"Siyaseti rant için, para için yapacaksanız CHP'de yapmayacaksınız"

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin Halk TV'nin canlı yayınında güncel konularla ilgili soruları yanıtladı.

Sunucu: Gezi'den sonra yaşanan hukuki süreçte neler görüyorsunuz?
Gürsel Tekin: Gürkan Korkmaz'da (İsmail Korkmaz'ın ağabeyi) ifade etti Her ölüm bir kader gibi görülebilir ama ölümden sonra bu özellikle son uzun süredir bu davanın sonuçlanmaması ayrı bir acıdır. Sadece bizleri değil aynı zamanda ailenin tamamını gerçekten çok ciddi bir ızdırap ve acı içine sokuyor.

Geçmiş yıllarda tabi teknik olarak çok kolay değildir. Bazı davalar çok sıkıntılı, ciddi ciddi araştırmalar gerekiyordu. Şimdi bu teknolojide o kadar kolay ki. Yani ayları alacak bir süreç değildir. Çok kısa süre içerisinde rahatlıkla savcıların soruşturması bu davayı sonuçlandırabilir. Mobese sistemleri ve o kayıtlar içerisinde hepsini görmek mümkün.

Devletin kurumlarında güven duygusu olmayınca doğal olarak hepinizin ciddi kuşkuları oluşuyor. TÜBİTAK'la ilgili. Şimdi TÜBİTAK'ın vereceği bir raporla savcı karar verecek. Aslında savcıların ve yargıçların kararları genelde bilirkişi raporları, kurum raporları ve emniyetin ve istihbaratın getireceği raporlar sonucunda oluyordur.

Bütün bu kurumlara baktığınızda yani oradaki kardeşimizi katledenler belli. Mobese sistemlerinin net görülmesine rağmen bu davanın bu kadar sürünceme de kalması doğrusu Türkiye’nin en büyük ayıplarından bir tanesidir. Pırıl pırıl bir çocuk, yani şimdi biz burada tabi Gazze'deki zulmü eleştiriyoruz, Işid'ı eleştiriyoruz. Ne farkı var oradan?  Gencecik bir çocuğu onlarca insan döverek öldürüyor. Sizin Işid’en ne farkınız var. Sizin Gazze'deki zulüm yapanlardan ne farkınız var? Kim adına yapıyorsunuz? Devletin kurumunda çalışarak 76 milyon yurttaşımızın ödemiş olduğu vergilerden maaşlarınızı alacaksınız. O yurttaşların çocuklarını katledeceksiniz. Tarih bunlardan bir gün hesap soracaktır.

Sunucu: İstanbul'un rant alanları diye rant haritasını açıkladınız. Şimdi bir sürü gazetede gaspın adı dönüşüm, 17 Aralık yatırımı diye haberler görüyoruz. Özellikle Fikirtepe özelinde gündeme gelen rant boyutu var işin. Ne yaşanıyor İstanbul’da?
Gürsel Tekin: Çok güzel sözlerimiz var. 3000 yıllık insanlık tarihinde sürekli kullanılan cümlelerdir. İnsanlar cehennemi görmeden cennete inanmaz. Hani bu 27 Aralık-25 Aralık iktidar için bir sınavdı. Herhalde bu cehennemden sonra bir tövbe ederler diye düşündüm. Ama doludizgin devam ediyor. Hiç kesintisiz.

Şimdi Fikirtepe'yi özellikle dönüşümlü olan yerleri çok iyi bildiğime inanıyorum. Yani İstanbul'da siyaset yapan bir insan olarak 10 yıldır mücadele ediyorum. Özellikle o kentsel dönüşüm, imar tadilleriyle ilgili beton lobisi ve imar çetesiyle 10 yıldır mücadele ediyorum. Sonuna kadarda mücadele edeceğim.

Şimdi Fikirtepe dediğimiz Kadıköy'ün üst tarafı. Gerçekten dönüşüm olması gerekiyor ve o zaman Kadıköy Belediyesinde ben belediye başkan vekiliyken 99’da depremden hemen sonra bir kentsel dönüşüm, ilçe belediyelerinin o zaman plan yapma yetkisi vardı. Bizim yapmış olduğumuz o planlamayla son derece sorunlar çözülüyordu ve sorunsuz hale gelecekti. Ne yazık ki iptal edildi. Büyükşehir tarafından iptal edildi. Daha sonra büyükşehire geçti. Büyükşehir sürekli öteledi bu noktaya getirdi.

Şimdi Fikirtepe daha öncede bu cumhurbaşkanlığı seçimi olduğu için maalesef kamuoyuyla paylaşamadım zaman zaman televizyon kanallarında da ifade ettim. 99 depreminden sonra kamuya ait yani devletin mülkiyeti olan yerlerin deprem dönüşümü ya da kentsel dönüşümde kullanılabilmesi için rahmetli Ecevit iktidarı döneminde bunlar ayrılmıştı. Galiba benim bildiğim İstanbul'da 500'e yakın çok büyük çaplı arsalar bunun iki tanesi de Fikirtepe'nin hemen yanında. Yani Fikirtepe Eğitim Mahallesi, Dumlupınar bu üçlü mahallenin hemen bitişiğinde Çocuk Esirgeme Kurumunun 150 dönüm arsası var. Biraz altında yani Fikirtepe'nin altında Devlet Malzeme Ofisine ait arsalar var. Bu iki arsayı kattığınızda Fikirtepe'deki dönüşüm tamamını ve son derece modern olabilecek bir dönüşüm sağlıyorsunuz.

Şimdi bu dönüşüm niye uzatıldı diye kendi kendimize tereddüt ediyorduk. Şundan dolayı, o bölgedeki seçmenlerin önemli kısmı da AKP'ye oy veriyor. İşin  garip tarafı yani. Fikirtepe Eğitim Mahalle, Dumlupınar’daki seçmen sayısının %70-65'i AKP'ye oy veriyor. Bu da inanılır gibi değil. Bir iktidar kendilerine zulmediyor ama o iktidara ısrarla oy veriyorlar. %65'i oy veriyor. Bunu ertelediler. Niçin ertelendi diye sürekli biz de Kadıköy Belediyesi Sayın Selami Öztürk, bizler bir an önce dönüşümü yapın. Bakın işte çok ciddi sorunlar yaşanıyor. Bir baktık önce Çocuk Esirgeme Kurumunun arsasını sattılar. Peşine Devlet Malzeme Ofisinin arsasını sattılar. Orayı bir ranta çevirdiler. Sonra dediler biz dönüşüm yapacağız. Bakın burada devletin arsası var. Bunun bir tanesini kattığınızda bu dönüşümü rahatlıkla sağlayabilirsiniz. Hatta mümkünse ikisini de katın. Donatı alanları olsun, yeşil alanlar olsun insanlar nefes alsın.

Fikirtepe'nin birde başka bir özelliği var. Fikirtepe-Göztepe üstü hava koridorlarının yani Kadıköy ve Kadıköy altındaki yurttaşlarımızın rahatlıkla hava alabileceği koridorların tamamını kapatıyorlar.

Şimdi İstanbul'da şu anda önümüzdeki günlerde tabi en büyük tehlikeler devam ediyor. Örneğin Ümraniye ve benzer yerlerde vatandaşlarımızın çoğu daha farkında değil. Şimdi cumhurbaşkanlığı seçimi olduğu için biraz ötelediler. Aslında yerel seçim öncesi yapacaklardı. Hadi bu yerel seçimi atlatıverelim. Onu atlattılar.

Şimdi cumhurbaşkanlığı seçimi aman ha bir dokunmayı verin. İstanbul'un önemli kısmı özellikle merkezi olan yerlerde. Bizi izleyenler diyecek ki ya arkadaş siz dönüşüme mi karşısınız? Asla. CHP olarak kentsel dönüşümü Türkiye'de bu kentsel dönüşüm cümlesi kavramını CHP koymuştur. Bunun mimarlarından bir tanesi Sayın Murat Karayalçın'dır. Kentsel dönüşümün nasıl olduğunu, kentin nasıl dönüşülebileceğini en iyi CHP'liler bilir. Ne gariptir? Yani şu anda bizi izleyenlere ben soruyorum; siz İstanbul’da oturan yurttaşlar, AKP'ye oy veren yurttaşlar, İzmir'de hiç tanıdığınız yok mu? Yani İzmir Belediyesinde ararsınız yakınlarınızı, orada da dönüşüm var. İzmir'de niye bir tane kentsel dönüşüm mağduru yok? Eskişehir'de niye bir tane kentsel dönüşüm mağduru yok? Neden bu AKP'lilerin iktidar olduğu yerlerde kentsel dönüşüm mağduru oluyor?

Sultan Mahallesi; yani roman yurttaşlarımızın oturduğu mahalle 200 yıllık mahalle. Osmanlıdan kalma. Yani Sulukule diyoruz şu anda. Aslında Osmanlı döneminde Sultan Mahallesi olarak biline bir yerdir. 250 yıllık mahalleyi darmadağın ettiler. Buranın sosyal bir yaşamı var. Buradaki yurttaşlarımız tarih boyu dünyanın neresine giderseniz gidin Roman yurttaşlarımızın farklı bir sosyal yaşamı var. Hayır, sizi ben TOKİ evlerine sıkıştıracağım. Nereye sıkıştıracaksınız? 50 km. İstanbul ötesinde. Sonra ne olacak? Şimdi be gazetecilere, televizyonculara soruyorum. Akşamları çıkıp da televizyonlarda haram medyasının, haram televizyonlarda insanlara akıl verenlerin hepsine sesleniyorum; vicdanınınız, namusunuz, haysiyetiniz, şerefiniz varsa size bir soru soruyorum; gidin Sultan Mahallesinde tapu sahipleri kimlerdir? Ellerinden tapularını aldılar. Yuva yıkanın yuvası olmaz. Bunu bilin. Bu mübarek günde bize din dersi veriyorlar. İnsanların kendilerinin doğdukları, büyüdükleri alanları gasp edeceksiniz, elinden alacaksınız. Sonrada millete din, iman edebiyatı yapacaksınız.

Bir başka şey; bütün bu kentsel dönüşümler çok sıkıntılı, dönüşmüyor ama onun yanında da enteresan bir şey oluyor. Mesela halen Başbakan bir ara çıktı, benim o İstanbul rant haritasını paylaştıktan sonra yüksek yapılar olmayacak dedi. İstanbul'da AKP'ye ait ya da AKP'li işadamlarına ait, havuz medyasının sahiplerinin yerlerine baktığınızda orada sınır yok. Mümkün değil. Yani istediğiniz kadar çıkabilirsiniz.

Şu anda oturduğumuz Ankara'ya bakın. İnsanlar dünyanın her yerinde gidin bugün en çok tartışılan daha çok yeşil, daha çok hava. Eğer siz beton yığınları içine insanları sıkıştırmaya kalkışırsanız insanların ömrünü bitirirsiniz. Çünkü hiçbir hava koridoru yok. Yani bütün kentlere bakın dünyanın her yerinde birinci öncelikli, teknik insanların hava koridorları koşulsuz olarak kapanmayacaktır. Burada rüzgar yok. Yani devasa eskiden İstanbul'da Çamlıca rüzgarı diye bir rüzgar vardı. Şu anda hiçbir şey yok. Çünkü Çamlıca dahil olmak üzere tamamını kapattılar.

Başka bir şey söyleyeyim. TMSF'nin elinde bu devletin alacakları dediğimiz kamu bankalarının alacaklarından dolayı birçok arsalar geçti. Çok net sorular sordum. Bugüne kadar olabildikçe gerçekten çok araştırdığımız insanları rahatsız etmeyecek sorular ve cümleler kullandık. Kamuoyu da çok iyi bilir. Ben İstanbul il başkanlığı dönemimden itibaren AKP ile ilgili söylediğim iddiaların hiçbir tanesine cevap veremediler. Çünkü iddiaların tamamı doğru. Tamamı doğru olduğu için hiçbir tanesine cevap veremediler.

Şimdi TMSF, bu devletin malları dediğimiz malları AKP’lilere önce peşkeş çekiyorlar, satıyorlar. Sözde satıyorlar. Sonra o arsalar alındıktan sonra yeniden imar tadili yapıyor. Yani imar şeyi yükseliyor. Bu ne demektir? Yani 2 milyon dolara, 3 milyon dolara aldığınız arsa imar değişikliğiyle 100 milyon dolar oluyor.

TMSF'ye soruyorum; siz hangi inanca bağlısınız? Bu nasıl bir şeydir? İki; elinde şu anda sözde bağımsız bir kuruluştur. Devletin televizyonları ve devletin gazeteleri var. Ne yapıyorsunuz? Ben dava açana kadar gazetelerin künyelerinde bir vatandaşın ismi var. Benim dava açtığım günden itibaren imzalandı.

Bir başka şey, çok merak ediyorum; yani benim bildiğim Show TV. Sayın Turgay Ciner tarafından satın alındı. Şimdi televizyonun sahibi kim? Yargı kararı var. Yargı kararına rağmen televizyonun sahibine verilmiyor. Sahibi de benim televizyonum var diyemiyor. Bir eşkıyalık sistemiyle karşı karşıyayız. Rant ve eşkıyalık. Yani sadece rant değil. Aynı zamanda bu rantı sağlayabilmeniz için eşkıyalıkta yapmanız lazım. 17 Aralık-25 Aralıktaki bastırılışın sebebi eşkıyalık sistemidir. Başka hiçbir şey değil.

17 Aralık bize iftira. Şimdi ben soruyorum; 17 Aralık olmadan önce rant haritasını açıkladım. Bakan çocuklarının tamamının bu rantın içinde olduğunu söyledim. Niye bana cevap vermiyorsunuz? Gelin bakalım kardeşim. Hiçbir şey söylemiyorum. Şerefi, namusu, haysiyeti olan, AKP'ye oy veren yurttaşlara sesleniyorum. Etrafınızdaki oy vermiş olduğunuz AKP'lilerin yaşam biçimlerine bakın, servetlerine bakın. Biz servet düşmanı değiliz. Allah daha çok versin. Ama kamu adına, milletin malını çalıyorsanız burnunuzdan fitil fitil getireceğiz.

Gerçekten Türkiye'de iki şey çok güvenilirdi. Bir tanesi her şeye rağmen Osmanlı tapusu dahil olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti tapusu. İnsanların en çok güvendikleri şeyler tapuydu. İkincisi sınav sistemiydi. Yani annelerimiz babalarımız bizi sınava sokardı. Sonuç, ya kardeşim çalışmadın. Hiç kimsenin aklına bu sınav sorusu çalındı şeyi gelmezdi. AKP iktidarına kadar bakın. Hep böyle olmuştur. Tapu yine öyle. Şu anda iddia ediyorum hiçbir tapunun güvencesi yoktur.

Bu son çıkan kentsel dönüşüm yasası dediğimiz tam bir rantsal dönüşüm yasası tapuların güvenliğini tamamen ortadan kaldırmıştır. İstediği zaman örnekleri var, Başbakan çıktı dedi ki bu paralel yapıya ne verdiyseniz geri alacaksınız. Bu ülkede savcılar var mı namuslu savcılar? Halen şüphem var. Bu cümle çok önemli bir cümle. Derhal dava açılması lazım. Bu ne demektir? Yani demek ki yasa dışı bir şey vermiş. Yasa dışı bir şey vermişsen suçu sen işlemişin. Hayır, yasa dışı bir şey vermemişsen neyi alıyorsun? Ben bunu merak ediyorum ve aldılar. Nasıl yaptılar biliyor musunuz? Daha öncede benimde dava açtığım yerler. Takdiri ilahi işte. İnanın tam bir mizah konusu. Benimde İstanbul’da bizim CHP olarak dava açtığımız birçok yerleri 7 yıl önce, 8 yıl önce plan tadilleriyle AVM yapmış, okul yapmış, hastane yapmışlar. Bunları iptal ettiler. Ne oldu? Ben seni yeşil alan ilan ettim. Eşkıyalık değil nedir bu? Yani eğer bunu yasa dışı vermişsen suçu sen işlemişin. Yasa dışı değilse nasıl iptal edersin? Ben iptal ettim. Yeşil alan ilan ettim. Böyle bir belediye başkanlığı olur mu? O belediye başkanı Başbakandan talimat alıyor. İptal et diyor.

Şimdi böylesi bir eşkıyalık döneminde bu tapunun güvencesi olur mu? O kentsel dönüşüm yasasına parmak kaldıranlar, ona oy verenler bir gün bedelini çok ağır ödeyecekler. Onlarında tapuları ellerinden alınacaktır.

Çok güzel bir slogan var; bu özellikle cumartesi annelerinin kullandığı susma, sustukça sıra sana gelir. Sulukule'de, Balat'ta birçok yerde bu kentsel dönüşüm mağdurlarının karşısında Fikirtepe Eğitim Mahallesi, Gaziosmanpaşa, Ümraniye yanında durmuş olsaydı bugün bu belayla karşı karşıya kalmamış olurlardı. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın derseniz işte yılan gelir size dokunur evinizi elinizden alır. Özellikle büyük kentlerde rantın yüksek olduğu yerlerde hele böyle caddeye, AVM imkanları olan yerlerse hiç gözü kara giriyorlar. Camiler dahil olmak üzere biliyorsunuz.

Bakın şu anda İstanbul'u bekleyen başka bir tehlike var. Ey İstanbullu! 160 km. üçüncü köprü. 160 km. güzergahın tamamına bakın yarısı su havzaları yarısı orman bölgesi. Ormanda bir kıyım var aklın hayalin durur. Çok gariptir Türk medyası utansın. Kuruşuma bakmasınlar. Ben bir Alman televizyonundan canlı kesimleri çekebildim. Böyle bir şey olur mu? Yani o İstanbul'da akciğer sorunu sadece CHP'lilerinin mi sorunu? AKP'liler yaşamayacak mı? Gazeteci dostlarımız İstanbul’da yaşamıyor mu? Ey Orman Bakanı, söz ağızdan çıkar. 2008-2009 yılında ben üçüncü köprü güzergahını açıklarken bu kadar ağaç kesilecek dedim. Çıktı Orman Bakanı karşımda açıklama yaptı. Bir tek ağaç kesilmeyecek, viyadüklerle geçilecek. Utanın. Bir gidin görün ya. Ne bakanısınız siz? Ayamama Deresi, parayı bunlar yedi Ayamama Deresinde fukara can verdi.

Sunucu: Cumhurbaşkanlığı süreci yaşanıyor. Adaylar kampanyalarını yürütüyorlar. Orayla ilgili değerlendirmeler yapalım. Ekmeleddin İhsanoğlu bir ittifakın… Ortak bir tavır alındı AKP'ye karşı, Erdoğan'a karşı bir aday gösterildi. Özellikle iki şey tartışılıyor; birisi Kürt oyları, diğeri sandığa gitmeyecek olan CHP'liler. Ne düşünüyorsunuz?
Gürsel Tekin: Bu yorumları yapanlar kim? CHP kimliğini taşıyan, demokrasi ve özgürlük konusunda hassasiyeti olan, cumhuriyet değerleri konusunda hassasiyeti olan hiçbir CHP'li böyle bir protesto içinde olmaz. Bunu söyleyen ne yazık ki aynı günden itibaren AKP'nin o kirli mutfağında bizim iyi niyetli insanlarımızın da kafasını bulandırmak için bu tür operasyonlar yapıldı.

Yine benzer, tabi haram medya olur da haram kamuoyu yoklaması şirketleri olmaz mı? Defalarca açıkladım yine burada da söylemek istiyorum. Birkaç şirket hariç. Hiçbir şirket efendim sonucu iyi biliyor falan. Hiç beni ilgilendirmez. Hiçbir şirket dünyanın hiçbir yerinde kamuda iş yapmaz. Trilyonlarca devletle iş yapacaksınız, Tayyip'ten parayı alacaksınız, sonra dönüp millete akıl vereceksiniz. Utanın ya. CHP'lilerin böyle bir sorunu yok. Elbette CHP'li seçmen sorgulayandır, itiraz edendir. Bundan doğal ne olabilir? Daha iyi olsun istiyor. Yani bütün bu yaşadıklarımızın karşısında demokrasi özgürlük konusunda, hak arama konusunda özgür davranmak istiyor. Bütün değerlerimizin en iyi şekilde dünyadaki, Avrupa'da gelişmiş ülkelerdeki gibi bizde yaşamak istiyoruz. CHP seçmeni budur.

Doğal olarak tabi adayın tanınmaması ve bu AKP medyasının AKP'nin mutfağındaki kirli oyunlarla birçok insanın kafası karıştı. Genel Başkanımız çok güzel bir şey söyledi; Ekmel Bey'i tanırsanız çok seversiniz. Vallahi ben tanıdım çok sevdim. Bunu açık ve net söylüyorum. Demokrasi konusunda, özgürlükler konusunda insan hakları konusunda, evrensel hukuk konusunda hiçbir CHP’liden daha şey değildir ve zaman zaman daha da ileridir. Bunu da söylemek istiyorum.

Sunucu: Kampanya nasıl yürüyor?
Gürsel Tekin: Ben dün gazete okudum MHP'nin de bir programı olacak ama tam nasıl bir programdır bilmiyorum. CHP olarak biz bu haftadan itibaren Sayın Genel Başkanımız Türkiye'nin 25 ayrı noktasında zaman zaman miting, zaman zaman geziler yapacak. Ekmel Bey tabi kampanyası ayriyeten o yürüyecek. Önümüzdeki günlerde çok ciddi bir kampanya başlatıyoruz.

Sunucu: Kılıçdaroğlu’mu meydanlara inecek?
Gürsel Tekin: Elbette. Sayın Genel Başkanımız daha çok tabi iklim olarak çok enteresan, bu hesapları yapanlar hep şeytani planlar yaptıkları için Ağustos ayının, Temmuz ayının seçim iklimine uygun olmayacağını Türkiye'de yaşamınıza gerek yok. Yani dünyanın herhangi bir ülkesinde bu iklimde olmaz şeyine insanların net söyleyebileceği cümlelerdir.

Niye özellikle bu tarihlerde yapıyorlar? Çünkü iktidarız, bu evden bu eve geçeceğiz gibi görüyorlar. Yazın CHP seçmenleri tatilini bırakıp gelmez falan şeyi içerisindeler. CHP seçmeni sadece CHP seçmeni değil bu ülkenin geleceğiyle, çocuklarının geleceğiyle ilgili kaygı duyan her yurttaşımız tatil falan dinlemeden gelip oyunu kullanacaktır.

Tabi iki kampanya; bir devletle mücadele ediyorsunuz. Yani siz sadece klasik bu para pul önemli değil. Biz kendi imkanlarımızla insanları, vatandaşlar kendi imkanlarıyla, Ekmel Bey mütevazi insandır, rahatlıkla bu imkansızlıklar içerisinde kampanya yapabilir. Ama gittiğiniz her yerde devletin mekanizmalarıyla karşı karşıyasınız.

Geçen gün Bursa'daydım. Bursa'da iftar olacak. Bizim programımız bir hafta önceden belli. Arkadaşlarımız nezaketen Bursa Valisini arıyorlar. Diyorlar ki, bizim bugün iftarımız var. Siz iftarı başka bir güne yani AKP'nin iftarını, AKP adına valilik iftar veriyor. Kaymakamlıklar iftar veriyor. Erteler misiniz? Hayır. Ertelemiyorlar. Aynı gün yapıyorlar. Kaymakamların tamamı, muhtarları tek tek arıyor, geleceksiniz diyor.

Hele bazı valilikler var ki aman Allahım. Yani AKP il başkanları daha şerefli, daha namuslu, hiç olmazsa daha nezaketen davranıyor. Bunlarda o nezakette yok. Bütün buna rağmen 10-15 bin kişi Bursa’da Ekmel Beyin iftarına katıldı. Bu engellerin tamamını bu yurttaşların aşacağı inancı içerisindeyim. Gerçekten Türkiye'nin geleceği için çok net söylüyor Başbakan. Yani evirmeden, kıvırmadan ben diyor, yasama-yürütme-yargı tanımam. Ben gelirim, başbakanda olurum orada, bakanda olurum, genel müdürde olurum, belediye başkanları olurum. Orada her şeyi yönetirim diyor. Yani onu açık söylüyor.

Bunlar hukuka, demokrasiye inanmadıkları için onun için önemli değil. Yani adına başkan dersin, falan dersin, filan dersin. Şu anda parlamentoda hukuk sistemi işlemiyor tamamen rafa kaldırılmış. Bütün bunların karşısında vatandaş iki şeyi tercih edecek; ya gerçekten bütün bu kazanımların üstüne yeni bir kazanımlar, demokratik bir Türkiye ya da otoriter bir Türkiye. Saddam vari bir liderle ben yönetilmek istiyorum diyorsa zaten yapacak bir şey yok. O zamanda vatandaşın tercihidir. Bu tercihe de saygı duyarız. Ama Ekmel Bey sadece şuna emin olun, Ekmel Beyin Türkiye'nin bütün bu ötekileştirilmiş, parçalanmış, ayrıştırılmış bütün şeyleri için ciddi bir ihtiyaç olduğu kanısındayım. Hem AKP açısından da çünkü bu başka bir tehlikeye de götürebilir. Yani bir fren sistemi yoksa fren, balata yok gazla gidiyorsunuz. Gazla gittiğinizde nereye vuracağınız belli olmaz. Bu AKP içinde çok ciddi bir, hayırlı bir iş olacak. Ben şahsen AKP'lilerin çok önemli şekilde aklım selim bu meseleleri gören AKP'li seçmeninde Ekmel Beye oy vereceği inancı içindeyim.

Sunucu: Tereddütleri olanlar varsa ne söylemek istersiniz onlara?
Gürsel Tekin: Ne tereddütleri var doğrusu bilmiyorum. Yani çok nettir. Bir tanesi ayna gibi. Ekmel Beyi görmek istiyorsanız Ekmel Bey ayna gibidir. Çok net anlattı. Kendisiyle ilgili, ailesiyle ilgili, geçmişiyle ilgili. Ama tabi ki önemli bir görev yaptığı için, dünyayı bilen bir insan olarak bir tek hedefi evrensel hukuktur. O konuda mücadele edeceğim diyor. Bizimde hepimizin aradığı budur. AKP'li içinde, BDP'li içinde, MHP'li içinde geçerli olan kavram budur. Adalet sistemi, hepinizin güvencesi olması gereken odur. Kişi güvencesiyle ülkeler olmaz. Kişi güvencesi olursunuz, işte Mısır, adam çekti gitti. Libya, adam çekti gitti. Ne olacak? Güvenceniz ne oldu? Paramparça olursunuz. Paramparça olmak istemiyorsak bu ülkenin birliğini, bütünlüğünü istiyorsak yapacağımız bir tek şey var; Ekmel Beye oy vermektir.

Başbakan etrafındaki o müteahhit çevresi rantçılara, aman ha ben yine bu işlere ben bakacağım. Merak etmeyin Başbakanlıktan gitsem de ihaleleri yine ben dizayn edeceğim demek istiyor. Yol bilmiyor. İnsaf et ya. 102 ülke dolaşmış bir insan. 102 ülkeyi dolaşmış bir insandan yol sorulur mu ya? Adam yolu bilir, bilmediği bir şey var yolsuzluk. Bunu bütün kamuoyu bilsin.

Sunucu: TBMM gündeminde de geçen hafta çözüm paketi vardı. O artık bitti. Yasalaştı. Cumhurbaşkanlığı bağlamında da bir pazarlık unsuru olduğu ifade edildi. Bir de torba kanun var. Bu hafta genel kurula gelecek. Onunla ilgili düşüncelerinizi almak istiyorum. Soma dendi çıktı, 60 maddeyle geldi, ondan sonrada şimdi 150 maddeyle genel kurula geliyor.
Gürsel Tekin: İçinde öyle maddeler var ki, İstanbul’da bir tane namuslu, şerefli, haysiyetli, AKP'den milletvekili adayı olmuş bir kurumun başında rantla mücadele ettiği için sürgüne tabi tutuldu. Sürgüne tabi tutulunca yargıya başvurdu. Yargı haklı olarak adam çok haklı olduğu için 30 gün sonra görevine iade etti.

Şimdi bu yasada bütün bunlar namuslu insanların dönmemesi için yeni bir madde koymuşlar. Maddeye bakın. İnanılır gibi değil. Bu bile başlı başına kamuda çalışan bütün insanların AKP'liler dahil olmak üzere Ekmel Bey'e oy vermesini gerektiren bir sebeptir. Diyelim ki şimdi o vatandaş yani milli görüş hadi solcu, Alevi vs. o sizin için bir düşman olabilir. Kendi çocuğunuz ya. Uzun yıllar milli görüşle mücadele etmiş, namuslu, haysiyetli, şerefli, harama bulaşmamış bir adam rantçılarla mücadele ettiği için görevden alıyorsunuz. 30 gün sonra yargıyla geri dönüyor. Şimdi aynı vatandaş bu yasayla dönemeyecek. Yani yargıya gidecek o vatandaş. Yargı diyecek ki haklısın. Yargı kuruma gönderecek, kurum diyecek ki ya sen haklı olsan da ben seni getirmeyeceğim.

Böyle maddeler var. Yani otoriter, faşist, baskıcı, her şeye hükmeden, bu torba yasası değil bir tombala yasası. Maalesef bunun karşısında tabi muhalefet olarak sayısal çoğunluğumuz olmadığı için bunun karşısında nasıl duracağız bilmiyorum. Ama bunu Anayasa Mahkemesine götüreceğiz. Anayasa Mahkemesinde %100 çünkü Anayasaya aykırı dönecek ama bu Anayasaya gidiş, geliş, karar aşaması nereden bakarsanız 8 ay, 8 ay içerisinde de o kamuda çalışan namuslu ne kadar insan varsa hepsini perişan edecektir.

Sunucu: Soma'yla ilgili maddeler sizi rahatlattı mı?
Gürsel Tekin: Bunların insanlığa saygısı yok. İnsanlığa saygısı olsa 301 tane insan hayatını kaybetmiş, bunun ismini kullanmayın ya. Bunu kullanmayın. Tabi Özgür Özel kardeşimize el kaldırmışlar. O kaldırılan her el bir gün karşılığını bulacaktır. Özgür bu meselelerde ciddi mücadele etmiş, ta baştan itibaren yani Soma cinayeti olmadan önce bunun mücadelesini vermiş, cinayetten sonrada yiğitçe mücadele etmiş bir kardeşimiz oradaki insanların… Bizim bir milletvekilimiz Mahmut Tanal burada hayatını kaybeden Soma şehitlerimizle ilgili hangi siyasi partilere üyedir diye savcılıktan şey istemiş. %90'ı AKP üyesi. Utanın ya. Ailenizin bir parçası ya. Ailenizin bir parçasına sahip çıkın ya. Bir ten CHP'li var, galiba 3 tane MHP’li. Geri kalanın tamamı hayatını kaybeden bu şehitlerimiz, bunlar size oy verenler. Sizin parti üyeniz olan insanlar için Özgür Özel ve arkadaşlarımız mücadele edecek ona el kaldıracaksınız. O elleriniz bir gün karşılığını bulacaktır.

"One munite" dedi diye bunu kahraman ilan etmediler mi? Neye one munite ya? Şu Gazze'deki olup bitenlere bakın. Dünyada bir benzeri var mı? Elçiliği rehin alınmış bir ülke var mı? Bu nasıl bir şeydir? Bütün bunların karşısında adam Ortadoğu kahramanı. Niye seniniz çıkmıyor? Her şeyleri yalan.

Ekmel Bey geçen gün dedi ki, Gürsel Bey bunlar nasıl yalan konuşuyorlar? Hocam dedim, biz Receplarausse hazırladık dedim. Size göndeyim mi?

Sözü ben şöyle bağlamak istiyorum; Antalya'da galiba iki gün önce bizden seçilmiş bir belediye meclis üyesi, daha öncede bir belediye meclis üyesi AKP'ye katılmıştı. Tabi siyasal geçişler olabilir. Uzun süreli şey ama. İki ay sonra bir siyasal geçiş varsa bu siyasal fahişeliktir. Oradaki o rantların tamamını biliyoruz. Hangi rantlarla bunlara geçişler olmuş bunları biliyoruz. Onların hepsini afişe edeceğiz. CHP olarak onlara oy verenler onları sokakta gördüklerinde gözlerinin içine tükürsünler istiyorum. Bu sadece CHP için geçerli bir kavram değil. Her siyasi parti için geçerli. Siyaset namuslu, edepli insanların işidir. Yani bir ay önce nikahınızı yapacaksınız 35 gün sonra başka yatağa gireceksiniz. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Bunun adı siyasi fahişeliktir. Siyaseti rant için yapacaksınız, siyaseti para için yapacaksanız CHP'de yapmayacaksınız. Fikirtepe'yi dolandıracaksınız, orayı dolandıracaksınız, burayı dolandıracaksınız tam oraya yuvasına gidecek. CHP'de onu kabul etmek mümkün değil.

Sunucu: Çok teşekkür ediyoruz.

Anahtar Kelimeler
    Pazartesi, 14 Temmuz 2014 18:21

Bağlantılı Konular