Gürsel Tekin Süleyman Şah Operasyonunu değerlendirdi

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, 22 Şubat 2015 tarihinde Halk Haber TV’nin yayın konuğu oldu ve Süleyman Şah Operasyonu’nu değerlendirdi.

Lale Özan Arslan: Sizin özellikle IŞİD kuşatması nedeniyle Süleyman Şah Türbesinde 8 aydır askerlerin değiştirilememesi ile ilgili iddialarınız vardı, sürekli yalanlanıyordu ancak dün gece yaşananlar bu iddiaların ne kadar doğru olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Nasıl böyle bir operasyon yapılır ve öncesinde yaşananlar böyle yalanlanır ve bu noktaya gelinir anlamakta zorluk çekiyoruz gerçekten.
Gürsel Tekin: Evet izin verirseniz biraz geriye gitmek istiyorum. Şu anda ülkemizi yöneten Türkiye'yi yöneten siyasi parti kendisini milliyetçi ve muhafazakar olarak tanımlıyor. Şimdi milliyetçi partiye baktığımızda biliyorsunuz ilk 1 Mart tezkeresinden sonra 12 tane askerimizin başına çuval geçirildi. Bu eski başbakana sorulduğunda aynen şu cümleyi kullanmıştı. Yani gazeteci nota verecek misiniz diye söylemişti, o da müzik notasından mı bahsediyorsunuz demişti. Daha sonra biliyorsunuz, kendilerini tanımlarken küresel dünyanın bir parçası, aynı zamanda Ortadoğu eş başkanlığını üstlendiklerini çok net bir şekilde ifade etmişlerdi. Bu eş başkanlığın Türkiye'ye getirmiş olduğu belaları izin verirseniz sıralamak istiyorum. Askerimizin başına çuval geçirilmesi, Reyhanlı dahil olmak üzere sınırda 100'ün üzerinde vatandaşımızın hayatını kaybetmesi, Reyhanlı'da 53 tane vatandaşımız hayatını kaybedince aynı gün daha üstünden 2 saat geçmeden hükümet yetkililerinin tamamı koro halinde çıktılar ve belli unsurlara bu olayı pas etmeye çalıştılar. Ama belli ki dünya çok küçük bunu saklamanız mümkün değildir. Gerek küresel dünyanın televizyonları, iletişim araçları gerekse Türkiye'deki haber ağları bunun böyle olmadığını 53 tane vatandaşımızın hayatını kaybeden Rakka'daki terör örgütü yani Türkiye'nin uzun süredir destek vermiş olduğu El-Kaide tarafından öldürüldüğü ortaya çıktı. Yine uçağımızla ilgili biliyorsunuz, hava sahası ihlali yapıldığı için uçağımız düşürüldü ve iki pilotumuz şehit oldu. Bunun üzerine alelacele tezkere çıkarıldı, CHP olarak elbette bizde tezkereye destek verdik. Yine o gün televizyonlara çıktığında çok sert bir şekilde bunun intikamı ağır olacak şöyle olacak böyle olacak, halen bekliyoruz. Bırakın beklemeyi, akıbetinin ne olduğunu soruyoruz. Ne oldu bizim uçağımızı kim düşürdü. Kimin düşürdüğü belli değil, aslında belli ama halen kamuoyuna yansımış değildir.

8 Şubat günü Urfa'da Sayın Genel Başkanımızla beraber Urfa çalışmamız vardı. O gün gazetelere de yansıdı. Gazeteler sıkıştırmış olsa da ufacık olarak, çok net bir şekilde 8 aydır Süleyman Şah Türbesi’nde nöbet değişiminin yapılamadığını ve oradaki askerlerimizin yiyecek ve içeceklerinin bile götürülemediğini çok net bir şekilde söyledik. Hükümet sözcüleri çıktılar bunu yalanladılar. Dün operasyon yaptık... Ne operasyonu yapacaksınız. Eğer bu toprağı yani Süleyman Şah Türbesini bizim Türk toprakları dediğimiz... Bu toprakları terk edecekseniz bunun için operasyona gerek yok. Biz size burayı bırakıyoruz, gideceğiz derseniz bunun için operasyona da gerek yoktu. Bu operasyon sanki çok büyük bir şeymiş gibi Şah Fırat operasyonu... Şah Fırat operasyonu değil Şah Mat operasyonudur. Adeta bir AKP anlayışı ile Süleyman Şah Türbesi, kat karşılığı IŞİD'e teslim edilmiştir. Şimdi Süleyman Şah Türbesi için kupon arsa aranıyor. Böyle bir şey kabul edilebilir mi? Bütün bunlara baktığımızda aslında biraz geriye dönüp özellikle Sayın Davutoğlu dahil olmak üzere bir buçuk, iki yıl önceki söylemlerini haber yapmanızı rica ediyoruz. Bu kadar büyük laflar, küresel dünyanın bir parçası oldular. Dünyayı yönetmeye çalıştılar ve Türkiye'nin gelmiş olduğu noktaya bakın. Gerçekten İslam coğrafyasının ve bu coğrafyanın en güçlü ülkesi Türkiye'nin yaşamış olduğu manzarayı kabul etmek mümkün değildir. Gerçekten acı verici bir olaydır. Bunu gazete ve televizyon aracılığı ile bir piyan niteliğinde sanki büyük bir şey yapmış gibi... E ne yapmışsınız? Yangın çıkmış yangından bir tane televizyonu kurtarmışlar onu kamuoyuna satmaya çalışıyorlar. İnşallah önümüzdeki saatlerde daha net değil, hem operasyon hem operasyonun içeriği, operasyon hangi güçlerle olmuş, kimlerle yapıldı ve biliyorsunuz Türkiye'nin uzun süre anlık istihbarat anlaşmaları vardı küresel dünyayla, bunlar ne oldu. Bütün bunları merakla bekliyoruz ve bir şey daha söylemek istiyorum, çok tartışıldığı konuşulduğu için. Özellikle bu Ortadoğu'daki kanamalı coğrafyanın bir parçası olmaması için CHP olarak gerçekten çok ciddi çaba sarf ettik. Bütün baskılara rağmen içerideki bütün basının medyanın şiddetli eleştirisine rağmen, Sayın Genel Başkanımızın başkanlığında Irak daha sonra bir kısım arkadaşlarımız Suriye bir kısım arkadaşlarımızda Mısır ziyareti ile ve daha sonrada biliyorsunuz ilk kez Ortadoğu'daki birçok sosyal demokrat, sol siyasi partilerle İstanbul'da Ortadoğu'daki barışla ilgili bir toplantı yapıldı. Neler söylendi bizimle ilgili. Efendim işte biz gidiyormuşuz da darbecilerin elini sıkıyormuşuz da... Yapmayın dedik ve bütün bu çalışmalar raporlaştırıldı. Bu raporların tamamını Sayın Genel Başkanımızın talimatıyla da Sayın Davutoğlu yani eski dışişleri bakanına sunuldu. Keşke o raporları inceleyebilmiş olsalardı. CHP gerçekten çok geniş çaplı bir çalışma yapmıştı ama ne yazık ki o raporların sayfaları bile açılmış değildir. Bugün gelmiş olduğumuz nokta gerçekten çok vahimdir. Ben yarından itibaren operasyonun arka planını bizim medyamızda değil uluslararası medyada daha detaylı olarak göreceğimize inanıyorum.

Lale Özan Arslan: Peki siz az önce bir değerlendirme yaptınız ama hükümet tarafından bu operasyonun başarı olduğu değerlendiriliyor. Bir başarı mıdır bu?
Gürsel Tekin: Hiçbir tahliye başarı değildir. Yani tahliye ediyorsunuz, siz size ait olan topraklarınızı bırakıp geliyorsunuz bunun neresi başarıdır ben gerçekten merak ediyorum. Bunu başarı gibi göstermeleri, çok vahim bir olaydır. Dediğim gibi operasyonun başlangıcı, operasyondaki koalisyonlar kimlerdir önümüzdeki günlerde daha çok tartışılacak bir meseledir.

Lale Özan Arslan: Şimdi ben buradan biraz Türkiye ile IŞİD arasındaki ilişkilere geleceğim. Biliyorsunuz dünya kamuoyunda da ve siyasetinde de sık sık gündeme geldi. Türkiye'nin IŞİD'i desteklediği konusunda açıklamalar yapıldı. Şimdi bu Musul'a dönersek örneğin Suriye'den bu operasyonla ilgili açıklamalar yapıldı, Suriye Devlet Başkanı Esad'ın yaptığı açıklamalar var, diyor ki; "Diğer türbe ve mezarlar yakılıp yıkılıyor IŞİD tarafından ama Süleyman Şah Türbesine dokunulmadı yani IŞİD tarafından herhangi bir muameleye maruz kalmadı." o şekilde Musul'u da hatırlattı rehinelerimiz vardı, neden serbest bırakıldı. Bunun perde arkasını aradık hükümet tarafından yapılan açıklamalar dışında net bir bilgi yok elimizde. Buradan yola çıkarak Türkiye ile IŞİD ilişkisini nasıl değerlendirirsiniz?
Gürsel Tekin: Dün konsolosun da ifadeleri vardı, gazetelere de yansımıştı okuyabildiniz mi bilmiyorum. O süreç içerisinde hükümet sözcülerinin söyledikleri ile konsolosun söyledikleri siyah beyaz gibi demek ki bugüne kadar hep yalan söylemişler. Ama dün net bir şekilde konsolos o sürecin bütün detaylarını anlattı. O detaylar kamuoyuna yansıdı. Yani dış politikada büyük devlet adamı Sayın Eski Genel Başkanımız Rahmetlik İsmet İnönü'nün çok güzel bir sözü var, küresel dünya ile büyük ülkelerle yatağa girmek af edersiniz ayı ile yatağa girmek gibidir. Dış politikada iç politikadaki gibi her şeyi söyleyemezsiniz. Söylerseniz bunun bedelini çok ağır ödersiniz. Maalesef bu iktidarın en kötü alışkanlıklarından bir tanesi, içeride kullanmış oldukları yalan dolanları dış politikada da kullanmak. Dış politikada bunlar kaldırılabilecek şeyler değillerdir. Öyle one minuteler yaparsınız şunu yaparsınız, kardeşim Esad dediğiniz adama Esed dersiniz sonra bugün de reset demek zorunda kalırsınız ve Esed'in ismini anamaz, alamaz duruma gelirsiniz. Dış politika böyledir, onun için bunun çapının hesabını kitabını yapacaksınız. Öyle küresel dünyanın bir parçası olduk, Ortadoğu'nun eş başkanı olduk falan deyip, bu coğrafyada 90 yıldır Ortadoğu coğrafyasındaki bütün kanamalı süreçlere bakın Türkiye hep barışçıl taraf olmuştur. İran'la Irak tam 9 yıl savaştı, Türkiye burada hiç taraf olmadı. Türkiye sadece barış tarafında oldu çünkü yanı başımızda. Oradan çıkacak yangından bizim etkilenmememiz mümkün değildir. Şu anda en çok etkilenen biziz. O coğrafyada sürgün edilmiş 2 Milyon insan bizim burada. Bize mali portresi bir hayli yüksek, perişan edilmiş insanlar ve aynı zamanda Güneydoğu coğrafyası Antep, Hatay orada kendi insanlarımızın da çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıya olduğumuzu görmemiz lazım. Yani hesapsızlıkla bu işler olmaz, maalesef AKP'nin bu yanlış politikaları Türkiye'yi çok zor duruma bırakmıştır. İnşallah 7 Haziran'da CHP iktidarı ile, çok uzun bir süre değil çok kısa süre içerisinde yanı başımızdaki komşu ülkelerimiz yani İslam coğrafyasının önemli ülkeleri ile bu barış süreci en kısa süre içerisinde tamamlanacaktır. Biz o ziyaretlerimizde de gördük ki çok haklı gerekçelerin olduğunu yani orada bir devlet adamı çok önemli bir şey söyledi. Türkiye bizim için çok önemli dedi. Türkiye bu coğrafyanın en güçlü, bizim sigortamız gibi gördüğümüz bütün kapılarımızı açmış olduğumuz bir ülkedir. Ama ne yazık ki bu iktidar kapılarımızı değil bacalarımızı kullandılar. Gelin gerçekten saygınlığı olan bir Türkiye yaratalım, bunu da ancak CHP ile yapabiliriz.

Lale Özan Arslan: Biraz önce siz özellikle Türkiye ile IŞİD arasındaki ilişkiyi değerlendirirken Güneydoğu'da ve o sınırdaki illerimizin durumunu ve Suriye'den Türkiye'ye göç eden Suriyeli göçmenlerin durumunu da değerlendirirken müthiş bir başarısızlıktan söz ettiniz. Şimdi bu Süleyman Şah Karakoluna yapılan operasyon aslında tahliye, daha net bir şekilde ifade etmek gerekirse bir başarı olacak değerlendirmek mümkün değil ve cumhuriyet tarihinde ilk kez toprak parçası kaybetmiş oluyoruz.
Gürsel Tekin: Son derece doğal, ara dönemler vardır, Evren döneminde de televizyonları açtığınızda gazeteleri açtığınızda darbenin ne kadar iyi olduğunu okurduk biz. Darbenin ne kadar anlamlı olduğunu izlerdik. Şimdi bir benzerini yaşıyoruz, adeta televizyonlar ve gazeteler işgal edilmiş. İktidar merkezinden hangi bültenler geliyorsa o bültenler yayına dönüşüyor. Ama dediğim gibi Türkiye'nin sadece gazeteleri ve televizyonları yok aynı zaman da dünyanın da var. Yarın bakacağız dünya televizyonları ve gazeteleri bunu nasıl değerlendirecekler.

Lale Özan Arslan: Yine o bölge ile ilgili iddialar arasında TSK ve YPG ortaklığında yapıldığı iddia edilen ve ardından ortaya çıkan bir durumda var. Türbeden sandukası ile alınan Süleyman Şah'ın naaşının geçici olarak nakledildiği yerde terör örgütünün ve Apo'nun flamalarının dalgalandığını görüyoruz, o görüntüleri de arkadaşlar ekrana getirirse.  Sayın Tekin bunlar için ne söyleyeceksiniz? Bir iş birliği TSK ile YPG arasında, böyle bir iddia var ve işte o görüntüler.
Gürsel Tekin: Tabi bizim tartışmamız, konuşmamız gereken bir başka nokta var. Ortadoğu coğrafyasındaki ilişkiler çok değişti. Özellikle IŞİD teröründen sonra koalisyon ülkeleri dediğimiz ve koalisyon ülkeleri müttefikleri olan yeni bir yapılaşmaya gidiyor. Bu yapılaşmanın içinde PYD var. Şimdi bu önümüzdeki süreçten itibaren Türkiye'nin en önemli müttefiklerinden bir tanesi PYD'nin olduğunu da hatırlatmak istiyorum. Aynı zamanda eğer siz bu koalisyonun bir parçası olacaksanız bu koalisyonun en önemli parçalarından bir tanesinin de PYD'de olduğunu bilmeniz lazım. Şimdi böyle maskaralıklarla, bayrağı oradan aldın falan. Bu maskaralıktan vazgeçeceğiz, yani toplumu kandırarak yani topluma yalan yanlış bilgiler vererek kısa süre götürebiliriz. İşte daha önce anlatmış olduğum düşürülen uçakla ilgili, 53 tane vatandaşımızın hayatını kaybettiği ile ilgili, çuval ile ilgili... Bütün bunlara baktığınızda AKP'nin bugüne kadar herhangi bir milliyetçi tutumunu görmüş değiliz.

Lale Özan Arslan: Az sonra iç güvenlik paketi ile ilgili çok sert geçen görüşmeler var Meclis Genel Kurulunda, özellikle Kobane eylemleri sırasında meydana gelen olaylar nedeni ile bu iç güvenlik paketinin çıkarılacağı iddia ediliyor ama görünen tabloda ortada. Bir yandan HDP'nin de konuya ilişkin sert tepkileri var. Nasıl bir bağlantı kurmak gerekiyor, hakikaten akla ve mantığa aykırı gelişmeler yaşanıyor.
Gürsel Tekin: Şunu çok net söylüyorum, CHP olarak biz güvenlikli bir ortamda yaşamak istiyoruz. En çok CHP muhaliflerin güvenliğe ihtiyacı var bunu herkesin bilmesi lazım. Bizim çok ciddi bir hazırlığımız var, inşallah önümüzdeki günlerde CHP tarihinde özellikle 1950'den sonra bütün ara dönemlere baktığınızda 228 tane CHP'li şehidimiz var, faili meçhul cinayetlerde hayatını kaybetmiş. Demek ki bütün ara dönemlerde en ağır bedel ödeyen siyasi partiyiz. Darbe döneminde, ara dönemde, karanlık dönemlerde çok ciddi bedeller ödemişiz. Bugün basın toplantısında da ifade ettim. Eğer evrensel kurallar içerisinde, kendilerinin de ifade ettiği Avrupa ülkelerinden Almanya'yı referans göstererek birçok ülkeyi referans gösteriyorlar. Diyoruz ki, hadi parlamentoyu bırakalım çünkü parlamentoda hiçbir şey müzakere edilmiyor. Şunu herkesin bilmesi gerekiyor bir merkezde paketleniyor ve AKP milletvekillerinin bile okuma fırsatı olmuyor. Bu paketlenip geliyor ve hükümette bypass ediliyor. Bakın bu sıkıyönetim yasasında hükümetin bile bilgisi yoktur daha sonra bilgisi olmuştur. Güvenlik kurumları dediğimiz, çok açık ve net söylüyorum. Burada Genel Kurmay neresinde, jandarma neresinde, emniyet neresinde aslında uygulaması gereken bu kurumlar bu meselenin neresinde olduğunu bilmiyoruz. İnanıyoruz, bu kurumlarda bu sıkıyönetim yasasına karşı olduklarını çok net bir şekilde biliyoruz. Kim bunu istiyor, bir odak istiyor. Niçin istiyorsunuz, efendim Kobane olaylarında şöyle olmuştu da... Bakın şunu açık söylüyorum bu sıkıyönetim yasasından en az etkilenecek şey PKK örgütüdür. Kim etkilenecek biliyor musunuz? Sivil toplum örgütleri, sendikalar, üniversite öğrencileri, hak aramak isteyen haksızlığa direnen yani Gezi Parkı gibi direnişlere kullanılması gereken bir sıkıyönetim yasasıdır. Sadece bu mu? Elbette sadece bu değil. Durmadan yalan söylüyor başbakan, efendim biz molotof kokteyli atanlar için, işte bonzai için... Bakın bonzai için molotof kokteyli için bu tür şeylerle ilgili hangi paketi getiriyorsanız gözü kapalı oy veririz. Şimdi buradan bonzai gösterip arkasında da neyin olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Diyorlar ki 13 yıldır kontrol edemiyorlar, çok komik, bir iktidar düşünün 13 yıldır çalmayla meşgul olmuş, yahu birazda yönetmeyle meşgul olun. Yönetmeyle meşgul olmuş olsalar efendim savcı paralel çıkıyor işte hakim başka bir şey çıkıyor, polis başka bir şey çıkıyor, devletin kurumlarını kontrol edemez haldeler. Geçen Davutoğlu'nun bir açıklaması var, beni de dinliyorlar. Bu kadar biçare kaldıysanız gerçekten yazık. Siz kendinizi dinleyemiyorsanız bizleri nasıl yöneteceksiniz, bu ülkeyi nasıl yöneteceksiniz? Böyle bir sıkıntıda ne yapmak istiyorlar, 81 İlin olağanüstü valilik dönemi vardı ya, 81 Vali'ye sadece Vali'ye değil ayrıca Kaymakamların tamamına hakim ve savcılar yetkisi verecekler. Mesela hırsız var dediğinizde kendinizi cezaevinde bulacaksınız. Düşünebiliyor musunuz geldiğimiz noktaya bakın. Herhangi bir kardeşimiz, bir kadınımız sokakta gezerken kapkaççılar tarafından çantasının çalınmış olduğunda hırsız var diyemeyecek. Hırsız var dediği zaman suç işlemiş olacak. Böyle bir paket olur mu?

Lale Özan Arslan: Pratikte yansıması bu olacak yani.
Gürsel Tekin: Elbette şu anda var, bu yasa ile daha yüksek düzeye gelecek ve Valiler, Kaymakamlar hakim ve savcı yetkisi ile donatılacak. Bunu herhangi bir demokratik ülkede kabul etmek mümkün değildir ve ilk kez kamuoyunun bilmesi gereken CHP, MHP, HDP çeşitli hemen hemen barolar, sivil toplum örgütleri, üniversiteler, AKP'li, CHP'li hukukçular ve en son da eski Cumhurbaşkanı Sayın Gül'de buna katıldı. Ciddi bir tahribat yaratacağını bunun mutlaka yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Hatta daha ileri giderek şunu da ifade etti. Daha önce yapılan polis yetkisi ile ilgili, vermiş olduğumuz yetkide çok ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldığımızı söyledi ve polis devleti anlayışının AKP'yi de koruyamayacağını ve bizi başka bir noktaya getireceği korkum var. Bu hiçbir zaman iktidarlara da yaramamış bir şey değildir. Bakın 7 Haziran'dan sonra bu çıkarmış olduğunuz bütün bu yasalardan dolayı çok pişman olacaksınız. Çünkü yol, su, elektrik olarak size dönebilir. Gelin bunu geçirmeyin.

    Pazar, 22 Şubat 2015 22:34

Bağlantılı Konular