Gürsel Tekin, Davutoğlu'na çağrıda bulundu

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, Halk TV'nin sorularını yanıtladı önemli açıklamalarda bulundu.

Lale Özan Arslan: Evet sevgili seyirciler. Başbakan yardımcısı Bülent Arınç'ın bu kadar süre sonra yaptığı bu açıklamalar adeta itiraf gibi diyebiliriz. Sayın Tekin, ne söyleyeceksiniz, üzerinden bu kadar zaman geçmiş, nereden aklına gelmiş? Özellikle bu cemaatle AKP hükümeti arasında gerilimin tavan yaptığı bir dönemde.

Gürsel Tekin: Öncelikle Türkiye'nin çok zavallı bir iktidarla karşı karşıya olduğunu itiraf etmek istiyorum. Bir kere olayın başından itibaren başta Başbakan olmak üzere hemen hemen kabinedeki bir çok bakan kandırıldığı, arkasından hançerlendiğini çok açık bir şekilde itiraf ettiler. Sayın Arınç hatırlarsanız ortalama Türkiye'nin 1 ay ve 45 gününü meşgul etti bu Ankara'nın derin dehlizlerine gireceğiz, devletin bağırsaklarını temizleyeceğiz iddiaları buydu biliyorsunuz. Doğrusu hepimizde merak ediyoruz. Tabi ki ülkenin bakanına, bir ülkedeki siyasetçiye bir karanlık odaklar suikast düzenliyorsa doğal olarak bizide çok rahatsız eder. CHP olarak o günde çok açık net ifade ettik. Bu derinlik nereye kadar iniyorsa insin. Bu derin dehliz dediğiniz yani devletin içindeki kirli bağırsakları temizleyecekseniz sonuna kadar temizleyin. Bu konuda bizde size destek veririz dedik. Ama ne yazık ki bağırsak temizleyeceğiz derlerken kendi bağırsakları ortaya çıktı. Gördük ki bunlar bağırsak temizleyeceğiz iddiası ile girerken Bakanlar Kurulu'nun üçte biri yolsuzlukla suçüstü oldu. Bakanların bir kısmı yine operasyona tabi tutulacakken bir başka operasyonla onlar engellendi. Gelmiş olduğumuz noktaya bakın. O gün ki operasyonda bu operasyondan dolayı onlarca insan mağdur oldu. Onlarca aile mağdur oldu. Sayın Arınç'ın öncelikle çıkıp o ailelere özür dilemesi lazım. Hatırlarsanız çabuk unutuluyor hafızalarımızda bu operasyonlar devam ederken kamuoyunu meşgul eden ve tartışma konusu olan gariban bir patates soğan satan vatandaş, kazara işte bu derin dehliz dedikleri bölgeden geçerken operasyona tabi tutuldu ve bütün gazetelerin televizyonların akşam baktık ki patatessoğancı göz altına alındı. Sayın Arınç hemen yarından tezi yoktur sadece onurlu yaşamak için,çocuğuna ekmek götürmek için, helal ekmek kazanç için patates soğan satan o vatandaşımızın omağduriyetini hemen giderin ve gidin özür dileyin. Böyle bir şey olabilir mi? Bir ülkenin bakanıbir ülkenin hükümet sözcüsü ben kullanıldım diyebilecek duruma gelmişse acaba bu ülkede kimler bizi önümüzdeki günlerde kullanacak doğrusu çokta tedirgin olduğumu da söyleyebilirim. Bakın Başbakan söyledi, hani kerameti yüksek bir iktidar ya. Biz arkamızdan hançerlendik. Bir başkası çıktı işte falan paralel yapı bize tuzak kurdu. Bir başkası çıktı eski dışişleri bakanı şimdinin atanmış Başbakanı. Biz en mahrem konuşmalarımız özellikle de dışişleri ile ilgili Ortadoğu ve Suriye meseleleri ile ilgili dinlendiklerini ve afişe ediliğini... Doğrusu ben şaşkınlık içerisindeyim diyorum. Acaba bu kadar rahatlıkla kullanılacabilecek bir iktidarıönümüzdeki günlerde kim kullanacak sabırsızlıkla bekliyoruz ama tekrar altını çizerek söylemek istiyorum. Siz bağırsak falan temizleyemezsiniz anca kendi bağırsaklarınızı temizlemeye kalkışabilirsiniz. Sizin bağırsaklarınızı temizlemekte CHP iktidarı ile mümkün olabilir başka iktidarla da mümkün değildir.

Lale Özan Arslan: Aslında bu tür yapılan açıklamalar olayları daha başka yere taşıyor. Şimdi Arınç'ın bu açıklamaları da hakikaten sizin söylediğiniz gibi bağırsakların temizlenmesi değil tam tersi.
Gürsel Tekin: İnanılır gibi değil. Tabi o zaman koro halinde aynı zamanda kendilerinin oluşturmuş olduğu medya ve televizyonlar sürekli canlı yayınlar. Devletin derin dehlizlerine girildi falan, herkes sabırsızlıkla bekliyor acaba o derin dehlizlerden ne çıkacak. Çıka çıka gariban patatesçi çıktı.

Lale Özan Arslan: Bakanlar Kurulu'nun toplanma tarihine ilişkin son noktayı Cumhurbaşkanı Erdoğan koydu dedik ama 5 Ocak, Binali Yıldırım neden böyle dedi. 5 Ocak önemli bir tarih, bu dört eski bakan ile ilgili komisyonun tarihi arada bir manidarlık var mı sizce?
Gürsel Tekin: Elbette var, biraz geriye dönmek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanı'nın Başbakanlık kriteri çok açık ve netti. Önce kendi bakanlar kurulunda kimi başbakan görmek istiyorsunuz, bana kapalı zarfa yazın verin demişti. Orada zannedersem sadece beş bakan Sayın Davutoğlu'nu önermişti ve geri kalanları farklı kişileri önermişti. Ama tabi kapalı oylamada Sayın Başbakan dedi ki evet oylamada Davutoğlu çıktı demişti ve gazetecilerin sorusu üzerine Sayın Davutoğlu'nu paralel yapı ile mücadele edeceği için Başbakan yaptım demişti. Yani Cumhurbaşkanı'nın kriterine bakın. İşsizlik, yoksulluk, dış politika, iç politikadaki dengeleri oluşturabilir, becerili yeteneklere sahiptir diye değil bir yere odaklanmış. Oradan nasıl intikam alabilirim benim yerime gelecek insanın bu intikam duygusunu becerikli bir şekilde götürüp götüremeyeceği kriteriydi ve o şekilde tayin etti Sayın Davutoğlu'nu. Tabi Sayın Davutoğlu ve Davutoğlu'nun çevresindeki belli grup özellikle 17-25 Aralık dünya meselesine dönüştü sadece Türkiye'de tartışılan bir konu değil. Çok rahatsız oldu yani sadece kendisi değil mesela Sayın Cemil Çiçek, Sayın Bülent Arınç, Sayın Ali Babacan yani hem kulisler hemde uluslararası toplantılarda net şekilde ifade ediyorlar. Bu çerçevede Davutoğlu'nun sağ iktidarların liderlerin daha çok liberal ve solcu danışmanları olur.  Geçmiş tarihimizde de çok vardır. Sayın Erdoğan'da da öyleydi. Şimdi Davutoğlu'da sol vicdandan yetişmiş danışmanları var. Onlarda Sayın Davuoğlu'na aman ha bu muhafazakar kesim çok rahatsız bu yolsuzluktan hırsızlıktan. Buna mutlaka müdahale etmeniz lazım, komisyona talimat verin en azından bu dört bakan içinden iki ya da mümkünse üç ya da dört tanesinin yüce divana gitmesini sağlayın. Bunun üzerine yapılan müzakerelerde doğrusu dokuza beş kalaya kadar bu Yüce Divan'a gidilecekti. Bu özgüvenle de Sayın Davutoğlu kamuoyuna bir açıklama yaptı. Babamın oğlu da olsa kolunu keser atarım demişti. Aynı zamanda İslami jargon kullanarak yani Kur'an-ı Kerim'i kullanarak referans göstererek. Doğrusu tabi öyle el kol kesmekle yolsuzlukların önüne geçilebilmiş değildir. Bugün Ortadoğu coğrafyasında şeriat kuralları ile yönetilen ülkelere de bakıyoruz bütün bu uygulamalara rağmen hırsızlıklar en üst noktada. Nasıl yapacağız? Evrensel kurallarda olduğu gibi kapsamlı yolsuzlukla mücadele yasası önerdik CHP olarak. Biz dedik ki, gelin öyle bir yolsuzluk yasası çıkartalım ki siz de mağdur olmayın siz de bu sorularla muhattap olmayın. Yani 17-25 Aralık bir tarihi dönem olsun siyasetin kara lekesi olarak kalsın ve bundan sonra siyasetçi ya da kamu yöneticisi yolsuzluğa teşebbüs etmesin. Maalesef buna karşılık cevap vermediler, Davutoğlu kol keseceğim, yüce divana nasıl olsa iki üç kişi göndereceğim özgüveni ile bir el müdahale etti ve yüce divana gönderemedi. Şimdi orada da haklı, buna müdahale edenler çok haklı. Niye haklı, kamuoyunun bunu daha iyi anlayabilmesi için şimdi bir iddia ile çıkıyorsunuz. Eğer Sayın Davutoğlu'nun tezi doğru olsa Davutoğlu mevcut bakanları yüce divana gönderirse Sayın Erdoğan'ı da yüce divana göndermiş sayar. Sayın Erdoğan çıktı dedi ki bu yolsuzluk değil bu bir darbedir dedi. Şimdi bir darbe tezini Sayın Davutoğlu'nun kendisi çürütmüş olacak. Sayın Davutoğlu tezini güçlendirmek içinde AKP'de güçlü isimler benzer cümleler kullandı. Mesela dün AKP'nin ana kanalı dediğimiz kanalda izledim. Cemil Çiçek darbeci falan neler öğrendim. Bildiğin Cemil Çiçek... Düne kadar sizin baş tacınız olan Cemil Çiçek, 24 saat içerisinde paralel yapı, darbeci ya da karanlık odakların adamı oldu. Sayın Arınç yine öyle. Anayasa mahkemesi başkanı bunların varlık sebebidir. Şöyle geriye dönüp baktığımızda özellikle AKP'nin kapatılıp kapatılmama döneminde AKP televizyonları AKP yakın siyasetçilerin gazetecilerin Sayın Haşim Kılıç'la ilgili söylediklerine inanamazsınız. Neredeyse peygamber ilan edeceklerdi. Şimdi aynı Haşim Kılıç darbeci her an darbe yapabilir pozisyonuna geldi. Şimdi bu şunu gösteriyor önümüzdeki özellikle Binali Yıldırım kendisinden o cümleleri kurmuş değildir. Buna emin olabilirsiniz, kesinlikle Erdoğan'ın emriyle o cümleleri kurulmuştur. Çünkü 5 Ocak komisyonunkarar vereceği gündür.  Diyor ki sen öyle karar veremezsin. Ben seni tayin ettim, sizi de ayağıma getirteceğim köşke. Öyle yok yüce divanmış yok bilmem neymiş bu işleri karıştırmayın. Yüce divanı karıştırırsanız benim bütün tezlerimi çürütmüş olursunuz. Ben darbe demiştim bu darbe olarak kalsın. Kamuoyunun önümüzdeki günlerde tabi ısrarla bir yüce divan beklentisi var. Doğrusu ben Sayın Başbakan bu yüce divanı işletebilirse yolsuzlukla yürüyen bu hukuksal süreci işletebilirse işte yeni şarkıları biliyorsunuz Kiziroğlu.  Kiziroğlu biliyorsunuz aynı zamanda bir kahramanlık destanıdır. Sayın Davutoğlu herhalde bu şarkıyı kullanırken ona mutlaka bilgi vermişlerdir. Bizim coğrafyamızda, ben Karslıyım, Kiziroğlu köyü vardır oradan çıkmıştır. Bir mağduriyet bir kahramanlık destanı vardır orada. Bir başkaldırı vardır orada, Sayın Davutoğlu neye başkaldırdı bilmiyorum. Sayın Davutoğlu siz başkaldırın inanın bu şarkı ile ilgili telif haklarımızı size vereceğiz. Aksi halde şu anda bizimde şarkı ile ilgili tasarrufumuz var, bununla ilgili önümüzdeki süreçte bizde kullanacağız. Ben en azından 5 Ocak günü Sayın Davutoğlu'nun nasıl bir karar alıp almayacağı konusunda sabırsızlıkla bekliyorum. O zaman o şarkı ile ilgili de düşüncelerimi ifade etmek istiyorum.

Lale Özan Arslan: Şu an paylaşmayacaksınız herhalde. MHP'den de bu konuda bir açıklama geldi. Bizim seçim şarkımızdı AKP çaldı dedi.
Gürsel Tekin: Valla kimin seçim şarkısı... Doğrusu şu anda kullanım hakkı bizde. Ne MHP'de ne AKP'de nede Davutoğlu'nda. Bunu öncelikle söylemek istiyorum. Rahmetli Murat Çobanoğlu bizim bölgemizin çok önemli bir şarkıcısıdır. Kendisinin de değerlediği bir şarkıdır. Ailesi ortada,ailesinin rızası bile alınmış değildir. 8 ay önce hiçbir bedel ödemeksizin bunun kullanım hakkı bizde. Altını çizerek burada söylemek istiyorum. Elbette çok değerli bir sanatçının bu parçasını herkes kullanabilir. Israrla CHP olarak biz bir ipotek koymuş değiliz. Ama özüne uygun kullanacaksanız. Eğer gerçekten bir kahramanlık bir destan yazacaksanız. Yolsuzlukla, sefaletle mücadele edecekseniz, haksızlığa baş kaldıracaksanız bu şarkı size feda olsun ama aksi taktirde Kiziroğlu'nun felsefesine uygun bir hale getirilecek ve CHP'de kullanacaktır.

Lale Özan Arslan: Özellikle 17-25 Aralık yolsuzluk haftası ve bütün bu yaşananların üzerine sizinde söylediğiniz gibi destanlık bir baş kaldırı şarkısının AKP iktidarı tarafından kullanılması son derece ironik tabi.  Kesinlikle ironik ben yani uzun uzun anlatabilirim Kiziroğlu ile ilgili ama çok zaman almak istmiyoruz. Önümüzdeki günlerde çok da tartışılacaktır...  Ama kullanım hakkı CHP'de dediniz bu önemli bir bilgi.
Gürsel Tekin: Tabi ki kesinlikle. Aile CHP'ye kullanım hakkını vermiştir. MHP ve AKP'de kullanabilir, Sayın Davutoğlu'nun kullanacağı kriteri söylüyorum. Eğer gerçekten özüne uygun, bir destan bir kahramanlık yapacaksa yolsuzlukla mücadele edecekse Türkiye'deki tüm olumsuzlukların karşısında dimdik duracaksa hiç itiraz etmeyeceğiz. Aksi taktirde ellerinden alırız.

Lale Özan Arslan: Şimdi Sayın Tekin biraz Güneydoğu'ya geçeceğiz ama ondan önce Kılıçdaroğlu'nunda Güneydoğu'da son dönemde yaşanan gelişmelerle ilgili önemli açıklamaları var. Hazır söz açılmışken biraz komisyondan bahsedelim istiyorum ben. Yolsuzluk ve hırsızlık demişken 5 Ocak önemli bir tarih ama siz az çok beklenti ne olacağına ilişkin bir sinyal verdiniz, ne olacak 5 Ocak'ta?
Gürsel Tekin: Şimdi 5 Ocak, 7 Ocak, 10 Ocak bunları tabi topu taça atmak demektir. 17-25 Aralık bir yıl geçmiş. Bu bir yıl süresince bir adım yol alınamamıştır. İşte defalarca komisyonun kurulmaması için binlerce gerekçe uyduruldu. Komisyon kurulduktan sonra komisyonun çalışmaması için binlerce gerekçeler uyduruldu. Şunu söylemek istiyorum yani çok açık ve net. Baştan itibaren Eski Başbakan ve Bakanların tezi şuydu. Kesinlikle bunlar itiraftır ve kesinlikle bunlar yok hükmündedir. Şimdi bunun için yapılması gereken nedir? Komisyona hiç ihtiyaç duyulmaksızın dört tane bakan gidecek hatta soruşturmaya tabi tutulan bakanların dışında olası çünkü halen dosyslar elimizde, soruşturması devam eden birçok insanlar dahil olmak üzere herkes elini kaldıracak hayır kardeşim komisyona ihtiyaç yok. Ben yüce divana gitmek istiyorum, yüce divanda aklanıp gelmek istiyorum. Bunu diyorlarsa hiç tartışmasız, sürekli komisyonu öteleyip işte beş oldu o oldu... Buradan sonuç çıkmayacaktır çünkü bu gerçekten, bu kararı dört kişiye bağlamak haksızlık olur. Bunun içinde organizeli bir yolsuzluk var. Devleti soyan bir kabine var. Dört tanesi suç üstü olmuş ama suç üstü olmayan onlarca iş adamları gazete patronları, gazeteciler yazarlar hekesi bu kirli işlere bulaştırmışlar. İşte gerekçe olarak şunu söylüyorlar. Tabi bu iktidarın bir de maharetli bir tarafı var, bunu kabul etmek lazım. Olağanüstü bir maharet, sıkıştıklarında mutlaka bir düşman yaratıyorlar ama her düşman kabul görebilir düşmanlardı. İşte efendim hukukçular tamam, asker tamam, liberal gazeteciler tamam, solcular zaten bunlar düşman olmaması gereken unsur ama milli  görüşten gelen kendilerinin yetiştirmiş olduğu çocukları bir gün bir paralelci bir darbeci olarak ilan edecekleri hiç aklıma gelmezdi. Haşim Kılıç, zamanınız olursa program bittikten sonra AKP'nin televizyonuna bir girin. Cemil Çiçek neymiş, yarın arayacağım Cemil Çiçek'i. Siz ne büyük darbeciymişssiniz kardeşim, sağda solda darbeci arıyoruz. Bunu kim söylüyor, kendileri söylüyor. Şimdi böyle bir dönemde müthiş bir şey bulmuşlar özellikle gazete ve televizyonlarda din adamları dahil hani bir kısmını anlarım para ile pul ile bağladıkları gazeteciler var onlar çıkıyorlar talimatları almış, askeri talimat gibi yapılması gerekeni en iyi şekilde yapıyor hatta kendi aralarında yarışıyorlar kim daha çok yalakalık yaptı, kim daha çok savundu yarışı içindeler. Ama bir kısım din adamları pis işlerinde kullandıklarını görüyoruz. Önümüzdeki süreçte bu kadar kandırılmaya müsait bir iktidarın Türkiye'yi nereye götüreceğini hepimizin düşünmesi gerektiğine inanıyorum. 2015 Türkiye'nin geleceği açısından sadece Türkiye'nin değil, Ortadoğu coğrafyasını da diriltecektir. Hem Türkiye hem Ortadoğu islam coğrafyasının kaderini değiştirmek için herkes sandık başına gidecek. Kandırılmak istemiyorsanız gideceksiniz gerçekten iradesine sahip Türkiye'yi bilen devletin mekanizmasını işleyişini bilen bir yapıyla Türkiye'yi idare etmek zorundasınız. Şimdi mesela çok uzasın istmiyorum. Elimde bir belgede vardı 2010 yılından. 2010 yılında daha bu süreçler başlamadan yani 17-25 Aralık başlamadan. Bu zatı muhterem ismi geçen iş adamları ve siyasetçiler dahil olmak üzere bir AKP'ye ve Başbakan'a yakın Erdoğan'a yakın bir isim mektupla ihbar ediyor. Aynı zamanda kendisi burada ismini afişe etmek istemiyorum. Kaçakçılık ve para trafiğini siyasetçilerle bu firma ilişkilerini bir rapor halinde Başbakan'a sunuyor o tarihte. Yetmiyor biliyorsunuz MİT bir rapor sunuyor, şimdi nereden paralel diyorsunuz ya kim paralel? Yani malı götürünce aklınıza paralel gelmiyordu. İktidarın bir başka tehlikesi şu, bu kadar iç meselelerle yani kendi sorunlarıyla boğuşan bir iktidarın Türkiye'nin iç ve dış meseleleri konusunda çok ciddi sıkıntıda olduğunuda ifade etmek istiyorum özellikle dış politikada önemli tavizler vermek zorunda kalıyor.

Lale Özan Arslan: Şunu da sormak istiyorum ben şimdi, muhalefet partileri özellikle ana muhalefet partisinin bu 17-25 Aralık haftası içinde bu konuyu gündemde sıcak tutmak için bir çok etkinlik girişimi vardı ama inanılmaz engellerde var bunu daha önceki yayınımızda da konuşmuştuk. Halen devamda ediyor işte afişler inidiriliyor, özellikle CHP gençlik kollarının çok ilginç enteresan bir girişimi var, bir afişe işe işte görüntü yansıtıldı polis onu toplamak istedi ancak tebligat sordular, tebligat olmayınca da polis bir şey yapamadı. Ama büyük bir engellemede var. Yani Türkiye artık nefes alamıyor. Kimse hukuk dahilinde, kanunlar dahilinde bir şey yapamıyor.
Gürsel Tekin: Şimdi bizim gençlerimizin gerçekten zekasına hayranım. Zaman zaman bir çok İie bu operasyonlar olunca. Bir başka ilimizde geçler çift taraflı bir pankart yazıyorlar. Bir tarafta işte dörtlü bakan, öbür taraftada temiz siyaset istiyoruz. Tabi polis buna gelince çocuklar pankartı ters çevirmişler. Polis geliyor şaşkın şaşkın onu indireceğiz. Ya kardeşim temiz siyaset istemek ne zamandan beri suç oldu? Onu bile indirdiler, yani insanların temiz siyaset istemesine bile tahammül edemediler. Şimdi tabi bazı iktidarlar eğer kafasına suç koymuşsa bir suçu işleyebilmek için bütün ayaklarını sağlamanız lazım. Medya, basın, karakol, iletişim, yargı ne bileyim aklınıza gelebilecek bütün unsurları bağlamanız lazım, suç ortağı etmeniz lazım. En son uzun süredir takip ediyorum, keza kamu yoklamaları biliyorsunuz. Havuzda hep kamuoyu yoklama şirketleri var. Fark ederseniz son zamanlarda sesleri yok. Aman halbuki yarışa giriyorlardı, yüzde sekiz... Bazen de şöyle zıvanadan çıkıp iddiaya giriyorlar. Hayır ben yüzde elli altı falan. Çünkü daha çok iş alacak ya model o. Hepsi çöktü, şu anda hiç sesleri yok. Bunların reklam ve billboard dediğimiz, bu mecraları kullanan şirketler şimdi bir havuz şirketi var. O havuz şirketini yakından takip ediyoruz. Havuz şirketine talebimiz oldu. Dedik ki kardeşim biz helal paramızla CHP olarak biz paramızı verip bu mecralarda bu materyalleri kullanmak istiyoruz. Önce evet dediler ve fiyat istedik çünkü ben sürecin nasıl işleyeceğini bildiğim için. Bizim müdürler dediler başkanım çok pahalı fiyat verdiler, hiç sorun değil itiraz etmeyeceğiz. Fiyata indirim bile istemeyin tam tersine oraya 5 tane il daha ekleyin bize öyle fiyat versinler. Tabi bunlar fiyatı çok abartılı söyleyip CHP'de kabul edince çaresiz kaldılar, yapacakları bir şey de kalmadı yazılı aldım aynı zamanda, hala cebimde duruyor. Bu kez üstünden 24 saat geçmedi, bizim parti müdürümüz geldi başkanım sizi arıyorlar. Ayın 17-22 arasında hiç boş yer yok. Bu nasıl bir rezilliktir. Ey yüksek seçim kurlu, ey yargı, ey savcılar size sesleniyorum bu ülkenin ana muhalefet partisi kendi parası ile kendi imkanları ile ticari bir kuruluşta o mecraları kiralayamıyorsa siz burada bir sorumluluk hissetmeyecek misiniz? Bir yürekli savcı çıkıpta ey Gürsel Tekin söylediğin iddilar yenilir yutulur değil, gel kardeşim sende hakkında dava açtır, bize bilgisini ver demez mi. Bu nasıl bir şeydir Allah aşkına. Ama aşacağız bunları, hiç merak etmesinler korkunun ecele faydası yoktur.

Lale Özan Arslan: Sayın Tekin az öncede söyledim daha tabi bu konular 5 Ocak'a da fazla zaman kalmadı ama çok kounşulacak bakalım 5 Ocak'tan sonra neler olacak...
Gürsel Tekin: 5 Ocak Beştepe'de karar verilir, şimdi adı Beştepe olmuş kaçak sarayın.

Lale Özan Arslan: Evet öyle diyor Sayın Cumhurbaşkanı zaten. Artık köşk olayı bitti Beştepe.
Gürsel Tekin: Şimdi Beştepe'ye baktığımızda acaba Beştepeye giren çıkan kimler geliyor kimler gidiyor. Onları da bir analiz etmeye çalıştım özellikle kendi dönemlerinde yaratmış olduğu iş adamları, belli kulüpler belli eğitim kurumları falan bu Beştepeye gidip geliyorlar. Onlara baktığımızda onlar gerçekten AKP'nin biliyorsunuz çok önemli bir sloganı daha vardı fırsatlar ülkesi. Evet fırsatlar ülkesinden faydalananlar Beştepe'ye gidiyor ama fıtratlar ülkesinden faydalananlar asla onun önünden geçmeycektir. Ama inanıyorum bu ülkede fırsatlar ülkesi değil fıtratlar ülkesinde hayatını kaybeden insanlar bu zaferi kazanacaktır. İşçi perişan köylü perişan. Geçen Sayın Davutoğlu daldan dala atlıyor, tasarruf tedbirleri diye mizah dergilerine konu olacak bir karar açıkladı...

Lale Özan Arslan: Ama ardından yeni alınacak araçların listesi çıktı...
Gürsel Tekin: Hangi araç, araç o işin en mütevazi işi. Ben sizinle bir hikayemi paylaşmak istiyorum. Çok dramatik bir şeydir. Yani Türkiye'nin hangi coğrafyasına giderseniz o sorunlarla mutlaka karşılaşırsınız. Hemen yanıbaşınızda başkentin dibinde Kırıkkale'de hemen dibimizde. Kırıkkale'de parkta emekli amcalar oturuyor. Amcaların yanına geçtim nasılsınız iyi misiniz amca iyiyiz falan şu bu, nasıl gidiyor... Emekli amcanın bir tanesi dedi ki başkanım sıkıntımız var. Çok afedersiniz tuvalet sıkıntımız, ne demek dedim. Eskiden bu parkın altında tuvalet parasızdı şimdi paralı oldu. Bir çok insan yaşlı, günde dört kez beş kez tuvalete gitmek zorunda kalıyor. Bir liradan beş lira ediyor bir çok arkadaşlarımız afedersiniz tuvalet ihtiyacı için 700-800 metre evine gitmek zorunda kalıyor. Ey Davutoğlu sen hangi tasarruftan bahsediyorsun? Burnunuzun dibinde  bir gidin oraya. Ondan sonra dönüyorsunuz bu fırsatlar ülkesinde her türlü talanı her türlü hırsızlığı yapıyorsunuz fukaraya da benim gariban Mehmet amcama da sen tasarruf dersi vereceksin. Ey emekliler, taşeron işçi kardeşim bak bu saatte ortalama 8 saat çalışması gerekirken tamamen patronun iki dudağının arasında yaşayan milyonlarca köleleştirilmiş taşeron işçi kardeşim uyan. Uyan yeter, ben umut ederim ki o bana dert yanan bir lira ödememek için evine 800 metre yürüyen amcamın ahı herhalde bunlarda tutacaktır diye düşünüyorum. Yani tamam iyi kardeşim siz evrensel hukuka inanmıyorsunuz, Allah'ın hukukuna inanın. Hadi Allah'ın hukukuna inanın, Kuran'a inanın. Kuran'ı Kerim'de bu jargonları siz kullanmıyor muydunuz, komşusu açken siz tok yatmayacaksınız. Ne oldu şimdi size? Beştepe de havyarlarla oturuyorsunuz...

Lale Özan Arslan: Taşeron işçiler Türkiye'nin büyük sorunu ama Türk siyasi tarihinde de geçtiğimiz günde ilk defa bir siyasi parti lideri bir sözleşme imzaladı. Bu çok önemli gerçekten. CHP'nin işçilere nasıl bakıtı ile ilgili önemli veri.
Gürsel Tekin: Bir kere çalışanlar için özellikle emekliler, özellikle taşeron işçiler için bir şans var, Kemal Kılıçdaroğlu gibi bir adam var. O dünyadan gelen, o dünyayı iyi bilen çalışanların hangi sorunlarının olduğunu bilen bir insandır. Ben hangi ideolojik yapıda olursam olayım çocuklarımın geleceği için ailemin ve kendi geleceğim için gider Kılıçdaroğlu'na oy veririm. Aksi takdirde siz bu kölelik düzeninden kurtulamazsınız. Bir buçuk milyon köleleştirilmiş işçi var düşünebiliyor musunuz? Anca CHP ile bunların kölelikten kurtulma şansı olur. 10 milyon emekli bütün Türkiye coğrafyasını dolaşıyorum geçen Bartın'daydım. Bartın'da esnafı dolaşıyoruz perişanlık diz boyu. Ama öyle bir tablo çiziyorlar ki akşamları açıyorsunuz o kutuları sanki Türkiye'de her şey güllük gülistanlık hiç sorun kalmamış efendim fıstık yeşilini tartışıyoruz. Bu ne rezilliktir Allah aşkına. 81 ilin tamamında dram var sorun var. Bakın ben bunları Sayın Davutoğlu'na uzak olsun diye Bartını ya da Şırnak'ı göstermiyorum. Kırıkkale'ye gittiğinde o manzarayı görür. Türkiye yanıyor, Türkiye'yi bu yangından ancak CHP kurtarabilir. Bu kadar çürümüş hani Demirel'in deyimiyle çürümüş armut dalda durmaz. Bu iktidar çürümüş bu iktidar sorun haline gelmiş. Sorun haline gelmiş bir iktidarın sorunları çözmesi mümkün değildir. Gelin el birliği ile bu sorunların üstesinden gelebilecek 90 yıllık bilgi birikimi ile tecrübesiyle, temizliği ile bir de hani CHP bazenonu Demirel'de söylüyordu maalesef sağcıların kullandığı cümleler vardır. Sayın Ecevit'e Sayın Demirel Başbakan demezdi, hükümetin başı... Şimdi bakıyorum bunlar işte CHP... Sizi de var eden CHP'dir cehaletlerinin farkında değiller, CHP olmasaydı siz varolamazdınız. Cumhuriyetin değerleri olmasaydı siz olamazdınız siyasette. İşte bazen CHP'yi çok merak ediyorlar, CHP'nin mazisine baktığınızda pırıl pırıl çok enteresan. Çok tesadüfi değildir, bütün dünya liderlerine bakın Mustafa Kemal Atatürk'ten Kemal Kılıçdaroğlu'na. Hepsinin ortak özelliği haramdan uzak, yalandan uzak, pis işlere bulaşmamış liderler. Mustafa Kemal Atatürk öyle İsmet İnönü öyle Bülent Ecevit öyle Deniz Baykal öyle. Bütün bunlara baktığınızda işte herkesin çok merak ettiği muhafazakarlık diyor ya muhafazakarlık budur. Mevcutu korumaktır onu muhafaza etmektir. Bunların neresi muhafazakar? Çarıklı ayakkabı ile geliyor şimdi saraylarda oturuyorlar, katrilyonları var alışveriş merkezleri var, muhafaza ediyoruz. Neyi muhafaza ettiniz? Bunun adı muhafazakarlık değil birbirimizi kandırmayalım. Gariban seçmeni de kandırıyorlar, din iman adına. Hiç din imana kanmayın kardeşim bunların ne dine, ne imana ne de hukuka inançları var. Bütün bunlar olsa bu rezillikler yaşanabilir mi? Bariz fotoğraflara baktığınızda bunun için bir paralel yapı bir tuzak bir organizasyon aramanıza gerek yok. Fotoğraflara bakıyorsunuz kameralar çekmiş devletin mekanizması işlemiş para trafiği var, çantalar var, kupon arsalar el değiştirmiş. Bütün bunlar telefonlarda var ne arıyorsunuz, daha nasıl hırsızlık olur? Bütün bunları halen hırsızlık var mıydı yok muydu tartışması yapmak vicdansızlıktır. Böyle bir şey olabilir mi? Şunu da yapabilirsiniz, CHP olarak Sayın Davutoğlu'na ikinci önerimizdir. Kapsamlı bir yolsuzluk yasası çıkartalım. Gerçekten Avrupada olduğu gibi en ufak şey de siyasetçi ağr bedel ödesin kimse cesaret etmesin bunlara yanaşmaya. İkincisi pişmanlık yasası da çıkaralım, olur ne yapalım yani. Pişmanlık yasası çıkarırız. Çıkarırsınız bu işe bulaşmış insanları, evet bu yasadan faydalanmak istiyoruz. Biz de  posterlerini asarız gelen giden posterlerine tükürür bu da ceza modelidir yani. Bu vesile ile biz bu pis işlerden Türkiye'yi kurtaralım. Yoksulluğun tek sebebi yolsuzluktur buna emin olmanızı istiyorum. Bakın Recep amcanın ayakkabısı... CHP'nin ailesigortası dediğimiz, hani yoksula verilecek para ile ilgili bu parayı nereden bulacaksınız diyenlere seslenmek istiyorum. O para ne kadardı biliyor musunuz? Bu ülkede 5 milyon yoksulun insanca yaşayabilmesi için bütçenin sadece yüzde üçünü kullanacaktık. Bütçenin yüzde yedisi kaçak saraya kullanıldı ve bu ülkede yılda otuz milyar dolar da yolsuzluk bütçesi var. Bu bütçenin olduğu yerde Recep amcam bu yoksulluktan kurtulabilir mi? Emekli amcam tuvalet çilesinden kurtulabilir mi? Gelin kanmayın bunlara gelin el birliği ile kendi kaderimizi kendiniz değiştirin. İnşallah 2015'te ben büyük bir patlama bekliyorum.

Lale Özan Arslan: Vatandaşların tabi aksarayla bu Recep amcanın lastik ayakkabılarını yan yana getirip bir iyice düşünmeleri gerekiyor herhalde artık.
Gürsel Tekin: Ama bizim öbür Recep Abi de biliyorsunuz böyle geldi. Beştepe'de oturan Recep Abiye baktığınızda o da böyle geldi. Sonra ne olduysa bir tuhaflaştılar bir başka bir şey oldular. O dini bütün çocuklar müthiş bir değişime uğradılar. Bunların çıkışlarına baktığınızda ne büyük iddialarla çıktılar. Bir siyasi partinin programı o partinin namusu şerefi haysiyetidir. 3Y ile çıktılar, yolsuzluğu bitireceğiz dediler, yasaksız bir Türkiye yaratacağız dediler, yoksulluğa son vereceğiz dediler. Helal olsun dedik, ilk kez bir iktidar çıkmış Türkiye'nin ihtiyaçlarını bu kadar net bir şekilde tespit etmiş ve iktidar oldular, bırakın 3Y'yi mevcut 3Y'yi yediler. 3Y'de ki sorunları bitireceklerine yasama, yürütme, yargıyı elden götürdüler. Elimizdeki 3Y'yide götürdüler. Allah korusun bundan sonra ne götürecekler bilmiyorum.

Lale Özan Arslan: Sayın Tekin çok teşekkür ediyoruz.
Gürsel Tekin: Efendim ben teşekkür ediyorum. Ben kapatmadan önce şunu söylemek istiyorum bütün vatandaşlarımıza. Herkesin siyasal düşüncesine saygımız var. Sağcısından solcusuna herkesin... Ama unutmamalıyız ki herkes kendi kaderini kendisi tayin eder. Türkiye coğrafyasını en çok dolaşan siyasetçiyim. Bizimde şöyle bir şanssızlığımız var. Hem şanssızlıktır hem de hoşumada gidiyor. Kim sıkışsa çareyi CHP'de arıyor. Bu bizim büyüklüğümüzü gösteriyor, dolaşıyorum her gittiğim yerde. Amca iyi güzel oyu kime verdin? Bir daha isyan etmek istemiyorsan amca kapın açık gel pırıl pırıl tertemiz Kılıdaroğlu'nun partisi CHP'ye oy ver. Tarihini biraz önce anlattım mazisini. Sahi bir şey daha söylemek istiyorum Davutoğlu'na. Davutoğlu iki de bir kanma bak sana kalk o etrafındaki danışmanları kol keserim derken neredeyse boynun kesilecek o duruma geldin. Bir de sana Sayın Kılıçdaroğlu'na 70 kişi yakınlarını almış, Sayın Genel Başkanımızda çıktı 70'i boşver 7'yi getirin ben istifa edeyim dedi. Yaşınızdan başınızdan utanın bunlar ciddi iştir, inanın bize gelen bilgileri belgeleri bin kez gözden geçiriyoruz. Eğer bir ciddiyeti yoksa asla bunu konuşmayız. Çıktı dedi ki belgeleri açıklayacağız. Nerede belgeleriniz? Açıklayamazsınız böyle bir şey mümkün değil. Yani Kılıçdaroğlu'nu sormak istiyorlarsa Kılıçdaroğlu'nu, AKP'li bir milletvekili eski önemli görevlerde bulunmuş ve AKP'nin milletvekilini Sayın Davutoğlu, Kılıçdaroğlu'nu ona sorabilir.

Lale Özan Arslan: Peki çok teşekkür ediyoruz Sayın Tekin.
Gürsel Tekin: Ben teşekkür ediyorum.

    Pazartesi, 29 Aralık 2014 20:36

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica