"Ekmeleddin Bey Türkiye'deki uzlaşmanın eseri ve Cumhurbaşkanı adayıdır"

"İktidar yetkilileri çok korkuyorlar. Sayın Başbakan bin polisle geziyor. Bakanların, bakan çocuklarının durumu gerçekten vahim bir olay"

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin Cem TV'nin canlı yayın konuğu oldu ve güncel konularla ilgili soruları ayrıntılı olarak şöyle yanıtladı:

Sunucu: İlk hafta konuğum daha önceki programlarıma da sık sık konuk ettiğim yakından tanıdığınız bir isim CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin. Aynı zamanda İstanbul milletvekili tabi. Gürsel Bey hoşgeldiniz.
Gürsel Tekin: Hoşbulduk, hayırlı ve uğurlu olsun, inşallah başarılı bir sezon geçer diye düşünüyorum. Tam da bir seçim dönemi. Tabi burada çok rahat olacaksınız. Daha önce zaman zaman programların kesildiği, zaman zaman programların belli kesimi rahatsız ettiği dönemler vardı ama inşallah burada böyle bir rahatsızlık söz konusu olmaz.

Sunucu: Biz her sene iki yerden kovularak yayınımızı devam ettiriyoruz.
Gürsel Tekin: Nereye kadar gideceksin bilmiyorum bakalım.

Sunucu: Şimdi Gürsel Bey çokça konumuz var. Ama tabi bütün izleyicilerimizin de merakla beklediği konu ve özellikle CHP kamuoyunun, parti kamuoyunun merak ettiği konu Cumhurbaşkanlığı adaylığı. Fakat ben diyorum ki isterseniz bunu birazcık öteleyelim. Yani bir 15 - 20 dakika ülke gündemine dair diğer meselelerimizi konuşalım, ardından telefon bağlantılarımızla beraber CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı konusuna gelelim. Cumhurbaşkanlığı tartışması yaklaşık 1 - 1,5 aydır ülke gündemini işgal ediyor. Ama bu sırada özellikle parlamentodan çıkan bir takım yasalar var, düzenlemeler var. Unutturulan bir takım soruşturmalar var. Başbakan Erdoğan’ın halen devam eden sürekli tehditleri var. Bunları bir konuşalım istiyorum.

Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanlığı seçiminin gölgesinde neleri bırakıyor? Bize bunu bir anlatır mısınız? Yani Cumhurbaşkanlığı tartışmaları Tayyip Bey için neyi gölgeliyor?
Gürsel Tekin: Aslında neyi bırakmıyor ki, yani Türkiye'de gerçekten özellikle son dönemlerde son 1 yıldır her gün hemen hemen olağanüstü dönemler yaşıyoruz. Tabi doğal olarak bu Türkiye'nin gündeminin bu yoğunluğunda toplumun gerçek gündemi unutulup gidiliyor. Son bir ay içerisinde yaşadığımız sorunlara baktığımızda bugün sokakta insanlara sorsanız %90'ı unutmuş. Yani Reyhanlı'yı herkes unuttu. Düşen uçağımız niye düştü onu unuttu. Daha çok yakın tarihimizde Soma'da 301 tane insan hayatını kaybetti bunu unuttu. Maalesef şimdi gerçekten olağanüstü bir siyasal mühendislik yürüyor. Biz tabi bunların çoğunun farkında değiliz. Sürekli gündem değiştiği için bunları da görme şansımız olmuyor. Türkiye hiçbir dönemde olmadığı kadar ciddi sıkıntıyla karşı karşıya. Gerek içerde, gerek dışarıda.

Mesela ben yayına gelmeden önce Antalya'da ve Mersin'de belediyede çalışan insanlar beni aradılar kamunun bütün alanlarında özellikle bakanlıklarda belediyelerde eğer farklı düşünüyorsanız, mevcut iktidar olan siyasal parti gibi düşünmüyorsanız yaşam şansınız hiç yok. Geçen gün bu torba yasası biraz sonra bu torba yasasına geleceğim. Bütün bu kıyımlar kamudaki çalışanlarla ilgili iktidar gibi düşünmüyorsanız sürgüne tabi tutuluyorsunuz, yok sayılıyorsunuz, hatta işinizden ediliyorsunuz. Hele sol bir düşünceye mensupsanız sadece sol değil İslamcıda olsanız eğer iktidar gibi düşünmüyorsanız çünkü benzer örnekleri var. Gerçekten iktidar gibi düşünen, milli görüşten gelen ama aynı zamanda namuslu olan, dürüst olan, pis işlere bulaşmamış insanlarında akıbetinin aynı soldaki ya da Alevi kökenli olan insanların akıbetine benziyor.

Bütün bu kıyımların yanında torba yasası geliyor. Torba yasasında biliyorsunuz herhangi bir haksız sürgün ya da işten atma olayında yargıya gittiğinizde 30 gün içerisinde yargı eğer siz haklıysanız sizin kararınızı veriyor ve geri dönmek zorunda kalıyorsunuz. Şimdi yeni bir yasa geliyor torba yasası dedikleri. Haklıda olabilirsiniz, %100 haklıda olsanız torba yasada…

Sunucu: Haklı derken?
Gürsel Tekin: Yani yargıya gideceksiniz yargı sizi evet siz haksız yere sürgün edilmişsiniz, haksız yere işinizden edilmişsiniz kararı vermiş olsa bile iki yıl dönme şansınız yok. Yeni çıkacak torba yasasında özellikle kamuda çalışanlarla ilgili bu vahim bir olay. Yani bu dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey sözkonusu değil.

Sunucu: Gerekçesi ne?
Gürsel Tekin: Gerekçesi şu; kurallar tabi yasa, mevzuat, kural tamamen ortadan kaldırıldığı için daha çok böyle keyfi keder uygulamalar var. Başbakan, bakanlar ya da belediye başkanlarının talimatları yerine gelmediği zaman bürokratsınız Sayın Başkanım bu yasaya uygun değil diyeceksiniz doğal olarak. Çünkü yarın bu uygulamada sizde bu suçu işlemiş olacaksınız. Buna itiraz ettiğinizde bu itirazı kabul etmeleri mümkün değildir. Daha çok bütün bu sahayı temizlemek istiyorlar. Daha çok arındırılmış, iktidara yakın, belediye başkanlarının saltanatlıklarına hayır demeyecek bürokratik yapı oluşturmak istiyorlar.

Şimdi biliyorsunuz telefon dinlemeleri yani bugün iktidarın en çok mustarip olduğu, kamuoyunda sürekli gündeme getirdiği, Başbakan her ekranlara çıktığında işte tuzak dediği, alçaklık dediği doğrudur. Gerçekten eğer yasadışı dinlemeler varsa bu alçaklıktır.

Sunucu: Özellikle bu telefon dinlemeleri çok tartışıldı. Hükümet ısrarla, daha doğrusu hükümetin yandaş medyası ısrarla bunların yasadışı olduğunu söyledi. Fakat hem soruşturmayı yürüten savcılar görevden alındı birçoğu biliyorsunuz. Hem soruşturmayı yürüten polis şefleri ısrarla diyorlar ki, bunlar mahkeme kararıyla alınmış kayıtlardır. Fakat yandaş medyada ısrarla iki tane görüşmeyi öne sürüyor. Bir tanesi Başbakan Erdoğan'ın Akif Beki'yle yaptığı konuşma. İkisi de diyor bu soruşturma kapsamında değil. Siz neye göre bunları dinlediniz. Birde son zamanda ortaya çıkan Suriye’yle ilgili Dışişleri Bakanlığında yapılan bir toplantının ses kaydı. Bu ikisine dayanarak bütün yaklaşık 82 tane tape yayınlandı, soruşturma dosyasını siz fezleke olarak mecliste verdiğiniz için söylüyorum. Dosyaya daha hakimsiniz. Bundan çok daha fazla sayıda da tape var. Bunlar yasadışı mı?
Gürsel Tekin: 2012'nin başlarıydı galiba Ocak ya da Şubat tam hatırlamıyorum. O zaman biliyorsunuz Taraf gazetesi manşetten verdi özellikle CHP, MHP, BDP'lilerin dinlendiğiyle ilgili. Kamuoyunda ne yazık ki bu havuz medyası, yandaş medya hiç ciddiye almadı yani haber niteliği yokmuş gibi varsaydılar. Bunun üzerine CHP olarak tabi biz gündemde tutunca ulaştırma bakanı dedi ki ne korkuyorsunuz yani eğer bir korkunuz yoksa dinlemelerden niye korkuyorsunuz diye bir cümle ifade etmişti. O zaman muhalefetin dinlemesinin tamamı yasadışı çünkü yasal değil. Yani yasal olması için savcılık talimatı olması gerekiyor. Bu talimat doğrultusunda herkesi dinleyebilirsiniz. Bunun üzerine ben bir soru önergesi verdim. Dedim ki, şimdi bizi dinlemenin Sayın Kılıçdaroğlu'nu dinlemenin size hiçbir faydası olmaz bir zaman kaybıdır. Sayın Kılıçdaroğlu vakfa para toplamaz, Sayın Kılıçdaroğlu ihale vermez. Sayın Kılıçdaroğlu imar uygulamalarını yapmaz. Lüzumsuz mesainizi harcıyorsunuz. Siz kendinize bakın, özellikle Başbakana bakın. 7 tane soru sormuşum. O zaman biliyorsunuz binanın tadilatı var özellikle Başbakanın sarayının tadilatıyla ilgili. 7 maddenin tamamı bugün tartışılan maddeler. Yani bir ülkenin Başbakanın dinlenmesi çok hoş bir olay değildir. Siz yarın çok zor durumda kalırsınız. Sonuç itibariyle Türkiye'yi yönetiyorsunuz, yasadışı ihaleler veriyorsunuz, uygulamalarınızın hepsini biliyoruz. Bu sizin başınızı ağrıtır. Muhalefetin başını ağrıtmaz ve sonuç itibariyle gelmiş olduğumuz noktada evet bu meseleler, olaylar ortaya çıktı.

Şimdi 17 Aralık soruşturmasındaki dosyaların tamamı yasal. Yani savcılığın izni olmadan hiçbir şey dinlenmemiş. Şimdi Başbakan dinlendi diyor. Efendim yasadışı beni dinlemişler. Hayır yasadışı Başbakanı dinlememişler. Başbakanın oğlunu, bakanlarını dinlerken doğal olarak da ikimiz konuşunca ben soruşturmaya tabi bir insanım sizinle konuşunca sizin de konuşmalarınız elbette tapelere geçiyor.

Şimdi bütün bunlara baktığımızda 17 Aralık. 17 Aralık böyle sıradan, işte bir lagalugayla kapatılacak bir iş değildir. İlk kez dünyada da örneği yok. İlk kez bir hükümetin bakanının üçte biri, bana göre sayı daha fazla. Maalesef bu soruşturmaların devam etmesi için imkanlar sağlanmadı. Üçte biri Türkiye'yi soymakla meşgul. Bu ülkenin kamu görevini yapan savcısı, polisi, istihbarat teşkilatı bunu görmemezlikten gelecek ve görmemezlikten gelmemiş. MİT Başbakanın önüne 12 Nisan ya da 13 Nisan tarihli ta 1,5 yıl önce önüne bir rapor getiriyor bu Rıza Zarraf’la ilgili ve uygulamalarla ilgili. Bu uygulamalar ve Rıza Zarraf'ın bakanları rehin almasıyla ilgili MİT'in raporunu Başbakan ciddiye almıyor. Şimdi mesela paralel medya, havuz medyası. Şimdi bu havuz medyası aynı zamanda…

Sunucu: Paralel medya deyince karıştırmasın izleyicilerimiz. Havuz medya deyince AKP'ye yakın, paralel medya deyince cemaate yakın.
Gürsel Tekin: Fark etmez etme bulma dünyasıdır hepsi bulacak. Yani siz meşruiyetten çıkıp gayrimeşru bir alana girerseniz kim olursanız olun kendinizi kurtaramazsınız. Zaman zaman çok sohbet etmişizdir. Belki bugün ekranlarda geriye dönüp bunları anlatmak istemiyoruz. Bunların hepsini konuşuyorduk. Yani hiç 17 Aralık yokken.

Sunucu: 17 Aralık olmadan ben hatırlıyorum yani Temmuz ayı, Haziran ayında siz çok net bir şekilde bir yolsuzluk furyasının patlayacağını, artık işin ayağa düştüğünü tabiri caizse ayağa düştüğünü ifade ediyordunuz ve hatta ben nereden bu kaynağınız dediğimde artık kaynağı da...
Gürsel Tekin: Hiçbir kaynağım yoktu. Kaynağım şu onu da söyleyeyim. Yani doğal olarak şimdi bizi izleyenler diyecek ki nereden kaynak buluyor. Kaynağımız biz 76 milyonluk bir ülkeyiz. Çin değiliz 1,5 milyon değiliz. Ortalama hepimiz birbirimizi tanıyoruz. 2000 yıllarında yani 12 yıl önce, 13 yıl önce bakan çocuklarına bakanların ailelerin yaşam biçimlerine baktığımızda bugünkü yaşam biçimlerinin fotoğraflarına bakın yolsuzluğun ne kadar büyük boyutta olduğunu göreceksiniz. Yani bir bakan çocuğunun bir milyar dolar serveti varsa bu servet böyle alın teriyle, işle ticaretle elde edilecek bir servet olmadığını bütün dünyanın bilmesi gerekiyor. Bu fotoğraflara baktığınızda doğal olarak tabi ki bir gün bunun patlayacağını bu patlamanın %5'i bunu da açık söyleyeyim. Daha %95'i hani heybenin büyüğü arkada, heybenin büyüğü daha açılabilmiş değildir. Bütün bunlara baktığımızda…

Sunucu: Peki bu soruşturma kapsamının içinde miydi onlar? Yoksa başka soruşturmaları da mı kastediyorsunuz? Yani soruşturma konusu olabilecek dosyalardan bahsediyorsunuz.
Gürsel Tekin: Evet. Şimdi kamuoyunun bilmesi gereken birkaç şey var. Biliyorsunuz soruşturmalar parça parça gidecekti. Örneğin uzun yıllardır 2,5 – 3 yıl önce TBMM'de İstanbul'daki imar uygulamalarındaki 100 milyar dolar rakam verdim ve her alana çıktığımda, her televizyona çıktığımda da ifade ettim bir tek Allah'ın kulu itiraz etmedi. Hatta daha ileri gittim çok cümleler kullandım ki bir tanesi herhalde savcıya şikayet eder benim hakkımda bir soruşturma açılır diye o da olmadı. Yani elimden gelecek bütün rezillikleri yaptım bunu hakikaten öyle söylemek istiyorum. Buna rağmen kimse üstüne alınmadı ve bu konuda Gürsel Tekin'le ilgili bir tek davada açamadılar. Şimdi 100 milyar dolardan bahsediyoruz.

Sunucu: Bu sayının biraz tartışmalı olduğu da konuşuluyor. Aslında sizin tevazu gösterdiğiniz konuşuluyor.
Gürsel Tekin: Kesinlikle. Bunu şundan dolayı söylüyorum rakamın daha çok büyük olduğunu biliyorum. Şimdi bu CHP'liler hesap bilmez, kitap bilmez, para bilmezler tartışması yaratmamak için emlak değerlerini olabildiğince biraz daha düşük tuttum arkadaşlarımızla hesap yaparken. Şimdi oradan bir başka noktaya geleceğim. Özellikle burada bizi izleyen yurttaşlarımızın bilmesi gerekiyor. Talanın boyutu o kadar yükseldi ki, yani bu hızla 240, 250 süratle giden bu yolsuzluğa ulaşmak mümkün değil. Çünkü hızla gidiyor bunu göremiyorsunuz.

Sunucu: Bu arada bir ara not, 17 Aralık soruşturmasını tırnak içinde söyleyelim püskürttükten sonra Tayyip Bey, yani ne kadar püskürür o belli olmazda devam ediyor mu bu yolsuzluklar sizce?
Gürsel Tekin: Şimdi tabi 17 Aralık ve 18 Aralık'ta operasyonlar oldu, daha sonra biliyorsunuz…

Sunucu: 18 Aralık'ta oldu mu?
Gürsel Tekin: 18 işte İmar A.Ş'ye gireceklerdi biliyorsunuz. Asıl heybenin büyüğü…

Sunucu: Biz şimdi şunu biliyoruz. Biz 17'yi biliyoruz, 25'i biliyoruz. 25'te Tayyip Bey'in Kısıklı'daki evinin önünde bir itiş kakış olduğunu da biliyoruz.
Gürsel Tekin: Asıl 17'den sonra 18'inde savcılık soruşturmayı başlattı, İçişleri Bakanlığı polis vermedi. Polis vermeyince ertesi gün zaten savcılarla ilgili operasyon olunca polislerle de ilgili operasyon olunca İmar A.Ş'nin dosyasına giremediler.

Sunucu: Ne vardı İmar A.Ş'nin dosyasında?
Gürsel Tekin: Ne yok ki. Yani işte söylüyorum İstanbul'un haritasını açıkladım ben. Onun için 17 Aralık ya da savcı, hakim olmanıza gerek yok. Çevrenize bakacaksınız şuanda İstanbul’da bizi izleyen bütün yurttaşlara söylüyorum. Sadece İstanbul değil, İstanbul, Ankara nerede AKP iktidarsa bakacaksınız 10 yıl önce etrafınızdaki arsaların kamuya ait, millete ait, milli emlağa ait olan arsaların bugün hangi boyutta rezidans, alışveriş merkezi bilmem ne olduğunu hepimiz görüyoruz. Bunlar kime ait? Bakın, biz burada bir mülkiyet düşmanı falan değiliz. En çok Türkiye'de insanların zenginleşmesini isteyen insanlardan biriyiz. Ama şöyle bir durum 99'da Marmara depremi olduktan sonra rahmetlik Ecevit iktidarı döneminde özellikle İstanbul, Ankara ve büyükşehirlerde kamuya ait, yani millete ait, milli emlağa ait olan bütün arsaların önümüzdeki süreçte olası bir deprem ya da kentsel dönüşümde kullanılmak için bu arsalar ayrılmıştı. Şuanda bir tanesi kalmadı. İstanbul'da bir tek yer kaldı Kadıköy Bağdat caddesinde hemen her gün gidip oturduğumuz kafenin yanındaki içinde mütevazi bir bina var. Çok da büyük bir arsa değil. Yani insanların nefes alabileceği bir alan. Burada TMSF'ye devredilerek, TMSF TOKİ'ye devredecek önümüzdeki günlerde de burada da bir beton lobisinin eline geçecek. TMSF'ye geçmişken…

Sunucu: TMSF'ye nasıl geçiyor?
Gürsel Tekin: Pardon TOKİ'ye geçecek. Ve bu arsaların bir kısmı da TMSF'nin eliyle verildi.

Sunucu: Peki 17 Aralık bu hükümeti birazcık geriletmedi mi? Yani korkmuyor mu artık bürokratlar imza atmaktan?
Gürsel Tekin: Korkmazsınız. Niye korkmazsınız? Çünkü bu bir mafya örgütü gibidir bu işler. Yani mafya örgütü bir şeye bulaştıktan sonra ondan sonra korkusu kalmaz. İktidar yetkilileri korkmuyor mu? Elbette çok korkuyorlar. İnanılır gibi değil. Sayın Başbakan bin tane polisle geziyor. Yani ben hiçbir Başbakanın bu tarihe kadar bin tane polisle gezdiğini görmedim. Bakanların durumu, bakan çocuklarının durumu gerçekten vahim bir olay. Yani bütün bu yaşamlarına baktığımızda Allah kimseye bu yaşamı nasip etmesin çok sıkıntılı. Onu görüyoruz.

Şimdi bu 17 Aralık ve 17 Aralıktan sonraki süreçte haklı olarak diyeceksiniz ki, bir deyim var insanlar cehennemi görmeden cennete inanmaz. Bu cehennemden sonra bu uygulamalar oluyor mu olmuyor mu? Olmaz mı? Geçen bütün bu talanın fotoğrafının net görünebilmesi için Başbakan çıktı dedi ki, bu paralel yapıya ne verdiyseniz geri alacaksınız. Bir hukuk devletinde bir başbakanın kullanmayacağı cümlelerden bir tanesidir. Ne demek sen ne verdiysen. Demek ki yasadışı bir şey vermişin ve hemen sıcağı sıcağına kendi belediyeleri bunları vazife edindi bitmiş, plan yapılmış, bu dünyanın eşkıyalık sisteminde bile olmaz. Plan bitmiş, ruhsat verilmiş, bina faaliyete geçmiş. Şimdi bütün bu yapıları yeni bir plan tadiliyle yeşil alan ilan ettim dediler. O zaman ben buradan çağrı yapıyorum…

Sunucu: Peki yeşil alan olarak kalmayacak tabi değil mi onlar?
Gürsel Tekin: Yargıya gidecek. Tabi şimdi yargıda ne olur bilmiyorum. Aslında bunların tamamında ben İstanbul il başkanıyken yargıya götürmüştüm. Yani bu uygulamaların tamamı yasadışı uygulamalardır. Bu plan uygulamaları kabul edilir uygulamalar değildir dememize rağmen ne yazık ki yargıda tabi bu imar uygulamalarında çok haberdar olmadığı için genelde bu bilirkişi müessesesini kuruyorlar. Onlarda kusuruma bakmasın ne kadar işgüzar varsa bu bilirkişi müesseselerinde çalışıyor. Tamamını tabi ki kastetmiyorum ama önemli elimde belgeler var. O belgelere dayanarak söylüyorum.

O zaman şimdi bu uygulamalar, bende buradan çağrıda bulunmak istiyorum. Demek ki, keyfi keder imar uygulamaları verilmiş ve bu imar uygulamaları şimdi geri alınıyor. Şimdi buradan 485 tane büyük çaplı, millete ait, kamuya ait, devlete ait, bakanlıklara ait, vakıflara ait yerlerin kendi yandaşlarına kısmen havuz medyasının patronlarına peşkeş çekilen yerlerin nasıl ki geçen hafta bu plan uygulamaları iptal edilsin yeşil alan olarak geri dönderilsin uygulaması varsa aynı uygulamaları bende talep ediyorum. Önümüzdeki günlerde de bu uygulamaları yargıya taşıyacağım. Benzer uygulamalarda var. Bu uygulamaların yeniden milletin, İstanbul'un, İstanbulluların kendi mallarıdır, İstanbulluların kendi kentsel dönüşüm ya da olası bir depremde kullanılabilmesi için İstanbul halkına tahsis edilmesi için yargıya götüreceğim.

TMSF'yi bitirmek istiyorum. Şimdi bir eşkıyalık sistemi de orada var. Yani yukarıda eşkıyalık olurda kurumlarda eşkıyalık olmaz mı? Ne zaman Digitürk TMSF'ye geçti? 18 ay. 1,5 yıldır Digitürk'ü niye siz satmıyorsunuz? 76 milyon yurttaşımızın ortak malı. Niye satmıyorsunuz? Geçen hafta ben TMSF'ye dava açtım Sayın Mahmut Tanal'la gittim dava açtım. Satmış oldukları gazeteleri ve televizyonları, diyelim ki tamam yargıdan korkmuyorsunuz, siz Allah'tan da mı korkmuyorsunuz kardeşim. Böyle bir şey olabilir mi? Orada, o gazetelerde, o televizyonlarda çalışan insanlar, birçok insanları yakinen tanırsınız sizin meslektaşlarınız. Onların hepsini sürgüne tabi tuttular. Geri kalan onlar gibi düşünebilecek insanların maliyetini TMSF'ye yüklediler ve o televizyonların, gazetelerin künyelerine baktığınızda Başbakana yakın bir şahıs satın alıyor ama protokol imzalanmıyor. Ne zaman protokol imzalanıyor? Ne zamanki Gürsel Tekin dava açıyor, dava açtığı günden itibaren protokol imzalanıyor.

Sunucu: Siz Ethem Sancak'tan bahsediyorsunuz.
Gürsel Tekin: Elbette. Bunun Ethem, Ahmet, Mehmet hiç önemli değil. Benim muhatabım TMSF. O TMSF'ye hesabını soracağım. Yine bir başka hesap soracağım. Kamuya ait, millete ait TMSF'ye geçmiş arsaların imar tadili yapılmadan satışlarını nasıl yaptınız, satışlar yapıldıktan sonra imar uygulamalarında kaç emsal geldi ve kimlerin cebine milyar dolarlar girdi? Yani o kadar şeyler var ki nereden elini atarsanız atın çürümüşlük hat safhada.

Sunucu: Kısa bir reklam arası veriyoruz reklamlardan sonra karşınızdayız.
Reklama gitmeden önce dediniz ki çok önemli bir şey söyleyeceğim yarım kalmasın. İsterseniz onu tamamlayalım izleyicilerimizden iletilerde var. Onlarda merakla Cumhurbaşkanlığı meselesine ne zaman geleceksiniz diyorlar.
Gürsel Tekin: Şimdi, siyasetçiler ikinci hamleyi görmezse sonra çok ciddi kendisi sıkıntıda kalmaz ülkeyi de sıkıntıya sokar. Özellikle dış politika konusunda biliyorsunuz ne olduysa Türkiye'nin başına Davos'taki one minute geldi. Birileri herhalde Başbakana bir one minute de one minute dedi o da sadece iç politikada %2, %3 daha fazla oy alabilir miyim, sonra başıma hangi belaları bilinci içinde olmadan gerçekten bugün gelmiş olduğumuz nokta çok ciddi sorunla karşı karşıyayız. Örneğin biliyorsunuz Hatay'da 53 tane insanımız hayatını kaybetti ve Başbakan çıktı pişkin önce Esad güçlerine, daha sonra Türkiye'deki bazı örgütlere bağladı ama sonra El Kaide olduğu ortaya çıktı. Yine uçağımız düştü. Uçak düşer düşmez bunlar çıktılar hemen tezkere çıkarıyoruz yakacağız, yıkacağız falan filan ve hiçbir şey yapamadılar. Uçağın kimler tarafından düşürüldüğü şuanda soruşturma devam ediyor. Ne gariptir soruşturmaya gizlilik koymuşlar. Hangi gerekçeyle gizlilik konulmuş onu tam bende doğrusu bilmiyorum. Ve bütün konuşmalar var. Pilotların konuşmaları var. Sınır ihlali yapıldığını ısrarla ihlalin yapılması gerektiğini söyleyenlerin kimler olduğunu, kimler tarafından bu talimatların alındığını kamuoyunun bilmesi gerekiyor.

Sunucu: Peki burada biraz ipucu verir misiniz? Hükümet kanadından mı birilerini mi kastediyorsunuz?
Gürsel Tekin: Tabi soru önergesi verdik. Elbette hükümettir bu işin sorumlusu.

Sunucu: Yani orada pilotlar konuşurken talimatın hükümetin yetkilileri tarafından verildiği.
Gürsel Tekin: Kulelerden gelen talimat uçaktaki pilotların, hayatını kaybeden pilotların sınır ihlali var. Biz güneye gidiyoruz. Gidin demesine rağmen daha sonra da tabi uçak düşürülüyor. Bu uçağı kimler düşürdü? Hangi güçler düşürdü bunları soruyoruz. Herhalde bunlara bir cevap verilecek.

Yine son yaşadığımız bu meşhur son dönemlerdeki en acımasızca terör örgütü Berkin Elvan gibi 15 yaşındaki çocuğa terörist diyeceksin, terör örgütü diyeceksin ama binlerce insanı hunharca katleden, kafasını kesen, insanları kana boğan bir örgüte terörist bile diyemeyeceksin. Neden diyemediğinin gerekçesini de önümüzdeki günlerde hep beraber yaşayacağız. Gerçekten çok vahim bir olayla karşı karşıyayız.

Sunucu: Nasıl yani neden diyemedi?
Gürsel Tekin: Neden diyemediğini ben onu da açıklamayayım. Herhalde kendileri açıklarlar. Yani dünyanın bütün bu uygulamalara baktığımızda, fotoğraflara baktığımızda insanlığımızdan utandığımız bu bütün manzaraların karşısında iktidarın bu örgüte terör örgütüdür dememesinin arkasında bir gerekçenin olup olmadığını araştırmayacak mıyız? Niye demiyor? Yani ekmek almaya giden 14 yaşındaki, 15 yaşındaki çocuğa terörist deme cesaretini gösteren bir Başbakan acımasızca kanlı bir örgüte terörist dememesinin herhalde bir sebebinin, bir gerekçesinin olması gerektiğine inanıyoruz.

Sunucu: Şimdi Gürsel Bey, Cumhurbaşkanlığı meselesine geleceğiz. Cumhurbaşkanlığı meselesi çok tartışılıyor, çok konuşuluyor. Ben bugün daha İzmir’den döndüm. İzmir'de dün bir panele katıldım gazeteci arkadaşım Barış Yarkadaş ile beraber. Panelin konusu da "Türkiye nereye gidiyor?"du.  "Yeni bir Türkiye kuruluyor mu?" konusunu ele aldık.  Biliyorsunuz İzmir demokrat bir seçmen kitlesine sahip. Laik, ulusalcı, Atatürkçü bir seçmen kitlesine sahip bir ilimiz. Orada gerçekten çok renkli ve çok aslında bazı siyasileri de korkutabilecek, ürkütebilecek bir dinamizmde bir panel yaptık. Panelde ısrarla ve ısrarla  yolda yolumuzu kesen Cumhuriyet Halk Partisi seçmenlerini katmıyorum bile, sadece panelde onlarca seçmen bizden şu sorunun cevabını beklediler. Neden Ekmeleddin İhsanoğlu? Neden?

Gürsel Tekin: Çok güzel

Sunucu: Şimdi bunu ayrıntılarıyla ele alacağız. Telefon bağlantılarımız da olacak. Sizi hazır yakalamışken  bunu da ayrıntılarıyla  öğrenmek istiyoruz. Ama Celal Adan'a sorduğum soruyu size sormazsam olmaz. Gazetecilik merakıma bağışlayın lütfen.  Siz Ekmeleddin İhsanoğlu ismini ne zaman öğrendiniz? Ama Celal Bey biraz kaçamak cevap verdi.
Gürsel Tekin: Az çok beni tanırsın. MHP'ye gittiğimizde Pazartesi günü yolda şöyle bir tartışma oldu. Galiba CNN ya da hangi kanal tam hatırlamıyorum.

Sunucu: CNN altyazı geçti. Daha doğrusu Utku Çakırözer sabah saatlerinde duyurmaya başladı. Dedi ki, adaylardan birisi ve güçlü aday Ekmeleddin İhsanoğlu olabilir dedi.
Gürsel Tekin: Biz yoldayken bu haber Sayın Genel Başkanımıza geldi. Sayın Genel Başkanımızın orada bozulduğunu gördüm ve…

Sunucu: Bir dakika altyazı geçtiği haberi geçti.
Gürsel Tekin: Altyazı şeyi geldi ve orada fark ettim. Çünkü ben Kemal Bey'i çok iyi tanıyorum. Bozulunca evet ben anladım ki Ekmeleddin Beydir.

Sunucu: Bir dakika şimdi Gürsel Bey bu çok ilginç bir durum değil mi? Siz partinin Genel Sekreterisiniz son gün, son dakikamı öğreniyorsunuz? Yani bu Kemal Bey'in evine mobilya alınmıyor ki neticede Cumhurbaşkanı seçiliyor.
Gürsel Tekin: Şöyle bir durum var. Şimdi çok stratejik bir süreç götürüyorsunuz. Belki Türkiye'de ilk kez uzlaşma kültürünü hayata geçiriyorsunuz. Demokrasinin vazgeçilmez temel unsuru uzlaşmadır. Türkiye bugüne kadar uzlaşma kültürünü hayata geçiremediği için bütün ara dönemler, darbelere baktığınızda bunun tek sebebi bu uzlaşma kültüründen uzak oluşumuzdan kaynaklandı.

Sunucu: Peki siz engel misiniz uzlaşmaya?
Gürsel Tekin: Oraya geleceğim. Şimdi bir başka siyasi partiye gidiyorsunuz, isim zikredeceksiniz. Bu ismin hem parti içerisinde, hem kamuoyunda tartışılmaması gerektiğine inanıyordu Sayın Genel Başkan. Bu da doğru bir karar. Sonuç itibariyle elbette bunlar bizlerle paylaşılabilirdi. Ama biz kendi içimizde bir tartışır hale getirseydik MHP'ye gittiğimizde MHP hayır kardeşim ben bu adayı kabul etmiyorum deseydi hem aday açısından çok sağlıklı olmazdı, hem de bu sonucu elde etmemiş olurduk. Bu sürecin sağlıklı yürüdüğüne inanıyorum.

Sunucu: Yani partinin yetkili kurulları haberdar edilmeden isim olarak.
Gürsel Tekin: Ama şöyle yani Genel Başkan üç aşağı, beş yukarı gitmiş olduğumuz sivil toplum örgütleri, siyasi partilerdeki tariflere baktığımızda tarif tam da Ekmel beye uyan bir tarifti. Ama doğal olarak tabi biz Ekmel Bey'i kamuoyunda çok yakinen tanımadığımız için o güne kadar hep böyle bakıyoruz. Yani tarif mevcut bizim kafamızdaki isimlerin hiçbirine uymuyor. Acaba kim? Pazartesi günü öğrenmiş olduk.

Sunucu: Valla ben burada pek ikna olmadım. Çünkü siz Genel Sekretersiniz ve Genel Sekreterlik makamı CHP'de çok özel bir makamdır.
Gürsel Tekin: Biz de sormadık yani ben sorsaydım belki öğrenebilirdim ama yani o konuda ben sürecin çok sağlıklı yürüdüğüne inanıyorum.

Sunucu: Parti inanıyor mu peki?
Gürsel Tekin: İnanıyor.

Sunucu: Partililer inanıyor mu?
Gürsel Tekin: Şimdi oraya geleceğim. Şimdi biraz önce Türkiye'deki iç meselelerin binde birini anlattık. Binde biri bile hepimizi gerçekten rahatsız eden ve gerçi o an nedir bu böyle bir şey olur mu diyebilecek noktaya getirdiği bir dönemdir. Yine keza dış politika konusunda Ortadoğu coğrafyasındaki şuanda yaşanan sorunlar. Bu sorunların tamamının Türkiye muhatabıdır. Bu yanı başınızda yangın varken sizde hiçbir şey olmamış gibi davranma şansınız yok. Bütün bu meselelerin üstesinden gelebilecek uzlaşmayla bu bilgi birikimi, bu kültüre sahip bir insanla aşmak mümkündü. Ben Ekmel Bey ile Cumartesi günü görüştüm.

Sunucu: Nerede görüştünüz konutunda mı?
Gürsel Tekin: Hayır bir arkadaşımızın ofisinde görüşme yaptık.

Sunucu: Talep sizden geldi?
Gürsel Tekin: Tabi görüşmek istediğimi söyledim kendisiyle ilgili. O da çok mutlu oldu. Telefonla bir iki kez görüşmüştük ama birebir görüşmek istedim. Doğrusu benim kafamdaki olan soru işaretlerinin de Cumartesi günü ikili görüşmemde tamamının gittiğini gördüm ve zaman zaman tartışma konusu olan geçmişiyle ilgili, ailesiyle ilgili, babasıyla ilgili tartışmaların çok doğru tartışma olmadığı inancı içerisindeyim. Zorlu'nun torunu CHP üyesi. Gezi parkında…

Sunucu: Fatin Rüştü Zorlu'nun tabi bugünkü Zorluları kastetmiyorsunuz.
Gürsel Tekin: Tabi Fatin Rüştü Zorlu. Gezi parkında günlerce kaldı. Şimdi ne yapacağız biz yani dedesine mi bağlayacağız bunu? O açıdan ben adayın bilgi birikimi, demokrasiye bakışı, özgürlüklere bakışı, cumhuriyetin değerleriyle ilgili, hukuka bağlılığı konusunda en azından ben %100 ikna olduğumu ve önümüzdeki süreçte ekranlara çıktığında bugün kaygıları olan, haklı olarak bizim seçmen kitlesini ben çok iyi bilirim. İtiraz kültüründe büyüyen bir seçmen kitlesiyiz. Ben bu itirazları yok sayan bir anlayış içerisinde değilim. Çok da makul görüyorum. Son derece doğaldır. Biz bir AKP değiliz ya da sağda herhangi bir siyasi parti değiliz. Bu itirazlar aynı zamanda demokrasi kültürünü geliştiren itirazlardır. Bunlar efendim niye itiraz ediyor diyecek durumda değiliz. Ama ben itiraz eden arkadaşlarımızın tamamını Ekmel Bey'in ikna edeceğine inanıyorum.

Sunucu: Ekmeleddin İhsanoğlu ile Gürsel Bey'in akrabalığı var mı diye soruyorlar.
Gürsel Tekin: Şeref duyarım. Pırıl pırıl, tertemiz bir insan.

Sunucu: Bir izleyicimiz demiş ki; CHP Parti Meclisinde ve MYK'da konuşulanların ortamdan anında dışarıya sızdırıldığı kaygısının olduğu doğru mu? Kemal Bey bundan dolayı mı acaba kararı kendi bünyesinde tuttu?
Gürsel Tekin: Bunu çok etik bulmuyorum. Gerçekten kapalı toplantılarda, özel toplantılarda konuşulanların dışarı sızması ne insanidir ne de vicdanidir. Bunları gerçekten çok ayıplıyorum. Kim olursa olsun bazen oluyor. Keşke olmasa. Çünkü orası gerçekten Türkiye'nin önemli meselelerinin konuşulduğu yerlerdir. Oradan bu olayların yansıması çok şık düşmüyor. Ama bazen oluyor.

Sunucu: Ekmel Bey'in bir anda objektifler üzerine çevrilince herkes hatta ben o gün onu söyledim, Google o gün arıza yaptı. Herkes Ekmel Bey'in kimliğini öğrenemeyecekti neredeyse. Çünkü herkes hücum etti kimmiş bu diye. Twitter da dünya tt'si oldu. Dünyada en çok konuşulan kişi haline geldi yarım saat içerisinde. Bu bir dünya rekoruydu. Bu da şunu gösteriyor, aslında birden insanlar bir isimle karşılaştılar. Yani ben daha önceden yaklaşık 10 sene önce bir başka makalemde konu edindiğim bir kişi Ekmel Bey kitapları dolayısıyla. Ama İslam dünyasında bilinen bir isim olarak karşımıza çıkıyordu.

Fakat CHP birden böyle gösterince böyle de birden aniden bu isim ortaya çıkınca kafalarda soru işaretleri oldu. Özellikle İngiltere bağı çok konuşuluyor. Bu sizi rahatsız ediyor mu? Bu iddiaları, bu ithamları ciddiye alıyor musunuz?
Gürsel Tekin: Yerel seçimlerden hemen sonra ben çok il dolaştım. Her gittiğimiz yerde yurttaşlarımızın önemli kısmı sadece CHP'li olan değil AKP'nin duruş sergileyen her seçmenin talebi şuydu; mutlaka uzlaşı.

Sunucu: Mansur Yavaş örneği buna şey oldu mu?
Gürsel Tekin: Mansur Bey'in atanmasında da çok ciddi tepkiler oldu. Ama sonra gerçekten bizim partililerimizin çoğu Mansur Bey'i sevdi, hatta öylesine sevdiler ki Mansur Bey cumhurbaşkanı adayı olsun dediler.

Önyargılı olmamız gerekiyor. Maalesef biraz önyargılarımız var. Bu önyargı konusunda inanıyorum ki önümüzdeki günlerde bu önyargılar gidecek.

Demokrasi tarihimizde olmamış bir şey oluyor. Uzlaşma kültürünü, 7 tane siyasi parti bir araya geliyor. Yani her gittiğimiz vatandaşın birinci önceliği mutlaka uzlaşın. Şimdi böylesi uzlaşmada parlamentoda 2 tane büyük parti, parlamentonun dışındaki 5 tane siyasi partinin ortaklaşa bir uzlaşma kültürüyle birini tarif ediyorsa bunun önemli bir anlam ifade ettiğini hepimizin bilmesi gerekiyor.

Şimdi kimi çıkarırsanız çıkarın herkesle ilgili bir rivayetler oluşur. İşte oraya bağlar, buraya bağlarlar. Bizi de bir sürü şeye bağladılar. Siyasetçinin talihsizliğidir mutlaka getirir bir yere bağlarla. Ben o iddiaların hiç birisine katılmıyorum.

Sunucu: Bunlara bilerek mi katılmıyorsunuz yoksa olmaz olmaz böyle bir şey olamaz mı diye katılmıyorsunuz?
Gürsel Tekin: Olamaz diye katılıyorum. Bu sadece uluslararası arena da görev yaptığı için birçok insanlarımızla ilgili bu yakıştırmalar yapılıyor.

Tersinden bakalım; bu uzlaşmayı sağlamamış olsaydık yani MHP ve MHP'nin dışındaki siyasi partilerle bu uzlaşmayı sağlamamış olsaydık daha çok eleştiri alacaktık.

Sunucu: Ama siz dediniz ki, bu yolsuzluk dosyalarının üzerine gidiyoruz biz, gittiğimiz için oy kaybedersek seçmenler bize şunu söylüyor; siz gerekirse 10 puan kaybedin ama bu yolsuzlukların, bu yetimin hakkını yiyen adamların yakasından elinizi çekmeyin. Şimdi CHP'yi CHP yapan ilkeler ve prensipler var. Bunlardan vazgeçiyor mu CHP?
Gürsel Tekin: Kesinlikle bu ilkelerden vazgeçmediğimiz gibi bu sürecin çok önemli bir süreç olduğunu hepimizin bilmesi gerekiyor. Bir tanesi çıkıyor çok açık yani öyle kapalı kapılar ardında değil kamuoyuyla paylaşarak ben sıradan bir cumhurbaşkanı olmayacağım, başkan olacağım yani yasa değişmemiş olsa da ben cumhurbaşkanı makamına oturduğumda bir başkanlık uygulamasını yapacağım diyen bir şahıs var. Bir de onun karşısında sorumluluk taşıyan bütün siyasi partiler var.

Şimdi böylesi bir ortamda siz ne yapabilirsiniz? Yani bırakalım da Tayyip Erdoğan köşke çıksın, köşkte de her ne kadar Anayasa değişikliği olmasa da kendi uygulamalarıyla bir başkanlık sistemini hayata geçirsin? Yani yarım yamalı demokrasimiz işte kazanımlarımızın tamamını mı ortadan kaldırsın?

Sunucu: Peki, Tayyip Bey bu karardan etkilendi mi sizce?
Gürsel Tekin: Ben baştan itibaren Erdoğan'ın aday olmayacağı kanısındayım. Ekmel Beyden sonra bu fikrim daha çok yükseldi.

Biraz öncede ifade ettim; her türlü itirazı son derece hoşgörü olarak kabul ederiz. Bu kabul edilmesi gereken bir olay. Çünkü yeni bir insandır. Toplumun, insanların tanımadığı ama sadece geçmişiyle ilgili değerlendirmiş olduğu bir ortamdayız.

Bir kere Ekmel Bey cumhuriyetin değerlerine son derece saygılı ve bu konuda da ciddi mücadeleleri olan bir insandır. Uygulamalarına baktığımızda, uygulamalarında ilk kez bir çok bugün terör örgütleri dediğimiz, İslami terör örgütlerinin hedefi olmuş bir insandır kadın kürsüsü açtığı için. Bütün bu kaygıları önümüzdeki günlerde ekranlara çıktığında göreceksiniz ki bu kaygıların tamamının ortadan kaldırılacağı inancı içerisindeyim.

Kişileri partiye getirerek partililerle bütünleşmek mümkün değildir, seçmenle bütünleşmek mümkün değildir. Ama Ekmel Bey partiye gelmiş bir insan değildir. İlk kez Türkiye'de çok farklı siyasi partilerin uzlaşmasıyla aday olmuş bir insandır. Kritik bir dönemde önümüzde en önemli bir seçim saydığımız cumhurbaşkanlığı seçimi gibi bir seçimi biz uzlaşmayı sağlarken bütün bu siyasi partilerin hangi noktada uzlaşabileceği ve nasıl sonuç alabileceğimizi hesaplayarak bunları yapılmıştır.

Elbette imkanlarımız olsaydı bu imkanlar içerisinde biz belediye başkanı ya da milletvekili seçmiyoruz. Türkiye'ye cumhurbaşkanı seçiyoruz. Bu kadar ayrıştırılıp, bu kadar insanların parçalandığı Ortadoğu coğrafyasında neredeyse savaş duruma gireceğimiz bir ortamda ben geçmiş uygulamalarına da baktığımızda önümüzdeki günlerde gerçekten Türkiye'nin bütün bu meseleler konusunda bu işin üstesinden gelebilecek bir isim olarak görüyorum.

Sunucu: Yani Ekmel Bey ekrana çıkıp konuşmaya başladıktan sonra kitleleri rahatlatacaktır diyorsunuz.
Gürsel Tekin: Kesinlikle bu kaygıların geçerli kaygı olmadığını göreceğiz. Bütün dönemlere baktığımızda özellikle darbeler, ara dönemlerin tek sorumlusu siyasettir. Hiçbir dönem uzlaşma kültürü sağlanabilmiş değildir. Şimdi hepimiz 12 Eylül niye oldu diye bağırıp çağırıyoruz. 12 Eylül'ün ana sorumlusu siyasi mekanizmadır. Parlamentoda 9 ay içerisinde cumhurbaşkanı seçilemedi. Siyasi partilerin genel başkanlarına birbirlerine merhaba etmedi.

Sunucu: Kitleler şuradan rahatsız oluyorlar; Türkiye'de biliyorsunuz ekoller vardı. Teknik üniversite ekolü vardı. ODTÜ ekolü vardı ve daha da önemlisi mülkiye ekolü vardır. Şimdi bu ekoller yerini El Eser Üniversitesiyle, Malezya Üniversitesine bırakıyor. Şimdi artık insanların kaygısı bu. AKP'nin bugünkü meclis grubunda ilginç gelişmelere yaşandı ve bize gelen AKP içerisinden gelen duyumlara göre de AKP'de cumhurbaşkanı adayı olarak ısrarla ve inatla bu saate kadar söylemedikleri, açıklamadıkları ismin Dış İşleri Bakanı Ahmet Davutoğlu olabileceği konuşuluyor. Özellikle bugün parti grup toplantısında Ahmet Davutoğlu'nun grup toplantısından içeri girdiği andan itibaren birçok milletvekilinin ayağa kalkarak Ahmet Davutoğlu'nu ayakta alkışlaması bu iddiaları da giderek güçlendirdi. Kulislerdeki bu bilgiyi de paylaşalım.

Ahmet Davutoğlu'da Malezya Üniversitesinde öğretim görevliliği yapmış. Karşısına biz El Eser'i çıkartıyoruz. Ne oldu bizim mülkiyemiz, ne oldu teknik üniversitemiz, ne oldu ODTÜ'mü? Yani biz hani ithal İslamcı adaylarla mı yolumuza devam edeceğiz diye çok sayıda da soru var.
Gürsel Tekin: Birincisi Başbakan bugün aday olmuyorsa bu da önemli bir kazanımdır. Hatırlarsanız 1 aydır AKP ve AKP'nin medyası özellikle muhalefete hadi adayınızı açıklayın derken şimdi kendileri çaresiz 1 Temmuz'a ertelemek zorunda kaldılar.

Bir siyasetçinin ya da bir kişinin uygulamaları çok önemli. Eğer onu yargılayacaksınız uygulamalarıyla yargılayacaksınız. Onun okuluydu vs. yargılamak çok doğru değildir. Okul elbette önemli. Ama 30 yıllık uygulamalar baktığımızda özellikle 8 yıllık Ortadoğu coğrafyası gibi dünyanın 57 tane sorunlu ülkesini yönettiği bir döneme baktığımızda bu uygulamalarda bizleri rahatsız edebilecek ne var?

İki; mesela çok eleştiriliyor. İlk kez Nazım Hikmet gibi bir adam. Yani bu nasıl bir sağcıdır. Nazım Hikmet gibi bir dünya şairinin kitaplarını Arapça'ya çeviren bir insandır. Rahmetli Ecevit cumhuriyet değerlerine saygılı olmayan bir insana devlet üstün madalyası verir mi? Bütün bunlara bakmamız lazım.

Biraz önce söylemiş olduğum şey çok önemlidir. Yani uygulamalarında kadın kürsüsü açtığı için Ortadoğu'da birçok İslami terör örgütlerinin hedefi haline gelmiş bir insandır.

Sunucu: Aleviler sizce Ekmel Beye oy verecekler mi?
Gürsel Tekin: Türkiye'de en sıkıntılı kitle Alevi kitlesi. Yok sayılıyor. Baskılara, zulümlere maruz kalan bir kitle kaygılarında son derece haklılar.

Ben özellikle Google'dan ekrana çıkmadan önce kitaplarını da aldım. Genelde siyasetçiler, kişiler geçmişte istemeyerek de bazı negatif cümleler kullanır. Ekmel Bey Alevilerle ilgili, Kürtlerle ilgili, laiklikle ilgili, cumhuriyetin değerleriyle ilgili bugüne kadar negatif bir tek cümle etmiş değildir. Kendisi önümüzdeki günlerde ekranlara çıktığında ben tabi onun adına buradan hangi uygulamaları, neler söyleyeceğini söyleyecek durumda değilim. Ama birebir bu soruları ben de sordum, özellikle Türkiye'deki bu meseleler konusunda son derece özgürlükçü olduğunu gördüm. Ekmel Beyin Türkiye'deki bu iç barış meselesi konusunda çok ciddi düşünceleri var. Onu da söyleyebilirim.

Sunucu: Ekmel Beyle ilgili çok sayıda çalışmalar ortaya çıkmaya başladı. Ama çoğu oradan buradan derleme işler. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun hikayesiyle ilgili buradan izleyicilerimize bir adres vereceğim.
Gürsel Tekin: Birçok kirli şeyler çıktı ama o da AKP'nin mekanizmasında çıktığını özellikle izleyicilerimizin bilmesi gerekiyor.

Sunucu: Kampanya nasıl olacak? Gerçi açıklama yapıldı. Partinizden Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak Bey ilgilenecek. Zuhal Topçu Hanımefendi de MHP'den ilgilenecek. Böyle bir heyet kurulacak anladığım kadarıyla. Ama merak edilen şey şu; bayraklar olmayacak. Sadece Ekmel Bey çıkacak. Peki, Ekmel Bey ne söyleyecek?
Gürsel Tekin: Cumhurbaşkanlığı seçimi tabi ki icraata yönelik bir seçim değildi. Cumhurbaşkanlığı seçimi daha çok Türkiye'de bugün yaşamış olduğumuz hukuksal sorunlar, kurumlar arasındaki çatışmalar, dış politika, iç politikayla ilgili düşüncelerini ifade edecek. Siyasi partiler CHP, MHP ve önümüzdeki günlerde dahil olabilecek birkaç siyasi parti daha var.

Biz daha çok lojistik destek vereceğiz. Yani Ekmel Bey kendi kadrosunu oluşturacak ve bu kadroyla televizyonlara ve özellikle illerde sivil toplum örgütleri, kanaat önderlerine düşüncelerini ifade edecektir.

Genelde dünyada da böyledir. Yani bunlar mitingle, şunla, bununla olacak gibi değil, miting koşulları da uygun değil. Ramazan ayıdır biliyorsunuz. Ekranlar 76 milyon insanın evine giriyor. Daha çok ekranlarda düşünlerini ifade etmiş olacak. Siyasi partilerde bu düşünceleri olabildiğince kendi tabanına yaygınlaştırmış olacak.

Sunucu: Temel bir slogan belli mi?
Gürsel Tekin: Temel slogan zaten hazırlanıyor. Yani büyük olasılıkla barış, hukuk, adalet çerçevesinde olacak. Gerçekten Türkiye'nin hem iç barışa hem de dış barışa ciddi ihtiyacının olduğu bir dönemdir.  Bu konuda da kendisinin de önemli bir barış elçisi olduğu inancı içindeyim. Herhalde bunları vurgulayacak. Ama en önemli yasama, yürütme ve yargıyla ilgili sıkıntıların iyi vurgulanması gerektiğine inanıyorum.

Sunucu: AKP'de durum ne?
Gürsel Tekin: AKP tabi CHP gibi değildir. CHP perdesiz ev gibidir. En ufak şeyimiz hemen yansıyor. AKP'de uzun süredir ciddi kavga var. Mesela CHP’de bir bakan yolsuzlukların hesabını sorulmalı deseydi ertesi gün havuz medyasının tamamı manşette verirdi. Bu tartışılamadı bile. Yine Bülent Arınç'ın 50 gündür komisyon oluşturacağız, fıstık yeşiliydi vs. deyip sürekli ötelenen bir komisyon oluşmamış, bir ay önce ya da 25 gün önce Bülent Arınç eğer bu sefer komisyon oluşmazsa bunun sorumlusu AKP olacak demişti. Bütün bunlar sizin deyiminizle bir haber niteliği taşıyan ve gerçekten manşetlik haberlerdir. Ama bunları böyle kamuoyunda, televizyonlarda, manşetlerde görmek mümkün değil.

İçeride çok büyük kavga var. Yine Bülent Arınç ve Sayın Gül ekibi arasında ciddi sıkıntı var. Bakanlar arasında mesela kamuoyunun dikkatine sunmak istiyorum; 17 Aralıktan sonra Başbakanın yanında sadece 3 bakan durabildi. Merak ediyoruz, yani Mehmet Şimşek birçok bakanının 17 Aralıkla ilgili söyleyeceği bir şeyi yok mu acaba?

Sunucu: Siz orada ilginç bir noktayı işaret ediyorsunuz. Ali Babacan'la Mehmet Şimşek'i ayrı tutuyorsunuz.
Gürsel Tekin: Hiç bir şey demedi ve Ali Babacan çok ilginç bir laf etti. Yolsuzlukların mutlaka hesabı sorulmalı diyor. Kim diyor? O kabinede görev yapan bir bakan söylüyor.

Bütün bunlara baktığımızda AKP'de gerçekten çok ciddi sıkıntı var. Çok ciddi bir kırılma bekliyorum yani. Bu kırılma ne zaman olur bilmiyorum.

Sunucu: Cumhurbaşkanlığı olabilir mi?
Gürsel Tekin: Mümkündür.

Sunucu: Başbakan Erdoğan'da bugünkü grup konuşmasında gene biz darbecileri tebrik eden zihniyetin içinde olmayız dedi. Yani Cumhurbaşkanı Gül'ün Sisi'yi tebrik etmesini üstü kapalı olarak eleştirdi.
Gürsel Tekin: Gül'le ilgili uygulamalar baştan beri belli. Çok net. Biliyorsunuz kardeşim dediği Gül'e inşallah Başbakan kime kardeş diyorsa sonrada ne olduğunu hepimiz görüyoruz. Kardeşim dediği Gül'e özel bir yasa çıkardılar biliyorsunuz. CHP Anayasa Mahkemesi'ne götürmek zorunda kaldı. Gül'ün dışında bir arayış ben doğrusu yani bu kadar Türkiye'nin başını belaya sokmuş, bu kadar sorunla karşı karşıya bırakmış bir Davutoğlu'nu düşünmek bile istemiyorum. Yani bu konuda AKP'de de Davutoğlu'yla ilgili çok ciddi sıkıntıların olduğunu hepimiz biliyoruz.

Sunucu: Davutoğlu aday gösterilirse parçalanma olabilir mi diyorsunuz?
Gürsel Tekin: Parçalanma her an mümkün. Yani önümüzdeki süreçte ben böyle bir kopuş, bir kırılma bekliyorum. Ama cumhurbaşkanlığı konusunda dengeleri oluşturmak için hani Gül olmadı Gül'e yakın Davutoğlu olsun projesi tutar mı tutmaz mı onu önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Sunucu: Çok iddialı bir şey söylediniz Gürsel Bey, ben Ekmel Bey'in birinci turda kazanacağına inanıyorum diyorsunuz.
Gürsel Tekin: Çok ciddi sorunlar var. Şu anda belki Türkiye'de çok tartışılmıyor. Rehineler var, dış politika konusunda her an ne olacağı belli değil. Özellikle konut konusunda çok ciddi sıkıntıların önümüzdeki günlerde yansıyacağı, ekonomide de sıkıntı olabileceği...

Bütün bunlara baktığımızda Ekmel Bey de kamuoyunun önüne çıktığında birinci turda sağduyulu toplum özellikle bu yasama-yürütme-yargının iç içe işlediği bir dönemde rahatsız olan insanlar birinci turda bir sonuç alabilir düşüncesi içindeyim.

Ben AKP seçmenin Başbakan konusundaki duruşlarının net olduğunu, onun yani %43-44 civarında olabileceği inancı içindeyim.

Sunucu: Bir soruda şöyle deniyor; Ekmeleddin İhsanoğlu'nun adaylığını meşrulaştırmak için 7 partinin onayının aldığını söyledi. Bu partilerin isimlerini merak ediyorum.
Gürsel Tekin: Biz tabi partileri tarif ediyoruz. Milletleri, ırkları tarif etmiyoruz ama her partinden her kesimden olduğu gibi bütün siyasi partilerde de her farklı unsur var.

Sunucu: Ama genelde sağ partilerle işbirliği yaptınız değil mi?
Gürsel Tekin: DSP'de buna dahil oldu bugün. Önümüzdeki günlerde en azından ben birinci turda olmazsa da ikinci turda sol partilerin hatta BDP'nin oylarının da Ekmel Bey'e geleceğini düşünüyorum.

Sunucu: Bir başka soru; Ekmeleddin İhsanoğlu'nun Madımak katliamı için Allah'a şirk koşanları ateşle imtihan ederler açıklamasını yaptığı söyleniyor diyor.
Gürsel Tekin: Bu sosyal medyayı yönlendiren belli ekipler ve gruplar var. İlk günden itibaren özellikle onun yan kollarındaki gazeteler dahil. O tek merkezle yönetiliyor. O tek merkezde bu genelde böyle kirli şeyler sürekli gündemde tutulur. Bir benzerini bende yaşadım. Gerçekten siyasal dönemlerde bu hep böyle olur. Kimi getirirseniz getirin böyle bilgi kirliliği olur. Bunların hiçbirinin bir karşılığı olacağını zannetmiyorum.

Sunucu: Bir izleyicimiz önemli bir kaygıya işaret etmiş; seçim 10 Ağustos günü olacak. Yazın tam ortası oluyor. CHP seçmeninin birçoğunun tatil yerlerinde tatilde olduğu bir dönemde oluyor. Bazı seçmenlerinde kırıldığı malum. Eğer Ekmel Bey ikna etmeyi başaramaz ise birçok CHP'li sandığa gitmeyecek deniyor.
Gürsel Tekin: Her sitemi kabul ederiz. Ben önümüzdeki günlerde Ekmel Bey'in herkesi ikana edeceği inancı içerisindeyim. Ama ben sandık başına gitmiyorum demek AKP'ye oy vermek demektir. Yani o zaman birçok arkadaşımız bu konuda Tayyip Erdoğan'dan ya da AKP'nin uygulamalarından çok rahatsız değil anlamı çıkar.

10 Ağustos'a gelince, herkes CHP seçmeni tatile gider. CHP seçmeni çok bilinçlidir, bilinçli seçmen olduğu için o konuda hiç kimse tereddüt etmesin. Gelir, tam tersine aslında özellikle büyük kentlerde köylerine, kasabalarına giden daha çok AKP'nin bu konuda kaygı duyması gerektiğine inanıyorum. Bu seçimde CHP seçmeni kesinlikle sandık başına gidecektir. Çünkü çok önemli bir seçimdir. Türkiye'nin geleceğiyle ilgili çok önemli bir süreçtir. Bu süreçte insanların kayıtsız kalması düşünülemez. Kaygılar giderilebilir. Önümüzdeki günlerde bunların hepsini tartışacağız. Giderilmezse tekrar aday çıkar. Hangi gerekçelerle giderilmediğini anlatır.

Ama hiç kimse unutmamalı ki ya Türkiye'nin kazanımları ortadan kaldırılacaktır ya gerçekten cumhuriyetin değerlerini ayakta tutacağız. Demokrasiyi, özgürlüğü, hukuk sistemini yeniden inşa edeceğiz. Seçmenler tercihlerini yapacaktır. Herkesin gönlünde bir aslan yatıyor olabilir. Benimde gönlümde bir aslan yatıyordu. Ama bu benim gönlümdeki aslan eğer sonuç almayacaksa sonuç itibariyle Türkiye'nin geleceğiyle ilgili de çok büyük hatalar yapmış oluruz diye düşünüyorum.

Ayın 28'ine kadar tatile giden yurttaşlarımız YSK'ya ya da nüfus idarelerine başvurduğunda ikinci adreslerinde de oy kullanma imkanı var. Özellikle bu konuda herkesi uyarıyorum.  Evet, ben tatilimden dönemeyeceğim ama orada kullanmak istiyorum diyen arkadaşlarımız ayın 28'ine kadar mutlaka müracaat etmeleri gerekir.

Sunucu: Çok teşekkür ederiz.

    Salı, 24 Haziran 2014 23:26

Bağlantılı Konular