"Bugüne kadar yolsuzlukların hesabı sorulmadı"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, Artı Bir TV’de Mirgün Cabas’la Her Şey programının konuğuydu.

 

Mirgün Cabas: Öncelikle isterseniz az önce birlikte seyrettiğimiz Canlı Gazetenin son kısmına yetişen bant kaydı ya da yeni ses kaydıyla başlayalım. Bu sıcak bir gelişme çünkü. Hem bu aynı zamanda meselenin tamamı üzerine konuşma fırsatı da veriyor bize. Ne diyorsunuz?
Gürsel Tekin:
Aslında bu olup bitenler sadece bugüne mahsus değildir. Özellikle CHP ve Sayın Genel Başkanımızın uzun süredir Türkiye’de ki kirlenmiş siyasetle ilgili belki kamuoyuna biz kendimizi çok net ifade edemedik. Siyaseti arındırmadığınız sürece Türkiye’deki kirliliklerin önüne geçmemiz mümkün değildir. Özellikle dokunulmazlıklarla ilgili uzun yıllardır mücadele etmemizin temel sebebi belki de bu olmalıydı.

Biraz önce izlemiş olduğumuz önümüzdeki günlerde izleyeceğimiz ya da geçmiş dönemlerde izlemiş olduğumuz tapeler, iddialar, belgeler, kasetler kuralın olmadığı yerde kuralsızlık hakim olur. Dünyada örnekleri vardır. Örneğin; geçen hafta kamuoyuna da yansıyan 92 yıllarda İtalya daha önce İspanya, Avrupa’da çeşitli ülkeler benzer olayları yaşadı. Bütün bu olaylar yaşanınca doğrusu siyasette ülkede arındı ve kurallı bir hale geldi. Umut ediyorum ki, bütün bu kirlilik, bütün bu süreç Türkiye’nin yaşamış olduğu bu sıkıntılar, bu rezilce durumlar herhalde bir sonuca dönüşebilir beklentisi içindeyiz.


Ama ne yazık ki, kamuoyunun da bilmesi gerekiyor. Örneğin; İtalya’ya baktığımızda ya da benzer ülkelerdeki yaşanmış olaylara baktığımızda bir sivil hareketin, toplumsal hareketinde büyük bir tepkisini görüyoruz. Doğrusu sadece bu süreç siyasi partilerin ana muhalefetin, muhalefetin götürebileceği bir süreç değildir. Örneğin, sendikalar, sivil toplum örgütleri, barolar, üniversiteler bütün bu suskunluğunu anlayabilmiş değilim. Yani bütün bu olup bitenler karşısında toplumun duyarlı davranması gerektiğinin inancı içerisindeyim. O duyarlılığı halen görebilmiş değiliz.

Mirgün Cabas: Peki, niye böyle? Siz tecrübeli bir siyasetçisiniz ve tabanda siyaset yaparak siyasete başlamış bir insansınız ve temasınızda var. Siyasetteki her aşamada insanlara, seçmene dokundunuz. Niye insanlar?
Gürsel Tekin: İranlı bir sosyoloğun çok güzel bir cümlesi var onu sizle paylaşmak istiyorum. Şah döneminde Humeyni’ye destek veren o dönemin sosyal demokratları, liberalleri, solcuları daha sonra iktidar değişiminden sonra aşama aşama şeriata doğru gidince tabi birçok insanlar tutuklandı, kaçmak zorunda kaldı. Bu sosyolog İngiltere’ye kaçtı. Daha sonrada bir gazeteci kendisiyle sohbet ederken siz bütün bu şeyi fark edemediniz mi? Şeriatın gelişini fark edemediniz mi deyince çok güzel bir cevap vermiş, 'Her gün baktığınız ağacın ne kadar büyüdüğünü fark edemezsiniz.' Bu benzer olaylar, yani bir mafyatik bir örgütlenme anlayışı aynı zamanda bütün bu alt yapısını da oluşturur. Basını, medyayı, iletişim araçlarını, örgütlü toplumu öncelikle susturmaya başladılar. Örgütlü toplum yoksa orada demokraside yoktur demektir.

80 öncesi herkesin çok konuştuğu 80 öncesi 44 milyon nüfusumuz vardı. 44 milyonluk bir ülkede 8 milyon örgütlü insan vardı. Yani bugün her gün yüzlerce polisin sürgün edildiği, yüzlerce savcının sürgün edildiği, kamuda görev yapan insanların sürgün edildiği bir tabloyu yaşıyoruz.


Buna tam tersinden bakalım. Yani TÖBDER olsaydı öğretmenler sürgün edilebilir miydi? 300 bin öğretmen bugün sokakta kalabilir miydi? 37 tane atanamayan öğretmen intihar eder miydi? Polis örgütleri olmuş olsaydı polislerin şu anda yaşamış sorun olur muydu?

Bütün bunların yeniden ele alınması gerekiyor. Yani Türkiye’nin demokrasi özgürlüğe kavuşabilmesi için öncelikle örgütlü toplum yaratması gerekiyor. Sadece siyasi partilerin örgütlenmeleriyle toplumu dönüştürmek, demokrasiyi inşa etmek çok zordur.

Mirgün Cabas: Bir de cemaat örgütlenmesi var ama. Belki de derneklerin, birliklerin, sendikaların yerini günümüzde o aldı.
Gürsel Tekin: Tabi yani 12 Eylül darbecileri Türkiye’ye bir başka hediye bıraktı. Bugün İçişleri Bakanlığının arşivlerine baktığınızda 100 binin üstünde kayıtlı dernek var. Köy dernekler, kasaba dernekleri vs. mesela dernek başkanları bize çok kızacaklar tabi doğrusu bütün bu işte örgütlü toplumu sendikalaşmayı, sivil hareketleri ortadan kaldırmanın bir başka modelini bulacaksın. İşte köy dernekleri, cemaat örgütlenmeleri elbette bunlarda olacak. Ama bunlar sevil hareketler değildir. Bunlar demokrasiye hizmet edebilecek unsurlar değildir. Örneğin, burası 3 bin yıllık tarihi bir kent. Buraya baktığınızda işte köyümü güzelleştirme ya da kültürünü geliştirme derneği. Yani doğrusu biz şaşkınlıkla izliyoruz. 3 bin yıllık kültür baş şehri olan İstanbul’da herhangi Anadolu’nun bir köyünün burada kültürünü geliştirmek doğrusu hangi kültüre çok uygun gelir onu da bilmiyorum.

Mirgün Cabas: Sizce cemaatler siyasette işbirliği yapılacak, yapılması gereken ya da günümüz Türkiye’sinde yapılmak zorunda olunan örgütler mi?
Gürsel Tekin:
Biraz önce anlatmış olduğumuz bu sivil hareketler, sendikalar benzer örgütlenmeler ortadan kaldırılınca daha çok birazda bu devlet politikasıydı. Yani bu kendiliğinden gelişmiş değil. 12 Eylülün politikasıydı. 12 Eylül 500 bin yani Evren’in resmi rakamlarında 500 tane mağdur var. Binlerce, milyonlarca insan sürgün edildi, yok sayıldı, idam edildi. Bütün bunlara baktığımızda bunun yerine bir şey ikame etmemiz lazım. İşte nedir? Benzer unsurları yaptılar. Cemaat örgütlenmeleri, köy dernekleri, kasaba dernekleri vs.

Şimdi aslında bu son yaşamış olduğumuz olaylar birazda şunu gösteriyor bize; tabi ki bu bütün örgütlenmeler olabilir. Evrensel kurallar içerisinde bir hukuk sistemi varsa hiç sorun yok. Ama evrensel kurallar içerisinde hukuk sistemi yoksa adete Başbakanın 2011 yılındaki Balkon Konuşmasını hatırlar mısınız bilmiyorum? Balkona çıktı, hiçbir demokratik bir ülkede olmayan bir üslupla Sayın Başbakan 76 milyon yurttaşın güvencesi benim demişti. Aslında dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey yok. Dünyaya baktığınızda yani gelişmiş ülkelere baktığımızda yurttaşların bir tek güvencesi var kendi Anayasası ve kendi hukuk sistemidir. Aksi takdirde kişilere iktidarların güvencesiyle yurttaşların güvencesi sağlıklı olmaz. Sonuç itibariyle öyle bir noktaya geldik ki, Başbakanda güvence armaya başladı. Ertesi gün bir basın toplantımız vardı. Aynı bu cümleleri Sayın Başbakana ifade etmiştim. Sayın Başbakan, kişilerin güvencesiyle olmaz. Evrensel hukukta herkesin güvene ihtiyacı var. Başta sizin güvenceye ihtiyacını var. Eğer sizde güvenli bir ülkede yaşamak istiyorsanız, güvenli bir ülkede başbakanlık yapmak istiyorsanız gelin evrensel kurallar içerisinde hukuk sistemini Türkiye’ye yerleştirelim. Aksi takdirde yarın kimin başına ne gelir belli olmaz. Binlerce gazeteci, binlerce televizyoncuyu susturarak, onları sürgün ederek bu sorunların üstesinden gelmeniz mümkün değildir.


Mirgün Cabas: Bugünkü tabloya baktığımız zaman hükümetle cemaat arasında bugüne kadar gelmiş olan ittifak dağıldı ve şimdi bundan sonra ne olacak sorusunun yanıtı aranıyor. Ama aslında sorular bir değil birden fazla. Bunlardan bir tanesi de, cemaatin belli bir siyasi gücünün, oy gücünün olduğu ve bunu nereye kanalize edebileceği sorusu. Bugün içinde acaba CHP’yle cemaat arasında bir ilişki kurulabilir mi? Bir özel ilişki olabilir mi olmaz mı sorusu soruluyor. Cemaat CHP için bir siyasi işbirliği yapılabilecek bir kurum, bir yapı olabilir mi?
Gürsel Tekin: Özellikle son yaşamış olduğumuz süreçten buradan bir rey devşirerek sonuç beklemek Türkiye’nin geleceğinin altına dinamit koymak demektir. Önce bir kere kimin ne kadar reyi var, kimin ne kadar güçlü olup olmamasının ötesinde bu olup bitenlerle ilgili mutlaka Türkiye’nin bir yüzleşmesi, hesaplaşması gerekiyor.

Aslında çok güzel bir söz var Amerikalıların kullanmış olduğu; bütün ortaklıklar bozulur, suç ortaklıklarını bozamazsınız. Bugün baktığımız olay bir suç ortaklığının sonucudur. Yani işte birbirlerini çok iyi tanıyorlar, uzun süre Türkiye’de ciddi operasyonlar yapıldığı, şimdi son dönemlerde bir paralel devlet tartışması var. Bu paralel devlet tartışması bugüne mahsus değildir. Sayın Başbakan 2005 yılında da kullanmıştı. Ergenekon süreci başlayınca. Paralel yapılanma, paralel devlet. Yine keza 2010 yılında, 2011 yılında seçimden önce KCK ile ilgili paralel devlet.

Şimdi bu paralellik nereye kadar gidecek belli değil. Öncelikle Türkiye’nin bu kirlilikle yüzleşmesi lazım. Herkesin hesap vermesi lazım. Acil, ivedilikle hukuk sistemini işlemesi lazım. Hukuk sisteminin işletebilirsek Türkiye’de bu olup bitenlerin hesabını soramazsak bakın elimde bir kitap var. Ben bir yıl boyu Türkiye’yi dolaştım. Öteki Türkiye. Öteki Türkiye’ye seslenmek istiyorum. Öteki Türkiye şu andaki seçmen ağırlığının yoğun olduğu yerdir.


Yarın Cuma. Binlerce yurttaşımız en kutsal ibadet olan Cuma namazına gidecekler. Şimdi Cuma namazının ön saflarında sizi soyan, cebinizden paranızı alan, sizi mağdur eden insanları eğer siz bir tepki gösteremezseniz ibadetinizin hiçbir anlamı olmayacağını bilmeniz lazım. Sizler, bizler hepimiz herkes kendi alanında bu saha temizliğini yapmak zorunda.

Türkiye 50 yıldır soyuluyor. Bankalar dönemini siz çok iyi hatırlarsınız. 76 milyar dolar… Kimseden hesap sorulamadı. Şu kitaba baktığınızda sadece iş cinayetinde 18 bin insan hayatını kaybetmiştir. Her ay istisnasız 30’un üstünde intihar var. Kadın şiddetleri son yılların en üst noktasına gelmiş. Bütün bunlara baktığımızda neden oluyor? Bir sosyal güvence yok. İki; kadının ekonomik özgürlüğü yok. Üç; eşit pay alamıyoruz. Hepimiz eşit vergi ödüyoruz. 76 milyon yurttaşımızın vergi kaçırma şansı yok. Suyu içtiniz mi verginizi ödüyorsunuz.  Dolmuşsa bindiniz mi verginizi ödüyorsunuz.


Aksi takdirde Öteki Türkiye dediğimiz yani yok sayılan, kaderi hiç değişmeyen… Türkiye’de çok şey değişiyor. Ama yoksulun kaderi hiç değişmiyor.

Mirgün Cabas: Yeni bir kamuoyu yoklaması yapıldı. Metropolün yaptığı araştırma. İki üç gün önce burada yayınlandı. Şimdi gazetelerde de görüyorum. Orada da kamuoyunda yolsuzlukların yapılmış olabileceğine dair kuvvetli bir kanı var. Evet, yapılmıştır diyor ama yine de o eğilimini değiştirmediği anlaşılıyor. Bunu nasıl açıklayacaksınız?
Gürsel Tekin: Hiç katılmıyorum. O şöyledir; mafya örgütlerini bilirsiniz. Mafya örgütleri bütün ayakları tamamlar. Bir bölgede hakim olmak istiyorsa o bölgenin savcısını, polisini kimler varsa herkesle bir işbirliği içine girer.

Kamuoyu yoklamaları dediğiniz kimler Allah akşına? Ne olursunuz bir gün çağırın bu kamuoyu yoklaması şirketleri, siyaset ne kadar kirliyse onlarda o kadar kirlidir. Hiç kusuruma bakmasınlar.

İstisnasız güvendiğimiz üç beş tane şirket var. Ama bir kısmı var ki Allah aşkına, şimdi bakanlılarda iş yapacaksınız, belediyede para kazanacaksınız, belediye ile ilgili kamuoyu yoklaması yapacaksınız ve geçmiş dönemde baktığımızda bunların hiçbirisinin, çoğunun yanıltıcı olduğu ortaya çıktı. 89’da öyle, 2009’da öyle. Ben burada yaşadım. İstanbul’da seçime bir ay kala %24’ün üstüne çıkamadık. Sonuçta yüzde 38.5 aldık.

Kamuoyu yoklamalarına şu anda yani sokakta siyaset yapan bir insanım. Her yere gidiyorum. Ankara’da dün Ulus’taydım. Yani yurttaşların rahatsız olmaması mümkün olabilir mi? Cebinizden biri çalıyor. Bundan da rahatsız olmayacaksan vallahi herhalde bu başka bir şeydir yani.


Kesinlikle bir rahatsızlık var. Öncelikle sorun şu; yurttaşlarımızın %90’ı evet, yolsuzluk oluyor, soyuluyoruz, çalınıyor. Ama ne fark eder diyorum? O önemli bir soru işareti. Bugüne kadar yolsuzlukların hiçbirisinin hesabı sorulamadığı için vatandaş haklı olarak bu kaygıyı duyuyor. Ne fark eder? Bir hırsız gidecek, başka bir hırsız gelecek kaygısı var. Bizde diyoruz ki, gelin hiçbir hırsız gelmesin. Bütün hırsızlıklarla, bütün yolsuzluklarla hesaplaşalım. Arındıralım Türkiye’yi. Yani Almanya Cumhurbaşkanı niye istifa etti. Ey yurttaşlar, Allah aşkına, Almanya’da 2,5 milyon Türk vatandaşımız yaşıyor. Akrabası, dostu, yoldaşı olan, hemşerisi olan herkes bir arasın. Almanya Cumhurbaşkanı niye istifa etti? O da şu; borç almış ve sadece istifa etmekle yetinmedi. Alman yargısına hesap verdi. Burada bir ihale almışlık yok. Ona bir şey kazandırmışlık yok. Yani kamuda para çalmak yok. Bütün buna rağmen Alman kamuoyu ayağa kalktı ve istifa emek zorunda kaldı. O cumhurbaşkanı o gazeteleri tehdit etti. Ama o gazeteciler yürekli bir şekilde ertesi gün manşetlerini attı. Bütün bunlar olmadığı sürece sadece siyasetçiye yüklemek kalkışırsak bunların hesabını sormak zorlaşabilir. Herkes bir sorumluluk alacak.

Mirgün Cabas: İstanbul’da CHP için sizin çok emeğiniz var. Hem il başkanlığını yaptınız yıllarca, hem geçen yerel seçimlerde örgütlendiniz, buradaki kampanyayı ve bütün bunların neticesi olarak İstanbul’da belediye başkan adayı olmak istediniz. Ama sonuçta parti takdiri, kurumların takdiri başka yönde işledi. İçinize sindirebildiniz mi bu ortaya çıkan tabloyu?
Gürsel Tekin: Öncelikle şunu paylaşmak istiyorum; 2 yıl önce TBMM’nin çatısı altında 100 milyar dolar, altını kalın çizerek söylüyorum, daha fazlaydı. Daha mütevazi davrandık. Bu CHP çok paradan anlamaz tartışması olmasın diye arkadaşlarım özellikle 140 milyar dolar çıkardı, 40 milyara kalem çektik. Bunu görmeye verelim dedik. 100 milyar dolar nasıl çalındı, kimlerin cebine girdi, kimlerin kasasına girdi bunu Türkiye’yle paylaşan bir siyasetçiyim.

O gün ne gazeteler ne televizyonlar, ne de iddia sahibi olan yöneten iktidarların hiçbir tanesinin itirazı olmadı. Yani herhalde bende CHP Genel Başkan Yardımcısıyım. Hadi bırak benim CHP Genel Başkan Yardımcılığımı İstanbul’da yaşayan bir yurttaş olarak bir iddia koyuyorum. Yetmedi 6 ay sonra televizyona çıktım, namuslu bir savcı arıyorum dedim. Bu savcının iktidara gücü yetmeyebilir. Ama garip Gürsel Tekin’in gücü yeter. Çağırın beni. Ne demek kardeşim sen 100 milyar dolar diyorsun. Gel bana bunun hesabını ver dedim. Kimseden ses çıkmadı.


Şimdi benim iddialarımın tamamını görüyorum. Tapelerde onla bununla, bakanla iş adamlarının konuşmaları. Üçüncü köprü ihalesi. Yırtındım, ta baştan itibaren. Elbette yapılabilir. Son derece gayrimeşru. Tamamen yolsuzluk. Ama inanılır gibi değil. Çevre örgütleri, odalar falan bekledim ki, herkes ayağa kalksın. Şimdi doğal olarak sokakta geziyoruz, CHP bir şey yapsın. Kardeşim CHP üstüne düşen görevi yapıyor. Sayın Genel Başkanımız, bizler yıl boyu gitmediğimiz yer yok. Kendimizi ifade ediyoruz. Büyük gazetelerde, büyük televizyonlarda bunları söylemek mümkün değil. Niçin söyleyemiyorsun? İşte bunun içinde aynı zamanda biraz önce söyledim ya, ortaklık. Hemen hemen herkesin ortaklığını görebiliyorsunuz. Büyük gazeteleri, devasa televizyonları. Böyle olunca da doğal olarak siz kendi derdinizi anlatma zorluğu içinde düşünüyorsunuz.

İstanbul’a gelince 2009 yılında gerçekten ciddi mücadele ettik ve çok az oyla kaybettik. Yani İstanbul gibi bir yerde öyle çok büyük bir rakam değildi ve elimizde hiçbir olanak yoktu. Yani billboardlar, megaboardlar, gazete ilanları, televizyon ilanları tam tersine Sayın Genel Başkanımızla biz ve örgütümüz sokağa çıktık. İnançlı bir şekilde %38 gibi bir oyla sonuçlandı. Ne yazık ki, tabi son gece bir sürü oyunlar oldu. 6-7 tane ilçe elimizden öyle alındı.

Bu dönem özellikle bu kentsel dönüşüm ve imar rantında yani imar çetesi ve beton lobisinin yaratmış olduğu rahatsızlıkla İstanbul’u %50 ile almamak mümkün değildir. Bu iddiam vardı, bu iddiam halen devam ediyor. Elbette haklı olarak ben iddiamı sonuna kadar sürdürdüm. Partimin Genel Başkanı ve yönetimi Sayın Sarıgül lehine karar verdi. Elbette bende saygı duyarım. Umut ediyorum ki, en başarılı bir şekilde sonuç alırız. Ben de CHP geleneğinde yetişen bir insan olarak ne katkım olacaksa sonuna kadar da o katkıyı vermeye de hazır olduğumu ifade ettim.


Mirgün Cabas: Şimdi geçmişte CHP’liler tarafından hazırlanmış bazı raporların şimdiki belediye başkanınızın aleyhinde iktidar partisinin Genel Başkanı ve Başbakan tarafından kullanıldığı görülüyor. Acaba Sarıgül CHP açısından bir yumuşak karın mı? Bu hep karşınıza çıkacak mı sizce?
Gürsel Tekin: Kim olursa olsun samimi olarak söylüyorum, ister CHP’li, ister başka siyasi partide kim olursa olsun bugüne kadar şimdi bizde haklı olarak tabi ki, 2004 yılında başlayan bir süreç. 2004-2014. On yıl içerisinde eğer gerçekten iddia ettikleri belgeler doğruysa o zaman suçu Başbakan ve bu hükümet işlemiştir. Niye gereğini yapmadınız kardeşim? Söylemezler mi?

Yargıya intikal etmiş ve yargıda sonuçlanmış bunun dışında elinizde bilginiz, belgeniz varsa hükümetsiniz. Gereğini yapın. Bu konuda biz hiç rahatsız olmayız. Kardeşimizde olsa, Sayın Kılıçdaroğlu’nun kardeşi de olsa kimseyi affetmez. Onun için bu konuda CHP olarak biz rahatız. Yıllardır bunun mücadelesini veren bir siyasal anlayıştan geliyoruz. Ama iddia edilen dosyalara baktığımızda, iddia edilen dosyaların içeriğinde hiçbir şey yok.


Mirgün Cabas: Daha önce ama bununla ilgili yalan yanlıştır diyemem diye bir açıklamanız oldu bunlarla ilgili?
Gürsel Tekin:
Tabi ki ben dosyanın içeriğini bilmiyorum. Sonuç itibariyle bu kararı hakim vermiş. Bunun doğruluğunu, yanlışlığını herhalde onlar bilecektir. Ben elimde belgeler, bilgiler olmadığı için bu konuda bir şey söyleyemem.

Mirgün Cabas: İstanbul’daki seçim kampanyası CHP adına nasıl gidiyor? Siz buranın her mahallesini biliyorsunuz. İl başkanlığı ve adaylık yaptınız, aday oldunuz burada Kılıçdaroğlu’yla birlikte kampanya yürüttünüz. Bir önceki seçimle karşılaştırdığınız zaman CHP için nasıl bir tablo var şu an?
Gürsel Tekin:
O konuda yorum yapmazsam olur mu? Çünkü sonuç itibariyle Genel Başkan Yardımcısıyım. Yani ben zayıf buluyorum. Şunu samimi olarak söylüyorum, bu kampanyayı götürsem AKP’yi sokağa çıkarmam.

Mirgün Cabas: Ne yapılabilir?
Gürsel Tekin:
Ne yapılmaz ki? Hangi yüzle çıkacaklar Allah aşkına ya? Arsa satışları, ihaleler, mal alışlar, para verişler. Buna rağmen birde sokakta mı olacaklar?

Mirgün Cabas: Peki, bunları Mustafa Sarıgül’de görüyordur elbette. Niye oradan vurmuyor?
Gürsel Tekin:
Bilemiyorum. Yani arkadaşlar herhalde bir çalışma yapıyorlar. O konuda bilmiyorum.

Mirgün Cabas: Peki, siz bu kampanyaya bir şekilde organik destek veriyor musunuz?
Gürsel Tekin:
Elbette destek vereceğim. Ben CHP Genel Başkan Yardımcısıyım. Yani partimin başarılı olabilmesi için…

Mirgün Cabas: Gürsel Tekin gibi aktif çalışıyor musunuz?
Gürsel Tekin:
İhtiyaç duyulursa yani. Bugüne kadar kimse ihtiyaç duymadı. İhtiyaç duyarlarsa elbette.

Mirgün Cabas: Partiyle entegre bir şekilde devam ediyor mu peki buradaki seçim çalışmaları yoksa biraz burada daha özerk mi gidiyor?
Gürsel Tekin: Tam bir kampanya başlamış değil. Herhalde belli arkadaşlarımız birazda süreç mi bekliyorlar onu bilmiyorum?

Mirgün Cabas: İlçe belediye başkanlıkları konusunda daha ilan edilmedi.
Gürsel Tekin: 21 ilçe açıklandı. Şu anda 21 ilçemiz önümüzdeki ayın 9’unda hemen hemen bütün ilçelerimizi açıklayacağız.

Mirgün Cabas: Bu seçimlerde eğer başarısızlık olursa si dönüp de bunu parti içinde mesele eder misiniz?
Gürsel Tekin:
Hayır. Bu seçimde başarısızlık olursa Türkiye kaybeder, sadece CHP değil. Buna emin olun. Bütün bu olup bitenler, bütün bu rezalete rağmen yani şu haritaya rağmen kazanırlarsa vallahi pes derim.

Mirgün Cabas: Bir yandan da dönüp ben size söylemiştim, ben seçimi kazanırdım, niye Sarıgül’ü aday yaptınız diye herhalde bir sitem etme hakkınız olur. Bu hakkı kullanır mısınız?
Gürsel Tekin:
O hak bende saklı kalsın. CHP’nin önümüzdeki günlerde bunu da buradan söylemek istiyorum; hesap veren değil hesap soran bir konumda olması gerekiyor. Önümüzde ilçe belediyelerimiz geliyor. İlçe belediyelerimizde de aynı konum içinde, aynı anlayış içerisinde olacağım. Bu konuda da ciddi mücadele vereceğim. Yani bir tarafta kirlilikle hesaplaşırken bir başka tarafta kendi kirliliğimizi görmezsek kamuoyuna da ihanet etmiş oluruz. Ben o anlayış içerisindeyim. Onun için diyorum ki, aday olsaydım AKP’yi sokağa çıkarmazdım.

Mirgün Cabas: O zaman şu sonucu çıkarabilir miyiz? Geri kalan ilçelerde açıklanmamış ilçeler arasında aday tercihi yapılırken sizin CHP’li bile olsalar…
Gürsel Tekin:
Birinci sırada hesap verebilir, arınmış, kamuoyunun evet, güven duyduğu isimler olacak. Kim olursa olsun hiç önemli değil.

Mirgün Cabas: İtiraz edeceğiniz mevcut başkanlardan isimler var o zaman.
Gürsel Tekin:
O da bende saklı kalsın. Elbette vardır.

Mirgün Cabas: Bu akşam kamuoyundan çok şey sakladınız.
Gürsel Tekin:
Sonuç itibariyle Genel Başkan Yardımcısı olmasam çok şey konuşurum da…

Mirgün Cabas: Muhtemelen saklayacağınız iki şey daha sorayım size. TÜRGEV’in hesabına 100 milyon dolar yatıran işadamı kim?
Gürsel Tekin: Sayın Genel Başkanımız Salı günü bir açıklama yapıyor... Aslında daha öncede Sayın Genel Başkanımız birkaç soru sordu ama ne yazık ki bugüne kadar daha bir cevap alabilmiş değiliz. Hesap bugüne kadar üstünden 3 gün geçmesine rağmen iktidar kanadından herhangi bir cevap gelmiş değildir. Kimin gönderdiğini doğrusu bende bilmiyorum. Ama bir 100 milyarın gönderildiği biliniyor.

Mirgün Cabas: Ama isim sizde yok.
Gürsel Tekin: Yok bende. Sayın Genel Başkanımda mutlaka vardır.

Mirgün Cabas: Suç teşkil edebileceği ihtimaliyle mi bu isim açıklanmıyor? Yani kanıtı olmadığı için mi?
Gürsel Tekin: Tam bilmiyorum. Sayın Kılıçdaroğlu devlet terbiyesi almış, çok sağlamcıdır. Sağlıklı olmayan hiçbir belgeyi açıklamaz.

Mirgün Cabas: Bir iddia daha var. Onu da siz dile getirdiniz. İki bakan hakkında daha meclise fezleke gelebileceği.
Gürsel Tekin:
Evet. Onu da hemen söyleyeyim; 7 bakanla ilgili bu iddialar var. 5 bakan biliniyor. İki bakan daha var. Ama bugün bir bakan beni aradı. Kesinlikle ben hiçbir bir bakanın ismini vermiş değilim. Kamuoyunda bildiğimiz bazı olaylar var. Örneğin, soruşturmaların kesildiğini ve o soruşturmalar sonucunda bir iki bakana kadar gelebileceği ihtimalleri kamuoyunda tartışılıyor. Örneğin, İzmir soruşturması biliyorsunuz, soruşturma yapılamadı.

Mirgün Cabas: Gümrükle ilgili olandan mı bahsediyorsunuz?
Gürsel Tekin:
Bilmiyorum. Ben o konuda ama soruşturmalar sonuçlanırsa kimlerin olduğunu göreceğiz.

Mirgün Cabas: Bu meclise gelen fezlekelerin akıbetinin ne olacağını düşünüyorsunuz? Çünkü aslına bakılırsa bakanlara yapılması gereken muamele milletvekillerininkinden.
Gürsel Tekin:
Olağanüstü, bölgede hiç yaşadınız mı bilmiyorum ama… Olağanüstü dönemlerde geldik biliyorsunuz. Biliyorsunuz ki Türkiye uzun süre özellikle doğuda, güneydoğuda kısmen uzun yıllar. Olağanüstü hal üzerinden yönetildi. Onun bir yasası vardı ve her yıl parlamentoda onaylanıp geçilirdi.

Şimdi yasası olmayan olağanüstü hal yaşıyoruz. Düşünün Sayın Kılıçdaroğlu’yla biz Silivri’ye gittik. Silivri’den döndük Ankara’ya daha ayağımızı basmadan fezleke geldi Sayın Kılıçdaroğlu’yla ilgili. Suçu neydi? Sayın Genel Başkanımız Silivri toplama kampı dediği için fezleke hazırlandı ve ertesi gün geldi. Yani 12 saat sonra. Yani yolsuzluklarla ortada belgeler, bilgiler, tapeler, paralar, pullar, kasalar her şey var. Bu bakanlarla ilgili fezlekeler uzun süre bir türlü Ankara’ya gelemedi. Ankara’ya geldi, bakan dedi ki inceliyoruz. Böyle bir şey olabilir mi? Anayasal suçtur. Hiç kimse inceleyemez. Bakanın sadece şu görevi var; üst yazı yazacak ve TBMM’ye gönderecek. Halen gelmedi.


Ben şimdi buradan sesleniyorum; elinizi vicdanınıza koyun. Sayın Kılıçdaroğlu’na yapmış olduğunuz muamelenin aynısı Sayın Bakanlara yapın. Derhal indirin. Ne zamana kadar bekleteceksiniz? Ne diye bekletiyorsunuz? Suçtur bir kere bekletmek. Şimdi bütün bunlara baktığımızda gece yarısı savcıların alınması, polislerin sürgün edilmesi, fezlekenin yolda kalması, geldi, oldu, olmadı, alt yazı, üst yazı bütün bunlar bana olağanüstü hali hatırlatıyor. İnşallah bunları hep beraber aşacağız. Türkiye gerçekten zor dönem geçiriyor. Burada başta Sayın Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı hani diyoruz ya yasama, yürütme, yargı üçü de çürüdü. AKP’nin ilk gelişinde 3Y ile gelmişti hatırlar mısınız? 2001 yılında parti tanıtımını yaparken 3Y ile mücadele edeceğiz demişlerdi. Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaksız bir Türkiye yaratacağız. 3Y ile mücadele etmesini beklerken 3Y’yi yediler. Yasama, yürütmeyi, yargıyı çürüttüler.

Burada hepimize görev düşüyor. Türkiye bunu aşacak. Bunu aşmanın yolu yolsuzluklardan hesap sormaktır. 2013 yılındaki çalışmamı bir kitaplaştırdım. Ne demişiz? Aslında bu bugün konuştuklarımızı 1 yıl önce 2 yıl önce kamuoyuyla paylaşmışız. Ama söz konusu CHP olunca gazeteler minicik alır ya da hiç almaz. Bizde kitaplaştıralım dedik. Bunu da ben size hediye etmek istiyorum.


Mirgün Cabas: Çok teşekkür ediyorum.

    Perşembe, 30 Ocak 2014 10:57

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica