"Yüce Divan konusunun milletin vicdanında kapanması mümkün değildir"

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin CNN Türk'te Şirin Payzın'ın yayın konuğu oldu.

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin canlı yayında, "Yasama, yürütme, yargı ayakbağıdır diyen Sayın Cumhurbaşkanının kendisidir. Yasama, yürütme, yargıya inanmayan, demokrasiye inanmayan bir kişinin yarın diktatör olmayacağını nasıl bilebilirsiniz" dedi, metal işçilerine selam gönderdi.

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin CNN Türk'ün canlı yayınında güncel gelişmeleri değerlendirdi ve Şirin Payzın'ın sorularını şöyle yanıtladı:

Şirin Payzın: Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri Gürsel Tekin bizimle birlikte bu akşam. Ana Muhalefet Partisinin Genel Sekreteri burada, muhalefet partilerinin temsilcileri burada…
Gürsel Tekin: İktidar nerede?

Şirin Payzın: İktidar nerede? Davet ettik katılmamayı tercih ettiler. Dolayısıyla onu da seyircilerimize sizin bu sorunuz vasıtasıyla aktarmış olalım. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuştu akşam saatlerinde ve kendisine MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın adaylığı soruldu. Orada şöyle bir ifade kullandı öncelikle. Bu tür dedikodularla fazla uğraşmayın dedi. Bundan daha önemlisi sonra yaptığı açıklama. Dedi ki, bu konuda birinci derecede karar merci Sayın Başbakandır, ben kanaatimi Başbakana söyledim, ne söylediğimde kendisinde gizlidir, saklıdır dedi ve bunun üzerine sosyal medya hareketlendi.

Nasıl okumamız gerekiyor? Burada seçeneklerimiz şunlar;

a) İstemiyor mu Cumhurbaşkanı böyle diyebilir miyiz? Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
b) İstiyor mu?
c)Başbakana mı bırakıyor?
Hangisi siz nasıl değerlendirdiniz?

Gürsel Tekin: Belki de Başbakan.

Şirin Payzın: Belki de Başbakan dedi Gürsel Tekin. Öyle mi düşünüyorsunuz?
Gürsel Tekin: Bilemiyoruz tabi yani kulislerde zaman zaman yazıldı, çizildi. O bizim işim değil. Onu AKP'ye soracaksınız.

Şirin Payzın: Muhakkak öylede tabi CHP'nin nasıl bu açıklamayı okuduğu önemli. Dolayısıyla siz böyle bir potansiyel görüyorsunuz Başbakan olması…
Gürsel Tekin: Ama çok yazıldı çizildi. Yani bu sadece duyumun ötesinde Sayın Erdoğan'ın baştan beri çok arzu ettiği bir isimdir. Büyük olasılıkla eğer siyasete girecekse Başbakan olabilir.

Şirin Payzın: Gürsel Bey, Hüseyin beyin söylediği önemli bir şey var. Şimdi diyor ki, ben burada bir ayrışma başladığını, bunu AKP'yi yakından izleyen hem gazeteciler, hem de AKP milletvekilleri reddediyorlar ve diyorlar ki işte buradan medet umuyor muhalefet partileri. İlla da biz çatlayalım ki onlarda bundan bir başarı çıkarsınlar. Bu böyle olmayacak diye hatta Hüseyin Yayman defalarca yazdı. Gerçekten bu medet umduğunuz bir durum mudur? Size soruyum size getirilen eleştiri bu yönde olduğu için ve katılıyor musunuz Hüseyin Beye?
Gürsel Tekin: Valla hiç de umurumuzda değil. Yani AKP içerisindeki bir çatlak ya da uyuşmamazlık bizim ilgi alanımız değil. Ama bunu çok merak edenler varsa istiyorsanız fotoğrafları gösterebiliriz. Yani çatlağın hangi boyuta geldiğini Sayın Cumhurbaşkanının biliyorsunuz bu 4 bakanla ilgili oylamadan önce bütün AKP milletvekillerini kaçak saraya çağırıp kaçak sarayda nasıl davranacakları ifade etmiştir. Yine keza Sayın Davutoğlu hepimizin hatırlayacağı gibi bütün bu olup bitenlerden çok rahatsız olduğu için tam da İslami jargon içerisinde kardeşimde olsa kolunu keser atarım ifadesini kullanmıştı.

Bu şu demekti; bütün gazetelerde ve kulislerde de konuşulan şuydu; evet asgari iki ya da üç tane bakan yüce divana gidecek denilmişti. O saate kadar komisyonun ertelenmesi, ayın 5'ine alınması bütün bunlara baktığımızda şimdi şöyle bir durum var. Yani burada gazeteci arkadaşlarımızda var Kemal beyde çok iyi biliyor, Şükrü beyde bilir.

Şimdi sözkonusu AKP olunca AKP içerisindeki kulisleri yazmak çok zordur. Çünkü ağır bir bedel ödüyorsunuz. Ama sözkonusu CHP, MHP, BDP'yse her şeyi yazabilirsiniz. İleri, geri yazabilirsiniz. Ben o akşam orada İstanbul milletvekilinin yüksek sesle ne söylediğini gözlerimle gördüm. Benim dışımda 10 tane gazeteci gördü. Ama bekledim ki ertesi gün acaba birisi yazacak mı? Hiç kimse yazamadı.


Şirin Payzın: Ne söyledi?
Gürsel Tekin: Yani o ifadeleri yani çok ayıplı ifadelerdi. Yani niçin biri ya yanlış yapıyorsun, işte şöyle oyunu kullan. Ama ona rağmen 58 tane insan oy kullandı. Şimdi bütün bunlara baktığımızda bütün bu baskıya rağmen, köşkün baskısına rağmen, basının, medyanın baskısına rağmen bütün gazetelerin manşetlerini gördünüz. Ona rağmen 58 tane insanın vicdanlı davranmasını ben çok anlamlı buluyorum. Kavga etsinler istemiyoruz. Ama içeride çok ciddi kavganın olduğunu hepimizin bilmesi lazım.

Bizim burada bir medet falanda umduğumuz yok. Bizi de ilgilendiren bir mesele değildir.

Şimdi Sayın Hakan Fidan meselesine gelince, şuanda devletin en önemli kurumunda görev yapıyor. Gerçekten kulislerde bu meselelerin konuşulması bile apayrı bir sorundur. Eğer gerçekten böyle bir şey varsa derhal istifa edip, o makamı bırakıp siyasete girmesi lazım. Biliyorsunuz daha önce 2007 yıllarında benzer olaylarda Sayın Erdoğan'ın sık sık kullandığı cüppeni çıkar siyasete gir kurumların başındaki insanlara. Şimdi bende diyorum eğer gerçekten öyle bir şey varsa uzun süredir tartışmalı konu. Çünkü devletin kurumu 76 milyon insanın güvencesi gibi gördüğü bir kurumda bir siyasal düşünce varsa bence Sayın Hakan Fidan’ın da bu konuda karar vermesi lazım.


Şirin Payzın: İstifa etmelidir diyorsunuz?
Gürsel Tekin: Elbette tabi ki yani. Bu tartışması bile apayrı bir şey.

Şirin Payzın: Dolayısıyla ben kararımı söyledim ya da ne düşündüğümü söyledim dolayısıyla Başbakanda saklıdır meselesinin de…
Gürsel Tekin: İstiyorsanız köşkteki fotoğrafları da gösterebilirim. AKP grup da parça parça köşke çağrılıp nasıl oy kullanılacağıyla ilgili. Bütün bunlara baktığımızda şunu da bakın çok önemli bir oylama var orada. Nedir oylama? Darbeye karşı bir direnç göstereceksiniz. Başbakan nerede? Nerede Sayın Davutoğlu o gün? Yani şöyle bir şey olsa amenna diyeceğiz ki, günler çok rastlantılı oldu. Kaldı ki, istediğiniz günü tespit edebiliyorsunuz ve muhalefet olarak bizler 24 saat önce haberimiz oldu. Hangi günün toplanıp, hangi günün oylanacağının da kararını veren yine iktidarın kendisidir, hükümetin kendisidir. Sayın Başbakanın o gün oraya gelmemesi bile apayrı anlamlı bir iştir diye düşünüyorum.

Şirin Payzın: Dolayısıyla o noktada da ayrıştılar diyorsunuz.
Gürsel Tekin: Bu meselede de ayrışmamak apayrı bir tartışma olur. Yani insanların vicdanlarının kabul edeceği bir iş değildir. Bu kadar bariz, bu kadar ortada önemli belgelerin, bilgilerin olduğu organize bir yolsuzluğun karşısında insanların 60 tane, 58 tane insanın vicdanlı davranması hem demokrasi açısından, hem AKP açısından çok önemsiyorum ben.

Şirin Payzın: Bir konuyu kapatıyoruz diğer konuya geçiyoruz. Daha İslamo fobiyi tartışmadan anayasaya geçtik, başkanlık sistemi birazdan konuşacağız ama sizce bu yüce divan meselesi gerek AKP içinde, gerek AKP dışında, gerek mecliste, gerek meclis dışında kapanmış bir dosya mıdır?
Gürsel Tekin: Asla kapanmaz.

Şirin Payzın: Neden?
Gürsel Tekin: Birincisi şu; yani devletin vicdanında kapanması mümkün değildir. İkinci milletin vicdanında bunu kapatmanız mümkün değildir. Bizim söylemiş olduğumuz bugün tartışılan yüce divan meselesi dediğimiz mesele münferit bir yolsuzluk değil. Bir hükümetin bakanlar kurulunun 3/1’i organizeli devleti soymuş. Bütün bunlara baktığımızda bunlar böyle bir paralel yapıydı, işte şuydu buydu deyip kapatılacak işler değildir. Bunların bütün belgeleri, bilgileri hepimizde vardır. Bunları hiç kimse kapatamaz.

Şirin Payzın: Bank Asya meselesini de bağlayarak ilk tepkileri almak isterim. Gürsel Bey.
Gürsel Tekin: Sayın Cumhurbaşkanı defalarca beyan verdi. Yani bu bankaya mutlaka el konulmalı. Herhalde biraz Sayın Ali Babacan'ın direnciyle uzamıştı galiba. Herhalde bu gecede son noktayı koymuşlar ama niye %63 onu çok merak ettim %100'ü değil.

Tabi iktidarın kendisine dert edinmediği şeyi biz kendimize dert edinmişiz. Bir başkanlık sistemi. Evet yeni bir anayasa, evrensel kurallar üzerinde bir anayasa konusunda her türlü tartışmaya varız. Ama bir başkanlık sistemimi tartışmamızı son derece abes buluyorum. Şundan dolayı, iktidarın kendisi işte daha dün Sayın Arınç gündemimizde başkanlık sistemi yok dedi. Başbakanın gündeminde başkanlık sistemi yok. Asıl tartışmamız gereken güvenlik yasası. Yarın bir güvenlik yasası çıkıyor. Tam bir sıkıyönetim yasası, konuşmamız gereken.

Yine keza uzun süredir toplumun beklentisi olan kamuda şeffaflık yasası. Niye bunları konuşmuyoruz. Yani olmayan bir şeyi niye tartışıyoruz? Mesela iktidar diyor ki biz gündemimizde başkanlık sistemi yok.


Şirin Payzın: İktidar öyle diyor ama Cumhurbaşkanı öyle demiyor. Başkanlık sisteminin tartışılmasını istiyorum diyor.
Gürsel Tekin: İktidarda bize dedi ki, muhatabınız biziz. Sayın Davutoğlu dedi ki, ben muhatabım Cumhurbaşkanını muhatap almayın.

Şimdi bizde ısrarla Başbakan bu konuda ne diyecek? Başbakanın hükümet sözcüsü çok net bir şekilde gündemimizde yok dedi. Bizim tartışmamız gereken yarın güvenlik yasası çıkıyor. Yani sıkıyönetim yasası.

Yasama, yürütme, yargı ayakbağıdır diyen Sayın Cumhurbaşkanının kendisidir. Yasama, yürütme, yargıya inanmayan, demokrasiye inanmayan bir kişinin yarın diktatör olmayacağını nasıl bilebilirsiniz.


Şirin Payzın: Sizin söylediğiniz yere zaten şöyle geleceğiz. Bugün Selahattin Demirtaş’ın önemli bir açıklaması oldu. Dedi ki, 3 muhalefet partisi bir araya gelsin ve bu yasayı çıkarmayalım dedi ve dolayısıyla artık muhalefet yapma biçiminin de biraz değişmesi gerektiğini söyledi.
Gürsel Tekin: Sayısal gücümüz yetmiyor ne yapacaksınız yani?

