"Dün gece oylanan 4 eski bakan değil, Tayyip Erdoğan'ın kendisiydi"

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin Halk TV'nin canlı yayını "Seçim Güncesi"nde Ünsal Ünlü'nün sorularını yanıtladı.

Ünsal Ünlü: Sevgili izleyiciler günaydın Halk TV ekranlarına bir kez daha hoşgeldiniz. Dün Türkiye tarihi bir oylama yaşadı TBMM Genel Kurulunda. Oylamanın sonucu üç aşağı beş yukarı tahmin ediliyordu ama sadece sonucu oylamaya giden süreçte, yani o sürecin içindeki AKP'den gelen fireler herhalde bu partiyi en yakından tanıyanlar, en bilenler için bile son derece büyük sürpriz oldu. Dünkü oylama bu anlamıyla tekrar yorumlanmaya, tekrar analiz edilmeye muhtaç. O yüzden dün gece oylama çok geç saate kadar sürmesine rağmen sağolsun dün söz vermişti bize ve bu sabah kırmadı bizimle birlikte Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri Sayın Gürsel Tekin bizimle. Hoşgeldiniz, günaydın.
Gürsel Tekin: Hoşbulduk, günaydın, iyi yayınlar diliyorum.

Ünsal Ünlü: Çok teşekkür ediyorum. Hakikaten çok yorucu bir gündü çünkü dün. Ama sanırım sizde katılırsınız bu gerçekten üzerinde konuşulması gereken neticeler çıktı. Şimdi çok kısaca şunu söyleyeyim. Fireleri üç aşağı beş yukarı en az fire 14 destek oyuyla Erdoğan Bayraktar’a, en fazlası 48 oyla Egemen Bağış’a, 43 oy Muammer Güler’e, 38 oy da Zafer Çağlayan’a yani AKP sıralarından yüce divana gönderilmesine gerek var oyu bunlar. Tabi şunu da eklemek sanırım…
Gürsel Tekin: Aslında o sayıyı nasıl buldunuz ama bana göre o sayı 50’nin üstünde.

Ünsal Ünlü: Şöyle; bunun üzerine bende şimdi onu söyleyecektim. Mesela 2 kişiyi daha eklemek gerekiyor bunlara. Çünkü meclis başkanının oy hakkı yok, birde oturumu yöneten meclis başkanvekili de katılmıyor. Yani bunlar 50 civarında diye düşünülebilir.
Gürsel Tekin: Doğru.

Ünsal Ünlü: Siz öncelikle nasıl değerlendiriyorsunuz? Mesela siz tahmin ediyor muydunuz bu kadar fire olacağını?
Gürsel Tekin: Doğrusu kulislerde çok konuşuluyordu. Yani ben güvenilir bir AKP'liyle de konuştum kulislerde sonuç ne olur? Bizde ortalama 8 - 10 kişi fire verebilir dedi. Şuna dayalıydı, aslında dün gece oylanan bu 4 bakan değildi. Dün oylanan Tayyip Erdoğan'ın kendisiydi. Bütün bu meselede kendisini kalkan eden, hatta 4 gün önce AKP milletvekillerini, grup başkanvekillerini kaçak sarayda toplayıp çok net bir şekilde bu Egemen'in oylanması ya da Ahmet'in, Mehmet'in oylaması değildir benim oylamamdır. Bu konuda herkes tavır koymalı. Buna rağmen yani Tayyip Erdoğan'ın oylanmasına rağmen 50 tane AKP'de fire çok önemlidir, çok manidardır. Aslında bu uzun uzun analiz edilmesi gereken bir olaydır. Yani ilk kez bütün baskılara rağmen yani sadece siyasi baskı değil, aynı zamanda belli kurumların devlet kurumlarının da markajında olan insanların 50 tanesinin net bir şekilde tavır koyması son derece manidardır ve her şeye rağmen onları da kutluyorum 50 kişiyi.

Ünsal Ünlü: Peki Gürsel bey şöyle; şimdi ilk başta konuşulan hep şuydu, yaklaşık 73, 74 kişi AKP'de 3. dönem kuralına takılan yani 2015 seçimlerinde tekrar milletvekili adayı olmayacağı parti tüzüğüyle de belirlenmiş milletvekili var. Bu fireyi sadece bu 3. dönem kuralına takılanlarla açıklamak mümkün mü sizce?
Gürsel Tekin: Hayır kesinlikle katılmıyorum. Şundan dolayı; çünkü burada fire yani önümüzdeki süreçte 3. dönemini bitirecek insanlar için makamlar hazır, ayrılmış ve hiçbir şey olmazsa işte görüldüğü gibi bugün Türkcell dediğimiz Türkcell’de şuanda 4 tane eski AKP'li bakan yerleştirildi. Şimdi bir milletvekilinin maaşı 11 bin lira. Türkcell’de yönetim kurulu üyesi olacaksınız 30 bin dolar maaş alacaksınız. Şimdi onun için ya hadi biz dönemimizi bitirdik işsiz güçsüz kalacağız, burası bir siyasi parti değil burası bir proje, bir holding. Kimse çaresiz değil. Buradaki 50 kişi sadece bu dosyaları, bu yolsuzlukları 17 Aralık - 25 Aralık değil, AKP'nin gidişatına da dur diyebilecek 50 kişinin iradesidir burada. Yani kısacası şöyle söyleyebilirim, hani bir deyim var ya sararan armut dalda durmaz. Yolsuzluğa bulaşmış bir iktidarın ayakta durması mümkün değildir. Çürüme başlamıştır, önümüzdeki günlerde de ben daha farklı sürprizlerde bekliyorum.

Ünsal Ünlü: Şimdi bunun üzerinde uzun uzun analize muhtaç dediniz ya bende aynı şeyi düşünüyorum. Bir kere herhalde şu konuşulmalı. Dün orada tepki gösterilen, böylede bir görüş var işte Egemen Bağış özelinden mesela. Başbakana danışmanlık yaptığı dönemden beri bir takım milletvekilleriyle sıkıntılı olduğu gibi şeylerin üzerinden konuşuluyor. Bakanlara mı, yoksa yolsuzluğa mı, yani yolsuzluk yapıldığına ilişkin inancamı hangisine oy verildi sizce?
Gürsel Tekin: Şimdi bir kere şunu söyleyebilirim. Yani şu AKP grubunda 314 tane milletvekilinin asgari 300 tanesi bu yolsuzluğun net olduğuna inanmış vaziyette. Bunu hepimizin bilmesi lazım. En az 300 kişi. Hiç kimse inkar etmiyor bunu. Dikkat ederseniz hiç kimsede şunu demiyor, hayır biz çalmadık, çırpmadık, yolsuzluk yapmadık demiyor. Bir tek argümanları var paralel yapı. Paralel yapı, darbe. İyi kardeşim tamam hadi lanet olsun buna darbe diyelim. Biran sizin dediklerinizi doğru varsayalım. İki; paralel yapı size tuzak kurdu onu da doğru varsayalım. İyi de bu para kasaları ne oldu? Kolunuza kim saati soktu kardeşim? Kupon arsaları kim size tahsis etti?

Şimdi bütün bunlar ortada. Ortada olmazsa bunlar sadece bir yazıya dayalı bir şey olsa amenna deriz ki ya biri oturmuş savcıda olabilir, poliste olabilir düzmece rapor tutmuş, bu düzmece raporla işte savcıda yasadışı bir iş yapmış diyebiliriz. Ama kameralar var, para trafiği var. Bütün para trafiklerini görüyorsunuz. Kaçak altın geliyor. Kaçak gelen altını, şimdi birde tabi hırsızlar birbirine çok güvenmezler. Bu böyledir yani. Bütün bizi izleyen hırsızlarda bilir. Doğal olarak fıtratında hırsızlık olduğu için herkesi hırsız gibi görür. Son derece doğaldır. Bu para trafiklerindeki şey birde içlerinde ciddi sıkıntılarda yarattı. Sen ne kadar aldın, ben ne kadar aldım, o da daha fazla almış ben niye az aldım. Bütün bunlarda gün yüzüne çıktı.

İkincisi en önemlisi biliyorsunuz bir bakan görevlendirilmişti salma para toplayacaksınız. Yani işadamlarından rüşvet para alacaksınız. Mafya yöntemiyle ben sana işte şu arsayı tahsis ettim, şu arsadaki imar uygulamasında sen 1 milyar dolar kazandın, sen bir 100 milyon dolar vereceksin kardeşim. Ve bu paralar toplandı, hatta bir kısım işte sözde işadamı yani haramzade işadamları milletin anasına da küfeden işadamları bunların paralarının bir kısmını da aracılar çalmış. Yani böyle enteresan bir hırsızlık ağıda dolaşıyor. Parlamentodaki milletvekillerinin tamamı bu 4 bakan ve bu 4 bakanın dışında birçok bakan, bakan çocuklarının yolsuzlukların içinde olduğunu çok net bir şekilde biliyor. Ama maalesef yukarıdan bir talimatla hayır kardeşim bu hırsızlıkta olsa bunu sahipleneceksiniz diyen bir irade olduğu için bir kısmı, önemli kısmı buna sahip çıktı.

Ama şunu diyebilirim, 50 tane AKP milletvekili kamuoyuna şu mesajı vermiştir. Evet bu 4 tane bakan yolsuzluk yapmıştır, biz hiç kimse her türlü baskıya rağmen biz vicdanımıza göre oyumuzu kullandık demiştir.


İki; AKP'nin bugüne kadar şimdi akşamdan itibaren, bugünden itibaren göreceksiniz şimdi o yalama haramzade televizyonlara çıkacaklar. Onlarında şeyleri var. Şimdi birde merkez medyadan komiserler yerleştirmişler ondan haberiniz var mı?

Ünsal Ünlü: Yani bazılarını tabi biliyoruz, görüyoruz.
Gürsel Tekin: İsimlerini de söyleyebilirim hiç kimseden korkumuz yok. Orada da komiserler yerleştirmişler o komiserler denetliyorlar yani kim çıkacak, kim çıkmayacak, hangi program olacak, hangi programa hangi siyasetçiyi çağıracağız bütününe onlar karar veriyor. Üç tane kusuruma bakmasın merkez medyadaki televizyonların rezaleti bu boyutta. Hiç kimsede öyle bize geçen gün ben burada biraz öncede size söyledim. Yani bir şirketi de aradım önümüzdeki süreçte bir araştırma önergesi vereceğiz herkes ayağını denk alacak. Onun bunun parasını, ona buna peşkeş çekerek ben sözde işadamıyım. Böyle bir şey yok, böyle bir işadamlığı olmaz. Televizyonlarınızı yalama insanlara teslim etmişsiniz, onlarda oradan çıkıyorlar ona buna hakaret ediyorlar.

Şimdi çıkacaklar akşam diyecekler ki bunlar bakan her şeye rağmen AKP’de de demokrasi işliyor. Akşamdan itibaren tek ses. Aynı adamlar işte paralel. Hani paraleldi? Hangi paralel kardeşim, hangi darbe? Eğer bu 50 tane milletvekilini ikna edememişseniz ana muhalefet olarak, millet olarak, vatandaş olarak kimi ikna edebilirsiniz? Ben 50 milletvekilini Türk demokrasisi açısından hayırlı iş yapmıştır. Önümüzdeki günlerde daha farklı hayırlı iş bekliyorum.


Ünsal Ünlü: Şimdi şöyle bir şey var. Az önce söylediniz doğru benimde tahminin o. Bugün muhtemeldir ki işte parti içi demokrasi işledi, herkes özgür iradesiyle oy kullandı falan denecek ama dün parti adına çok sık özellikle sosyal medya üzerinden duyurular yapan eski gazeteci bir milletvekili içimizdeki ihanet şebekesi olarak tanımladı.
Gürsel Tekin: Doğru.

Ünsal Ünlü: Ama burada ihaneti de yeniden tanımlamak gerekmiyor mu o zaman?
Gürsel Tekin: Doğru şöyle; işte bu grup toplantısını yani ak saraydaki toplantıda çok net bir şekilde tamda Şamil Tayyar’ın ifadesiyle bu ifadeler kullanılıyor. Ya benimsin ya toprağınsın Orhan Gencebay’ın dediği gibi. Buna karar verecek. Şimdi bu 50 tane insanın tekrar orada barınması mümkün değil onu söyleyeyim. Bu 50 insan sadece bu 4 bakana tavır koymuş değildir. Yani olayı sadece getirip bu yolsuzluklar var mıydı, yok muydu, yüce divana gitsin mi, gitmesin mi değil? Zaten yüce divana yolsuzluk olduğunu herkes biliyor. Baştan Davutoğlu dahil olmak üzere. Çünkü Sayın Davutoğlu’da çok net bir şekilde söyledi. Sayın Davutoğlu vicdanen rahatsız olduğu için yurtdışına gitmek zorunda kaldı.

Ünsal Ünlü: İngiltere'deydi dün.
Gürsel Tekin: Evet. Yani biliyorsunuz bu günler sürpriz günler değil. Salı olmazdı Perşembe olurdu, Perşembe olmazdı bilmem ne olurdu. Her şey onların elinde. Ama Davutoğlu kendisine program koydu. Çünkü bu rezalet kaldırılabilecek bir rezalet değildi. Kendisinin de kamuoyunda bir sözü var. İşte kardeşimde olsa kolunu keserim falan. Kol kırıldı yen içinde kaldı. Bu hayırlı bir iştir. Önümüzdeki süreçte 50 tane milletvekilinin bir ihanet şebekesi olarak tanımlanan bu 50 tane vekilin AKP’de barınması mümkün değildir. Büyük olasılıkla yeni bir siyasette bir yol haritası önümüze gelebilir.

Ünsal Ünlü: Dün gerçekten çok ilginç şeyler özellikle sosyal medya üzerinden ilginç yazışmalar AKP'nin kamuoyunun da yakından tanıdığı eski milletvekili Hakan Şükür kendisinin sırasına Torinolu hoş geldin yazası koymuşlar. O da şöyle; bende size hırsız severler hoşbulduk desem hoşunuza gider mi diye ilginç şeyler oldu ama herhalde şunu konuşmamız lazım. Dünden akıllarda kalan en önemli noktalardan biri, Erdoğan Bayraktar eski Şehircilik Bakanı. Meclise geliş sırasında gazeteci arkadaşlara, dün bende oradaydım kulisleri dolaşırken. Aslında konuşmak istiyorum, hani konuşacak mısınız, söz hakkınızı kullanacak mısınız sorusuna konuşmak istiyorum ama yakın çevrem, arkadaşlarım konuşmamanın daha iyi olacağını telkin ettiler. Beni sevin sevilmeye ihtiyacım var demiş. Neden bir siyasetçi, şimdi sizde yıllardır siyasetin içindesiniz. Parti teşkilatının da en altından gelen bir insansınız ayrıca. Hani siyasetçi gerçekten sevilmeye ihtiyaç duyar mı? Nasıl bir ruh halidir sizce bu?
Gürsel Tekin: Elbette her insan duyar. Sadece siyasetçi için geçerli bir kavram değildir. Hepimiz insanız, insan doğasında var.

Ünsal Ünlü: Ama siyaset işle ortada olan bir şeydir sonuçta.
Gürsel Tekin: Siz eğer sevilmek istiyorsanız bir kere bütün bu rezaletlerin dışında olacaksınız. Hiç kimse bakın farklı ideolojik yapıda olabilirsiniz, insanlarımız çok merhametlidir, çok namusludur, çok sevecendir. Eğer sizin namuslu oluşunuza inanıyorsa size olağanüstü ilgi gösteriyor. Hiç fark etmez size oy vermeyebilir. Ama bütün bu pisliklere rağmen Sayın Bayraktar Allah aşkına İstanbul’daki bu talana hiç günahınız yok mu? Gerçi doğru bir şey söyledi. Dedi ki, bugüne kadar yaptıklarımın tamamını Başbakanın talimatıyla yaptım. Çok doğru. Çünkü en ufak arsa, kupon arsa, birde kupan arsa dönemi oldu.

Ünsal Ünlü: Tapelerde duyduk. Benim haberim olacak diyor.
Gürsel Tekin: Tapelere gerek yok 2011 yılında ben açıkladım tamamını. O tape dediğiniz…

Ünsal Ünlü: İstanbul'un rant haritası o gösterdiğiniz?
Gürsel Tekin: Tabi tabi. Bütün oradaki kamuya ait arsaların nasıl haramzade işadamlarına tahsis edildiğini, imar çetesiyle emsalların nasıl yükseltildiğini, büyütüldüğünü hepimiz biliyoruz. Bir tane, iki tane, üç tane değil, binlerce. Bunun en büyük günahkarı da sizsiniz. Yani keşke sevilecek bir şeyiniz olsa her türlü hata telafi edilebilir. Siyasetçilerinde hatası telafi edilebilir. Ama hırsızlığı da telafi etmemiz mümkün değil. Bu toplum hırsızları hiç sevmedi, sevmeyecektir.

Ünsal Ünlü: Dün meclise birde hani oy verenler kadar aslında muhalefetin…
Gürsel Tekin: Dün başka ilginç şeylerde oldu kulislerde. Birkaç AKP’li milletvekilinin tehdit edildiğini, mesela bir tanesinin birazda şekerinin yükseldiğini, bağırarak son ikinci oylamada katılmayıp çıktığını falan yani çok, biraz galiba açık oy kullanmış. İsmini vermeyim tabi ama önümüzdeki günlerde kulislerde bunlar yazılır.

Ünsal Ünlü: Bugün akşamdan itibaren zaten şimdi dünün yorgunluğu…
Gürsel Tekin: Eski bir belediye başkanı.

Ünsal Ünlü: Dönüşü için biliyorsunuz bir saat var. Yani gece geç saatte döndü büyük gazetelerin tamamı ama asıl ana izler yarınki gazetelerde bugün akşam çıkacak. Gün boyu herkes bunların üzerinde oturacak konuşacak.

Şunu söylemeye çalışıyordum. İçerde oy kullananlar kadar mecliste dünkü oylamaya katılımda önemliydi. Mesela dün muhalefet bilmiyorum sizde değerlendirir misiniz bu şekilde ama iyi sınav verdi. Muhalefeti blok olarak söylüyorum. Yani CHP'yle MHP'yle, HDP'yle.
Gürsel Tekin: Doğru. MHP, HDP yani HDP ilk kez bu kadar yüksek yoğunlukta bir aradaydı.

Ünsal Ünlü: Evet onlarda katıldılar ama mesela çok ilginç bahanelerle tansiyonum yükseldi diye gelmeyen gördük. Şunun altını çizerek özellikle söylüyorum. Bir parlamento muhabiri olarak bunu söylüyorum. Ben bir siyasetçi değilim bir gazeteciyim ama 9 kemiği kırılmış bir insan trafik kazasından sonra çivilerle, gerçekten vücudu çivilerle tutturulmuş bir insan oraya geliyorsa, işte kemoterapi gören bir milletvekili oraya geliyorsa herhalde insanların orada olması lazım değil mi? İlla evet oyu vermesi gerekmiyor. Ama tavrını göstermek üzere orada olması gerekir sanırım.
Gürsel Tekin: Ünsal bey, 1 Mart tezkeresinde rahmetli oldu bir milletvekilimiz Almanya'da kanser tedavisi görüyordu. Bu olağanüstü dönemler çok önemlidir Türkiye açısından geçmiş yıllara da baktığımızda. Kanser tedavisi gören bir milletvekilimiz 1 Mart tezkeresi için gelip oyunu kullandı. Yine Balıkesir milletvekilimiz çok ciddi kaza geçirdi…

Ünsal Ünlü: Gerçekten ağır bir kaza.
Gürsel Tekin: Dün dikişleriyle geldi. Gelmeyenler utansın söyleyecek bir şey yok.

Ünsal Ünlü: Yani ilginç. Gerçekten kamuoyunun bunu değerlendirmesi gerekiyor.
Gürsel Tekin: Değerlendiriyor. Ben akşam sosyal medyada gerçekten olağanüstü bir tepki vardı. Birde tabi bir iddiayla yola çıkıyorsunuz. Yani farklı bir siyasal mecraya giriyorsunuz ama en kritik yerde yoksunuz onu da kamuoyunun takdirine sunuyorum.

Ünsal Ünlü: Şimdi dünden sonra nasıl bir gelişme bekliyorsunuz? Yani bugün işte gün boyu ekranlara çıkacaklar, parti içi demokrasi işledi, siyaset, demokrasi falan denecek diyorsunuz ama işin birde şöyle bir boyutu var. TBMM'nin muhtemelen 2015 seçimlerinden önce, yani fiilen çalışmalarına ara vermeden önce yaptığı en önemli iş olarak tarihe bu geçecek ve 1 Mart tezkeresi az önce sizde hatırlattınız o dönemde de işte Erdoğan'ın ciddi anlamda yenilgi hanesine yazılan oylamalardan bir tanesiydi. Sanırım buda ikincisidir. Şimdi bu parti içinde nasıl bir yön bulur sizce?
Gürsel Tekin: Birincisi şu; 50 tane AKP milletvekili sadece buradan ya bu 4 tane milletvekilini nasıl olsa kimse bilmez biz burada vicdanen davranıp oyumuzu kullanalım diyen bir milletvekili sayısı değildir. Son derece bilinçli, aynı zamanda önemli bir ekibin organize ettiği 50 tane milletvekilidir. Bütün  baskılara rağmen. Bakın, sadece siyasi baskı demiyorum. Aynı zamanda devletin baskısına rağmen altını çizerek söylüyorum. Devletin baskısına rağmen 50 tane milletvekili bu gidişatla ilgili rahatsızlığını çok net bir şekilde ifade etmiştir.

Bu şu demektir; bu sadece burada bir tavır koymak değil. Bu tavır 1 Mart tezkeresinde biraz önce sizin de ifade ettiğiniz gibi 1 Mart tezkeresinde 97 tane milletvekili çok net bir şekilde tavır koyduğu için siyasetten men edildiler. Bunlarda aynı şekilde bu sürecin kendileri açısından bir men kararı olacağının farkındalar. Onun için önümüzdeki süreçte bir ayrışma bekliyorum ve Türkiye'de belki AKP'de yeni bir partileşme süreci başlayabilir.

Ünsal Ünlü: Bununla ilgili olarak hep biliyorsunuz bir önceki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yeni bir siyasi oluşuma gireceği, bununla ilgili çalışmalar yapacağı, Gül cephesinden sürekli reddediliyor bu ama hani siyaset Ankara'da sadece Genel Merkezlerde yapılmaz sizde çok iyi biliyorsunuz. Partilere, siyaseti çok iyi tanıyan insanlar vardır onlar bir anlamda da siyasetin hareketlerini yorumlarlar. Bu görünüyor. Acaba AKP içinden son dönem o Refah Partisi içindeki kırılma işte içinden AKP'yi çıkartan o kırılma gibi böyle bir şey yaşatabilir mi?
Gürsel Tekin: Kesinlikle. Oradaki rahatsızlık aslında baştan itibaren özellikle cumhuriyetin değerlerinin yok sayılması, hatta onunla hesaplaşır bir tavır AKP içerisinde çok sayıda milliyetçi milletvekillerini uzun süredir rahatsız ediyor. Son Laleci milletvekilinin bu cümleleri gerçekten insanları zıvanadan çıkarmış durumda.

Ünsal Ünlü: 90 yıllık reklam arası.
Gürsel Tekin: Evet yani şimdi kadındır bir ağır cümle kullanmak istemiyorum. Ama lale satmasını da biliyorsun maşallahı var yani. Bir taraftan malı götürüyorlar, öbür tarafta da din iman, öbür tarafta bilmem ne falan. Bu Laleci milletvekilinin söylemleri de belli bir kesimi çok ciddi şekilde rahatsız ediyor. Bu sadece biraz öncede söyledim. Bu sadece bu 4 milletvekilinin, 4 bakanın yüce divana gitme olayı değildir. Aynı zamanda bir yol haritasıdır, bir ayrışma sürecidir. Bunun öncüsü tabi sadece Abdullah Gül müdür? Elbette değildir. Şimdi Abdullah Gül aynı zamanda Davutoğlu ve benzer insanlar bir araya gelmek zorunda kaldılar ekiplere baktığımızda. Ağırlıklı olarak da o ekip burada net tavır koymuştur. AKP'de biliniyor yani bunlar bilinmeyecek şeyler değildir. Sonuç itibariyle hepimiz birbirimizi biliriz. Yani Cumhuriyet Halk Partisinde kimin hangi oy kullandığını bilmemek mümkün değildir. Üç aşağı beş yukarı hepiniz tahmin edersiniz. AKP’de de o tahmin ediliyor. 50 milletvekilinin 20, 30’unu çok net bir şekilde biliyorlar. Belki 10 - 15 kişi kimdir, o mudur, bu mudur bir şey içerisinde olabilir. Ama 30'un net olduğunu, hata bir milletvekilinin kuliste bağırarak hiç kimse bana bu hırsızlara oy verdirtemez diyebilecek cesur milletvekillerinin olduğu da konuşuldu.

Ünsal Ünlü: Siyasetten yol haritaları önemli ama bu sene özellikle önemli tabi 2015 milletvekili genel seçimleri yapılacak. Sadece siyasi kaygılardan da azade olarak soruyorum bu soruyu. Ortada hani yolsuzluk üzerine çok ciddi dinleme kayıtlarını, fotoğrafları, görüntüleri hepsini bir senedir izliyoruz üç aşağı beş yukarı. O bir senenin üzerinden şimdi baktığınızda bu oylamayla da birleştirdiğinizde bu halk üzerinde nasıl bir etki yaratacak? Biz siyaseten baktık buna ama sonuçta 2015 Haziran'ında halk gidip sandıkta oy verecek. Onlar nasıl görecektir bunu?
Gürsel Tekin: Şimdi toplum %50 – %50 ayrışmış. %50'si bu işin farkında net olarak. Geri kalan %50'sine baktığımızda bu %50'nin de %30'u farkında, %20'si gerçekten çok farkında değil.

Ünsal Ünlü: İlgilenmediği için mi farkında değil?
Gürsel Tekin: Şöyle ilgilenmiyor, yani geçen bir araştırma vardı oradan yola çıkarak söylemek istiyorum kaçak sarayla ilgili. Türkiye’de biliyorsunuz son 3 aydır hemen hemen bütün televizyonlarda saray tartışması var. %17'sinin saraydan haberdar olmadığı ortaya çıktı. Yani demek ki gerçekten %17'si nedir bu saray, var mı yok mu? Sarayı bilmiyorsa bu yolsuzluklardan da çok haberdar olduğu inancı içerisinde değilim. İkincisi en tehlikelisi, yani gerçekten bizim en kutsal değerlerimizi dejenere eden diyanet işleri. Diyanet işleri cumhuriyetin en önemli kurumlarından bir tanesidir.

Ünsal Ünlü: Kurtuluş savaşının kazanılmasında çok önemli…
Gürsel Tekin: Kuruluş sebebinin amacı dinle bu siyaset kirliliğini ayrıştırmak içindir. Hatta zaman zaman uyarmak içindir. Geçmiş dönemlere de baktığımızda mesela Sayın Ali Bardakoğlu kendisini şükranla anıyorum buradan. Muhteşem, tam bir din adamı. O dönem dine caiz olmayan, hatta zaman zaman benzer yolsuzluklar dahil olmak üzere çok net bir şekilde düşüncesini ifade ediyordu, hatta camilere de fetva olarak bunlar gönderiliyordu.

Şimdi bu moda değişti enteresan bir şey oldu. Hatta öyle kirlendi ki yani diyanet işleri neredeyse siyasetin iktidarın en önemli arka bahçelerinden bir tanesi oldu. Hatırlarsanız bütün camilerin üstünde bin yıldır yani sadece bugüne mahsus değil. Hayırlı cumalar yazılır. 2010 yılında, şimdi en çok kavga ettikleri bu paralel yapı dedikleri işte anayasa mahkemesi darbeci, HSYK darbeci diyorlar ya. Etme bulma dünyasıdır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz feryat ediyoruz. O zaman Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı ya yapmayın kardeşim bakın 24 maddeye bizde evet diyelim ama bu iki madde evrensel kurallara uygun değil, yarın sorun olur. Şimdi geldi sorun onların başına olunca darbeci diye bağırıyorlar. O dönem diyanet işleri camilerin üstündeki bütün bu şeyleri kaldırdı, hayırlı cumaları kaldırdı. Niye? Çünkü hayır algısını yaratmamak için. Diyanet işleri senin işin değil ki.

Yine keza biliyorsunuz 17 Aralık - 25 Aralık'ta bu yolsuzluklarla ilgili camilere gönderilen fetvalar kaldırıldı. Şimdi mesela bir sürü olaylar oluyor. Bir sürü olumsuzluklar oluyor. İşte son dönemlerde yaşadığımız sıkıntılar dahil olmak üzere diyanet işleri niye sesi çıkmaz. Bir şey söyleyin kardeşim. Bu yolsuzluk caiz midir, değil midir? Dinen senin görevindir devletin maaşını alıyorsun. Bu kurumun temel görevi bu. Hiçbir şey yok. Bunu niye anlatıyorum? Bütün camilere gidin geçen bir valiyle tartışmamız oldu. Tartışmamız değil de, tartışamaz benimle de, çok saygısızca davrandı. Benim konuşmalarımı, işte AKP'yi, Cumhurbaşkanını, Başbakanı ağır eleştirmişim, zatı muhterem tabi yalakalık yapacak, benim ödediğim vergiden maaş alacak bana da orada yalakalık yapacak. Haddini bildirdim o ayrı bir sorun. Kendilerine vazife ediniyorlar. Vay efendim yalakalık yapacaklar ya daha iyi yerlere gelmek için, bir moda haline dönüştü. Bütün camiler, ibadethaneler adeta siyasal merkezi haline gelmiş. Efendim AKP propagandası, bilmem nesi, öbür taraftan valilere bakıyorsunuz, kaymakamlara bakıyorsunuz aynı vali kaymakamları topluyor. Zatı muhterem vali kaymakamları topluyor, önümüzdeki dönem seçim var Ankara bizden başarı bekliyor. Geldiğimiz rezalete bakın.

Şimdi bütün bu rezalet, diyanet işleri, kaymakamlıklar, devletin kurumları, tapu dairesi müdürleri. Aklınıza gelebilecek kamuda bütün görevliler AKP yöneticileri, il başkanları gibi çalışıyor. Benim AKP'ye bir önerim var. Bence hemen en kısa süre içerisinde ilçelerinizi, illerinizi kapatın lüzumsuz iş. En iyi il başkanlarınız valiler. En iyi ilçe başkanlarınız kaymakamlar ve diyanetin yetkilileri. Daha ne işiniz var bu şeylerle meşgul oluyorsunuz. Hepsi bunlara çalışıyor.

Ünsal Ünlü: Tek parti dönemini eleştirirken Sayın Erdoğan'ın çok sık kullandığı bir şeydi bu. CHP’nin il başkanlarıydı valiler diye.
Gürsel Tekin: Tek parti döneminde diyanet işleri bağımsızdır. Diyanet işlerinin tek parti döneminde söylediği cümlelere bakın. Tek parti döneminde böyle bir rezalet mi var? Tek parti döneminde bu rezaletlere bulaşanlar ağır bedeller ödemiştir. Nasıl tek partiyle, tek parti döneminde bir bakan, şimdiki bizi izleyen vatandaşlara özellikle altını çizerek söylüyorum. Hasan Ali Yücel, iki tane burslu çocuk gidecek yurtdışına bir tanesi kendi oğlu puanı tutuyor Can Yücel, bir tanesi de bugün dünyaca ünlü bir profesörümüz…

Ünsal Ünlü: Beyin cerrahı hocamız.
Gürsel Tekin: Evet o hocayı kendi oğlunu göndermiyor. Hayır diyor ben bunu göndereceğim diyor.

Şimdi tek parti dönemi işte. Siz vicdanınız olacak nasıl kıyaslayabilirsiniz? Son günlerdeki bu yasadışı KPSS'ye sınava girmeden binlerce çocuklarınızı nasıl? İşte Hasan Ali Yücel'e bakın, birde kendinize bakın. Gazi Yaşargil hocamız.

Şimdi bütün bunlara baktığımızda hiçbir dönemde olmamış kadar rezalet bu dönemde yaşanıyor. Şimdi durum böyle olunca bunun bir kısmı özellikle de sosyal yardımla geçinen vatandaşlarımız haklı olarak Anadolu'da iyi kötü tarım, hayvancılık, çiftçilik bir geçim kaynakları vardı. Bütün bu geçim kaynakları ortadan kaldırıldı sosyal yardım. Tabi ki sosyal devletin yapması gereken, sosyal devlet yapmıyormuş gibi sanki bunlar yapıyormuş. Onun kararını kim veriyor? AKP ilçe başkanı, il başkanı, AKP'li kaymakam, AKP'li vali.


Şimdi düşünün Anadolu'da vatandaş çaresiz sadece bir gelir kaynağı sosyal yardımları alacak, bu da elimden kesilirse ne olacak? Kaymakam denetliyor, hatta bunlara oy vermeyen köyler yol yapılmış. Mesela bir tanesini söyleyeyim Niğde’nin Kömürlü köyü. Bölgede birçok köyler elektrik parasını ödeyemiyor ama orada bir köy var CHP'ye 1000 oy verdiği için ilk elektriği ve suyu kesilen köy haline dönüşüyor. Bu kadar ceberut, bu kadar aşağılıkça bir uygulamanın karşısında vatandaş direnmeye çalışıyor. Ama hiç korkmayın armut çürümüştür, bundan sonra onları hiç kimse tutamayacaktır. Bunu çok net bir şekilde söylüyorum.

İkincisi, bunlar burada aklanmış olabilir, devlette bunun aklanması mümkün değildir. Bu kayıtlar hep hayatta olacaktır…

Ünsal Ünlü: Ona birazdan gelelim mi çünkü o ayrı bir soru olacak. Sacide El nereden yazdığını söylememiş ama. Sayın Gürsel Tekin'i ilgiyle takip ediyorum. Lütfen sorar mısınız dün çıkan oylama sonucundan ve Başbakan Davutoğlu'nun dün genel kurulda olmamasından acaba ak saraydan yansıyan fotoğrafın etkisi var mıdır diye sormuş. Bu hani hepimizin gördüğü yüzü asık Sayın Ahmet Davutoğlu'nun oradaki toplantıdaki şeyi. Sacide hanımın böyle bir sorusu var.
Gürsel Tekin: Şimdi bir kere bir Başbakan başlangıçtan itibaren itibarsızlaştırıldı. İşte danışman olarak orada oturan eski bir bakan biz onu atadık dedi. Yani bu cümle çok ağır bir cümle. Bunun üzerine Sayın Davutoğlu ve Sayın Davutoğlu'nun yakın çevresindeki ekipler bu yolsuzlukların tahammül edilemeyecek bir boyutta olduğunu ve bunun için Davutoğlu’nun bir tavır koymasını beklediler. Sayın Davutoğlu'da bir tavır koydu biliyorsunuz. Kardeşimde olsa kolunu keser atarım. Bu aynı zamanda bir İslami jargondur. Yani şeri kuralları içinde kol kesme. Bunun üzerine tabi çok keskin ayrışma oldu. Yani kimin kolunu keseceksin, kestirmem. İşte ayın 5'inde burada toplanacak, olmadı ayın 19'unda. Ayın 19'undaki toplantının içeriği de aslında belki hepimiz o fotoğrafı gördüğümüzde gerçekten bir perişanlık, bir çaresizlik içerisinde Sayın Davutoğlu kıpkırmızı adeta tahammül bir şekilde oturmuş. Fotoğraf kendilerinin çekip servis etti, bizlerin elinden çekilmiş fotoğraflar değildir biliyorsunuz. Sarayın özel fotoğrafçısı çeker öyle servis eder. Sıradan gazetecinin çekme şansı da yok. Bizim edindiğimiz bilgiye göre tabi düşünün bir Başbakansınız ve Başbakan olarak size bağlı olan kurumların tamamı orada brifing verecek, bilgi verecek ama sizin haberiniz yok. Yönettiğiniz bakanlar var orada. O bakanların karşısında ne kadar olağanüstü bir mahcup…

Ünsal Ünlü: Gündemden mi haberi yok Sayın Davutoğlu'nun?
Gürsel Tekin: Evet maalesef.

Ünsal Ünlü: Bu kamuoyunda çok yankı bulan bir iddianız vardı sizin. Demirkan kısa ismiyle nikiyle yazmış. Başbakanın makamını hangi bakan basmış bir sorar mısınız diyor. Siz böyle bir iddiada bulundunuz ve basında da yer aldı bu ciddi şekilde. İki konu aslında. Birde tünel meselesi var onu da birazdan soracağım.
Gürsel Tekin: Birincisi şu hatırlatmak istiyorum. 2012 yılında Taraf gazetesi işte bu milletvekilleri CHP ve MHP'nin dinlenildiğiyle ilgili haber yapmıştı. Bunun üzerine tabi o dönem çok siyasi sıcak tartışmalar. AKP yok bu iftiradır falan, işte biz bir şeyler söylüyoruz falan. Bu şuanda Başbakanın danışmanı olan Cumhurreisin danışmanı olan bakan bu çıktı dedi ki takdiri ilahi işte görüyorsunuz. Dinlenin ne var yani korkunuz yoksa niye telaş ediyorsunuz?

Ünsal Ünlü: Sayın Binali Yıldırım'dan bahsediyorsunuz?
Gürsel Tekin: Evet. Dedim ki bende bunun üzerine. Valla Kemal Kılıçdaroğlu'nu dinlemeniz bir zaman kaybıdır, fuzuli bir harcama.

Ünsal Ünlü: Sayın Kılıçdaroğlu da söyledi aynı şeyi sizin sonra doğru.
Gürsel Tekin: Tabi tabi. Yani hele Kılıçdaroğlu'nu. Çünkü ihale vermesini bilmez, kupon arsa nedir bilmez, haram nedir bilmez. Ne dinleyeceksiniz adamı yani lüzumsuz bir dinleme. Ama Tayyip Erdoğan dinleniyor, siz dinleniyorsunuz diye bir soru önergesi verdim 5 madde. Hatta nasıl dinlendiğini, kabloların nereden gittiğini falan. Ooa bana zehir zemberek laflar. Şuanda Adalet Bakanı olan Bekir Bozdağ efendi o da bana bir şey göndermiş. Efendim bunların hiçbirisi asılsızdır, biz burada tadilat yapıyoruz. Ne oldu sonra? Ne oldu şimdi ne oldu? Niye bağırıyorsunuz, utanmıyor musunuz? Ey adam sen demedin mi niye korkuyorsunuz eğer bir suçunuz yoksa dinlenmekten niye korkuyorsunuz diyen siz değil miydiniz? Utanmıyor musunuz şimdi ne söyleyeceksiniz? Bana o gün ağır laflar eden, iftiracı diyenlerin hepsini şiddetle kınıyorum. Şimdi 5 tane soru, 5 tane soru da bugün sizin tartıştığınız. Kendi kurumlarınız, devletin kurumlarını siz dinlenmişsiniz diye tarumar ettiniz. Şimdi bunu ben niye söyleyeceğim. Onu Sayın Davutoğlu'na soracaklar. Sayın Davutoğlu hayır derse ondan sonra bakarız.

Ünsal Ünlü: Yani o kapıyı vurup içeri giren bakan kim onu önce Başbakan söyleyecek diyorsunuz.
Gürsel Tekin: Elbette Sayın Davutoğlu'na soracaklar. Bakın, Sayın Davutoğlu son günlerde her dayak yedikçe kimyasının bozulduğunu farkındayız CHP'ye saldırıyor. Çok kolay iş ya CHP'ye saldırmak. Çünkü hiçbir bedeli yok. Birde CHP’ye ne kadar saldırırsan hem yalaka medyanın bir ilgi odağı haline geliyorsun, hem de yüksek tepede oturan zatı muhtereme kıymetli hale geliyorsun. Ama en son şey ne? Bunun bir tanesi biliyorsunuz Sayın Genel Başkanımızla ilgili belli ki birisi kandırmış onu. Sayın Kılıçdaroğlu 70 tane yakınını SSK'ya yasadışı almış. Sayın Kılıçdaroğlu da çıktı valla 70'ten vazgeçtim kardeşim 7'yi gönderin bana devletin kurumları elinizde, belgeler, bilgiler her şey. Ben siyaseti bırakacağım dedi. Bunun üzerine Bülent Arınç durur mu? Yani yaşlarından, başlarından da utanmıyorlar yakında belge açıklayacağız dedi. Tam 2 ay geçti nerede belgeniz? Şimdi bunları biz söylemiş olsak her gün medya bize şey dayayacak siz böyle demiştiniz ne oldu bunlar? Hiç kimse soruyor mu mesela Davutoğlu'na nerede kardeşim?

İki; iftiracı adama bak ya, utanmıyor musunuz, arlanmıyor musunuz, hiç mi haysiyetiniz yok, hiç mi bir sorumluluk yok? Devlet adamı dediğiniz sorumlu davranır. Bakın elin adamları en acılı gününde kendi coğrafyasında Müslüman insanlar yaşıyor diye çok özenerek dil seçiyor. Bu ne yapıyor? Efendim diyor Cumhuriyet Halk Partisi Hazreti peygamberimize… bu ne aşağılıkça bir cümledir Allah aşkına.

Ünsal Ünlü: Ama medya desteği önemli Gürsel Bey.
Gürsel Tekin: Aman lanet olsun, yani bu haram medyaya kimse inanmıyor. Biliyorsunuz Gezi parkında Eski Başbakan o da böyle. Çünkü bunların ayakta kalmak için din, iman, namus, haysiyet hiç önemli değil. Yeter ki ayakta kalalım. Çıktı dedi ki, camiye girmişler içki içmişler. Allah’tan namuslu, şerefli, haysiyetli bir din adamı çıktı. Yani Fuat hoca gibi biri değil, şuanda diyanet işlerindeki yalamaların bir tanesi olsaydı acaba ne olurdu? Çıkıp deseydi ki eski Başbakan gibi evet camide bira içildi deseydi vay halimize kardeşim. Bir iç savaş olurdu. Ve namuslu, şerefli, kendisini şükranla anıyorum, gerçekten saatte emniyette ifadesini aldılar 8 saat.

Ünsal Ünlü: Sonrada 3 cami sürgün yaşadı biliyorsunuz arkasından.
Gürsel Tekin: 3 kez sürgün yedi. O diyanet işlerine bak ya. Siz bu kadar namuslu bir adamı 3 kez niye sürgün edersiniz? 8 saat emniyette hesap veriyor. Niye? Beyefendiyi mahcup etme diye. Valla demiş ki, benim kafamı da kesseniz ben yalan söylemem. Hadi oradan Fuat hoca namuslu bir adam çıktı. Şimdi buradan kimi çıkaracağız ey Davutoğlu? Bu nasıl utanmazlıktır? Hangi CHP’li hakaret etmiştir. Dine de hakaret eden sizsiniz, peygambere de hakaret eden sizsiniz, çalarak hakaret ediyorsunuz. Arlanın biraz böyle bir şey olabilir mi?

Ünsal Ünlü: Medyanın desteğinden bahsederken biliyorsunuz o kadar ilginç bir sıkışma yaşadı ki hükümete yakın medya Sayın Davutoğlu’nun Paris’teki o yürüyüşe katıldığı fotoğrafı keserek kullandılar. İşte İsrail lideri Netanyahu’yla kol kola yürüdüler diye. Halbuki karenin sol tarafında Sayın Davutoğlu var ve hepimizin hani desteklediği bir tavır. Elbette teröre karşı herkes karşısında dik durmalı diye. Bunları nasıl olsa daha çok konuşacağız ama Türkiye’nin utanç davalarından bir tanesi var Ali İsmail Korkmaz davası bugün yapılıyor Kayseri'de. Güvenlik gerekçesiyle biz o kadar alıştık ki, işe gelmeyen davalar Türkiye'de sürüm sürüm sürünüyor o kentten o kente, o mahkemeden o mahkemeye. Bugün Ali İsmail Korkmaz davası var. Partinizden geniş kapsamlı bir heyet orada.
Gürsel Tekin: Şu anda üç tane Genel Başkan Yardımcımız, çok sayıda milletvekili arkadaşımız Kayseri'de duruşmayı izleyecekler. Gerçekten bu büyük bir rezalettir, bir hukuk ayıbıdır. Bu sadece bugüne mahsus değildir. Biliyorsunuz Madımak olayı da böyle olmuştu. Şehir şehir gezilmişti. Sadece Ali İsmail Korkmaz değil gezi parkında şehit düşen bütün kardeşlerimizin davaları ne yazık ki bu boyutta gidiyor. Bütün dünyada bizi izliyor. Ama hiç kimse unutmasın ki, zafer özgürlük mücadelesini verenlerin olacaktır.

Ünsal Ünlü: Toplumsal birlik platformu sizde biliyorum çalışmalarını yakından takip ediyorsunuz. İşte annelerini, babalarını özellikle tanınmış gazeteciler, yazarlar, şairler, onların çocuklarının oluşturdu. Onlarda mesela bu duruşmayı takip ediyorlar ama bu iş biraz hani Türkiye'nin vicdan problemi dün meclis genel kurulunda görüşüldü ama bugün mahkemede sanırım böyle bir görüntüye büründü. Yani sokakta en azından böyle bir beklenti var. Katılır mısınız bilmiyorum.
Gürsel Tekin: İnşallah. Yani bugünkü nasıl bir sonuç çıkacak doğrusu heyecanla bekliyoruz.

Ünsal Ünlü: Bugün artık programın sonuna geldik. Önce çok teşekkür ediyorum katıldığınız için. Sonra açık açık bütün her zaman konuk olduğunuzda aynı şeyi yaşıyoruz zaten. Sizde sözünü sakınmayan bir insansınız. Sorularda çok imalı şeyler var özellikle kullanmıyorum. Şunu söylemek mümkün. Bilmiyorum hani yandaş medyada biliyorum sorularınız karşılık bulmuyor, sorularınızın çoğunluğunu yöneltemiyorsunuz ama bu programın öyle bir sorunu yok. Gördünüz işte hani demin okuduğum sorunun sonunda Sayın Gürsel Tekin'e yönelttiğim sorunun sonunda çok imalı bir işaret vardı hani sıkıysa sor gibi ama gördüğünüz gibi sıkısı, gevşeği yok. Her şey konuşulabiliyor.
Gürsel Tekin: Siz de sorabilirsiniz, biz de rahatlıkla cevap verebiliriz. Ben izin verirseniz son olarak şunu söylemek istiyorum. Türkiye'de siyaset yeni bir mecraya girdi. Önümüzdeki günlerde demokrasinin kazanması için 50 tane milletvekilinin çok net bir şekilde, belki 50 olmayabilir ama 20 - 30'un bu gidişatla ilgili bir tavır koyacağı inancı içerisindeyim. Heyecanla o günleri bekleyeceğiz. Çünkü gerçekten gidişatın sadece yolsuzluk boyutu değil aynı zamanda sistematik olarak Türkiye'nin daraltılmış bir coğrafyanın içinde olması son derece tehlikelidir. Avrupa’yla bağımız kopuyor, Ortadoğu’nun tamamıyla düşman olmuşuz, Asya'yla bağlarımız kopmuş. Tecrit edilecek bir ülke değildir. Bu kadar sorun yaratmış bir iktidarın sorunları çözmesi mümkün değil. Gelin önümüzdeki seçimde bütün bu sorunları bertaraf edecek Cumhuriyet Halk Partisinde birleşelim. Demokrasi kazansın, özgürlük kazansın diyorum.

Ünsal Ünlü: Çatlak var mı, bir çatlak oluştu mu, bu çatlaktan mı bahsediyoruz sorusuna…
Gürsel Tekin: AKP mi?

Ünsal Ünlü: Sanırım ardamarı çatlağına henüz çözüm bulunamadı.
Gürsel Tekin: Şimdi AKP bir koalisyon. Yani AKP'yi sadece bir CHP gibi, bir MHP gibi değerlendirmeyin. Bir koalisyon durumu, bu koalisyon her an çatlayabilir, her an bir paraleller çıkabilir. Yani bir önce biliyorsunuz paralel yapı dedikleri gibi önümüzdeki günlerde de makul 50 şüpheli milletvekili epeyce bir soruşturulacaktır.

Ünsal Ünlü: Makul şüpheli. İşte bu akşamki…
Gürsel Tekin: O yasanın belki ilk mağdurları da bu makul şüpheliler olacak.

Ünsal Ünlü: Sayın Tekin çok teşekkür ediyorum sağolun bu yorgunluğun üzerine özellikle geldiğiniz için.
Gürsel Tekin: Ben teşekkür ediyorum, iyi yayınlar diliyorum.

 

Habere ilişkin videoya aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Gürsel Tekin, Yüce Divan oylamasından çıkan kararları değerlendirdi

Anahtar Kelimeler
    Çarşamba, 21 Ocak 2015 17:24

Bağlantılı Konular