"Ekonomik krizin faturası 76 milyona çıkar"

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, katıldığı Çankırı Günleri etkinliğinde S Haber'in sorularını yanıtladı ve gündemi değerlendirdi.

Mustafa Kurtaran: "Efendim öncelikle yayınımıza hoş geldiniz."
Gürsel Tekin: "Çok teşekkür ediyorum iyi yayınlar diliyorum bende."

Mustafa Kurtaran: "Efendim öncelikle bir mektup var, Sayın Kılıçdaroğlu önemli bir mektup yazdı önemli bir çıkış yaptı ve Sayın Davutoğlu'na bankacılık konusunda önemli bir uyarıda bulundu ve "sorumlusu siz olursunuz" dedi. Bu önemli çıkışın ardında ne vardı, niçin çıkışta bulundu Sayın Kılıçdaroğlu, öncelikle buradan başlayabilir miyiz?"
Gürsel Tekin: "Elbette, CHP bugüne kadar hep sorumlu davranmıştır, geçmiş tarihimize baktığımızda Türkiye çok önemli ekonomik krizler yaşadı. Yakın tarihimizde 2001 yılındaki ekonomik krizin çıkış sebebine baktığımızda yine bankalarla başlamıştı. O bankaların kurulma aşamasında, eski Genel Başkanımız Sayın Baykal'ın bütün uyarılarına rağmen, ne yazık ki uyarılar dikkate alınmadı ve çok ciddi bir krizle karşı karşıya kaldık.

Şimdi görüyoruz ki ısrarla Sayın Cumhurbaşkanının bağımsız kuruluşları hedef göstererek sadece kin ve nefret üzerinden, Türkiye'nin ekonomisinin geleceğini değil sadece kendi siyasal gelecekleri üzerine yeni bir ekonomik yapı inşa etmeye çalışıyorlar, bu çok tehlikeli. Bu tehlikeyi gören CHP Genel Başkanı bir sorumluluk içerisinde tabi ki hükümeti uyarmıştır. Sayın Genel Başkanımız bir sorumluluk içerisinde kamuoyuna bu mektubu paylaştı, umut ediyorum ki Sayın Genel Başkanımızın paylaşmış olduğu bu mektubu ciddiye almış olurlar. Aksi takdirde oluşacak bir ekonomik krizin faturasının sadece hükümete değil 76 milyona çıkacağını da herkesin bilmesi gerekiyor."


Mustafa Kurtaran: "Bu durumu, bu çıkışı bıcağın kemiğe dayandığı şeklinde yorumlayabilir miyiz?"
Gürsel Tekin: "Elbette, kesinlikle bakın, Sayın Babacan ekonomiden sorumlu bakan. Defalarca özellikle belli gazetelerdeki köşe yazarlarının belli bankaları, belli şirketleri hedef göstererek sanki oralara operasyon yapılacakmış gibi yazılarına Sayın Babacan'ın bütün uyarılarına rağmen maalesef bunların hiç birisi ciddiye alınamadı. Doğrusu umut ediyorum ki Sayın Genel Başkanımızın bu uyarısı ciddiye alınıcaktır."

Mustafa Kurtaran: "Efendim bununla bağlantılı olarak Sayın Cumhurbaşkanı, Başbakanken BDDK ve SPK gibi ekonominin bağımsız kurumları üzerinde baskılara sebebiyet verecek sözler sarf etmişti, gördüğümüz üzere cumhurbaşkanı olduktan sonra da aynı tavırlar devam ediyor. Ekonominin bağımsız kurumlarına yapılan bu baskıları nasıl değerlendiriyorsunuz?"
Gürsel Tekin: "Şimdi Sayın Cumhurbaşkanının bilmesi gereken çok önemli bir kaç nokta var. Bir, uzun adam olabilirsiniz, karizmatik lider olabilirsiniz bir çok şey olabilirsiniz ama iki adam olamazsınız. Yani siz cumhurbaşkanlığı yemini etmişsiniz, Anayasaya sadık kalacağınızı ifade etmişsiniz, yetmemiş balkona çıkmışsınız balkonda 76 milyon yurttaşımıza eşit davrancağınızı ifade etmişsiniz. Görülüyor ki Sayın Cumhurbaşkanı bunların hepsini bir politik manevra olarak yapmış ya da danışmanlarının kendisine yazmış olduğu cümleleri kullanmış ama hala bir kinle nefretle, bir intikam duygusuyla Türkiye'yi yönetmeye kalkışıyor. Çok büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuzu bilmesi gerekiyor dış politikadaki sıkıntının yanında iç politikada bu kısır çekişmelerden herhalde bir ders alırlar diye düşünüyorum. Bu günde TÜSİAD'la bir toplantı yapıldı."

Mustafa Kurtaran: "Şimdi oraya gireceğiz efendim. Siz biraz önce intikam öfkeden bahsettiniz tamda bu noktada TÜSİAD'ın bir açıklaması oldu, TÜSİAD Başkanı Sayın Haluk Dinçer önemli bir açıklaması oldu. "Türkiye'deki kutuplaşmayı bitirme adına Sayın Cumhurbaşkanı'na sesleniyorum önemli görevler düşüyor size" şeklinde bir açıklaması oldu. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz Haluk Dinçer'in bu açıklamalarını."
Gürsel Tekin: "İyi de kutuplaşmanın merkezi Sayın Erdoğan'ın kendisi, Sayın Erdoğan dışında kutuplaştıran kimse yok ki, yani bu cümleler sarfedilmişse Sayın Erdoğan'a sarfedilmiştir, Sayın Erdoğan umut ederim ki dersini almıştır. Yani muhalefetin ya da başka siyasal kuruluşların, bir olayı krize dönüştürmesi ya da kutuplaştırması söz konusu değil. Muhalefet tabi ki eleştirecektir bakın muhalefetin eleştirilerini hiçbirisi ciddiye almadı ama bugün görüyorum ki, muhalefetin uzun yıllardır yaptığı uyarıları bugün Sayın Ali Babacan söylüyor. Demek ki ana muhalefetin, muhalefetin temel görevi yanlış gidişatı uyarmaktır. Bankalarla ilgili Sayın Genel Başkanımızın, ana muhalefetin görevi değildir, elbette bu uyarıyı yapacaktır. Kutuplaşmanın merkezi Sayın Erdoğan'dır, şimdi görüyorum ki Başbakan da sanki Sayın Erdoğan'ın fotokopisi gibi. Sayın Genel Başkanımız açıklama yaptı. Türkiye'nin önümüzdeki süreçte gerilimli bir siyasetle değil, uzlaşıcı bir siyasetle gitmesi grerekitiğini ifade etmesine rağmen, bugün baktım Sayın Davutoğlu maalesef, Sayın Erdoğan'ın fotokopisi gibi, ana muhalefete hakaret edercesine cümleler kullanıyor. Bunların da yanlış olduğunu hepimizin bilmesi gerekiyor."

Mustafa Kurtaran: "Efendim Sayın Babacan'ın da bir açıklaması oldu, özellikle rant konusuna dikkat çekti. Bir gecede rant oluşturuluyor şeklinde açıklamaları oldu. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Niçin böyle bir söz söylemek zorunda kaldı Sayın Babacan?"

Gürsel Tekin: "Çok haklı, sadece Sayın Babacan söylemedi, Sayın Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan da söyledi ve Sayın Davutoğlu'da söyledi, 2007 yılından itibaren özellikle İstanbul'da, büyük şehirlerde, İstanbul, Ankara gibi benzer yerlerde, rantın nasıl dönüştürüldüğünü, nasıl ranta dönüştürüldüğünü, kamu arazilerinin yandaşlara nasıl peşkeş çekildiğini büyük bir haritayla TBMM'de bütün Türkiye ile paylaştım ve rakamlarıda koyduk 100 milyar dolar. Altını çizerek tekrar söylüyorum o rakam çok arttı ama her şeye rağmen emlak değerleri üzerinden hesapladığımız için 100 milyar doların nasıl ranta dönüştüğünü bugün nihayet Sayın Babacan'da ifade etti. Çok garip, bir mütahit yani beton lobisi dediğim imar çetesi dediğim insanların, bu ülkenin bakanlarına kafa tutmasıda çok manidardır, herhalde bu bakanlarında, beton lobisi çetelerine de bir cevap vermesi gerektiğine inanıyorum. Öylesine güçlendiler ki yani öylesine güçlü bir hale geldiler ki Başbakan Sayın Davutoğlu konuşmasında "önümüzdeki dönemlerde biz dikey yapılaşmalara izin vermeyceğiz" dedi. Sayın Davutoğlu sizin konuştuğunuz tarhiten bir hafta sonra, adına kentsel dönüşüm dediğiniz yani rantsal dönüşüm merkezinde yeni planlamaların büyük kulelerin planlarının nasıl çıktığını zahmet edip sorarsanız göreceksiniz.

Yine Sayın Erdoğan keza biliyorsunuz Tarihi Yarımada'da hançer gibi saplanmış binalarla ilgili "ben küstüm" dedi. Ya sizin her keramete gücünüz yetiyor, insanları tutuklatabiliyorsunuz da bir beton lobisine bi gücünüz  kerametiniz yetmiyor. Oradaki tapulara baktık, tapular AKP'li çocukların demiştim. Sayın Başbakan bana ağır bir cümle kullanmıştı, şimdi ki cumhurbaşkanı. Derhal özür bekliyorum, oradaki tapuların içinde bakanların, belediye başkanlarının, il yöneticilerinin kimlerin olduğunu kamuoyuna yansıdı kendisininde görmesi gerektiğine inanıyorum."


Mustafa Kurtaran: "Efendim bir başka konu var. Eğitim öğretim sezonu açıldı ama biraz sancılı açıldı. Özellikle Doğu ve Güneydoğu da yakılan okullları görüyoruz. Neler söyleyeceksiniz, bu neyin işareti?"
Gürsel Tekin: "Eğitimin tamamı sancılı. Özellikle 4+4+4 maalesef bilime aykırı bir yöntemle dayatılan bir eğitim sistemi. Türkiye'de ki bütün eğitim sistemini alt üst etti. sadece Güneydoğu'da değil, hemen çıkalım burada herhangi bir okulun önüne gidelim orada da sıkıntıların ne kadar büyük olduğunu hep beraber göreceğiz. Hani deveye demişler ya boynun niye eğri demiş nerem düzgün ki. Bu iktidarın neresini konuşacağız ki? Yani bugün Amerikan Senatosu'ndaki toplantıyı izledim. Doğrusu bir yurttaş olarak bir siyasetçinin ötesinde bir yurttaş olarak hicap duyduğumu ifade etmek istiyorum. Türkiye üzerindeki bütün bu geçen dönemdeki sınır komşularımız arasındaki olayların silahların nasıl gittiğini bütün kamuoyu duydu. Maalesef Türkiye de Türk basının da ya da  Türk gazetelerinde bunları duyma imkanımız olmaz. CHP olarak 2010 yılından itibaren özellikle Ortadoğu coğrafyasında 2003 yılı dahil olmak üzere 1 Mart tezkeresinde, Ortadoğu coğrafyasının ana kolonlarından biri Suriye biri Irak'tır. Buraya dokunmayın, buraya dokunursanız bütün Ortadoğu'nun kimyasını bozarsınız uyrılarımıza rağmen ne yazık ki 1 Mart tezkeresinde gücümüz yetmedi. İktidar 1 Mart tezkeresi geçmemesine rağmen bütün lojistik desteği verdi ve orada o coğrafyada bir buçuk milyon müslüman hayatını kaybetti. Daha düne kadar 1991 yılında tekbir sesleriyle caminin önlerinde bağıran AKP'li yöneticiler dahil olmak üzere bir buçuk milyon islam coğrafyasında ki insanların katliamında en ufak bir sesleri bile çıkmadı.

2010 yılında özellikle Gaziantep'deki Esad ve Sayın Cumhurbaşkanı'nın mitinginde CHP olarak biz çıktık ve bizim de özlem duyduğumuz uzun süredir yanı başımızdaki komşularımızla iyi ilişkilerimizin olması gerektiğini ve bu konuda iktidarın bu çabasını desteklediğimizi ifade ettik. 6 ay sonra ne olduysa ansızın bir düşmanlık şeyi içerisinde ve o coğrafyada üç milyon insan, bugün bir buçuk milyonu burada bir buçuk, iki milyonuda bütün dünya coğrafyasında mazlum bir şekilde perişan edilmiş bir vaziyettedir.

Kim yaptı bunlara, doğrusu Sayın Davutoğlu siz Dışişleri Bakanıydınız. Bu kadar sorun yaratan bir insanın bu sorunları çözmesi mümkün olabilir mi? Hangi gerekçeler sizlere bunları yaptırdı. Bütün bunları kamuoyuna açıklamaları gerekiyor. Şimdi geldiğimiz noktada Türkiye hem Arap coğrafyasında hem İslam coğrafyasında hem Avrupa'da hem bütün dünyada tecrit edilmiş bir ülke konumuna geldi. Bugün Amerikan Dışişleri Bakanı açıklıyor, diyor ki "oradaki terör örgütü." Herkesin bütün dünyanın terör örgütü dediği örgüte halen Türkiye yetkililerinin terör örgütü diyebilecek cesaretleri yok. Görülüyor ki yine Amerika'nın istibaratlarının açıklamaları; orada petrol alışlarının, oradaki yandaş firmalarıyla petrol alışlarının yapıldığını, insanların hayatının nasıl yok sayıldığını, ülkeler arasındaki sıkıntıların nasıl büyüdüğünü gözlerimizin görmesi gerekiyor.

Bu sorunların ivedilikle çözülebilmesi için, bakın 49 tane yurttaşımız rehin. Bu yurttaşlarımız devlet adına görev yapıyordu orada. Yani Cumhurbaşkanı adına, Başbakan adına, Türkiye Cumhuriyeti adına görev yapıyordu. 49 tane yurttaşımızın kılına bir zarar gelmesin diye CHP olarak elimizdeki bilgileri belgelerini de kamuoyuna maalesef paylaşmıyoruz. Umut ediyoruz ki en kısa süre içerisinde 49 tane yurttaşımız ailelerine kavuşur ve dış politikada ki rezaletin hangi boyutta olduğunu da kamuoyuyla paylaşırız."


Mustafa Kurtaran: "Evet efendim işte bu noktada dünya uluslararası operasyona hazırlanıyor. Bu konuda bir açıklamalar geliyor. 38 ülke bu konuda bir destek listesi hazırladı, açıklamalar bu yönde, bir uluslararası harekat bekleniyor. Türkiye'nin bu listede adının olmadığını görüyoruz neler söyleyceksiniz, Türkiye'nin tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?"
Gürsel Tekin: "Biraz önce ifade ettim Türkiye bu cani, insanı yoksayan kafa kesen bir örgüte halen terör örgütü diyemiyorsa bu koalisyonun bir parçası olabilir mi? Zaten bu terör örgütlerinin yaratılmasına önemli sebep olmuş bir iktidar. Önümüzdeki günlerde kamuoyuna nasıl anlatacaklar doğrusu hep beraber heyecanla bekliyoruz."

Mustafa Kurtaran: "Çok teşekkür ediyoruz efendim."
Gürsel Tekin: "Ben teşekkür ediyorum, iyi günler."

    Perşembe, 18 Eylül 2014 17:35

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica