"Yolsuzluk yoktur demek insafsızlıktır"

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, Halk TV'nin yayın konuğu oldu ve önemli açıklamalarda bulundu.

Gürsel Tekin, Yolsuzluk Komisyonundan çıkan karara ilişkin, "Bu karara hiç şaşırmadım. Neden şaşırmadım, bu karardan bir ay önce benim demecim var. Mutlaka okumuşsunuzdur hem gazete hemde televizyonlarda. Burada bir sonuç beklemek saflık olurdu öncelikle onu söyleyim. Bir kere bir ülkenin iktidarının üçte biri organizeli suça bulaşmış sadece orada kalmamış onun yan kollarına baktığımızda yani 25'inden sonra yapılacak operasyonla bakanlar kurulunun herhalde yarısı gidecekti ve çok sayıda belediye başkanı tutuklanacaktı. Özellikle imar dosyası açılacaktı. İmar dosyası ile ilgili biliyorsunuz polis bulamadılar, daha sonra savcı polis bypass edilince bu dosyaların hiçbirisi açılmadı. Bir bütünüyle yolsuzluğa bulaşmış bir iktidardan o iktidarın milletvekilleride bunlar yüce divana gider mi gitmez mi saflığı içerisinde olmakta herhalde biz siyasetçiler kendimizi saf kabul ederdik. Biliyorsunuz eski başbakan bunu yolsuzluk olarak değerlendirmedi bize darbedir dedi. Şimdi darbedir diyen adam aynı kendi milletvekilleri ile yolsuzluk var diye göndermiş olsaydı Beştepe'ye kadar gidecekti. Beştepe'ye kadar gidecek bir yolsuzluğa geçiş verilir mi? Elbette verilmez bunun için buradan sonuç beklemek mümkün değildi. Önümüzdeki günlerde de göreceksiniz parlamentoya gelecek parlamentoda milletvekillerinin çoğunun bu işin karşısında durması mümkün değildir." dedi.

Ünsal Ünlü: Önemli bir konuğumuz var her akşam olduğu gibi. CHP Genel Sekreteri Sayın Gürsel Tekin bizlerle birlikte. Salı günleri aslında Ankara'da yoğun bir gündür özellikle Salı'ya geldiğiniz için teşekkür ederim.
Gürsel Tekin: Rica ederim, yarın İstanbul'da olacağım ancak bugün zaman bulabildim.

Ünsal Ünlü: Hazır sizi bulmuşken sorulacak çok soru varda şu yolsuzluk işinden girmek isterim ben. Çünkü biz son iki gündür yolsuzluk komisyonunun çıkarttığı önce ne zaman geleceğini merak ettiğimiz sonra ortaya çıkan yolsuzluk olmadığını tespit eden önemli raporla başlamak istiyoruz. Yolsuzluğun olmaması yani komisyondan yolsuzluk çıkmamasına sizde bizim kadar şaşırdınız mı?
Gürsel Tekin: Hiç şaşırmadım. Neden şaşırmadım, bu karardan bir ay önce benim demecim var. Mutlaka okumuşsunuzdur hem gazete hem de televizyonlarda. Burada bir sonuç beklemek saflık olurdu öncelikle onu söyleyeyim.  Bir kere bir ülkenin iktidarının üçte biri organizeli suça bulaşmış sadece orada kalmamış onun yan kollarına baktığımızda yani 25'inden sonra yapılacak operasyonla bakanlar kurulunun herhalde yarısı gidecekti ve çok sayıda belediye başkanı tutuklanacaktı. Özellikle imar dosyası açılacaktı. İmar dosyası ile ilgili biliyorsunuz polis bulamadılar, daha sonra savcı polis bypass edilince bu dosyaların hiçbirisi açılmadı. Bir bütünüyle yolsuzluğa bulaşmış bir iktidardan o iktidarın milletvekilleri de bunlar yüce divana gider mi gitmez mi saflığı içerisinde olmakta herhalde biz siyasetçiler kendimizi saf kabul ederdik. Bunu bir ay önce kesinlikle gidilemeyeceğini... Biliyorsunuz eski başbakan bunu yolsuzluk olarak değerlendirmedi bize darbedir dedi. Şimdi darbedir diyen adam aynı kendi milletvekilleri ile yolsuzluk var diye göndermiş olsaydı Beştepe'ye kadar gidecekti. Beştepe'ye kadar gidecek bir yolsuzluğa geçiş verilir mi? Elbette verilmez bunun için buradan sonuç beklemek mümkün değildi. Önümüzdeki günlerde de göreceksiniz parlamentoya gelecek parlamentoda milletvekillerinin çoğunun bu işin karşısında durması mümkün değildir.

İsmet Demirdöğen: Aslında Başbakan Ahmet Davutoğlu Almanya'dan dönerken dün gece sabaha karşı gazetecilerin sorularına verdiği cevaplarda bunun ipuçlarını da veriyor. Biz soruşturma komisyonuna müdahalede bulunmadık. Sadece arkadaşlarımız vicdanlarına göre karar verdiler. Peki  Genel Kuruldaki oylamada ne olacak dendiğinde de AKP'nin duruşuna uygun ortak bir karar çıkacaktır...
Gürsel Tekin: Orada da haklı söylemiş. Tam da AKP'nin duruşuna göre  hareket edildi. Yani komisyon üyeleri de AKP'nin duruşuna göre hareket etti. AKP'nin milletvekilleri de AKP'nin duruşuna göre hareket edecektir. Bakın siyasi partilerin programları siyasi partilerin namuslarıdır. Dünyanın her yerinde özellikle gelişmiş ülkelerde sorgulanır. Yani o programa ne yazıyorsanız o programa sadık kalacaksınız. Kalmadığınız zaman ya öz eleştiri yapacaksınız ya da hesap vereceksiniz. Ne demişti bu parti 3Y ile mücadele edeceğiz. Yani ilk çıkışları gerçekten o dönemde ilk kez bir siyasi parti Türkiye'nin temel meselesi olan yolsuzlukla ilgili yoksullukla ilgili ve yasaklarla ilgili çok önemli tespiti olmuştur. Çok şaşırdım gerçekten ve olağanüstü bir tespit. Türkiye'de mücadele edilmesi gereken üç alan. Ne oldu? Yolsuzlukta ne durumdayız, dünya birincisiyiz. Yoksullukta perişanlık diz boyu. Yasaklarda yine keza dünya birincisiyiz. Böyle bir program böyle bir paket açıklayan iktidar yarın galiba bir paket daha açıklayacaktır.

Ünsal Ünlü: Pakete gelelim ama önce şunu sormak istiyorum. Şu nokta son derece önemli, dediğiniz doğru öyle bir gelişim... Belki bu yolsuzluktan bir şey beklemek hayalcilikti ama ortada bütün konuklara sorduğumuz bir  yargı kararı var. Nedir o yargı kararı, adli tıbbın bir raporu var ortada diyor ki bu halkın üç ay boyunca yasaklanana kadar her gün dinlediği şu anda da CHP'nin internet sitesinde duran tapeler, dinleme kayıtlarında hiçbir  ekleme çıkarma montaj yoktur. O zaman biz toplum olarak rüya mı gördük? Birinin çıkıp bunu açıklaması gerekiyor.
Gürsel Tekin: Şimdi aslında 2011 yılının sonunda biliyorsunuz TBMM'de ben bir yolsuzluk haritası açıkladım ve burada sadece İstanbul'a özel ve İstanbul dışında önümüzdeki günlerde de Türkiye'nin çeşitli coğrafyalarında organize yolsuzluğun nasıl olduğunu açıklayacağım. Rant haritasındaki yolsuzluğun bedeli 100 Milyar Dolardır. Daha yüksekti özellikle arkadaşlarımızla bu hesapları yaparken dedim ki  üstümüzde şöyle bir algı var. CHP'liler para pul bilmez aman ha rakamları yüksek tutmayın olabildikçe emlak değerlerini de düşük tutun. Emlak değerleri düşük olmasına rağmen 100 Milyar Dolar... Şunu da söyledim o gün ki tarihlere baktığınızda burada birçok bakan çocuklarının birçok siyasetçinin çocuklarının ve kendilerinin olduğunu 2011 yılında söylemiştim. İkincisi bir başka şey söylemek istiyorum. Bilseydim böyle bir soruyla karşılaşacağımı o belgeyi de getirmek isterdim. 2010 yılında başbakana çok yakın aynı zamanda AKP'li bir zat başbakana mektup gönderiyor. Bütün bu Rıza Sarraf ve siyasetçi ilişkilerini çok somut şekilde uyarı niteliğinde  kendisine gönderiyor. O zaman ki eski başbakana. Yine keza biliyorsunuz MİT'in hazırlamış olduğu. Şimdi burada telefonlardan vazgeçtim hadi telefonlar onların söylediği gibi eklemeler çıkarmalar olabilir. Yargı kararlarının bir kısmında da işte taraflı olabilir paralel yapıydı falandı filandı, onu da doğru sayalım. Görüntülere ne diyeceksiniz? Para trafiklerinin giriş çıkışlarının görüntüleri var. Bütün bu görüntülerin karşısında hayır yolsuzluk yoktu demek bir insafsızlıktır bir onursuzluktur bunun başka bir cümlesi yoktur. Bunu nasıl izah ederiz... Hadi kupon arsaların alış satışları tapu dairelerinin arsa değişiklikleri bunların hepsinden vazgeçtim. Görüntülü para trafiklerine baktığınızda o para trafiklerine rağmen burada bir şey yok demek dilim varmıyor ama nasıl bir cümle kullanacağım doğrusu bende kendimi zor tutuyorum.

İsmet Demirdöğen: Şimdi haklısınız tabi meclis soruşturma kurumunun raporu 183 sayfa ama muhalefetin 1100 sayfa. Yani bu bile olayı açıklamaya yetiyor galiba.
Gürsel Tekin: Bir şey daha eklemek istiyorum. Özellikle bu çok tartışma konusu. Bu paralel gazeteciler var çok özür diliyorum kiralık oldular. Gün gelecek bu kiralıklardan da hesap sorulacaktır. Efendim siyasetçilerin çocukları dinlenmiş. Bunu herkesin bilmesi lazım, 2010 yılında aslında bu yolsuzluk trafiği 2010 yılında başlıyor. Kapalıçarşı'dan başlıyor. Şimdi bu trafiklere baktığımızda takip edilen aslında bu yolsuzluk yapan iş adamları ve onların ya şeyleri takip edilince bu siyasetçilerin çocukları da bunlarla telefonda konuşuyor...

İsmet Demirdöğen: Altın kaçakçılığı yapılıyordu galiba.
Gürsel Tekin: Tabi yani aklınıza gelebilecek her türlü yasa dışı uygulamalar ve o yasadışı uygulamalar son 17 Aralık 25 Aralık ve dediğim gibi ondan sonraki operasyonlarda daha çok şeyler görecektik. Ama bunların hepsini  göreceğiz buna emin olun. CHP iktidarında bunların tamamı açılacaktır ve özellikle bu kirliliğe bulaşmış, bu çeteleşmeye bulaşmış başta gazeteciler televizyonlar, iş adamları... Bunların hepsinin mal varlıklarına el konulacaktır, milletin malı millete iade edilecektir. Bunların hiçbirisi yanlarına kar kalmayacaktır.

Ünsal Ünlü: Şimdi şu kamuda şeffaflık paketine gelelim. İsim çok cazip yıllardır söylenen bir şey ama Sayın Başbakan'ın ifadesiyle bu paket çok yakın.

İsmet Demirdöğen: "Yarın açıklayacağını grup toplantısında söyledi aslında.
Gürsel Tekin: Onun için 3Y'yi söyledim. 3Y'yide lüks bir otelde açıklamışlardı inşallah bu sefer son paket olacak onu da söyleyeyim. Şimdi biliyorsunuz Davutoğlu'nun etrafında birkaç tane solcu danışmanları var. Bu solcular çok enteresandır. Her şeye rağmen sol mayadan geldiği için vicdanları çok rahat etmemiş. Davutoğlu'na da bu kaldırılacak gibi değildir muhafazakar seçmen uluslararası yatırımcılar bu meseleden çok rahatsız, e ne yapalım, nasıl bir duruş sergileyelim diye Davutoğlu soruyor. Davutoğlu'na işte birisi daha çok onların tabanına hitap edecek İslami jargonda yani Kuran'ı Kerim den referans alarak kardeşim de olsa kolunu keserim... Şimdi orada böyle bir duruş sergilemiş olsaydı bu etik yasası ile ilgili ne olup olmayacağını merakla bekleyecektim. Hangi etik neresi etik... Büyük olasılıkla buradan açıklanacak paketin içinden açıklanacak şeyleri de söyleyeyim. İmar rantı, yani daha çok şu anda belediyeler ilçe belediyeleri büyükşehir belediyeleri zaman zaman çeşitli kurumlar bakanlıklar itiraz etmesin diye tek merkeze bağlayacaklar. İmar uygulamalarını çoğunluğunu bakanlığa bağlayacaklar. Gerekçe olarak da vatandaşın hoşuna gidebilecek Sayın Ali Babacan'ın projesidir. Bunu da 20-25 gün içerisinde açıkladım ben...

İsmet Demirdöğen: Şeffaflık adına merkezde toplamaya mı çalışıyor?
Gürsel Tekin: Elbette bakın mutlaka bir şey vardır. Önce böyle bir hoşnut olan bir şey gösteriyorlar ama arkasından çok detaylı olarak başka projelerin olduğunu göreceksiniz. Merkeze alacaklar ve imar uygulamalarının tamamı merkezde olacak. Gerekçe olarak da ne yapıyorlar?Efendim rantın %40'ını alacaklar. Hangi rantın? İstanbul'un Ankara'nın bırakın millete ait olan kısmını devlete millete ait bakanlıklara ait yerlerin tamamını istisnasız tamamını özellikle depremde, kentsel dönüşümde kullanılması gereken bu yerlerin hiçbir tanesi kalmadı. Mektup yazdım o dönemin başbakanına da mektup olarak gönderdim.

Ünsal Ünlü: Bir cevap aldınız mı?
Gürsel Tekin: Nasıl cevap verecekler? 3 yıldır 2011'den 2015'e girdik. Üç buçuk dört yıldır her alanda her televizyonda çıkıyorum, hiç mi haysiyetiniz yok hiç mi rahatsız olmuyorsunuz? Çağırın Gürsel Tekin'i ey savcılar, ne demek 100 milyar dolar. Ne yazık ki savcılarda maalesef çağırıp sormadılar. Soramazlarda zaten, sorsalar göreceksiniz ta Beştepe'ye kadar çıkacaklar.

İsmet Demirdöğen: Nasıl sorsunlar bir hırsızlıktan söz ediyorsunuz, hep örnek veriyoruz Konya'da bir vatandaş mitingde, ilkokulda silgisini çaldığı için şikayet eden bir öğrencinin annesine Allah hırsızların belasını versin dediği için gece yarısı evi basılarak göz altına alındı onu tutuklama talebini reddeden hakim sürgüne yollandı.
Gürsel Tekin: Bir meslektaşınız biliyorsunuz AKP mitinginde yerel seçim döneminde cüzdanı çalındı. Korkusundan bağıramadı hırsız var diye. Yani bence yeni bir yasa ile hırsızlığı suç olmaktan çıkarabiliriz en azından. Suç  haline getirelim kim kullanırsa. Yani hırsızlar rahat etsin kardeşim hırsızları bu kadar rahatsız edecek cümleler kullanılabilir mi? Etik yasasını inşallah onu da koyarlar.

İsmet Demirdöğen: Bu şeffaflaşma adı altında daha önce Ali Babacan açıkladığı pakete doğru gidiyoruz işte kendi rantlarından kamuya gel...
Gürsel Tekin: Sadece rant değil aynı zamanda toplumun önemli kesiminin biri sizi gözetliyor şeyleri var ya televizyonlarda yetmedi şimdi herkesi izlemek istiyorlar. Efendim kredi kartları ile harcananlar gelirleri ile orantılı mıdır değil midir onu izleyeceklermiş. Tapu dairelerinde alım satımları izleyecekmiş. Yahu kardeşim vatandaş hırsız değil ki hırsız olan siyasetçi hırsız olan belediye başkanı, hırsız olan bakanlar, hırsız olan bu ülkeyi yönetenlerdir. Bunun için yapılması gereken nedir biliyor musunuz tek bir şey var. Sayın Ali Babacan'a uluslararası bir toplantıda yatırımcılar haklı olarak soruyorlar. Ali Babacan bir yıl önce daha yeni 17-25 Aralık tam çiçeği  burnundayken o da büyük bir laf ediyor diyor ki önümüzdeki süreçlerde kapsamlı bir yolsuzluk yasası çıkmazsa ben o koltukta oturmayacağım. Sayın Ali Babacan niye oturuyorsunuz? Kapsamlı bir yolsuzluk yasası çıkaracaksanız CHP olarak sonuna kadar destek vereceğiz. Gelin öyle bir yasa çıkartalım ki bütün dünyada olduğu gibi siyasetçiler asla ve asla kamu yöneticileri milletin helalına milletin haklarına el sürebilecek durumda olmasın. Örnek mi istiyorsunuz? Almanya... Biliyorsunuz güvenlik yasası ile ilgili Bülent Arınç Almanya'yı referans gösterdi eyvallah Sayın Arınç, gelin bütün yasalarımızı Alman modeli yapalım. Siyasetimizi de Alman modeline oturtalım...

Ünsal Ünlü: Hesabı da Alman usulü ödeyelim.
Gürsel Tekin: Kesinlikle. Hesabı da Alman usulü ödeyelim hatta Almanya'da hatırlarsanız bir Alman Cumhurbaşkanı istifa etti. İstifa gerekçesini hepiniz biliyorsunuz. Yani benim 25-30 yıllık aile dostu iş adamı olduğumu düşünün, iş adamı arkadaşından 500 bin Euro borç alıyor. Bunu kayıtlara geçmediği için bu bir gazetenin haber konusu oluyor, haber konusu olduktan bir gün sonra istifa ediyor. Sade istifa etmekle yetmiyor aynı adam gitti hesap verdi. Şimdi bakın siz bir şeffaflık etik kural istiyorsanız Alman modelidir kardeşim. Gelin her şeyimizi Alman modeli gibi yapalım güvenliğimizi de Alman modeli gibi yapalım siyasetimizi de kamu yöneticiliğinde yapalım.

İsmet Demirdöğen: Bir örnek daha vermemiz gerekirse, çok büyük bir örnektir yine borç almıştık. Örneğin Cem Özdemir hesabında biriken milleri kullandı. Bilet aldığı için, o millerden yani onlar bonus kullanılabilir bir şey o yüzden istifa etmek zorunda kaldı.
Gürsel Tekin: Bir başka örnek daha var Almanlarla ilgili hani din iman deriz ya tam da din iman adamları kardeşim. Bir Alman bakanı aynı güzergahta mı gidiyor bilmiyorum. Kendi asker çocuğunu devletin helikopteri ile ziyarete gittiği için istifa etmek zorunda kaldı. Şimdi bir bakın Allah aşkına israfa bakın. Geçen başbakan tasarruf tedbirlerini açıklıyor. Tasarruf tedbiri için vatandaşa çağrı yapıyorlar. Kırıkkale'ye gittim burnumuzun dibinde yani Ankara ile bitişik. Kırıkkale'de emeklilerin oturduğu bir bahçe var. Oturdum yanlarına nasılsınız iyi misiniz dedim. Bir vatandaşın bir emeklinin bana söylediği gerçekten içimi acıtan bir cümledir. İdare ediyoruz çok şükür dedi. Bir isteğiniz var mı dedim, başkanım bir isteğim var dedi. Eskiden buranın altındaki tuvalet parasızdı şimdi paralı oldu. Yaşlıyız hepimiz, günde dört kez beş kez gidiyoruz. Bir lira... Birçok arkadaşımız var bu parayı veremediği için bir kilometre, 800 metre yürüyüp evine gitmek zorunda kalıyor. Şimdi vatandaş bu kadar tasarruf ederken siz hangi tasarruftan bahsediyorsunuz? Bir lira tuvalet parasından bahsediyorum. Parlamentodaki araç sayısını bilen var mı? İnanılır gibi değil A8'ler Mercedes'ler hani siz milliydiniz ne oldu size kardeşim. Bütün bunlara baktığımızda bu paketin, büyük olasılıkla paket yarın açıklanacak göreceksiniz hele etik cümlesi AKP'ye yakışan bir cümle değildir. Bunları lugatlarından çıkarsınlar. Bunun için yapılması gereken ne yani kapsamlı bir yolsuzluk yasasının yanında birde pişmanlık yasası çıkarabiliriz. CHP olarak ona da destek veririz. Bugüne kadar bu kirliliğe bulaşmış ne kadar siyasetçi varsa cezaevine koymayalım kardeşim yazık günahtır fukaranın parası ile onları neden besleyelim. Bunları AKP'nin elindeki bilboardlar var ya bilboardlara afişe edelim. Gelen giden tükürsün hiç kimse bir daha cesaret edemesin kardeşim. Bu kadar basit bir ceza, bunu da yapalım yani korkuyorsanız kapsamlı yolsuzluk yasasından dolayı birçok AKP'li vekiller cezaevine düşer diye korkuyorsanız onu da yapmayalım. Kapsamlı bir yolsuzluk yasası, peşine de bir pişmanlık yasası çıkartalım.

Ünsal Ünlü: Aslında konuşmalar hani parlamentoda bulunan bir siyasetçi olarak elbette Sayın Başbakan ve kabinesini kastederek konuşuyorsunuz ama konuşmaların bir bölümü ister istemez Sayın Cumhurbaşkanına doğru da gidiyor. Aklıma hemen şu soru geliyor benim muhattaplık üzerinden bir tartışma dönüyor ya, muhattabım sensin değilsin... Sevgili Cansu Çamlıbel'in geçen hafta pazartesi günü TÜSİAD başkanı ile yaptığı röportaj bir haftadır halen toplumun gündeminde, cumhurbaşkanı dedi ki madem TÜSİAD beni istemiyor bende gitmem  halbuki TÜSİAD bizim muhattabımız sensin demişti. Muhattap kim gerçekten?
Gürsel Tekin: Muhattap yok, bir kere öncelikle Sayın Başbakan bu cümleyi algılayamamış çok açık söylüyorum. Yani TÜSİAD gibi çok önemli artı değer kazandıran kurumun başındaki başkanın aslındaki bir önceki başkanı da infaz ettiler biliyorsunuz. Bir önceki TÜSİAD başkanı çok net yasaklı yere yatırımcı gelmez dedi. Vay sen bunu nasıl dersin, adam bize hakaret etmedi kardeşim, yasaklı bir yere yabancı yatırımcı gelmez, yasaklamayın, onu bunu yasaklarsanız olmaz. Vay kardeşim sen bunu nasıl dersin... Cümlelerimi seçerek kullanmak istiyorum, infaz ettiler. Gazeteleri ile televizyonları ile siyasetçileri ile şimdi mevcut başkan çok basit ve kaldı ki hiçbir iş adamının hiçbir kuruluşun cumhurbaşkanı ile işi olmaz. Olursa nasıl olur biliyor musunuz, çok yakını işte rektör olacaksa torpil olarak gidebilir. Doğal olarak eleştirisini iktidara göre yapması gerekiyor, bunu kastetti. Vay kardeşim sen bunu nasıl dersin... Bu da anlamadan takıldı buna bende gitmem dedi gitsen ne olur gitmesen ne olur.

İsmet Demirdöğen: Cumhurbaşkanının peşinden gittiği için.
Gürsel Tekin: O zaman demek ki arayacak muhattabımız yok yani eğer her şeyi cumhurbaşkanı tayin edecekse biz seni nasıl muhattap alalım.

İsmet Demirdöğen: Kendisi de tayinle geldiği için...
Gürsel Tekin: Efendim tayinle gelebilirsiniz ama insanların bir haysiyeti vardır onurlu bir duruşu vardı siyaset yapıyorsunuz. Siyasette de istifa müessesesi çok anlamlıdır yani her yerde kullanılır yoksa bırakıp gideceksiniz. Çıktınız kamuoyunu da yanılttınız dediniz ki komisyon çalışmaları yapılırken, işte babamın oğlu da olsa kol keserim. Ne oldu kardeşim, kol böreği kestin. Sayın Genel Başkanımızda ısrarla bizlere aman ha kardeşim sizin muhattabınız başbakandır, iktidardır. Muhattap bulamıyoruz mesela biz hangi bakanı kendimize muhattap alalım? Şimdi bu kadar eleştiriyoruz yani yarın bir bakan bu söylediklerimde alınganlık göstermeyecek mi? Hırsızlığı yolsuzluğu tarif ediyorum bir başka bakan gazetelere demeç veriyor. Kusuruma bakmayın basın başka bir şey olmuş, söz konusu CHP olunca her yeri didikliyorlar. Soru peşine soru son derece doğal gazetecilik tekniği de bu. Soruyor işte adam cevap vermiş demiş ki efendim biz Yeşilköy ve havaalanı civarlarında yapılaşma izni vermeyeceğiz. O muhabir onu görmeyebilir. Ertesi gün ne olması gerekir gazetecilikte? Gidersiniz oranın fotoğrafını çekersiniz, fotoğrafta bi yer var mı, bir yer yoksa devam edeceksiniz. Bununda devamı yok e ne yapacaksınız kardeşim en kolayı CHP'yi dövün. Kimsenin gücü yetmez.... Bakın şunu da söylüyorum, iş dünyası, sivil toplum örgütleri, gazeteciler televizyoncular hepsi iktidardan korkuyor. İktidar kimden korkuyor CHP'den korkuyor. Korkmaya devam edecekler.

İsmet Demirdöğen: Ben bu muhattaplık konusunda bir şey daha hatırlatmak istiyorum şimdi başbakana gene soruyor gazeteci arkadaşlarımız. Kemal Kılıçdaroğlu diyor ki bizim muhattabımız başbakandır ne diyorsunuz elbette ki başbakandır. Sonra düşünüyor birden aklına TÜSİAD geliyor ama TÜSİAD'ın yaptığı da yanlış diyor. O çünkü sivil toplum örgütüdür diyor siyasetçilerin muhattabı başbakandır sivil toplum örgütlerinin ki hem başbakan hem cumhurbaşkanıdır...
Gürsel Tekin: Mesela cumhurbaşkanının hangi yetkisi var? Diyelim ki yarın iş dünyası geldi ve  bir yasal değişiklik olacak cumhurbaşkanına mı gidecekler, başbakana gidecekler. Yani cumhurbaşkanının yasamızda net yetkileri sınırlı. Bu konuda sivil toplum örgütleri bizimle muhattap olmayıp sivil toplum örgütleri ile muhattap olacaksa cumhurbaşkanının yasalardan kurallardan haberi yok. Amerikalıların çok güzel bir sözü var onu hep kullanırım burada da kullanmak istiyorum. Amerika'da hep kötü işler olmaz arada da iyi işler olur. Bütün ortaklıklar bozulur ama suç ortaklığı bozulmaz. Bozulursa da işte 17-25 Aralık gibi olur. Şimdi bunların kriterleri sivil toplum örgütleri, iş adamları kriterleri ise dik dur soy bizi diye ilan veren kuruluşlardır. Şimdi TÜSİAD bunun altına imza atsaydı bugün herkesin baş tacı olurdu. Mesela geçen gün gazetelerin bütün sayfalarında tam ilan. Altına da yazmışlar, sivil toplum kuruluşları. Kim bu sivil toplum kuruluşları? Parayı nereden buldunuz, trilyonlarca para bu parayı nereden buldunuz? İşte bu etik yasayı çıkarırsanız bütün bu kirlilikleri çıkartırsınız. Siz çıkaramazsınız önce başbakan ve bakanlar bunun hesabını verecek. Şimdi mesela maliyecilerimiz defalarca çağrı yapıyor. Maliyecilerin işi bu ülkede namuslu şekilde artı değer kazandıran iş adamların gırtlağına basmak değil maliyecinin görevi gidecek kardeşim bu faturayı kim kesti sana, bu parayı kim ödedi bunları araştıracak.

Ünsal Ünlü: Dediklerinizden üç aşağı beş yukarı aynı noktaya geliyoruz. Muhattaplıktan kasıt siyasi muhattaplık değil aslında bu soruların cevabı verilmeli, burada basının kendi öz eleştirisini yapması kuşkusuz kaçınılmaz bir şey. Çünkü dün akşamda konuştuk yurtdışından korkmayın çağrısı yapıyor bir gazeteci büyüğümüz Ertuğrul Özkök ama yurtiçinde bu cümleyi kullanmıyor. Paris'te yürüyüş sırasında söyleyebiliyor bunu basında korkuyor diyor işte medyada korkuyor iş adamı da korkuyor, korkmayın diyor. Buraya gelince durumlar bir anda değişiyor.
Gürsel Tekin: Valla çok korkulacak bir şey yok. Yani korkusunu yenmek isteyenlere de buradan çağrıda bulunmak istiyorum. Gelin CHP'ye üye olun siyaset yapın. Hiç kimse size dokunamaz. Niye CHP korkmuyor, niye Kemal Kılıçdaroğlu korkmuyor? Çünkü arkasında bir marjı yok. Arkanızda bir şeyiniz olmayacak kardeşim şeffaf olacaksınız. Cam gibi buradan baktığınızda öbür tarafınız gözükecek. Olmuyorsa o zaman olmuyordur.

İsmet Demirdöğen: Biraz önce söylediğiniz o şeffaflığın içerisinde unutulmasın, siz şeffaflık paketi adı altında herkesin fişlenmesine sebep olabilecek bir noktaya işaret ettiniz. Yani bütün para hareketleri bütün tapu bilgileri bütün ekonomik hareketlilik bir merkezden kontrol edilecek.
Gürsel Tekin: İsmet bey yakın tarihimizde örnekler var, İtalya gibi İspanya gibi Yunanistan gibi bir çok  ülkelerde benzer olmasa da belli alanlarda yolsuzluklar olur ve herkes kendisini gözden geçirdi. İlk işleri şeffaf bir siyaset, hesap verebildikleri bir siyaset yaptılar. Bakın her şeyi siyaset yönetiyor, eğer siyaset şeffaf değilse siyaset arınmış değilse, siyasetin kirli olduğu yerde kamuda temizlik beklenebilir mi? İlk yapmamız gereken  
siyaseti temizlemektir. Eğer buna varlarsa CHP olarak çağrıda bulunuyoruz. Gelin şeffaf siyaset yaratalım. Yolsuzluk yasası çıkartalım hiçbir belediye  başkanı... Mesela şunu hepimizin düşünmesi lazım, İngiltere başkanı yolsuzluk yapmaya kalkışsa yapabilir mi? Sistem ona uygun değil ama bizim sistemin tamamı yolsuzluk ve hırsızlık üzerine kurulmuş.  Rahmetli Ecevit biliyorsunuz bu ihalelerde kamudaki ihalelerde çok ciddi sıkıntılar  olduğu için Avrupa Birliğine uygun ihale yasası çıkarttı ne oldu?

Ünsal Ünlü: Delik deşik oldu.
Gürsel Tekin: Sadece delik deşik olmadı. 120 kez değiştirdiler ihale yasasını firmaya göre uygun yaptılar. Kendi firmalarına, hani milletin anasına küfreden haramzade iş adamları var ya. Onlara uygun yasa çıkarttılar, yetmedi o kurumun başındaki herkesi cezaevine düşürdüler. Böyle bir şey olabilir mi? Cemaat hoca ilişkisi... Yani hoca oradan her türlü haltı işliyor aşağıda cemaate diyorsunuz ki ben şeffaflığı uygulayacağım. Şeffaflığı işte buralarda uygulayacaksınız. Bütün siyasetçiler hesap verebilir durumda olacak. Orası olmadığı sürece geri kalan her şey hikayedir, kamuoyunu yanıltmaktır, kamuoyunu baskı altında bırakmaktır. İşte muhalif olabilecek gazetecinin kredi kartlarında daha çok para trafiği dışında onu takip edecek bir anlayış olabilir mi.

Ünsal Ünlü: Seçim döneminde, önümüzdeki beş ay içinde muhtemelen seçim göreceğiz. Seçim döneminde iş dünyasından bir çıkış bekliyor musunuz?
Gürsel Tekin: Ben herkesten cesur bir çıkış bekliyorum. Sadece iş dünyasından değil basın medyadan, bilim insanlarından. Yani beni en çok şaşırtan ne oldu biliyor musunuz? Bilim insanları... Bilim insanları adeta film insanları olmuş. Yani film yapan gerçek filmciler için söylemiyorum. Benim bildiğim bilim insanları 12 Eylül döneminde yani otoriter sıkı yönetim döneminde aslanlar gibi haklarını arıyordular. Yürüyüşler yaptılar defalarca. Mesela Sayın Emre Kongar ve arkadaşları sadece ve sadece hatırlar mısınız bilmiyorum sakalını keseceksin diye bir genelge çıkardılar.  Kesmiyorum... Bana işte o bilim adamları lazım. Ne oldu o bilim  adamlarına? Adeta bir ölü toprağı, şimdi sendikalar ve sivil toplum örgütleri. Tabi ki belli sendikaları bundan muaf tutuyorum.  Ama milyonlarca emekçinin aidatları ile şatafat süren insanlar gazete ilanları verdi. Dik dur soy bizi... Bunun üzerine film yapılacak buna emin olun, yani yakın tarihimizde AKP iktidarından sonra göreceksiniz çok sayıda film çıkacak. Mesela bu yolsuzluğun filmi yapılacaktır belki bu film dünya çapında ödül alacaktır. Hazırlıklar var söyleyeyim, böyle bir grup arkadaşlarımız hazırlık yapıyor. Keza benzer bu yasaklarla ilgili bütün bu şatafatlarla ilgili yakın tarihimiz çok ciddi filmler görecektir ve bu filmlerin avantajı şu olacaktır. Gelecek nesil geçmiş yıllardaki kirli siyaseti görmüş olacaktır.

Ünsal Ünlü: Yani bir belge niteliğinde kalacak diyorsunuz.
Gürsel Tekin: Hem belgeselleri yapılacaktır hem de filmleri yapılacaktır...

Ünsal Ünlü: Son soru artık son iki üç dakikanın içine girdik. Sormazsak olmaz, dünden beri aynı şeyi konuşuyoruz çünkü. Şu Ak-Saray'daki görüntü. Film dediniz ya gerçekten film karesi gibi dünden beri... Bugün bir çok gazeteci arkadaşımla siyasiler işte mecliste de konuştum hepsi önce şaka zannettiklerini söylüyorlar. Şaka siteleri var ya zaytung falan, onun yaptığını düşündüklerini söylüyorlar.

İsmet Demirdöğen: Photoshop sandık biz.

Ünsal Ünlü: Siz ne diyorsunuz?
Gürsel Tekin: Kısaca şunu söyleyeyim, kirliliği maskaralıkla kapatmaya çalışıyorlar. Hiçbir kirliliği maskaralıkla kapatamazlar. Böyle bir maskaralığı kaçak sarayı kirli sarayı böyle maskaralıkla kapatmak  istiyorlar ama bunu kapatamayacaklar. Herkes cesur olacak ve şunu söylemek istiyorum. Son kamu yoklamalarına baktığımızda biliyorsunuz bu iktidarın aynı zamanda havuz medya ve televizyonları yok birde havuz kamuoyu yoklaması şirketleri var. Bu şirketlere de çok defa çağrıda bulundum ama kimse cesaret edip karşıma çıkamadı. Son kez burada da söylüyorum. Bu şirketlerin tamamı bakanlık işleri. Dikkat ederseniz son üç dört aydır hiç araştırmalarını yayınlamıyorlar. Zaman zaman televizyonlara çıkıyorlar çok bir şey değişmedi falan. Araştırma falan yapmadıysan  değişmediğini nereden biliyorsun? Yaptıysan niye açıklamıyorsun? Büyük bir firma bir araştırma yapmış tabi korktukları için bunu açıklayamadılar. Burada AKP'nin oyuna baktım yüzde otuz beş. Şunu söylemek istiyorum yüzde otuz beşin dışında çok makul sayıda kararsız seçmen var. Türkiye'nin geleceği ile ilgili özellikle kararsız seçmenler ve sandık başına gitmeyenler. Bakın Türkiye'nin en önemli yaralarından bir tanesi budur. Sandık başına gitmeyen seçmenden bu sorumsuzluktan vazgeçin, gelin Türkiye'nin kaderini tayin edelim. Kararsız seçmenlerimize de diyorum, sandık başına gitmeyen seçmenlere de söylüyorum. Adres CHP'dir gelin CHP ile yasaklardan yolsuzluklardan yoksulluklardan Türkiye'yi kurtaralım. El birliği ile kurtaralım. Aksi taktirde önümüzdeki süreçte Türkiye'nin hangi noktaya geleceğini düşünmek bile istemiyorum. Beş yıl önce söylediklerimizi birçok gazete ve televizyonlarda aman çok abartıyorsunuz, sıkı yönetim cümlesini, olağanüstü durum cümlesini kullandığında iki üç yıl önce çok sayıda gazetecinin eleştirisini aldık. Şimdi gelmiş olduğumuz noktaya bakın. Gelin hep beraber bir nefes alalım Türkiye bir nefes alsın. Tecrit edilmiş bir Türkiye'yi kurtaralım. Bakın Avrupa'da fotoğrafı gördünüz, 53 tane dünya lideri yürüyor Türkiye'nin hiç hak etmediği liderinin hangi boyutta olduğunu hep beraber gördük. Ortadoğu'daki bu kanamalı coğrafyayı da CHP çözecektir hem de kısa süre içerisinde çözecektir.

Ünsal Ünlü: Sayın Tekin çok teşekkür ediyorum, açık yürekli olup bütün sorularımıza cevap verdiğiniz için, tekrar birlikte olmayı diliyoruz sağ olun.

Gürsel Tekin: Teşekkür ediyorum.

Anahtar Kelimeler
    Salı, 13 Ocak 2015 20:11

Bağlantılı Konular