Şirin Payzın: Biraz önce bahsettiğiniz mesele yani işte Cumhurbaşkanının anayasaya dışı davranışlarının karşısında kenetlenmesi gereken bir muhalefet var.
Gürsel Tekin: Bu denendi biliyorsunuz. 4 bakan oylamasında 3 siyasi parti gerçekten en üst sayıda katıldılar. Ama sonuç itibariyle parlamentoda sayısal rakama bakacaksınız. Yani onun ötesinde fazla…Bakın can alıcı, demokrasi, özgürlük diyoruz. Gelin burada bir çağrı yapalım. Üç tane siyasi parti temsilcisi varız. Demokrasinin önünde önemli engellerin bir tanesi siyasi partiler yasası. Hemen bunu kaldıralım. Bugün dünyada uygulanan, batıda uygulanan sistemi getirelim.

İki; %10 barajı bir pranga gibi. Yarın Türkiye’de olası HDP barajı aşamazsa çok ciddi krizle karşı karşıya kalacağımızı bilmemiz lazım. Şöyle bir şey olabilir mi…


Şirin Payzın: Niye bunu bir mesele haline getirmedi?
Gürsel Tekin: En büyük mesele haline getiren biziz.

Şirin Payzın: Madem baraj bu kadar sorun neden bu ha işte kaldırılmadı deyip başka meselelerle gidiyoruz. Hakikaten merak ediyorum. Neden büyük bir olay haline gelmedi bu barajın kaldırılması mesela?
Gürsel Tekin: 2011 yılında ilk bizim vermiş olduğumuz tekliflerin bir tanesi %10 barajı. %10 barajı aynı zamanda Kemal beyde hatırlayabilir 90'lı yıllarda, 80 küsur yıllarda da hani bir deyim var ya insanlar cehennemi görmeden cennete inanmaz. Daha çok %10 barajın kaldırılmasını arzu eden başta Sayın Bülent Arınç, Sayın Abdullah Gül. O dönem çünkü barajın altındaydılar. Ama ne yazık ki çok enteresan bir şey geliyorlar o koltuğa ebedi kalacaklar gibi düşünüyorlar. Biz 3 tane teklifimiz var. %3, %5, %7 hiç fark etmez. Bir siyasi parti kapıdan girmesi gerekirken sürekli niye bacadan sokmaya çalışıyorsunuz?

Şirin Payzın: Şimdi öncelikle seyircilerimiz diyorlar ki, görüyor musun bak yine sen muhalefeti eleştiriyorsun çünkü hükümeti eleştiremiyorsun. Oysa insanların muhalefetten güçlü bir beklentisi olması kötü bir şey midir, iyi bir şey midir? Yani muhalefeti eleştirmek birazda ya daha iyisini sizden bekliyoruz demek değil midir? Yani bu konuda fazla alınganlık gösterdiğinizi, gösterdiğini düşünüyor musunuz seyircilerimizin?
Gürsel Tekin: Önce şuradan başlayım. Biraz önce siz söylediniz işte…

Şirin Payzın: Benim nereden geldiğimi sormuştunuz Berlin'den geldim.
Gürsel Tekin: Berlin'den geldiniz. Yarın bütün Alman gazetelerine bakın Alman gazetelerinde eleştiri varsa hükümete eleştiri olur. Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde uygulamalardan muhalefete eleştiri olmaz. Böyle bir şey yok. Türkiye'de böyle bir alışkanlık haline gelmiş. Efendim iktidar her şeyi güzel yapıyor, muhalefet kötü.

Buradan şuraya gelmek istiyorum. Medyanın şöyle bir alışkanlığı oluştu. İktidarı eleştirmek biliyoruz doğrudur, haklısınız, gerçekten bugüne kadar çok ciddi ağır bedeller ödendi. Birçok insan işinden edildi, birçok patron tecrit edildi. Bunların hepsini biliyoruz. Ama bütün buna rağmen asgari düzeyde muhalefetle iktidarı en azından dengeleyebilecek haberlerin yapılması lazım. Mesela Salı günleri…


Şirin Payzın: Moderatörüm ama bu konuda size şöyle katılmıyorum. Siz burada diyorsunuz ki, medyaya baskı ve engel olduğu için. Hayır AKP'yi eleştiremediğimizden değil, en azından CNN için konuşabilirim. Biz burada hükümet eleştirisi de yapıyoruz. Hükümeti eleştirenleri de çıkarıyoruz. Ama burada muhalefeti konuşmanın başka bir anlamı daha yok mu? CHP neden %20'nin üzerine çıkamıyor sorusunun cevabını aramak CHP'li seçmeninde aynı zamanda sizi savunmak değil midir? HDP'nin stratejisinin doğru olup olmadığının tartışılmasını sağlamak HDP'li seçmene bir borç değil midir? MHP bugün kilit partiyse neden kilitliği %15'te kalıyor da niye %35'lere çıkmıyor? Bunu sormakta bir kamuoyu borcu değil midir?

Şöyle bir şey olabilir mi? Tamam biz o zaman hiç muhalefete dokunmayalım siz %20'de kalın, siz 15'te kalın, siz 9'da kalın.
Gürsel Tekin: Şöyle yapalım haftaya 4 siyasi partiyi çağırırsınız 4 siyasi parti bugüne kadar böyle bir olanak, bir imkan verilmedi ki. CHP'nin ya da MHP'nin, HDP'nin projeleri nedir, hangi projeler? Bu fırsatlar olmadı. Haftaya çağırın biz CHP olarak…

Şirin Payzın: Çağırıyoruz zaten.
Gürsel Tekin: Ama konuşulmuyor. İnanın son 4 yıla baktığınızda siyasi partilerin kendilerini ifade edebileceği, projelerini ifade edebileceği bir imkan, alan olmuyor. Geliyoruz ya başkanlık sistemi tartışıyoruz, ya paralel yapıyı tartışıyoruz, ya gereksiz, lüzumsuz Türkiye'nin bir türlü gerçek gündemine dönebilmiş değiliz.

Bakın geçen gün Adalet Bakanlığının hazırlamış olduğu bir rapor var. Aslında çok dramatik ve tartışılması gereken. 165 bin insan cezaevinde yatıyor. 200 bin insanın cezası kesinleşmiş cezaevi olmadığı için içeri alamıyorlar. Buraya baktığımızda %90'ı ne yazık ki yoksul vatandaşlarımız. Ve çok hafif şeyler var. Mesela orada kısmi affın mutlaka çıkması gerekiyor. CHP olarak biz bugüne kadar vatandaşın lehine olabilecek bütün kararlarda zaman zaman iktidarın yanında da olmuşuz. Örneğin AB yasalarının tamamına baktığımızda CHP hepsini desteklemiş. Şimdi bütün bunlara baktığımızda vatandaşın Türkiye’nin çıkarlarına olan yasaları mutlaka desteklemişiz. Ama böyle ceberut sıkıyönetim yaratacak, işte adına özel güvenlik yasası şeyleri de elbette biz buna da geçit vermeyeceğiz.

İktidarın Ortadoğu bataklığına bir türlü eleştiri gelmiyor. CHP olarak biz kendimizi sorumlu hissederek üç tane ülkeyi ziyarete gittik. Bir tanesinde bende vardım bu Irak ziyareti. Suriye, Irak, Mısır hatta arkadaşlarımız birkaç Ortadoğu coğrafyasındaki ülkeleri de ziyaret ettiler. Sayın Genel Başkanımız çok ciddi bir sorumluluk hissederek arkadaşlarımızın bütün bu görüşmelerini bir rapor halinde dönemin Dışişleri Bakanı bugünkü Başbakana gönderdi. Doğrusu belli ki bu raporların hiçbirisi açılmış, incelenmiş değildir. Bu raporlara bakılmış olsaydı bugün AKP bu Ortadoğu çamurunun içinde bocalamış olmamış olacaktı. Kesinlikle bunlara bakılmış değildir.

Şimdi baktığımızda bu Arap baharı coğrafyası dediğimiz ve Sayın Eski Başbakan kendisi de ifade etti Ortadoğu eşbaşkanı olacağım demişti. Ortadoğu’daki bu kanamalı coğrafyanın tek mimarı AKP iktidarıdır. Bunu öncelikle tespit edelim. Sadece böyle Eset, niye mesela şimdi Suriye meselesini hiç konuşmuyor, hiç ağzına almıyor. Sürekli Eset Eset diye niye ağızlarına almıyorlar? Alamazlar buna emin olun. Mısırla ilgili yine alamayacaklar. Tecrit edilmiş bir Türkiye’yi düşünün yanlış dış politika sonucu bu noktaya geldi. CHP önlerini açmak istedi ama olmadı. Şundan herkes emin olabilir 2015 yılında CHP iktidarıyla çok kısa süre içerisinde sadece Türkiye'nin iç barışı değil, aynı zamanda Ortadoğu’nun iç barışının da mimarı CHP olacaktır.


Şirin Payzın: Hükümetin daha fazla demokratik olması için zorlamıyor tespiti sizin açınızdan nasıl?
Gürsel Tekin: Son derece bir hak arama eylemini böyle tarif ederse hangi demokrasiden bahsedebilirsiniz? Ne vardı Gezi Parkı'nda Allah aşkına? Bu talan edilen İstanbul'a direnç göstermek ne zamandan beri sizi rahatsız etmiştir Allah aşkına?

Kaç genç öldürüldü? 9 tane gencecik çocuk öldürüldü. Bir tane 14 yaşındaki çocuğa başınız sağolsun demeyen bir iktidara siz nasıl eleştiri yapmazsınız Allah aşkına. 14 yaşındaki çocuğa çıkıp ona terörist dediler. Şimdi böylesi bir iktidara demokrasi memokrasi. Demokrasi gibi bir özlemleri yok, dertleri yok. Zaten onları rahatsız eden yarım yamalak var olan demokrasi, özgürlük bunu da ortadan kaldırmak için işte yarın gelecek taslakta onun için.


Şirin Payzın: Seçim ittifakı herkes bunu soruyor. CHP neden HDP'yle seçim ittifakı yapmıyor diye? Hiç aranızda bir konuşma oldu mu?
Gürsel Tekin: Hiç öyle bir ittifak beklentimiz yok, öyle bir şey de sözkonusu değil. HDP kendisi girecek ve bu baraj ayıbından kurtulması gerekiyor. Bu bir demokrasi ayıbıdır. CHP olarak bu demokrasi ayıbının önüne geçebiliriz. Biz hazırız, iktidar hazırsa hemen barajı indirebiliriz ve Selahattin beyin almış olduğu oylara baktığımızda geçen yani 2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminde %3,5 AKP'den oy almıştır. Bunu da bütün belgeleriyle tespit edebilirim.

Şirin Payzın: CHP olarak siz aşabileceklerini düşünüyor musunuz?
Gürsel Tekin: Ben kişisel olarak aşabileceklerine inanıyorum. Çünkü 2014 verilerine baktığımızda da bunu çok somut bir şekilde gösteriyor. Örneğin Bağcılar'da oylarını 3 kat artırmışlardır. Kadıköy'de oyları azalmış. Zaman zaman gazetelerde, televizyonlarda belli ki bilgi eksikliğinden dolayı birçok gazeteci arkadaşlarımızda işte HDP CHP’den oy alıyor. Kesinlikle böyle bir şey sözkonusu değil. Bütün verilere baktığımızda AKP'den oy alıyor ve önümüzdeki dönemde de özellikle güneydoğu coğrafyasında bütün bu barajdan kaynaklı AKP'ye oy veren insanlar HDP'ye oy verecektir.

Şirin Payzın: Sürem bitti, sabaha kadar konuşabiliriz hiç benim sorun değil ama.
Gürsel Tekin: Çok kısa bir şey söyleyebilir miyim? Direnen metal işçilerine selam yolluyorum. Acaba hangi gerekçeyle bakanlar kurulu böyle bir karar aldı? Bakanların bir kısmı da burada olmadığı halde. Ne milli güvenlik biz savaşa mı giriyoruz? İnsanların en meşru haklarına tahammül edilmiyorsa nasıl biz bu iktidara güveneceğiz. Bunun demokrasisine, özgürlüğüne güveneceğiz. Ama helal olsun dirençlerini sonuna kadar destekliyoruz.

Anahtar Kelimeler
    Salı, 03 Şubat 2015 23:11

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica