca başbakanın oğlunu alıp götüreceğim, başıma bi şey gelirse diye kaygısı oldu mu? Olmadı. Niye olmadı? Çünkü onun güvencesi kendi anayasası, kendi hukuk sistemi.  Onun güvencesi iktidar değil. Gençlerin güvencesi, işsizlerin, yoksulların, polisin, memurun, valinin, herkesin, gazetecinin güvencesi kendi hukuk sistemi olursa o zaman 5 parti de olsa hiç anlam ifade etmez, isterse 10 parti olsun. Bunu oturtmak zorundayız.
 
Abbas Güçlü: Öyle bir durum ortaya çıkarsa Ak Parti ile koalisyon kurar mısınız Almanya’da olduğu gibi?
Gürsel Tekin: Ama bugünle yarını tarif etmek biraz zor…
 
Abbas Güçlü: Ama Almanya'yı örnek gösteriyorsunuz, Almanya gibi bir tablo ortaya çıkarsa Türkiye güç bir dönemden geçiyor, güç birliği gerekirse?
 
Gürsel Tekin: Türkiye asla sahipsiz kalmayacak. Kimse merak etmesin. Tabi ki Türkiye sahipli olacaktır. Benim önümüzdeki seçim için tahminim; tek başına bir iktidar görünmüyor.
 
Abbas Güçlü: Görünmüyor diyorsunuz, koalisyon olabilecek. Mesela koalisyon…
Gürsel Tekin: Yarının koşullarını bugünden söylemek biraz zor olur ama belki bir başka partiyle olabilir. 
 
Abbas Güçlü: Ya da başka bir parti, bütün partilerle koalisyon kurar mısınız?
Gürsel Tekin: Yani Türkiye iç karışımı çözebilecek sorunlarını yine bir uzlaşmayla çözebilir, aksi takdirde meseleler gittikçe büyürse zorlaşır.
 
Ozan Barış Bayraktar: Konu değişmeden şöyle bir noktaya değinelim, sizin Cumhuriyet Halk Partisi olarak Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu’da ciddi bir şekilde tabana inme sıkıntınız var. Yani şu an Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu'da CHP genel başkanını, genel sekreterini bilmeyen tanımayan, belki siz gitseniz orada yürürsünüz, emin olun sizi tanımayacak binlerce insan görürsünüz. Siz Doğu Anadolu’da ve Güney Doğu Anadolu’da varlık gösteremiyorsunuz. Aday göstermiyorsunuz, oy alamıyorsunuz. Ve bununla ilgili bir çalışma. Az önce Abbas Bey bahsetti, aday adayları belirleme noktasında geçen sizin bir yazınızı okumuştum Abbas Bey. Sayın Ersoy'dan bahsediyorsunuz. Kadın türbanlı, evet ve sizin partinizden aday, iyi derecede Kürtçe bildiğinden bahsediyorsunuz. Peki madem seçim sistemi değiştirmek yerine siz belirleyeceğiniz isimlerle biraz daha bugünkü Türkiye’ye dönemez misiniz? CHP olarak iktidara gelmek için daha iyi adaylar belirleyip, daha iyi bir şekilde tabana siz gidemez misiniz? İlla taban mı size gelsin?
Gürsel Tekin: Ozancım, iyi diye bir kıstas yok. Size göre iyinin kıstası farklıdır, bana göre farklıdır. Yani dünya bunu denedi, denediği için de millet iradesiyle milletvekilleri seçilsin dedi. Hiç kimse oturarak genel merkezinde şunu tayin ettim, bunu tayin ettim demesin. Sonuç itibarıyla vatandaş kendisi seçtiği zaman bu cümleleri söylememiş olacak. CHP Doğu'da Güneydoğu'da, doğru haklısınız uzun süre geçmiş dönemdeki kısmen bizim politikalarımızdan kaynaklı kısmen de bugün HDP'nin, HDP'ye baktığımızda HDP'deki yöneticilerin çoğu CHP'nin eski yöneticileridir.
Bu ayrışmada doğal olarak buradaki taban Ahmet Türk'ünden Sırrı Sak'ına bilmem nesine kadar bütün baktığınızda CHP'de milletvekilliği yapmış. Ama Güneydoğu coğrafyasında ve Doğu'da bizi tanımayan kimse yok. Diyarbakır dahil olmak üzere Güneydoğu coğrafyasının tamamında elimizi kolumuzu sallaya sallaya geziyoruz. 
 
Ozan Barış Bayraktar: 2 Nisan 2009 tarihin CHP'nin Sayın Baykal ve Kılıçdaroğlu zamanında Van'a gelmişlerdi. Ben de tam oradayım Van Maraş caddesinde yumurta atılmıştı ve emin olun Diyarbakır'da belki çok ama Van, Hakkari, Tunceli'de... Tunceli söylenmez ama bir liste var.
Gürsel Tekin: Şunu söyleyim, şu anda Vanlılar beni izliyorlarsa 2010 yılında hiçbir AKP milletvekili Van sokaklarında dolaşamazken gece saat 11-12'de iftardan sonra Van'da tek başıma dolaşmış bir insanım. Yarın da dolaşabilirim. Türkiye coğrafyasında gidemeyeceğimiz hiçbir yer yoktu buna emin olun.  Ama elbette kısa süre içerisinde bu reye dönüşür mü, Güneydoğu'da çok sayıda aday adaylarımız var özellikle Diyarbakır dahil olmak üzere 13 tane pırıl pırıl aday adayı arkadaşlarımız var.

Abbas Güçlü: Şimdi Hayriye Hanım örneğinden gidersek ben Hayriye Hanımı bir gezide tanımıştım. Halkın gerçekten içinden geliyor. Adıyaman'dan çıkmış kendini geliştirmiş ve iş güç kurmuş, kadınlar için eğitim için çok çabalamış. CHP bu seçimde Anadoluyu tanımayan entel dantel adaylar mı gösterecek yoksa gerçekten tabandan gelen adaylara da yer verecek mi?
Gürsel Tekin: Elbette verecek ama çoğunlukla ön seçim olduğu için mesela Adıyaman'da ön seçim oldu, orada da gencecik bir kardeşimiz birinci oldu geldi. Şimdi ön seçimlerde mesela öyle doğru kararlar çıkıyordu ki Tekirdağ'da bir kadın arkadaşımız birinci oldu. Yine Mersin'de bir kadın arkadaşımız dördüncü sıraya geldi. Yani üyeler sağ duyulu oy kulanıyor. Büyük olasılıkla bu kriterleri hesaplayarak adaylar gelebilir. Ama atama sisteminde daha çok bu faktörlere bakacağız.

Aykut Akın: Şimdi Alevi derneklerinin temsilcileri CHP tabanının HDP'ye kaydığını dile getiriyorlar. Bunun önüne geçmek için bir politikanız var mı? Birinci sorum bu, ikinci sorum da şu; solda DSP, Birleşik Haziran Hareketi, ÖDP hatta Vatan Partisi var. Bunları CHP tabanlı bir birleşme çağrınız olacak mıdır?
Gürsel Tekin: Aslında bu görüşmeler oldu. Yani bizim dışımızdaki sol siyasal partilerle görüşmelerimiz oldu. Ama bir sonuç alınamadı. Haziran hareketi ile görüşmeler devam ediyor ama inşallah uzlaşma sağlanır diye düşünürüm. Şimdi HDP'nin CHP seçmeninden oy aldığı algısı doğru değildir, tamamen yalandır ve yanlıştır. Neye göre diyorum ben, Yüksek Seçim Kurulu verilerine göre söylüyorum. Ama çıkıyor bazen gazetelerde şöyle oldu böyle oldu. Neye dayalı söylüyorlar onu gerçekten bilmiyorum. Elbette seçmenin kime oy verip vermeyeceğini biz kararlaştıracak değiliz. Ama önümüzdeki dönemde bizim, şu andaki seçmen bölglerine baktığımızda HDP daha çok AKP'den çok ciddi oy alacak. Mesela Sayın Demirtaş'ın 2014 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde en çok oyu İstanbul'da bizim bulunduğumuz Bağcılar'da aldı. Bağcılardaki eksilen oylara bakıyoruz AKP'den eksilmiş. Örneğin Ümraniye'de çok ciddi oy almış. Eksilen oylara bakıyoruz AKP'den almış. Klasik belki birçok gazeteci arkadaşımız televizyonlarda bu cümleyi kullandığı için. İnsanlarda onları referans olarak kabul ediyor ama önümüzdeki günlerde ben büyük olasılıkla HDP'nin AKP'den çok ciddi oy alacağını görüyorum.

Abbas Güçlü: Yani barajı aşacak, dört partili olacak.

Gürsel Tekin: Evet, dört partili olacak.

Mustafa Akdeniz: Geçtiğimiz günlerde Sayın Kılıçdaroğlu CHP için %35'lik bir hedef ve dedi ki 2002 yılında AKP %35 ile iktidar oldu bizde %35 ile iktidar oluruz dedi. Yalnız 2002'de mecliste sadece iki parti vardı. Şimdi ise beklenen dört parti. Böyle bir durumda CHP gerçekten iktidar olacağına inanıyor mu? İkincisi de şimdi sonuç itibariyle AKP ve CHP rakip konumunda. CHP bir seçim önceki rakibinin almış olduğu oy oranını değil de neden üç seçim önceki almış olduğu oy oranı hedef olarak belirliyor, AKP çok büyük bir rakip mi size göre?
Gürsel Tekin: Çok büyük bir rakip değildir. Neden büyük bir rakip değildir, bugüne kadar CHP'nin rakipleri olmadı. Mesela çok partili sistemden bu yana 53 tane siyasi parti iktidar olmuş ve tek başına koalisyonlarla. Ama hiçbir tanesi yok, şu an sadece CHP vardır. AKP'nin de yarın olmayacağını söyleyebilirim çocuklar bundan emin olabilirsiniz.  Nedenine gelince, birincisi; demokrasi ve özgürlüğe inanmıyorsanız ayakta kalmanız biraz zorlaşabilir. Dönemsel olarak iktidar olursunuz. Ne zaman iktidar olduğunuza bakacaksınız. Mesela rahmetli Ecevit, şimdi koalisyonu herkes ekonomiye bağlıyor. Ekonomi ile hiç uzaktan yakından ilgisi yok. 2000 yılında rahmetli Ecevit, Amerika'ya davet edildi. Sayın Ecevit'e, Sayın Erdoğan'ın önüne verdildiği gibi Ortadoğu eş başkanlığı sunuldu ve Sayın Ecevit kabul etmedi. Bunu bilmenizi istiyorum çocuklar, bunlar yakın tarihimiz. Bugün daha dün küresel dünyanın gözbebeği olan bir ülkenin Amierka'ya Türkiye Cumhurbaşkanı giderken sıradan bırakın bakanı siyasetçiyi bir bakanın sözcüsü, bir memuru Türkiye gibi bir ülkenin başbakanına alay edebilecek bir duruma gelmişse bütün bunları biz önümüze koyup bakmamız lazım. Türkiye ayaklarının üzerinde durabilecek, bu taşeronluktan vazgeçecektir. Aksi taktirde önümüzde süreçte hem iç barışımız çok tehlikeye girecek ve şu anda iç barışımız gerçekten de tehlikede bunu görmenizi istiyorum. Bu meselelere bakmamız lazım, öyle sadece paket açıkladım şu, bu oldu... Biraz önce Ozan kardeşimin söylediği gibi Güneydoğu coğrafyasında siyasetçiler elini kolunu sallayarak gezemiyorsa, bunun eksiği herhalde iktidarın eksiğidir. Bütün bunlara bakmamız lazım. Ha bu meseleleri güvenlik ile çözelim demiyorum. Özgürlükle çözelim diyoruz. Ama ne yazık ki bugüne kadar ki bütün taleplerimiz özellikle Doğu'da, Güneydoğu'da kürt meselesi ile ilgili taleplerimizin hiçbir tanesi karşılık bulmadı.

Sami Berkay Sandıkçı: Şu an çözüm sürecine CHP'nin bu kadar mesafeli davranmasının sebebi ne? Siz diyorsunuz ki, demokrasi ile hukuk ile çözelim. Şu an AKP'nin ve HDP'nin ortaya çıkardığı bir paket var, çözüm süreci. Başarıya ulaşıyor gibi bir yol çiziyor şu an. Neden şu an CHP buna bir tavırla yaklaşıyor?

Mustafa Akdeniz: Biraz daha yaklaştı sanki çözüm sürecine, silahsızlanma vs.

Abbas Güçlü: İç güvenlik paketine de biraz girelim. CHP ısrarla karşı çıkıyor, neden karşı çıkıyor bu kadar?
Gürsel Tekin: Şimdi Abbas bey, iç güvenliğe özellikle en çok ihtiyaç duyan CHP'dir. Bune emin olmanızı istiyorum. Nedeni şu; bugün iktidar mensuplarının tamamı, devletin imkanları ile korunuyor. Sadece siyasetçiler değil onlarca gazetecinin üçer polisle korunduğunu biliyor musunuz? O polislerin maaşını siz veriyorsunuz. Demek ki bunların yani iktidar yanlılarının korunmaya ihtiyacı yok. Kimin korunmaya ihtiyacı var, CHP ve CHP dışındaki aykırı düşünen ya da iktidarın dışında olan demokrasi ve özgürlük mücadelesi veren insanların ihtiyacı var. Güvenlik yasası ile ilgili ne getireceklerse... Hatta Sayın Arınç biliyorsunuz Alman modeli dedi, ertesi gün dedim ki eyvallah kardeşim. Alman modeli yasasında ne varsa getirin. Keşke sadece güvelik yasası değil, siyasi partiler yasası değil. Bütün hukuk sistemimizi Almanya'daki model haline getirebilsek. Getirilen şu Abbas bey. Diyor ki iktidar, önümüzdeki süreçte hakim ve savcının görevini Vali ile Kaymakam'a vereceğim. Şimdi biraz düşünün, atıyorum Bayburt ilinde siz gazetecisiniz. Yerel gazetecisiniz, siz iktidarın ya da valinin aleyhine bir haber yaptınız. Nasıl yapacaksınız, vali iki polise haber verecek savcıya ihtiyaç duyulmaksızın istediğini yapacak. Böyle bir şey olabilir mi? Siz barış süreci diyorsunuz, çözüm süreci diyorsunuz, çözüm sürecini sıkıyönetim yasası ile çözmeye çalışıyorsunuz. Sıkıyönetim yasası ile bunları çözemezsiniz. Tam tersine kronik hale getirirsiniz. Güvenlik yasasını Avrupa Birliği kriterlerine uygun getirsinler CHP olarak oy verelim. Üç tane siyasi parti, bu kadar aykırı birbirine. MHP, HDP, CHP... Üç siyasi parti buna karşı çıkıyorsa iktidarın en azından nezaketen müzakere etmesi gerekmiyor mu?

Aykut Akın: Bizde onu öğrenmek istiyoruz Sayın Vekilim. Yani iç güvenlik paketi neden çıkmamalı? Yani bizim bilmek istediğimiz aslında, hem saray hemde AKP hükümeti ısrarla bu çıkacak diyor. Günlerdir de biliyoruz sabahlara kadar meclistesiniz. Yoğun bir çalışma temposunda geçiyor ve bu 5 Nisan'a kadar da neredeyse 24 saate kadar ulaşacak deniyor. Şimdi hem bu yorgunluğu hemde neden bu kadar önemli?

Mustafa Akdeniz: Şimdi molotof kokteyli var cezalardan bir tanesi ayrıca maske takılması. Şimdi CHP bu noktada neden bunlara karşı geliyor yani molotof kokteylinin neyini savunuyor ki ya da meskenin. Bu sokak eylemlerinin önünü keser.

Abbas Güçlü: Zaten Barolar Birliği Başkanı geldi zaten suç dedi. Bugüne kadar zaten hep suçtu dedi.
Gürsel Tekin: Abbas bey şimdi genç kardeşimiz gibi ne Kırmızıgül'dü, 18 ay cezaevinde yattı ismini unuttum. Neden cezaevinde yattı? Sadece puşi taktığı için. Neye göre 18 ay yatırdınız? Yasada var, molotof kokteyli yasada var. Bir iktidarın kendi eski bakanı çıkıp diyor ki belediye otobüsüne MİT molotof kokteyli attı gencecik kız kardeşimiz öldü. Halen hesap sorulamadı çocuklar. Bunu ben söylemiyorum, bunu AKP'nin içişleri bakanı söylüyor. Efendim fark etmez, onu yargılayalım. Bir bakan bakın, bir muhalefette birisi söyler amenna. Şimdi şu anda molotof kokteyli, bonzai benzer unsurlarla ilgili en ağır suç neyse getirsinler. Onaylarız, bunun aksini bile düşünmek mümkün değil. Ama birisi Sayın Davutoğlu'nun önüne yazıyor, veriyor yalan yanlış konuşuyor. Hadi bizi boş verin, eski cumhurbaşkanı, AKP'nin kurucusu, eski başbakan bizi ciddi almıyorsunuz. HDP'yi CHP'yi ciddiye almıyorsunuz, eski cumhurbaşkanınız Sayın Gül dedi ki bunu geri çekin. Ona ne diyeceksiniz? Paralelci mi diyeceğiz kardeşim.

 
Aykut Akın: Komisyona geri gider mi, yoksa 24 saat boyunca uğraşırlar mı?
  Gürsel  Tekin: Valla geçirmemek için CHP dahil olmak üzere üç siyasi parti mücadele ediyoruz. Gerçekten bunun Türkiye'ye getireceği sonuçlar çok ağır sonuçlar, bunu özellikle söylemek istiyorum. Ha şunuda söyleyeyim, bizde şöyle bir alışkanlık olmuş. Uzmanlık alanı diye bir şey vardır. Mesela niye siyasetçi konuşuyor, ne anlarmış siyasetçi? 4+4+4, dedik ki biz o dönem, kardeşim bakın bu ülkede bu işin uzmanları var olgunlaştırsın getirsin biz buna kabulüz. Şimdi Türkiye'de yargı sistemi, üniversiteler, hukuk üniversiteleri dahil olmak üzere bunu ele alsınlar AKP hukukçuları dahil olmak üzere, somutlaştırsınlar önümüze getirsinler. Bu maddeler, parlamentoda müzakere edilmiyor, bakanlar kurulunda müzakere edilmiyor, tamamen talimat üzerine geliyor oldu bittiyle. Olur mu çocuklar, buna sizin de karşı çıkmanız lazım. Bunu yarın kendinizi ifade edemezsiniz. Polis istediği zaman sizi götürebilir. Polise öyle yetkiler veriliyor ki, rahatlıkla herkesi öldürebilir. Yetkisi olmadığı halde ölümler oldu. Polisin görevi nedir? Polisin temel görevi dünyanın her yerinde olduğu gibi vatandaşı korumakla görevlidir. Vatandaşa zulüm etmekle görevli değildir. Bu polis teşkilatına... Polise bu kadar yetkinin verilmesi demokrasiye ve insan haklarına da aykırıdır ve anayasa mahkemesine gidildiğinde de bu mutlaka geri dönecektir.

Aykut Akın: İç güvenlik yasası zaten daha içeride bir güvenlik sağlanamıyor, mecliste görüyoruz, sabahlara kadar kavga ediliyor.
 
 Abbas Güçlü: İş bankası konusu son günlerde çok tartışıldı. İş bankasını CHP hortumluyor deniliyor. İş bankası ile CHP'nin parasal ilişkisi var mı, ne oluyor, bu tartışmalar nereden geldi? 
 Gürsel Tekin:
Var, İş bankası ile ilişkimiz geçen ay mesela kredi kartımı ödememişim, faizini istedi onu ödedim. Şunu herkesin bilmesi lazım. İş bankası ile CHP'nin parasal ilişkisi benimle Akbank ya da Vakıflar Bankasındaki hesaplar neyse öyledir. Sadece temsil yetkimiz var onun dışında asla ilişkimiz yok. Böyle bir şey mümkün olabilir mi, BDK'da var. Bir baksınlar, böyle bir şey mümkün değildir. Şunu söylemek istiyorum, İş Bankası şu an dünya sıralamasına baktığınızda dünyanın en itibarlı bankası. Bunu ben söylemiyorum AKP'nin ekonomiden sorumlu bakanı söylüyor. Doların 2,60 olduğu bir ortamda İş Bankası'nı kirli siyasetin bir parçası haline getirmek ne kadar tehlikelidir biliyor musunuz? Eğer siz İş Bankası'nı bu sıcak siyasetin haline getirmeye kalkışırsanız bunun bedelini Türkiye öder. Bununla ilgili bir şey varsa yargı sistemi var, işleyecek gereğini yapacak. Bunlar davul zurna ile olmaz, davul zurna ile yaparsınız sonra Davutoğlu, Sayın Babacan kendisi müdahale etmek zorunda kalır aman ha İşbankasına dokunmayın der. Bizde dokunun diyoruz, ne varsa çıkarın. İş Bankası ile ilişkimiz, normal bankalarla ne kadarsa öyledir.

Abbas Güçlü: En son münasip olayına gelmek istiyoruz. Nedir münasip? Kadınlar olarak Ayşegül'den tepki bekledik ama...
Gürsel Tekin: Bugün Cumhuriyet gazetesinin manşetinde var. Bunları tartışmak konuşmak bile ayıptır hele yani önemli saydığımız bir kurumda bunu nasıl, hangi cümleleri kullanacağımı bilmiyorum ama şiddetle kınıyorum.

Aykut Akın: Gürsel bey, Bir şey daha söyleyeceğim. Farklı bir konuya değinmek istiyorum. Şimdi bizim de zekamızla oynama başladılar. Kim bürokrat kim siyasetçi çözemez olduk. Bildiğiniz üzere MİT Müsteşarı Hakan Fidan istifa edip, AKP'den aday adaylığını açıkladı. Daha sonra tekrar adaylığını geri çekip, MİT müsteşarlığına geri getirildi. Şimdi, bildiğimiz kadarıyla vekil adaylığı için partiye üyelik şart. Şimdi partili bir istihbarat başkanı sakıncalı olur mu sizce? Diğer sorum da CHP'nin kapatılması ile ilgili. MİT merkezli, hükümet destekli bir kara propaganda şeklinde gibi geliyor. Bunu biraz açmanızı isteyeceğim.
Gürsel Tekin: Elbette olur, olmaz olur mu hiç. Şimdi aslında devletin milli kurumları, devletin itibarlı kurumları vardı. Biraz önce de Abbas Beyle konuşurken, hepimiz üniversite sınavlarına girdik başarılı ya da başarısız. Başarısız olduğumuzda hiçkimsenin annesi senin hakkın çalındı demezdi. Çalışmadın kardeşim daha çok çalış seneye gir kazan derdi. Dünyada en çok tapu sahibi olan Türklerdir. Neden biliyor musunuz? Çünkü en güvenli kurum haline geldiği için. O kadar önemlidir ki Osmanlı dönemindeki bütün yükünü biz ödedik. İki güvebilir kurumu yerle bir ettiler. Şimdi annelerin babaların çocukları sınava girdiğinde çocuk çalışmasa da anne bana diyecek ki çocuğumun hakkı çalındı. Şimdi bütün kurumlara baktığınızda yarım yamalı işleyen bu kurumları maalesef bu iktidar öylesine bir duruma getirdi ki inanılır gibi değil. Milli eğitim öyle, içişleri öyle. Bakın içişleri bakanlığı 12 yıllık iktidar döneminde Sayın Erdoğan, Gezi Parkında insanlar gazla, copla karşı karşıyayken çıktı dedi ki; benim polislerim destan yazdı. Nerede şimdi o destan yazanlar çocuklar? Tamamı sürgün edildi, onların şimdi tamamı da cezaevilerinde. Kim bunun sorumlusu çocuklar? Yargı sistemine baktığımızda CHP'nin bütün itirazlarına rağmen 163 tane oyla hakim ve savcılar kurumu seçilir mi? Seçilir dediler, Sayın Arınç aynen şöyle diyordu; "Allah verdikçe veriyor." E şimdi Allah aldıkça alıyor, niye bağırıyorsunuz kardeşim? Veren Allah almasını da bilir, şimdi de paralel. E siz Allah verdikçe veriyor dediniz. Şimdi geldğimiz duruma bakın. Vatandaşların %80'i bu yargı sistemine güvenmiyor. Polise güvenmiyor, kuruma güvenmiyor...

 
Aykut Akın: Bir olay çıkıyor ve karşımıza çıkan tek bir cevap var paralel yapı. Ve diyorlar ki biz safmışız. E saflar mı yönetecek bu milleti?

 Abbas Güçlü:
Şimdi onu geçelim de siz geçen İzmir'de kirli gazetelere el koyacağız açıklaması yaptınız. Gazeteye yani, kirli milletvekiline, kirli iş adamına el koyunuyor mu?
Gürsel Tekin: Kirli milletvekillerine de el konulsun. Şunu söyleyeyim, elbette hukuk sistemi ile olacaktı. Biz eşkıya falan değiliz. Bizim demokrasi ve özgürlük anlayışımızı kimse test etmeye kalkışmasın. Beni yakınen tanıyan birçok AKP'li arkadaşlarımız da var. 28 Şubat döneminde onlar böyle inlerine çekilirken yine biz mücadele verdik. Her alanda mücadele verebilecek durumdayız. Şimdi şöyle bir düşünün gazetecilik nedir? Dünyada gazete ve televizyon deyince akla ne gelir? Gazete ve televizyon toplumun aynasıdır. Alır ve yansıtır ve temel görevi budur. Olmayanı yansıtır mı? Arkadaşlar bu ülke çok ağır bedeller ödedi. Maraş, Sivas, Çorum... Yakın tarihimize baktığımızda tamamı bu siyasetçiler ve gazeteler yüzünden olmuştu. Halen tartışma konusu olan Beşiktaş. Beşiktaş'a baktığınızda oranın tamamı MOBESE sistemleri var. O MOBESE sistemlerinin altında 70-100 kişi bir kız kardeşimize saldırıyor ve kimse bulamıyor. Bulamıyorsan o zaman istifa et kardeşim. Bu iddiayı söyleyenler bu iddianın arkasında duracak ve o sanıkları bulacak. O sanıkları bulamıyorsanız, istifa edeceksiniz.

Mustafa Akdeniz: Kabataş olayına gelmeden önce çok güzel bir yere değindiniz, onu sormak istiyorum. Siz sürekli CHP olarak denilen bir şey var. Yandaş medya deniliyor. O zaman iktidara gelirseniz yandaş medya olacak mı? Size göre kirli gazeteleri ortadan kaldırırsanız bu sefer sizin görmediğiniz kirli gazeteler oluşacak.
Gürsel Tekin: Şimdi kirli gazeteler derken yandaşın ötesinde. Bakın karanlık odakların hazırladığı tuzakların bir parçası olmayacaksınız. Siz bir empati yapın. Ben sabahleyin gazete alıyorum, gazetenin manşetinde devasa bir manşet, manşette ben varım. Yanımda gözü kapalı insanlar. Alman istihbarat örgütü bana bilgi veriyormuş. Şimdi bunları gazete mi sayacağız çocuklar, böyle bir şey olabilir mi? Rahmetlik annem, sabahın altı buçuğunda beni aradı. Sabah namaza kalkınca televizyonları izliyor ya, gazete de manşetleri okuyor. Gürsel Tekin önümüzdeki hafta tutuklanacak diye. Şimdi bir annenin duygusunu düşünün. Bu gazetecilik mi? Fuat Hoca, gerçekten kendisini buradan saygılarımı sevgilerimi gönderiyorum. Bizim özlemle aradığımız din adamları. Biliyorsunuz Gezi Parkı döneminde insanların cami alanları aynı zamanda insanların sığınak alanlarıdır. Yani en rahat sığınabileceğiniz yerlerdir, Allah'ın evidir. Burada ertesi gün yine bir gazete olmayan bir şey, kolaya bira koydu ve manşete koydu. Şimdi bu toplumun hassasiyetini düşünün. Bunu gören insanların nasıl düşüneceğini bir düşünün.
 

 Ayşegül Erkaya: Ama gazeteciler artık olan şeyleri de yazamıyor. 
Gürsel Tekin:
Oraya geleceğim. Şimdi bunun üzerine namuslu, şerefli, haysiyetli hoca çıktı ve dedi ki, hayır kardeşim yalandır böyle bir şey olmadı. Bu hocayı 6,5 saat sorguya çektiler. Bir din adamına emniyette 6,5 saat ne sorabilirsiniz, bana söyleyin. Niye, Allah'tan zayıf olsaydı kişiliği karakteri ve teyit etseydi bu var deseydi ne olacaktı? Böyle bir şey olabilir mi arkadaşlar? Bu meseleleri bir an varsayalım ki oldu. Sizin temel göreviniz, bunu afişe etmeden kapatmak hesabını sormaktır. Bunun üzerine siyaset yapmaya kalkışırsanız Türkiye'nin iç barışını da bozarsınız kendi iç barışınızı da bozarsınız. Bu gazetelerin zaman zaman, elimizde belgeleri bilgileri de var. Elbette biz eşkiyalık sistemi ile kimseye el koyacak değiliz. CHP döneminde gazeteler bizim için katma değer getiren Koç ne kadar önemliyse Ülker o kadar önemlidir. Herkes kendini güvende hissedecektir. Efendim bu farklı siyasal anlayıştadır, buna baskı yapalım anlayışı mümkün olmayacak. Öyle yasalar çıkaracağız ki siyasetçi olarak bizim bile cesaret edemeyeceğimiz yasalar olacak. Gazetelerde buna dahildir, televizyonlarda buna dahildir. Eğer gazete ve televizyonlar özgür olabilseydi iktidar bugün rahat olacaktı.
 
Abbas Güçlü: Evet, siz ciddi ciddi iktidara gelmeyi kafaya koymuşsunuz, koyduğunuza göre ekonomik politikasını düşünmüşssünüzdür. Doları nasıl frenleyeceksiniz, ekonomiye nasıl canlılık getireceksiniz? İşte paralar yine faizlenerek para mı kazanacak insanlar, bu ekonomi nasıl canlanacak bu konuda bir modeliniz var mı?
 Gürsel Tekin: Ekonomi bir kere güvenli bir ortamda olur. Öncelikle Türkiye'nin güvenli bir yere ihtiyacı var. Hem hukuk sistemine aynı zamanda küresel sermayenin temel sebebi güvensiz bir ortam olduğu için. Hukuk sistemini rafa kaldırmaya çalışırsanız, sıkı yönetim yasasını getirmeye çalışırsanız, patır patır yabancı sermaye kuş gibidir uçmaya çalışır. Bunu kim söylüyor? Bakın bu ülkede TÜSİAD dediğiniz, sevebilirsiniz, sevmeyebilirsiniz ama TÜSİAD vergilerin %80'ini ödeyen bir kurumdur. Vergilerin %80'ini ödeyen kurumların başkanlarını tecrit ederek onlara hakaret ederek siz yabancı sermayeyi buraya getiremezsiniz. Eğer bu ülkenin en büyük %10 ekonomisini elinde tutan bir iş adamı benim çocuklarımın güvenliği yoktur derse, Sayın Davutoğlu Amerika'da ey yatırımcılar bize gelin deme şansı olmaz. O yatırımcının referansı buradaki iş adamlarıdır. Bizim bir kere öncelikle iş dünyasının güvenliğini sağlamamız lazım. Herkes bir kere, yabancı sermaye dahil olmak üzere bir hukuk sistemi içerisinde olmalı. Benim gibi düşünmedi hadi vergi memurunu gönderin. Benim gibi düşünmedi, şu televizyona, gazeteye baskı yapın anlayışını tarihe gömmemiz lazım. Evrensel hukuk dediğimiz her şeyi kapsıyor. Göreceksiniz o zaman dolar da rayına girecek ekonomi de rayına girecek.

Abbas Güçlü: Çok konuşulan bir şey var. Tüm kredi kartlarında ufak borçları iptal edecek misiniz?
Gürsel Tekin: Bununla ilgili çok ciddi bir hazırlık var öncelikle. Ekonomiden sorumlu Genel Başkan Yardımcımız ve aynı zamanda kardeşlerimiz gibi imkansızlıklar içerisinde okuyan ve bugün uluslararası kuruluşların önemli yerlerinde olan ve ekonomi bilgisi olan beş tane kardeşimizin bir yıldır hazırlamış olduğu 42 milyon borçluyla ilgili sadece kredi kartı değil aynı zamanda şu anda yurttaşlarımızın 42 milyonu maalesef borç batağında. Bu borçlarla ilgili çok ciddi bir proje gelecek. Onu Sayın Genel Başkanımız önümüzdeki günlerde açıklayacak ve buna kredi kartı dahil olmak üzere.

Abbas Güçlü: Sadece kredi kartları değil, çiftçi borçları da.
Gürsel Tekin: Elbette tabi ki, esnaf, ufak esnaf perişan vaziyette.

Abbas Güçlü: Yunanistan'ın yaptığını yapacaksınız yani.
Gürsel Tekin: Aslında Yunanistan'dan önce bizim bu projemiz hazırdı.

Ozan Barış Bayraktar: Vekilim, Berkay arkadaşımız değindi de tam cevabını alamadığımızı düşünüyorum. CHP olarak iktidara geldiğiniz zaman şu an Türkiye'de etnik kökene dayalı sosyokültürel, sosyoekonomik ve demokratik haklarla mücadele eden namı diğer bir çözüm süreci var. Anadilde eğitim söz konusu var ve talep edilen birçok demokratik hak var. CHP iktidara geldikten sonra bu konu hakkında nasıl adımlar atacak, çözüm süreci ne aşamalarla ilerleyecek ve anadilde eğitim gibi talep edilen demokratik haklara ne derecede evet diyeceksiniz ve ne derecede destekleyecek?

Sami Berkay Sandıkçı: İktidara gelmese dahi şu an hali hazırda devam eden çözüm sürecine de katkı sunacak mı tavrını devam ettirecek mi?

Aykut Akın: Çünkü iki gün önce Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bir televizyon programında çözüm süreci bizde diyordu. Bizde çözüm var diyordu ama açıklamamıştı. Siz buna bir değinirseniz nasıl bir...
Gürsel Tekin: Çocuklar bunun adı Türkçe'de barış sürecidir. Bakın kan davasında bile barış süreci diyorlar. Sıradan bir kan davası. Özellikle son 30 yıldır ciddi bir sorun haline gelmiş, düşük yoğunlukta savaş halindeki bir sorunu barışla çözebilirsiniz. Barışın temeli de barış ve özgürlüktür. Demokrasi ve özgürlüğün önünün açılabilmesi için CHP olarak biz 22 tane kanun teklifi verdik. Bunu eksik bulabilirsiniz, biz daha iyisini verebileceğiz diyorlarsa getirsinler versinler. Bu mesele ile ilgili beş madde getirdiler. Beş maddenin tamamından bir tanesine itiraz ettik ve gerekçesi şu; faili meçhul cinayetleri özendirir bunu kaldırın dedik kaldırdılar ve beş maddenin tamamına CHP olarak biz oy verdik. Onun dışında yapılması gereken çok basit, bakın %10 barajı, çok zor bir şey mi? Bu barış sürecinin temel noktası burası. Eğer farklı siyasi partiler bölgedeki farklı siyasi partiler kendisini var edemeyecekse siz %10 barajı ile önünü kesecekseniz bunun demokrasi ile alakası yok. Ana dil meselesine gelirsek, insanların an sütü ne kadar helalse ana dil de bu kadar helaldir. Türkiye bu meseleleri unutmak zorunda. Demokrasi özgürlük sadece Kürtlerin arzu ettiği bir mesele değildir. Hepimizin, taşeron işçisinden, roman kardeşimize, Türküne kadar hepimizin ortak değeri olması lazım. Birinci sınıf demokrasilerde ne varsa İsveç'te, İsviçre'de, Almanya'da hangi demokratik kurallar varsa tamamını getirsinler biz CHP olarak oy vereceğiz. Bütün bu saymış olduğumuz maddelerin tamamını 2011 yılından itibaren verdik. Daha bu sorunlar konuşulmadan hatta Genel Başkanımız biz içeriğini bilmediğimiz halde kredi vereceğim dedik. Sayın Erdoğan çıktı sizin kredinize ihtiyacımız yok demesine rağmen Türkiye'nin barışı için CHP olarak her şeye hazırız.

Abbas Güçlü: Evet son soruları alıyoruz artık.

Aykut Akın: Efendim şöyle bir sorum olacak. ASELSAN'daki bu şüpheli ölümler üzerine değinmek istiyorum. MHP bunun için bir önerge veriyor ve CHP'de bunu destekliyor. Yani araştırma önergesi veriliyor ve Hükümet tarafından, iktidar partisi tarafından reddediliyor. Diğer bir sorum da. Tekrar değineceğim bu yandaş medya ile alakalı. Bildiğiniz üzere biz üniversite öğrencisiyiz. Siyasetin, siyasallaşmanın üniversite içine girmesine de karşıyız. Nitekim Ege Üniversitesinde Fırat Yılmaz Çakıroğlu kardeşimizin hain bir saldırı sonucu şehit edildiğini biliyoruz ve bütün haberlerde karşıt görüş olarak çıktı. Bir tarafta vatanını milletini savunan bir genç diğer tarafta da PKK terör örgütünün üniversite uzantısı. Sizde karşıt görüş olarak mı değerlendiriyorsunuz yoksa bu şekilde mi değerlendiriyorsunuz.
Gürsel Tekin: Öncelikle şunu söyleyim ASELSAN ile ilgili. ASELSAN ile ilgili 8 ay önce ben de aynı teklifi verdim ve soru önergesi verdim ve maalesef cevap yok. Daha enteresan bir şey söyleyeyim. 2011 yılında daha bu paralel iktidar kavgası yok. Bir gazetemizde MHP ve CHP'nin dinlendiği ile ilgili belgeler konuldu. Bunun üzerine biz itiraz ettik ve Sayın Erdoğan ile Ulaştırmadan sorumlu bakan e korkunuz yoksa ne diye telaş yapıyorsunuz. Ben çıkıp bir açıklama yaptım. Vallaha bir telaşımız yok, hele Kılıçdaroğlu'nu dinlemek bir zaman kaybıdır. Adam öyle kupon arsa ihale şeylerini bilmez, fıtratında da böyle bir şey yok. Ama ben bir soru önergesi verdim beş maddeli. Sayın Başbakan siz dinleniyorsunuz dedim onu da reddettiler. Şimdi de hesap soruyorlar. Asılsız talep bile parlamentoda hukuk sisteminde asılsız da olsa mutlaka ve mutklaka araştırılmalıdır.

Abbas Güçlü: Ee araştırıldı, kozmik odalara falan girildi sonuçta...
Gürsel Tekin: Yalan ve talan üzerine kurulmuş bir siyasal anlayışın ayakta kalması mümkün değildir. Üniversitelere gelince, üniversitelerde her türlü şiddet, sadece üniversiteler değil hayatın her alanında şiddeti sonuna kadar reddediyoruz.

Abbas Güçlü: Kadına şiddeti hiç konuşmadık mesela. Onu da bir şekilde... Bugün yine kadına şiddet vardı. Yine iki tane kadınımız öldürüldü. Bu konuda ne yapacaksınız?
Gürsel Tekin: Ama bu çok basit, dünyada bunun modelleri var. Kadının ekonomik özgürlüğü olmadığı sürece kadında bu meselelerin önüne geçmek mümkün değildir. Aile sigortası aynı zamanda kadını ön plana çıkartıyor. Yani kadınlarımız, biliyorsunuz çok kötü örnekler var. Bütün bunlara CHP iktidarında son vereceğiz. Asla ve asla hiçkimse benim evime süt ve ekmek girmiyor diyemeyecektir. CHP iktidarında buna son vereceğiz. Buna emin olmanızı istiyoruz. Bununla ilgili bütün hesaplar kitaplar yapıldı.

Abbas Güçlü: Kaynağımız var diyorsunuz.
Gürsel Tekin: Tabi ki, kaynak fazlasıyla var. Kaynakta sıkıntı yok, kadına gelince. Kadının birincisi bizim öncelikle sosyal olarak kendimizi değiştirmemiz lazım. Hepimizi doğuran bir kadındır. Eğitim sistemimizi mutlaka değiştirmemiz laızm. Niye başka ülkelerde oluyorda bizde olmuyor?

Şöyle bir mesele var. Efendim idamı getirelim... Bakın şu anda İslam coğrafyasının tamamında idam var. Ama bu meselelerin önüne geçilemedi.


Aykut Akın: Soruma cevap alabilir miyim ben?
Gürsel Tekin: Neydi sorunuz?

Aykut Akın: Sizde yandaş medya gibi karşıt görüş mü diyorsunuz yoksa vatanını milletini seven savunan bir genç, öteki tarafta da PKK'nın üniversite uzantısı diyebiliyor musunuz?
Gürsel Tekin: Ben her ikiside demiyorum. Çünkü bakın HDP'nin orada şöyle bir iddiası oldu. Bu soruşturulsun dedi, halen soruşturulamadı. Bunun arkasında gereçekten bir karanlık odak varsa yarın bir başka Fırat kardeşimiz bu mesele ile karşı karşıya kalabilir. Bir siyasi parti bir iddia koyuyorsa iktidarın bunu ciddiye alması gerekir.

Abbas Güçlü: Evet Ayşegül seninle bitirmek istiyorum.

Ayşegül Erkaya: Ben şöyle bir soru sormak istiyorum. Bugün 11 mart, Çanakkele'nin 100. yılına denk geliyor bir hafta sonra. Kutlamalarla ilgili ya da Çanakke'nin 100. yılı ile ilgili kimseden bir şey duyamıyoruz. Sizin bu konuda görüşünüz nedir? Kutlamalar yasak biliyorum ama hani siz bunun hakkında ne söylemek istersiniz?

Abbas Güçlü: Orada Ermeniler de tabi toprak talebinde bulunuyorlar. Siz Iğdırlı olarak, sizin o tarafları almak istiyorlar.

Ayşegül Erkaya: Bir de son soru olarak CHP'nin simgesi ve partinin sloganı olan altı ok, bunun zedelendiğini ya da bunun uygulandığını düşünüyor musunuz?
Gürsel Tekin: Evet halen uygulanabilir durumdadır. Hiçbir tereddüt yok, yani yaşadığımız bütün sorunlara baktığınızda uygulama konusunda hiçbir sıkıntı yok. Çanakkele konusunda maalesef iktidarın ve devletin bu konuda ciddi hazırlık yapması gerekiyor ama halen bir hazırlık yok. Dünyanın gözü burada olacak, nasıl bir hazırlık var bizde bilmiyoruz.

Ayşegül Erkaya: Kendi içlerinde bir hazırlık var ama Türk vatandaşlarına bize yönelik...
Gürsel Tekin: Evet yani vatandaşı bunun içine katmak için bir tereddütleri var. Her şeyi yasaklayan bir anlayışla karşı karşıyayız. İnşallah iktidar bu anlayıştan vazgeçer. Ermeni meselesine gelince, ben o coğrafyada yaşayan biriyim. Türkiye bu meseleler konusunda defalarca söyledi. Tarihçiler baksın, bizim işimiz değil, siyaset alanı değildir. O dönemde maalesef her alanda, mesele benim dedem de şehit olmuş o Ermeni savaşında. Bütün bu meseleler bir kan davası ile çözülecek meseleler değildir. Kısa bir şey söylemek istiyorum. Bütün kardeşlerime öncelikle çok teşekkür ediyorum.Ben 17 yaşında bugün siyasette burada olmamda tek sebebim sorgulayan bir insan olmamdır.  Elbette farklı alanlarda siyasal tercihleriniz olabilir ama benim bir tek arzum; siz hangi partide olursanız olsun ne olursunuz partinizi de sorgulayın. Sorgulayın ki hem partinize yararlı olun...

Abbas Güçlü: Hem de sandığa gitsinler, çünkü insanlığa küsüyorlar...
Gürsel Tekin: Bakın vatandaşın temel görevi oy kullanmaktır. Eğer geleceğiniz ile ilgili bir kaygı duyuyorsanız ya da duymuyorsanız demokrasinin en önemli şeyi oy kullanacaksınız. Ama oy meselesine gelince burada da tabi çok ciddi sıkıntı var. Halen oylarım çalınıyor denmesi bile Türkiye için büyük bir ayıptır ve Türkiye bu ayıptan da kurtulmalı. YSK'nın yapması gereken işler var ama maalesef halen yapmış değildir.

Abbas Güçlü: Daha önce öğrenciler oy kullanabiliyordu ve ailelerinin yanındaydılar. Pek çoğunun kütüğü ailelerinin yanında ama 7 Haziran finaller zamanı üniversitelerde. Öğrencinin ailesinin yanına gidip gelmesi çok masraflı ve sınavlarını bırakıp gidemez. Öğrenci üniversitede oy kullanamaz mı?
Gürsel Tekin: Elbette kullanabilir, 2005 yılında Sayın Erdoğan biz e-devlet olduk dedi biliyorsunuz elektronik devleti. İsveç'teydim, İsveç'de vatandaş olarak beş gün süreniz var. Beş gün içerisinde oy kullanın diyor. Diyelim ki gittiniz oy kullandınız, aradan dört gün geçti ve tercihinizi değiştirmek zorunda kaldınız. Evet kardeşim ben gittim falan partiye verdim. Şimdi tercihimi değiştireceğim CHP'ye... Son hakkınızı kullanabiliyorsunuz. Sonradan gidip oyunuzu değiştirme şansınız da var. Bu kadar gelişmiş bir sistemde, teknolojinin bu kadar geliştiği ortamda halen sen git orada kullan oyunu, buradan kullan anlayışına Türkiye'nin son vermesi gerekiyor.

Ozan Barış Bayraktar: Ataerkil bir toplumda babalar ya da aile reisleri kadınının ya da çocuklarının kimliklerini alıp ve kesinlikle oylarınızı ben kullanacağım demeyeceğini nereden bileceğiz? Ya da teknoloji üzerinde çıkan sonuçların doğru olup olmadığını nasıl bileceğiz?
Gürsel Tekin: O azaldı eskisi gibi değildir.

Abbas Güçlü: Sayın değerli izyenler, bizim halen en önemli sorunumuz birbirimize güvenmememiz ve sisteme güvenmiyoruz. Öyle bir sistem yarattık ki kendi kendimize dahi güvenmiyoruz. Ben bile hata yapabilirim denecek noktaya geldik. Öncelikle çözülmesi gereken sorunların başında o geliyor. Eğitim sisteminin birinci önceliği önce insan yetiştirmektir, önce vatandaş yetiştirmektir. Ülkesini seven, çevresini ve doğayı seven, arkadaşını ailesini seven bir birey yetiştirmek gerekir ama onu bile beceremiyoruz. İyi matematik çözen, iyi fen çözen diyoruz ama pazar günü üniversite sınavları olacak ve 2Milyona yakın arkadaşımız yarışacak ama 40 fen sorusuna maalesef bir taraftan matematik fen öğreteceğiz derken onu da öğretemiyoruz. İnşallah CHP iktidarı döneminde ya da farklı iktidarlar döneminde milli eğitim politikaları olur.
Gürsel Tekin: Temel önceliğimiz.

Abbas Güçlü: İnşallah, görüyoruz. Hangi partiye sorsanız temel önceliğimiz diyor. Ama maalesef hiçbir zaman eğitime, gençlere sıra gelmiyor. Genç arkadaşlar bile bugün sorularını çok ciddi bir şekilde savunamadılar. Yarın bir gün üniversitelerinize gittiğiniz de fırça yerseniz kabahatlı olan biz değiliz sizsiniz. Siz politikayı seviyorsunuz, yüksek siyaset yapmayı seviyorsunuz yani gençleri politikaya alacaksınız 25 yaşındakileri siz de alacaksanız ama parlamentoya gittikleri zaman onlarda dünyayı kurtaracak onlarda her şeyin sorumlusu hissedecekler. Her şeyi anlasınlar diye gençleri parlamentoya göndermek istiyoruz ama sanki onu göremeyeceğiz. O size düşecek gibi geliyor.
Gürsel Tekin: İnşallah. Gençlerde parlamentoda olsun. Unutmadan bugün Berkin Elvan'ın ölüm yıldönümü, inşallah bir daha ölümlerle karşı karşıya kalmayız.

Abbas Güçlü: İnşallah. Bir daha çocuk ölümler, kadına şiddet, siyasi kimsesizler olmaz. Kim vurduya gitmez. 12 Eylül döneminde öncesinde çok yaşadık bunları. Allah o günleri bir daha göstermesin diyoruz ve hepinize iyi geceler diliyoruz, hoşçakalın.
    Perşembe, 12 Mart 2015 16:00

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica