"CHP karanlık odaklarla ittifak içinde olmaz"

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, Habertürk TV'de Türkiye'nin Nabzı programına konuk oldu ve Didem Arslan Yılmaz'ın sorularını yanıtladı.

Didem Arslan Yılmaz: Ankara'dan yayınımıza devam ediyoruz, dört siyasi partinin temsilcilerini ağarlamayı sürdürüyoruz. CHP'den çok değerli konuğum Genel Sekreter Sayın Gürsel Tekin ile birlikteyiz. Sayın Tekin hoşgeldiniz.
Gürsel Tekin: Hoş buldum iyi yayınlar diliyorum.

Didem Arslan Yılmaz: Teşekkürler zaman ayırdığınız için. Önce bütün konuklarıma 14 Aralık operasyonunu sorarak başlarım. Size de öyle yapmak istiyorum, size göre 14 Aralık operasyonu neden yapıldı tahşiyecilerin şikayetleri ile başlayan bir süreçten bazı mağduriyetler olduğu iddiası var, onların iddiası var. Onu soruşturmak için yapılan bir süreçten bahsediyoruz ama işin içerisinde gazetecilerde var. Hükümet bunun basın özgürlüğü ile ilgili olmadığını söylüyor, siz ne dersiniz? 14 Aralık operasyonunun ne ile ilgisi var, ne için yapıldı 14 Aralık operasyonu?
Gürsel Tekin: Öncelikle teşekkür ediyorum tabi biliyorsunuz hemen hemen bugün bu saatte bile ortalama yedi, sekiz kanalda AKP'li gazeteciler yeni Türkiye'yi ve 14-17-25 Aralık'ı konuşuyorlar. İzin verirseniz Burhan Hoca'nın süresini de kullanmak istiyorum. Kaldı ki Burhan Hoca'nın, şunu samimi olarak söylüyorum hiçbir AKP'linin AKP'li gazeteciler kadar AKP'yi savunmaları söz konusu bile değil. Ben aslında hiçbir AKP'linin ekranlara çıkmasını...  Ben olsam çıkarmam çünkü zaten savunuyorlar, buna gerek yok. Umut ederim ki Hoca bu süresini bize kullandırırsa ben kendisine teşekkür ederim. Şunu biz çok arzu ederiz, hepimiz medeni insanlarız. Dört siyasi parti bir arada konuşsak daha verimli olur diye düşünüyorum.

Didem Arslan Yılmaz: Onu biz gazetecilerde isteriz ama maalesef...
Gürsel Tekin: Biliyorum. Bu nedendir bir türlü Türkiye'de hayata geçebilmiş değil.

Didem Arslan Yılmaz: Onu aşarsak galiba bir çok sorunu da halledeceğiz Sayın Başkan evet.
Gürsel Tekin: 14 Aralık'tan önce hatırlarsanız Sayın Cumhurbaşkanının bir açıklaması oldu. Daha 14 Aralık yoktu ve Twitter'daki bir olaydan dolayı Sayın Cumhurbaşkanı bunun doğru olduğunu suç unsurlarını da sayarak söyledi. Ben bir ülkenin cumhurbaşkanının söylediği cümlelerin doğruluğuna inanmak istiyorum. Kesinlikle elinde ya da emniyette, istihbarat birimlerinin bilgileri var ki söylüyor. Sayın Cumhurbaşkanı orada satır arasında faili meçhul cinayetler bile var demişti. Heyecan ve sabırsızlıkla faili meçhul cinayetler varsa elbette operasyon yapılacak. Ama onları heyecanla bekliyoruz. Bir ülkede faili meçhul cinayetlerin olmasını hatta bu faili meçhul cinayetler geriye dayalı, 2010 yılına dayalıysa burada da şunu söylemek isterim. Hani bir deyim var Amerikalılar çok kullanır, bütün ortaklıklar bozulur suç ortaklıkları zor bozulur. Bozulduğu zamanda işte böyle bozulur. Acaba bu Sayın Cumhurbaşkanı'nın ifade ettiği peşinden Sayın Başbakan'ın söylediği bu mesele gerçekten vahim bir olaysa içinde faili meçhul cinayetler bile varsa bu çok kötü bir şeydir, bunların mutlaka ortaya çıkması gerekiyor. Ama şunuda söylemek istiyorum doğrusu 12 yıllık iktidardır, 13. yıla gireceğiz. Zaman zaman düşünüyorum yani mutlaka her türlü eksiklerini bir şeye bağlarlar. İşte Ergenekondu, Balyozdu, KCK'ydı en son Çarşı grubu. Herkes darbe yapıyor. Bu herkesin darbe yaptığı ortamda iktidar ne iş yapıyor doğrusu çok merak ediyorum. O zaman aklıma şu geliyor, herkes darbe ile meşgulken iktidar soygunla mı meşgul oldu.

17-25 Aralık süreci olmamış olsaydı bu 14 Aralık operasyonu olur muydu sizce. Asla olmazdı ve daha iki yıl önceki AKP yetkililerinin başta Sayın Başbakan dahil olmak üzere paralel yapı ile ilgili bütün cümleler ortada, sadece bir buçuk yıl önce. 12 Yıllık süre içinde bu kadar faili meçhul cinayet bile olabilecek duruma gelmişse iktidarın burada sorumluluğu yok mu? Yani siz neydiniz o zaman. Hani bir deyim var avukatın düşkünü derdini mübaşire anlatır. Bir ülkenin Başbakanı bir ülkenin Cumhurbaşkanı bu meselelerden haberdar değilse devletin kurumlarından haberdar değilse vay bizim durumumuza. Kim yönetiyor bu ülkeyi, onun için bu operasyonun bir kere yöntemsel olarak çok doğru bir operasyonu olmadığını ifade etmek istiyoruz. Eğer bu operasyon 17-25 Aralık olmadan önce olsaydı hiç tereddütsüz, hiçbirimiz kuşku duymazdık. Evet ne oluyor, bunların hepsine tek tek bakmak isterdik. Ama maalesef görüyoruz ki 17 Aralık ve 25 Aralık'tan sonraki süreci hatta 17-25 Aralık sürecini kamufle etmek için, gündemi değiştirmek için yaptılar. Öylesine şeyler yaptılar ki Ana muhalefet olarak biz Türkiye'de tekrar siyasette tekrar kirlilik ve yolsuzluk olmasın diye bir kanun teklifi ile 17 ve 25 Aralık'ı yolsuzluk haftası ilan ettik.

Didem Arslan Yılmaz: Bir dizi protestolarda yaptınız.
Gürsel Tekin: Bunun üzerine de kendi imkanlarımızla kendi paralarımızla reklam mecralarında bu mecraları kullanmak istedik. Ne yazık ki buraları bile kullanamadık. Yani ana muhalefet olarak biz kendi paramızla kendi imkanlarımızla bu mecraları kullanamayacak duruma gelmişsek Türkiye'nin hangi boyuta geldiğini hepimizin düşünmesi gerekiyor.

Didem Arslan Yılmaz: Hazırladığınız bilboardları asacak yer bulamadınız mı?
Gürsel Tekin: Hayır bulamadık. Önce şöyle oldu hemen anlatayım. Biliyorsunuz biz bütçe görüşmesi ile ilgili vatandaşın ödediği vergilerin denetlenebilmesi için bilboardlarda kullanmamız gereken bazı temalar vardı, bunu kullandırtmadılar. Binbir tane film uydurdular. Bu sefer biz daha profesyonelleştiğimiz için ben arkadaşlara yazılı teklif gönderin dedim. Yazılı teklif olarak biz Türkiye'nin çeşitli illerinde bu mecraları kullanmak istediğimizi belirttik onlarda bize fiyat gönderdiler. Şunu samimi olarak söylüyorum bir liralık fiyatı beş lira olarak verdiler onuda kabul ettik. Arkadaşlarımız iki gün sonra döndüler. 17 Aralık ile 22 Aralık arası her yer doluymuş, şimdi böyle bir rezillik olabilir mi Allah aşkına? doğal olarak CHP olarak biz demokrasilerde çare tükenmez canlı bilboard olduk, ayaklı bilboard olduk. Bütün polisler şu an Türkiye coğrafyasının önemli kısımlarında bilboardların peşinde dolaşıyorlar. Böyle bir şey olabilir mi? Niye korkuyorsunuz.

Didem Arslan Yılmaz: Kaçak mı yapıştıracaksınız onları?
Gürsel Tekin: Yapıştırıyoruz zaten, onu kimse engelleyemez, öyle bir şey yok ama il binalarımızdan indiriyorlar, işte yakamızda gezdiriyoruz buyrun kim indirecek yani. Bizim maksatımız derdimiz şu, bu ülkede bakın dünyanın bir çok ülkelerinde Avrupa'nın bütün ülkelerinde yakın tarihimize kadar benzer kirlilikler olmuştu ama bu çaplı kirlilik dünyanın hiçbir yerinde olmamıştır.

Didem Arslan Yılmaz: O lastikler Recep amcanın lastikleri mi?
Gürsel Tekin: Evet Recep amcanın lastikleri... Bugün Sayın Başbakan'ın açıklaması vardı. Sayın Başbakan özellikle ekonomi ile ilgili iki genelge yayınladığını ifade etti. Bir tanesi plaket kabul edilmeyecek, ikincisi hediye kabul edilmeyecek. Şimdi Sayın Başbakan siz daha önce başka bir cümle kullandınız. Yolsuzluk yapan kardeşimde olsa kolunu keserim. Sakın ha bunu tekrarlamayın, bunu hayata geçirmeye kalkışırsanız parlamentonun yarısı kolsuz gezmiş olur. Bunun için yapılması gereken, Sayın Kuzu da biraz sonra yayınıza gelecek. Kendisine rica ediyorum, kendisi de hukukçu. Kol keserek, adam döverek bu meselelerin önüne geçmek mümkün değildir, yapılacak bir tek şey var kapsamlı yolsuzluk yasası çıkaracalım. CHP olarak biz yanınızda durmak istiyoruz. Gelin kapsamlı bir yolsuzluk yasası çıkaralım ve Türkiye gibi... Türkiye'nin önemli itibarı var bakın son dönemlerde bir rapor açıklandı raporda 11 basımak en yükseğe çıkmışız yolsuzlukta. Bunu ne kadar taşıyabiliriz, bunu taşımak mümkün değildir.

Didem Arslan Yılmaz: 17 Aralık'a geleceğim ama 14 Aralık'la ilgili şu soruyu sormadan geçmek istemem. Özellikle CHP'nin paralel yapıyle birlikte hareket ettiği ile ilgili bir çok iddia dillendirildi. İktidar tarafından Ak parti tarafından ama kendi içinizden de Birgül Ayman Güler'inde bazı açıklamaları oldu. 15 Aralık'ta Eğitim İş sendikasının düzenlediği bir etkinlikte dedi ki, "Her ne kadar parti yönetimimiz inkar etsede 30 Mart seçimlerinde partimiz cemaat ile ittifak yaptı şeklinde açıklamada bulundu. İttifak yaptınız mı? Bu açıklamadan sonra Sayın Güler ihraç mı edilecek efendim, ne olacak?
Gürsel Tekin: Şunu söylemek istiyorum CHP'nin 90 yıllık tarihine bakın sadece bugün değil CHP hayatının 90 yıllık döneminin hiçbirinde karanlık odaklarla, farklı odaklarla bir ittifak içerisinde olmamıştır. CHP en çok ne ile eleştiriliyor biliyor musunuz? Darbeciler ile, darbeciler ve dönemleri. Allah aşkına önümüzdeki günlerde 203 tane şehidimizin darbe dönemlerinde hayatını nasıl kaybettiğini kamuoyuna açıklayacağız. Bütün süreçe baktığımızda bütün süreçlerde bugün iktidarda olan siyasi partinin elbette hiç kimsenin burnunun kanamasını istemiyoruz. Ama bugün ki iktidarın tek bir mağduriyeti yok darbe dönemlerinde. Ama ne oluyor, en kolay iş at CHP'ye bıçağı vur. CHP'nin üstünde çamur tutmaz, CHP altın gibi bir siyasi partidir. Hangi çamuru atarsanız atın akar gider.

Didem Arslan Yılmaz: Ama içinizden biri söylüyor bunu.
Gürsel Tekin: Hiç önemli değil içimizden kim derse desin. Varsa elinde belgeleri bilgileri açıklasın hodri meydan. CHP hiç kimse ile, bakın CHP sadece millet ile ittifak yapar. Elbette önümüzdeki süreçte. Sürekli bu tarz sorular bize soruluyor.

Didem Arslan Yılmaz: Peki Birgül hanım disiplin kuruluna sevk edilecek mi?
Gürsel Tekin: Günü gelince gereği yapılacaktır. BDP ile ittifak yapacak mısınız... Biz BDP'nin seçmeni ile ittifak yapmak istiyoruz, MHP'nin seçmeni ile ittifak yapmak istiyoruz, AKP'nin seçmeni ile ittifak yapmak istiyoruz. Herkes ile millet ile ittifak yapmak istiyoruz ve gerekçemizde şu bu ağırlığı Türkiye gibi önemli bir ülke bu ağırlığı kaldıramaz. Sorun haline gelmiş bir iktidarın tekrar bu sorunları çözmesi mümkün değildir. Sürekli paranoyak bir durumda darbeci geldi, o paraleldi bu paraleldi böyle bir hükümet olabilir mi? Dünyada maskara durumuna geldik.

Didem Arslan Yılmaz: Peki siz devlette paralel bir yapılanma olduğunu düşünüyor musunuz? Var mı efendim paralel bir yapılanma?
Gürsel Tekin: Ben 30 yıldır siyasetin içerisindeyim bu hikayeleri hep duyarız, sadece paralel değil. İşte derin devletti... Hatırlarsanız aynı iktidar derin devlet ile hesaplaşacaktı ve hatta derin devletle hesaplaşmak için Sayın Bülent Arınç'ı da bu işin maydonozu haline getirdiler. Efendim Bülent Arınç'a suikast yapılacakmış bu ülkede bir siysetçiye hele bir bakana suikast yapılmasını CHP'lilere suikast yapılmış sayarız. Dedik ki neyse sonuna kadar gidin. Ne oldu sonuç? Bunlar hiç kimse ile hesaplaşamazlar. Neden hesaplaşamazlar, biraz önce söyledim. Eğer suç ortağı olmaya kalkışırsanız hiçbir sorunu çözemezsiniz. Derin devletede inemezsiniz, gerilla ile de hesaplaşamazsınız varsa biz diyoruz ki gelin bütün derinliklerle hesaplaşalım. Evrensel hukuku hayata geçirelim. Hiç birimiz bütün siyasetçiler dahil olmak üzere Cumhurbaşkanından vatandaşa kadar herkesin güvencesi kendi anayasası olsun. İktidar güvencesi diye bir şey yoktur dünyada. Demokraside iktidar güvencesi olmaz bunu herkesin bilmesi lazım. Ama maalesef bu meseleye gelince hiç kimse evrensel hukukla ilgili herkes söyler ama hiç kimse yanaşmaz. Mesela yolsuzlukla ilgili geçecen hafta Sayın Cemil Çiçek'in bir demeci vardı. Yurt gazetesinde Cemil Çiçek'in geniş kapsamlı bir demeci vardı bende okudum, gerçekten bende altına imza atarım. Sayın Cemil Çiçek yolsuzluktan muzdarip, Sayın Başbakan muzdarip, Sayın Babacan uluslararası bir toplantıda kendisine bu ağır sorular sorulduğu için burasına geliyor diyor ki önümüzdeki günlerde kapsamlı bir yolsuzluk yasası çıkartacağız. Şimdi herkes muzdaripse gelin kardeşim bir yerden tutalım.

Didem Arslan Yılmaz: Meclis soruşturma komisyonu başkanı Sayın Hakkı Köylü'de diyor ki "Biz örtpas etmiyoruz soruşturmaları, dört bakanla ilgili meclise kurulan. Hadi kapatalım deseniz bile kapatılmaz bu iş" diyor ve yüce divan meselesi konuşulacak genel kurulda mesela...
Gürsel Tekin: Oraya kadar yanlış en son söylediği şey yanlış, elbette hiç kimse kapatamaz. Bakın hiçbir yolsuzluğu kapatmanız mümkün değil. Bakın deniz feneri ne oldu niye unuttuk deniz fenerini? Deniz feneri gibi Almanya gibi bir ülke son yüzyılın yolsuzluğu olarak kamuoyuna ilan etti. Deniz fenerinde benim en çok üzüldüğüm nedir biliyor musunuz bir siyasetçi olarak. Siyasetçilerin kirli işlerde çocuklarını kullanmasıdır. Bir anne baba için en kutsal değer çocuklarıdır. Yapmayın, bu pis işlerinizde çocuklarınızı kullanmayın bari. Deniz fenerinde de aynı tablo var. Bunları nasıl kapatabilirsiniz. Hadi diyelim ki burada kendinize göre bir yargı oluşturdunuz kapattınız. Bunun kapanması mümkün değil. 17-25 Aralık öyle anlatıldığı gibi paralel yapıydı şuydu buydu efendim bakın paralel yapı bunların siyasal yaşamı ile ilgili bir  operasyon yapılmışsa CHP olarak biz kendimizi kalkan ederiz. Eğer bunların ailevi meseleleri ile ilgili bir soruna haline gelmişse kim olursa olsun kendimizi kalkan ederiz.

Didem Arslan Yılmaz: Darbe girişimi olduğunu söylüyor siyasetçiler...
Gürsel Tekin: Didem hanım torba ile para çalıyorsunuz yahu böyle bir şey olabilir mi? Şimdi bugün Sayın Davutoğlu hediyeleri yasaklamış. Kupon arsalar hediyelendi, yani 100 milar dolarlık arsalar, 50-100 milyon dolarlık arsalar tahsisler yapıldı. Tüm bunlara baktığınızda bunlar ortada bu bilgiler ortada olmasa evet diyeceğiz bir rivayete dayalı. Hayır bir rivayere dayalı değil bütün para trfiğini görüyorsunuz. Devletin bütün organları para trafiğinin tamamını belirlemiş, fotoğraflar var. Hadi yazıya inanmadık, bu paralel savcılar paralel polisler düzmece yazılar yazdı ama görünürde fotoğraflara ne diyeceksiniz? Yani ayakkabı kutusundaki paraya ne diyeceksiniz. Ayakkabı kutusu... Bizde din iman sahibiyiz, eğer o ayakkabı kutusunda cami yapılacaksa ben o camiye asla uğramam yapmayın allah aşkına.

Didem Arslan Yılmaz: Peki dört bakan yüce divana gönderilecek mi? Şimdi sizin oylarınız yetmiyor, Ak Parti içerisinde de yüce divana gitmesi yönünde bazı kişiler oy kulllanacak mı, çünkü rahatsız olduklarını sizde söylediniz. Sayın Babacan ve diğer vekillerin rahatsız olduklarını siz söylediniz.
Gürsel Tekin: AKP'de çok sayıda insan rahatsız. Çok açık şekilde de ifade ediyorlar. Sayın Arınç'ta geçen kendisi ifade etti. Bunlar bizim bildiğimiz insanlar. Allah göstermesin bu tablo CHP'nin başına gelseydi CHP ne yapardı. CHP'nin ilk yapacağı iş neydi biliyor musunuz? Gidin yüce divana kardeşim. CHP'nin oyları ile giderlerdi, gidin aklanın gelin. Madem ki siz demiyor musunuz bunlar tuzaktır. Tüm tuzakları bozmanın yolu bırakın komisyonu falan, komisyona da gerek duymayın. Biz aklanmak istiyorum derseniz gider yüce divanda aklanırsınız.

Didem Arslan Yılmaz: Şimdi mecliste bununla ilgili yoğun konuşmalar apıldığında ismini hatırlamadığım bi vekil İSKİ'yi söyledi orayı hatırlattı mesela. Orada da Engin bey çıktı galiba...
Gürsel Tekin: Kendisine teşekkür ediyorum. İSKİ'yi ben anlatayım mı? İSKİ'yi Sayın Nurettin Sözen cesur davranacak hemen kapatabilirdi. Bakabilirsiniz bütün belgelere. Bu meseleyi duyar duymaz görevden de almadı, cumhuriyet savcılığına kendisi başvurdu. Soruşturma yapın dedi, siz kimsiniz ki onu tarif ediyorsunuz. Siz Nurettin Sözen'in yaptığını yapın sizi alkışlayacağız ama ne yaptınız savcıyı operasyonla götürdünüz. Polis düşünebiliyor musunuz, kolluk kuvvet dediğimiz savcının emrindeki polisi siz göndermiyorsunuz. Niye göndermiyorsun kardeşim madem ki hiçbir şey yok. 17-25 Aralık yani ben kitapçığı getirseydim keşke görseydiniz fotoğrafları, para trafiğini. Ankara'nın ismi ne kadar gerçekse 17-25 Aralık o kadar gerçek. Sadece 17-25 Aralık mı? Şuna emin olun bu olayın sadece görünen tarafı. Bunun devam etmesi gereken soruşturmalarla beraber olayın daha farklı duruma gideceğini iyi biliyoruz ve bakan sayısının da daha fazla olduğunu biliyoruz.

Didem Arslan Yılmaz: Sayın Başkan şu konu ile devam edelim. Çokta önemli süreç çünkü seçime doğru giderken erken seçim olabileceği iddiaları var, Nisan ayı dillendiriliyor. Seçime barajı tartışmaları var, şimdi anayasa mahkemesine bazı partiler başvurlar ve şu %10 seçim barajını kaldırın, genel kurulda görüşülecek. Bu hafta değilde önümüzdeki hafta bir karar verilmesi bekleniyor. Sizin %3'lük bir başvurunuz mu vardı?
Gürsel Tekin: İki teklifimiz vardı %3 ve %5.

Didem Arslan Yılmaz: Peki anayasa mahkemesi hak ihlali kararı verirse ne olur, vermezse ne olur? Hak ihlali kararı verirse anayasa mahkemesinin verdiği kararı tanımayız diyenlerde var onlardan bir taneside Burhan Kuzu, birazdan sorarız ama ne olur nasıl bir sonuç bekliyorsunuz?
Gürsel Tekin: Sayın Kuzu anayasa profesörü. Ben anayasa kararını tanımam derse şimdi cezaevinde yatan vatandaşlarımızın ne günahı var? Sen tanımıyorsan onlar niye tanısın. Böyle bir mantık olabilir mi? Bir hukukçu bu cümleleri kullanabilir mi? Bu anayasa mahkemesini siz baş tacı yapmadınız mı? 2010 yılında CHP olarak bir yasa çıkartıyorsunuz referanduma gidiyorsunuz bakın şu iki maddeyi, anayasa mahkemesi ve hakimler savcılar kurulu ile ilgili şunu müzakere edelim, ulusrarası bütün hukuka uygun hale getirelim dedik. Hayır dediler, biz vesayet sistemini bitiriyoruz... Ne istiyorsunuz şimdi? Sistemi kuran siz değil misiniz. Şimdi anayasa mahkemesini sakın ha hiç kimse anayasa mahkemesini tehdit etmeye çalışmasın bedelini çok ağır öder.

Didem Arslan Yılmaz: Peki Sayın Kuzu'yu ben buralarda göremiyorum arkadaşlar çağırırsa... Size ayrılan süreninde yavaş yavaş sonuna geliyoruz. Sayın Kuzu'nun süresini istediniz ama o vermez yani bende vermek istemem. Ben son sorumu sorayım size.
Gürsel Tekin: Evet. Anayasa mahkemesinin vereceği karar mutlaka tabi ki hukuka göre karar verilecek. CHP'nin iki teklifi var %3 ve %5. kabul etmeyebilir parlamentoda bir daha müzakere edilebilir. Sonuç itibari ile bu meseleyi çözmek zorundayız. Neden anayasa mahkemesi bu sorunu çözsün? Gelin parlamentoda çözelim, bırakın oradan nasıl karar çıkıp çıkmayacağını. Oradan karar çıkmadan biz parlamentoda çözelim. Madem ki istiyorsunuz Sayın Kuzu'ya teklif ediyorum gelin yarından itibaren parlamentoda açık. Bırakın anayasa mahkemesinin ne karar verip veremeceğini siz anayasa mahkemesini de tehdit etmeyin. %5 mi diyorsunuz %3 mü diyorsunuz, %1 mi diyorsunuz CHP olarak biz buna hazırız.

Didem Arslan Yılmaz: Anayasa mahkemesinin kararını beklemeden meclis genel kurulunda biz karar verelim diyorsunuz.
Gürsel Tekin: Elbette yani bizim yapmamız gereken görevi biz yapamamışız anayasa mahkemesi yapıyor, niye anayasa mahkemesi yapsın bunu?

Didem Arslan Yılmaz: Özellikle Şişli ile ilgiili çok sorular geliyordu daha öncede. Sayın Kılıçdaroğlu'nu da ağarladığımızda ona soramamıştık ama size sormam gerekir. Şimdi bir süredir Şişli Belediyesi ile ilgili açıklamalar haberler var. Kısaca onunla ilgili yorumunuzuda almak isterim. şişli'de ne oluyor Sayın Tekin? Çünkü Emir Sarıgül ile İnönü arasında bir süredir kavga olduğu söyleniyor. En son İnönü'nün eşi bugün Mustafa Sarıgül beni tehdit etti diye açıklamalar yaptı. Sarıgül yalanladı, Şişli'de ne oluyor?
Gürsel Tekin: Belediyelerden sorumlu Genel Başkan Yarımdıcımız ve iki tane milletvekilimiz bu meseleyi soruşturmak için İstanbul'dalar. Zaman zaman ailevi meselelr olur ama gerçekten hangi boyutta olduğunu bende çok bilmiyorum, yorum yapmak istemiyorum.

Didem Arslan Yılmaz: Ama onunla ilgili araştırma yapıyorsunuz.
Gürsel Tekin: Tabi ki.

Didem Arslan Yılmaz: Gürsel Tekin çok teşekkür ederim.
Gürsel Tekin: Ben teşekkür ederim. İnşallah uygun bir zaman hatta sadece baraj aynı zamanda siyasi partiler yasası aynı zamanda Sayın Kuzu'ya ne olursunuz olsaydı ben soracaktım siz sorun. Siyasi partiler yasası Evren'in hediyesidir. Hemen kaldıralım siyasi partiler yasası bugün dünyada kullanabilecek  bir yasa haline getirelim, milletin iradesi parlamentoya yansısın. Gelin bunları el birliği ile üç tane teklifim var. Bir, siyasi partiler yasası. İki, baraj ve üçüncü kapsamlı yolsuzluk yasası. CHP olarak arkalarında olacağız.

Didem Arslan Yılmaz: Gürsel Tekin çok teşekkür ederim geldiğiniz için.
Gürsel Tekin: Ben teşekkür ederim.

    Perşembe, 18 Aralık 2014 22:48

Bağlantılı Konular