"CHP’de de pazarlık olmaz"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin Kanaltürk’te güncel olayları değerlendirdi ve soruları şöyle yanıtladı:

 

Bunu konuşalıma hoş geldiniz. Yine bir Çarşamba gecesi canlı yayında beraberiz. Sevgili izleyiciler yerel seçim yaklaşıyor, yerel seçim yaklaşırken yerel seçimde ön plana çıkacak isimlerde yavaş yavaş Türkiye’nin gündemine oturuyor. Birçok isim tartışılırken ana muhalefet partisinden partinin en önemli ikinci ismi. En çok tanılan ikinci ismi. Eski İstanbul İl Başkanı, şimdi Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday adayı olduğunu açıkladı. Tam da Sarıgül CHP’ye geliyor mu tartışmaları konusu konuşulurken. Bizde neden aday adaylığını şimdi açıklama ihtiyacı duydu, CHP’de neler oluyor, İstanbul’da neler olacak hepsini muhatabına Gürsel Tekin’e soralım istedik ve kendisi geldi. Hoş geldiniz.
Hoş bulduk, iyi yayınlar diliyorum.

Şimdi İstanbul meselesinden önce bir şey soracağım. Siz partinin yani Kemal Bey ile birlikte siyasetin en önemli, en zor dönemlerinde o İstanbul adaylığı döneminde bir önceki yerel seçimde aday olmuş, birlikte hareket etmiş ve o kampanyayı asıl yürüten isimsiniz il başkanı olarak. Ve yerel ilçe belediyesi bazında da ciddi manada önemli bir başarı kat ettiniz. Kaç belediye aldınız?
12. 8 belediyeyi de çok az oyla kaybettik.

Önemli bir başarıydı yani bütün siyasi otoritelerin o dönem kabul ettiği bir gerçekti. Hali hazırda da Kemal beyin yardımcısısınız, partinin önemli isimlerinden bir tanesisiniz. Sizin bilmiyor olma ihtimaliniz yok. Sarıgül’le görüşüyor mu CHP?
Tabi şimdi uzun süredir kamuoyunda tartışılan, yazılan, çizilen Sayın Sarıgül’le ilgili partiye geldi mi, gelecek mi tam bir yıllık bir serüvendir. Yani sadece son günlerde tartışılmış, konuşulmuş değil. Doğrusu direk bizim MYK’mızda konuşulmuş, tartışılmış değildir ama birebir görüşmelerin devam ettiğini biliyoruz.

Kemal Bey'le Sarıgül arasında?
Direk Kemal Bey değil ama başka arkadaşlarımız bu görüşmeleri yapıyor.

Siz bu görüşmelerin neresindesiniz?
Ben hiçbir yerinde değilim.

Ama haberdarsınız?
Tabi ki haberdarım.

Sarıgül büyükşehir belediye başkan adaylığı görüşüyor. Bunu artık herkes biliyor. Bunu bilerek siz niye aday adaylığınızı açıkladınız?
Şimdi tabi aslında çok garipsediğim ve zaman zaman özellikle son günlerde aday adaylığı süreci başladığı günden itibaren çok garip tartışmalarda oluyor. Siyasi müzakerenin olmadığı, rekabetin olmadığı yerde demokrasiden bahsedemezsiniz.

Şimdi benim aday adayı olmam Sayın Sarıgül’ün aday adayı olmasına bir engel değil ki. Sayın Sarıgül’de olacak ve kaldı ki şuanda 3 tane arkadaşımızda aday adayı olarak başvuru yapmış.

Kim onlar? Siz onu hafta sonu açıkladınız ama yani kamuoyunun çok büyük bir kesimi o isimleri bilmiyor. Onları biz hatırlatalım.
Sayın Celal Doğan, Semih Eryıldız ve Can Ataklı. 3 tane arkadaşımız sahaya çıkmış kendisini, projelerini, hayallerini İstanbul halkıyla paylaşacak. Bütün gelişmiş ülkelerde baktığımızda seçimlerde önce aday adayları ya da aday olabilecek insanlar o kentle ilgili, şehirle ilgili milletvekili, belediye başkanı neyseniz, neye talep açıyorsanız önce insanlara siz kendi projelerinizi, kendi hayallerinizi anlatırsınız.

Şimdi mesela son günlerde demokratikleşme paketinin tartışıldığı bir dönemdeyiz. Allah aşkına siyaset bunun neresinde? Siyasette demokrasi olmazsa, siyasette müzakere olmazsa demokrasiden bahsedebilir misiniz? Tam da bu noktada işte siyaset bir müzakere içine girecek, bir rekabet içine girecek. Şuanda 3 tane arkadaşımız var. Önümüzdeki günlerde bu sayı artabilir. Her arkadaşımız kendi projelerini İstanbul’la ilgili yapabileceklerini anlatacak ve İstanbul halkı ne kadarını kabul görüp görmeyeceğini hepimiz göreceğiz. Burada birine karşı ya da birine rakipmiş gibi sonuç itibariyle ben partinin Genel Başkan Yardımcısıyım. Partide il başkanlığı yapmış bir insanım. 2009 yılında sizde hatırlarsınız 2009 yılında bende talep açmıştım. Aday adayıydım bugünkü gibi. Ama o günkü koşullarda yapılan kamuoyu yoklamalarında yani çapraz yapılan iki tane kamuoyu yoklamalarında Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Genel Başkanımız çıktığı için ben kendim gittim Sayın Genel Başkanımızın aday olmasını teklif ettim.

Yine aynı şeyi yapar mısınız?
Elbette. Bir puan benden kim fazla alıyorsa benim adayım o olacak.

Sarıgül diyor ki, biz CHP’ye katılır ve aday olursak Gürsel Tekin bizi destekler diyor.
Ben CHP’liyim. Ben Cumhuriyet Halk Partisi kültürü almış bir insanım. 30 yıllık siyasal yaşamımda hiçbir yere zikzak yapmış değilim herkes beni bilir. Benim birinci önceliğim Cumhuriyet Halk Partisinin iktidar olmasıdır. Kiminle iktidar olabileceksek hiç tereddütsüz geri kalan teferruattır. Ama bunun içinde bir müzakere edilmesi lazım, rekabet olması lazım. Rekabetten ne zarar gelir? Yani ısrarla herkes Cumhuriyet Halk Partisini de AKP gibi bir parti olarak görmek istiyor. Cumhuriyet Halk Partisi hiçbir zaman AKP gibi olmayacak. Tam tersine. Aslında sorgulanması gereken maalesef bir türlü Türkiye’de bu tartışılamadı. Siyasi partiler yasası. Bugün siyasi partiler yasası demokrasinin önünde büyük bir engel. Bu engeli aşmadığımız sürece Türkiye’de demokrasiyi tartışmamız mümkün değildir. Yani millet, bakın Sayın Başbakanın en çok kullanmış olduğu cümlelerin bir tanesi millet iradesi. Millet iradesi burada nerede? Türkiye’de demokratik yöntemle millet iradesiyle seçilen bir tek şey var o da muhtarlık seçimi. Geri kalan seçimlerin tamamı tayinli sistem. Tayinli sistemle siz demokrasiyi bu ülkeye getiremezsiniz.

CHP’de farklı mı? CHP’de de aynı.
İşte bizde diyoruz ki gelin siyasi partiler yasasını değiştirelim. Bütün gelişmiş ülkelerde olduğu gibi millet kendi iradesiyle kendi temsilcisini seçebilsin. Yani İstanbul halkı bakın 14 milyon, 15 milyon İstanbullu vergisini ödüyor. Ödemiş olduğu vergilerin nasıl harcandığını, kimler tarafından harcandığını bilme hakkı yok mu? Bütün dünyaya baktığınızda rahatlıkla bunları görebiliyor, bunları denetleyebiliyor, denetimin olmadığı, siyasetin şeffaf olmadığı bir yerde maalesef bu sorunlar hep yaşanacaktır. Bizim birinci önceliğimiz kesinlikle eğer demokrasi talebi varsa siyasi partiler yasasının değişmesi gerekiyor.

Kişisel bir soru soracağım cevap vermek istemiyorsanız vermeye de bilirsiniz. Sarıgül’le kişisel hukukunuz nasıl?
Sayın Sarıgül’le benim yani böyle yakın bir ilişkim yok. Sadece merhabamız var.

Tanışırsınız tabi.
Tabi tanışırız.

En son ne zaman konuştunuz?
Rahmetlik annemin cenazesinde görüştük.

O zaman yani belki konuşulmamıştır ama herhangi bir şekilde herhangi bir vesileyle Sarıgül’ün CHP’ye geliş süreciyle ilgili size gelen bir talep ya da sizin değerlendirmenize sunulan bir durum oldu mu?
Bu konuda benim basına da yansımış demeçlerim var. Daha 3 ay önce böyle bir talep olursa ne dersiniz? Çok sevinirim. Hatta oyunuzun rengi ne olur? Açık oy kullanırım demiştim.

Nasıl açık oy ne demek?
Yani bizim şuanda Sayın Sarıgül biliyorsunuz partiden ihraç edilmiş. Talep edilirse Parti Meclisinde tekrar oylanacak.

O süreci bir anlatsanıza, orayı herkes bilmiyor. Yani Sarıgül şuanda CHP’ye katılmak isterse ne yapılması gerek, hangi süreçlerden geçecek?
Ne yapılması gerekiyor? Bugüne kadar birkaç arkadaşımızın yapmış olduğu gibi, Sayın Fikri Sağlar’ın yapmış olduğu gibi dilekçesini verecek ben partiye gelmek istiyorum diyecek ve partimizin Genel Sekreterliği bu talebi MYK’ya getirecek, MYK’da Parti Meclisine. Parti Meclisinde de oylanacak. Kapalı oylanıyor. Yani oylanacak ve şuanda 60 Parti Meclisinin ortalama %50’sinin üstünde oy alması gerekiyor.

Kaç kişi var Parti Meclisinde?
60 kişi.

Siz açık oy kullanırım diyorsunuz.
Kesinlikle.

Kabul edersiniz yani.
Elbette. Ben bunu daha öncede beyan etmişim. Yani bizim Sayın Genel Başkanımız 2010 yılında kurultayda çok açık ve çok net herkese çağrı yaptı. Çeşitli sebeplerle partide dışlanmış, partiden atılmış ya da çeşitli sebeplerle farklı siyasi partilere gitmiş herkese gelin tek çatı altında buluşalım demiştir. Bizde o doğrultuda hareket etmek zorundayız.

Deniz Baykal’la Sarıgül arasında bir gerilim var. Biliyorsunuz bu çok öncelere dayanan, bir kurultaya dayanan bir süreç. Hatta o Sarıgül’ün ihraç edilmesine neden olan kurultay. O dönemde sizde Deniz Baykal’ın Cumhuriyet Halk Partisine kattığı bir isimsiniz. Yani CHP’ye giriş sebebinizde biraz o galiba. Yani il başkanı yapan sizi o vs. vs. yakından tanıdığınız için soruyorum Deniz beyin tavrı ne olur?
Yorum yapmak istemiyorum. Tabi ben burada Deniz bey adına bir beyanda bulunmam çok şık olmaz. Mutlaka tabi Sayın Genel Başkanımız Deniz beyinde düşüncesini alacaktır kesinlikle.

Sizin Deniz beyle bununla ilgili herhangi bir konuşmanız oldu mu?
Hayır hiç olmadı.

Peki, sizin Sarıgül’e yönelik böyle bir davetiniz Deniz beyin size karşı tavrını değiştirir mi?
Değiştirmez. Biz ilk kez belki son 30 yıldır seçimlerin içinde olan bir siyasetçi olarak söylüyorum. İlk kez bir belediye seçimi, bir yerel seçim bu kadar önem arz ediyor. Önümüzdeki süreçte sadece bir belediye seçimi olmayacak. Aynı zamanda gerçekten bugün Türkiye’nin tartışılamayan meselelerini sandıkta tartışmış olacağız.

Yerel seçimde?
Tabi ki. Yani bu yerel seçimin ötesinde klasik bir belediye seçiminin ötesine geçecek. 30 Mart bana göre Türkiye’de özellikle son dönemde yaşanabilecek en önemli seçimlerin bir tanesidir. Türkiye’nin geleceğini tayin edecek. Bütün bu yaşanmışlıkların önünde seçmen kararını verecek. Ya otoriter bir yapıya geçeceğiz ya demokrasi, özgürlüğü talep edeceğiz. Ya da bugün iç ve dış meselelerimiz gittikçe büyüyor. Bütün bunlar bu seçimde gözönünde bulundurulacağı için kişisel, zaman zaman geçmiş dönemlerdeki birbirimizle olan sorunlarımızı elbette parti içerisinde her partide olduğu gibi Cumhuriyet Halk Partisi sosyal demokrat bir partidir. Farklı düşünceler olacaktır. Bugünde olacak, yarında olacak. Cumhuriyet Halk Partisi tek partili dönemde bile parti içinde bu müzakereler her zaman olmuştur. Yani bizi böyle bir şirket gibi görmeyin. Israrla belli grupların zaman zaman televizyonları açtığımda hatta daha ileri gidiyor yani çok garipsediğim tartışmalar oluyor. Mesela geçen gün bir televizyonda izledim bir araştırmacı arkadaşımız bizim nasıl siyaset yapacağımızı tarif ediyor. Araştırmacısın kardeşim sen işine bakacaksın. Alacaksın paranı araştırmanı yapacaksın. Gürsel Tekin’in nasıl siyaset yapıp yapmayacağını bırak Gürsel Tekin ve Gürsel Tekin’in partisi karar versin. Yine keza bir iki tane köşe yazarı bir tanesi şunu yazmış. Gürsel Tekin partiyi bölüyor.

Köşe yazarı mı?
Evet. İnanılır gibi değil. Bir akıl tutulması yaşanıyor. Yani Gürsel Tekin bu partinin mal sahibi en doğal hakkı olan demokratik hakkını kullanıyor bu hakkından dolayı partide bölücü konumuna düşüyor. Bu nasıl bir gazeteciliktir Allah aşkına.

Yapmayın sizde mi? Türkiye’de herkes gazetecilere, köşe yazarlarına. Fikri öyle olamaz mı adamın sizde cevabını verirsiniz.
Böyle bir fikir olmaz ki. Olmaz yani. Siz bir taraftan demokrasi talep edeceksiniz, parti içinde rekabeti, demokrasiyi işletmek ne zamandan beri bölücülük olmuş? Böyle bir şey olabilir mi? Araştırmacının hangi hakla bana siyaset tarif etme hakkı var? Efendim diyor Gürsel Tekin büyükşehir belediye başkan adayı talebi açmamalı. Ne açmalı? Başbakan Yardımcısı talebi açmalı.

Ne demek o talebi?
Bilmiyorum. Yani ne demek istiyorsa. Sayın Sarıgül’de Başbakan olacağım demişti. Ne diyeceğiz o zaman biz? Böyle bir şey olabilir mi? Bunlar özellikle böyle kısır çekişmeler, yani CHP’de sanki bir çatışma, bir çekişme varmış gibi ısrarla belli kesimin gündeme getirmesi çok iyi niyetli bir tartışma değildir. Biz niye mesela İstanbul’un meselelerini hiç konuşmayız? Türkiye’de hiç meseleler yok mu? Türkiye’de sorunlar yok mu? Akşam televizyonları açtığınızda bana bir tek televizyon söyleyin herhangi bir televizyonda sadece geçen ay Eylül ayında 127 tane insan iş cinayetinde hayatını kaybetti. Kamuda türbanlımı olsun, türbansız mı olsun tartışmasının olduğu yerde sadece bu ay 20’nin üstünde başörtülü kadınımız maalesef şiddetten hayatını kaybetti. 25 tane kadınımız işe giderken hiçbir sosyal güvencesi olmayan kadınlarımız hayatını kaybetti. Mesela ben şimdi soruyorum Sayın Cemil Çiçek hani bir şey tartışması kendisi açtı. Bütün işleri bitirdik de fıstık yeşili kaldı der gibi. Parlamentoda bir türbanlı milletvekili olsun. Sayın Çiçek ben şimdi burada sizin aracılığınızla sormak istiyorum. Ayamama deresinde bu iktidarın rantına kurban edilmiş 9 tane kadın kardeşimizin tamamı türbanlıydı başı kapalıydı. Suda boğuldu bunlar. Hiç sordunuz mu bir gün bu kadınlarımızın hiçbirisinin sosyal güvencesi olmayan bu kadınlarımızın ailesi, çocukları ne yaparlar diye. Bu ülkede kadınların siyasette olmasını istiyorsanız kadının birinci önceliği ekonomide özgürlük. Gelin Sayın Çiçek aile sigortasını, aile sigortası kanun teklifi şuanda parlamentoda. İndirin aşağıya önce kadının temel sorunlarını çözelim.

Parlamentoda başörtülü milletvekili olmasına dair bir itirazınız var mı?
Niye şey kuralı koydunuz. Polise, hakime niye bu kuralı koydunuz? Niye onda türbanlı yok? Bende şimdi iktidara bu soruyu soruyorum. Demek ki her kurumun kendine has bir kuralı var. E ne olacak o zaman Tanzanya gibi yarın başka bir milletvekili de şalvarla gelir.

İtirazınız var mı yani?
Elbette. Bakın, iyi niyetle bugüne kadar tartışmaların odağı neydi? Üniversite. Üniversitelerde Cumhuriyet Halk Partisi olarak evet dedik kardeşim. İnsanlar eğitimini yapabilmeli ve bu konuda da Sayın Genel Başkanımızın çok önemli katkısı oldu. Üniversiteler sorun bitti. Üniversiteler sorun bitti ama AKP’nin sorunu bitmedi. Israrla ne zaman sıkışsa insanların en duygusal inançları olan inançlarını siyaset malzemesi haline getirmek.

Şimdi bir iddiada şu; deniyor ki Gürsel Tekin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı aday adayı oldu. Çünkü Sarıgül Cumhuriyet Halk Partisinden aday olmadan önce bir takım talepleri var partiden. İlçe belediye başkanlarını belirlemek gibi, bazı isimlerle ilgili tartışmalar gibi. Sarıgül’ün elini zayıflatmak için Gürsel Tekin gibi güçlü bir isim adaylığını koydu ve bu manada bir süreç yaşıyoruz. Böyle bir şey var mı?
Siz Gandi’yi tanır mısınız? Kemal beyin öyle sakin duruşuna bakmayın Kemal bey hiç kimseyle pazarlık yapmaz. CHP’de de pazarlık olmaz. Herkese kapımız açıktır. Öyle pazarlıkla, ön yargıyla bunlar mümkün değil. Şunu ben anlamakta zorluk çekiyorum. Bir siyasi partinin İstanbul gibi en önemli bütün siyasi partiler için önemli olan bir ilde bir partinin yetkilisinin talep açmasının arkasında niçin bu sebepler aranır? Ben 2009’da da adaydım. Acaba o dönem bana neler söylüyorlardı onu merak ediyorum. Böyle bir şey olabilir mi? Kesinlikle böyle bir şey sözkonusu bile değildir.

İzleyicilerden bir soru var. Biraz önce anketler dediniz de izleyicilerimiz soruyor. Cumhuriyet Halk Partisi muhakkak ki anketler yaptırıyor. Biraz önce dediniz ya hani aday isimleri, oy oranları bunların hepsi soruluyordur bilimsel bir mecrada. Bu anketlerde şuanda İstanbul için kimin ismi önde adaylıkta ve genel bazda yaptırdığınız anketlerde çıkan sonuç ne?
Şuanda elimde herhangi bir anket yok. Ama ne yazık ki hemen onu da söyleyeyim. Bağımsız anket şirketleri çok azaldı. Şuandaki araştırma şirketlerinin %90’ı kamuda iş yapıyor. Dünyada kamuda iş yapan şirketler bağımsızlığını kaybetmiştir. Yani bakanlıktan iş yapacaksınız, belediyeden iş yapacaksınız sonra o belediyeyle ilgili bir değerlendirme yapacaksınız. Yani onu da seyircinin takdirine bırakıyorum. Ama elbette güvenilir birkaç kamuoyu şirketleri var. Bunlara bu arenadan sonra çapraz kamuoyu yoklaması yaptırılır. Buna kim çıkarsa, hangi arkadaşım çıkarsa Celal bey, Semih bey, Can bey, yarın Sayın Sarıgül gelirse Sayın Sarıgül elinden tutar ve İstanbul’da CHP’nin iktidar olması için her türlü mücadeleyi veririm.

Şimdi şunu sizden rica ediyorum. Bir başka mecralarda bulamadık. Bakın yurttaşlarımız haklı olarak trafik sorununu nasıl çözeceksiniz? Şuanda İstanbul’da 100 vatandaşın 28 tanesinin mülkiyet sorunu var. Mülkiyet sorunu nasıl çözülecek? Onları bekliyor. Birazda bunları tartışabilirsek hem izleyici memnun olacak, hem biz memnun olacağız.

Kadın kısmına dönmek istiyorum. Geçen Adana’daydım. Adana’da tarım işçilerini sabah saat 4.30’da gazeteci dostlarımızla gittik. Yüreğim parçalandı. 10 yaşında okula gitmesi gereken kızlar sadece günde 20 lira almak için tarlaya gidip çalışıyor ve oradaki bir kadının söylediği çok enteresan, çok ağır cümleydi. Güneydoğu’dan gelmişti. Ağlardan kaçtık ama marabalardan kurtulamadık. Gelin Türkiye’nin kaderini değiştirelim. Ne diyoruz? G20’deyiz. G20’de olan bir ülke sosyal devletin gereği olan aile sigortasını mutlak ve mutlak hayata geçirmeli. Niye geçirmeli? Samsun’da bir ablamız çocuğuna süt alamadığı için intihar etti. Bu hepimizin yüreğini parçalatması gereken bir manzaradır. Yarın oluşabilecek herhangi bir olumsuzlukta parlamentoda bu kanunu aşağı indirmeyenin sorumlusu olacak.

Siz Tanıtım ve Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısısınız partinin çok yeni bir gelişme var oda bizim de hem meslek büyüğümüz, hem de çok sevdiğim benim Beşiktaşlı abimdir kendisi. Aydın Ayaydın Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendi danışmanı oldu ve Kılıçdaroğlu’nun basın işlerinden sorumlu danışmanı oldu. Siz varken Kemal bey niye böyle bir adım attı?
Ben Aydın Bey'i milletvekili biliyordum yani.

Milletvekili tabi aynı zamanda.
Milletvekiliyse milletvekili. Milletvekili otomatikman danışmandır.

Yapmayın şimdi böyle bir şey yok ki. Bir sürü milletvekili var. Yani partinin bir tanıtımdan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, basından sorumlu ki sizin basınla ilişkileriniz çok iyi.
Ben bilmiyorum. Yani bu konuda nedir, hangi pozisyon alınmış bilemem. Sayın Genel Başkanımız ihtiyaç duymuş olabilir. Ama en azından benim bilgim yok.

Siz rahatsız oldunuz mu böyle bir atamadan?
Hayır hiç rahatsız olmadım niye rahatsız olacağım.

Aday adaylığınızı açıklamadan önce Kemal beye sordunuz mu?
Ben Cumhuriyet Halk Partisi terbiyesi almış ve o nezaketi bilen bir insanım. Bu kadar söyleyeyim.

Danışıp sordunuz yani. Bir izleyicimiz diyor ki, özellikle ilçelerde Cumhuriyet Halk Partisi, siz İstanbul İl Başkanlığından gelen ve yani popülaritenizin çok büyük kısmını oradan kazanmış bir siyasetçisiniz. İstanbul’u da çok iyi bildiğiniz için büyük ihtimalle bu soru size geliyor. İlçe bazında ciddi manada bir aday değişikliğine gidilmesi gerektiğini düşünüyor mu CHP’li Gürsel bey diye soruyor.
Bunun kararını ben verecek değilim.

Sizin kanaatinizi soruyor kararınızı değil.
Başarı ve başarısızlık grafiğine bakmamız lazım. Yani benim bir belediyeyi tarif etmem sözkonusu değil. Önce o bölgede belediye başkanı, o bölgenin insanlarının düşüncelerinin ne olduğunu tespit etmemiz gerekiyor. Yani mevcut belediyelerimiz içinde kamuoyu yoklaması yapılacak. Başarılıysa hiç sorun yok başımızın üstünde yeri var. Başarılı değilse elbette değişecektir.

Mehmet Can diyor ki, belediyecilikten gelen bir siyasetçi olarak Mustafa Sarıgül’ün belediye başkanlığını nasıl buluyor Gürsel Tekin? Başarılı bir belediye başkanı diyor mu?
Kamuoyunda başarı algısı varsa bende olarak buluyorum ama bana İstanbul’da başarılı belediye başkanı sorarsanız maalesef kimseyi tarif edemem onu söyleyeyim.

Sizinkilerde dahil CHP’liler?
Hiç fark etmez. Bakın, CHP’li belediyelerde derseniz CHP’li belediyelerin bizi şuanda izleyen yurttaşlarımızın bilmesi gerekiyor. Hiçbir belediyenin plan yapma yetkisi yok. Hiçbir belediyenin bu büyük projeleri yapma yetkisi yok ve bütçesi yok. 2005 yılından itibaren yeni yasaya göre yani belediye yasasına göre bütün bu yetkiler büyükşehir belediyesine verildi. Yani ana hartel dediğimiz caddelerdeki gelirlerin tamamı büyükşehire gidiyor ve uygulamaların tamamı da büyükşehire aittir. Burada başarı ve başarısız büyükşehire aittir. Nedir kentlerden beklenilmesi gereken? Yani baktığımızda. Mesela ekonomist dergisi her yıl istisnasız 50 yıldır yaşanabilir kentlerle ilgili araştırma yapar ve çok ciddidir. Yani dünyada bir otorite gibidir. Kriterlere bakılır. Bir; kentin ulaşım sorunu, altyapı sorunu, üstyapı sorunu, sosyal sorun. Bütün bunlar bir bütünlük içindeyse evet kent yaşanabilir kenttir. Bunlar yoksa o kentte ciddi bir sorun var demektir. Bütün bunlara baktığımızda bütün uluslararası kuruluşların İstanbul’la ilgili verilerine baktığımızda paramparça. Tam bir beton yığını. Yani sizde dünyayı geziyorsunuz. Edirne’nin ötesine geçtiğinizde böyle bir manzarayla hiç karşılaştınız mı? Kafanızı kaldırdığınızda üstünüze gelen betonlar gördünüz mü? 193 tane AVM bir şehirde olur mu? 193 tane AVM ne demektir biliyor musunuz? Binlerce esnafın kepenk kapatması demektir. Daha çok trafik demektir, daha çok çile demektir, daha çok emlak vergisi demektir.

Bütün bu sorunlar çözülüyor ama bu sorunların yanında sosyal devletin yapması gereken 40 yıl, 30 yıl önce yapması gereken işleri yapamamış, yurttaş kendi sorununu kendisi çözmüş. Büyük kentlere gelmiş tutunmak istemiş gecekondu yapmış, bir şeylerden tutunmaya çalışmış, şimdi buralara gelince bunların hiçbirisi dönüşme imkanı yok ve hiçbirisi tapusunu alamıyor. E ne yapacağız? Şimdi Sayın Bayraktar diyor ki, kentsel dönüşümle bunları halledeceğiz. Nasıl dönüştüreceksiniz? Nedir mesela keşke karşılıklı konuşabilsek. Yani kentsel dönüşümle ilgili İstanbul halkının çok önemli bir beklentisi var. Çünkü herkesin Marmara depreminden sonra çok ciddi sorun yaşandı. Eski yerleşik alanların tamamının yenilenmesi gerekiyor. Bununla ilgili Erenköy’de oturan ya da atıyorum Şişli’de oturan bir emekli yurttaşın evini nasıl dönüştürecek? Yani bu yurttaş yurttaşlık bilinci içerisinde devlete karşı bütün sorumluluğunu yerine getirmiş mi? Emlak vergisini ödemiş, çevre vergisini ödemiş, askerliğini yapmış. Yani yapılması gereken yurttaşlık bilinci neyse tamamını devlete gereğini yapmış. Devlet şimdi ne yapacak buna? 1 milyon lira ya da 800 bin lira emekli maaşı veriyorsun, senin evini dönüştüreceğim sen 5 bin lira ödeyeceksin. Şimdi 1 milyon maaş ödemiş olduğunuz bir yurttaştan 5 bin lirayı nasıl tahsil edeceksiniz? Edemeyeceksiniz. O zaman ne yapacaksınız? O zaman ikinci formülünüz devreye giriyor. Sulukule formülü. Sultan mahallesi formülü. Para yok mu kardeşim aldım seni toki eve yaptım kafese sokacağım. Bu kabul edilebilir mi? Böyle bir kentsel dönüşüm dünyanın neresinde olmuş. Daha yeni Doğu Berlin – Batı Berlin birleşiminde bir kentsel dönüşüm oldu. Bir tek yurttaşın, bir tek insanın, orada oturan insanların böyle bir sorunu olmadı. Gelin dünyada olduğu gibi yerinde dönüşüm. Sürgüne tabi değil yerinde dönüşümü sağlayalım ve yurttaşlarımızın bu kaygılarını giderelim. Aksi takdirde bir önceki uygulamalarınıza baktığınızda 200 yıldır Roman yurttaşlarımız burada oturuyor. Ta Osmanlı döneminde, cumhuriyetten önce ve bu insanları siz 200 yıllık yaşamış olduğu kendilerine göre bir sosyal yaşamı olan bir bölgeyi darmadağın ettiniz.

Mecliste milletvekilisiniz bu soruyu bakana sordunuz mu?
Hangi meclis? Mecliste ne müzakere ediliyor Allah aşkına.

Ama sorabilirsiniz. Bunu sormak gibi kanuni bir yükümlülüğünüzde var ayrıca.
Şimdi bir soru önergesi verdim. Diyorum ki, Gürsel Tekin olarak bırak benim milletvekilliğimi bir vatandaş olarak Ankara’da kamu adına kiralamış olduğunuz yerler kimlere ait, kaç paraya kiraladınız?

Cevap aldınız mı?
Aldığım cevap komik onu burada söylemek istemiyorum. Böyle bir şey olabilir mi? Buradan yani bütün dünyada çok şeffaf olan bir işlem bunun cevabını alamıyorsanız parlamentoda inanıyorum ki buna emin olabilirsiniz mevcut iktidar milletvekillerinin çoğu önüne gelen kanun tekliflerini okumadan rey veriyor. Bunun en basiti biliyorsunuz bir madde oylandı bizim Manisa milletvekilimiz Özgür Özel MHP ve BDP’ye diyor ki bu madde oylanacak önce biz el kaldıralım. Sadece muhalefet el kaldırdığı için onlar ret verdiler. Kendilerinin getirmiş bir teklife. Şimdi böyle bir parlamento.

Bir izleyicimiz diyor ki bu dönüşümle ilgili sözleriniz üzerine. Bizde Türkiye’de hak sahipleri bir daire yerine 5 daire alıyor diye size cevap vermiş. Bir izleyicimizde diyor ki, kentsel dönüşümle ilgili fikirlerinizi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanınıza da anlatıyor musunuz diye soruyor. Mesela İzmir’den rahatsız değil misiniz?
Çok güzel bir soru. O vatandaşım belli ki önyargılıdır ya da İzmir’e gitmemiş. İzmir’de şuanda kentsel dönüşümden dolayı bir tek yurttaşın mağduriyeti yok. Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerinin hiçbirisinde yok. Eskişehir’de yok, Aydın’da yok. Niye AKP belediyelerinde var bu sorun?

Siz şuan İzmir’in kentsel yapısını savunuyor musunuz?
Başka bir şey. Ben vatandaşım diyor. Eğer böyle bir kentsel dönüşüm olacaksa şiddetle ben karşıyım. Yani İstanbul’daki kentsel dönüşümü bir kentsel dönüşüm gibi görmek doğrusu kente yapılabilecek en büyük ihanettir. İstanbul’un yedi tepesi vardı bilirsiniz. Yedi tepe aynı zamanda şarkılara konu olmuş bir şeydir. Ta 3 bin yıllık tarihimize bakın binlerce imparatorluk gelmiş geçmiş hiç kimse bu yedi tepeyle meşgul olmamış ve yedi tepeye dokunmamış. Yedi tepenin bir tanesini bana gösterebilir misiniz? Yedi tepenin amacı neydi biliyor musunuz? İstanbul’da klima görevi yapıyor. O zaman enerji yok İstanbul’un şimdi tepesi olmayan, meydanı olmayan, yolu olmayan bir şehre bu şehir dönüştü demek doğrusu beni de şaşırtıyor.

İzmir’den bir izleyicimiz diyor ki, Gürsel bey galiba bilmiyor İzmir’deki kentsel dönüşümü de bakanlık yapıyor, projelendiriyor. İzmir’le ilgilide şehirsel eleştirilerini dile getirmiş.
Şuanda kentsel dönüşüm dedikleri yerler bütün bu teknik insanlara, üniversitelere sorabilirsiniz. Bir tanesi Bursa’da. Bursa’nın, o tarihi Bursa Bursa’nın içine hançer gibi saplanmış. Mardin’de gidin Mardin’in içine hançer gibi saplanmış. İzmir’e gidin İzmir’de keza öyle. Bu toki tam bir felaket yani.

Yalçın Yıldırım size diyor ki, Tuzla’da katıldığı bir programda bir gence sert çıkıp yakasından atmıştır yakıştı mı kendisine diyor. Böyle bir şey var mı?
Allah Allah ben?

Yalçın Yıldırım soruyor size buna twitterdan bence cevap verelim.
Kesinlikle. Yalçın bey hayal görüyor.

Aday olmak için Sarıgül’ün aday olmasını mı bekledi diye o sorular geliyor. Biraz önce siz belediye başkanlarını başarılı belediye başkanı yok dediniz…
Ama bu sorular 8 ay öncede bana şu sorular soruluyordu sürekli gazetelere baktığınızda aday mısınız, değil misiniz?

Belediye başkanı başarılı bir belediye başkanı göremiyorum dediniz biraz önce ya CHP’nin İstanbul’daki ilçe belediye başkanları çok alınacak bu işe haberi olsun diyorlar.
Kim alınacaksa alınsın. Şuanda ben biraz önce ifade ettim. İstanbul’daki ilçe belediyelerinin böyle bir yetkisi yok. Yani İstanbul’daki ilçe belediyeleri ne yapabilir? Şuanda İstanbul’daki ilçe belediyelerinin yapabileceği sokaklardaki asfaltı yapmaktır, çevre düzeni yapmaktır, emlak vergisi almaktır, çöp toplamaktır. Onun dışında yasaya baktığınızda bilmeyen arkadaşlarımız belediye yasasına baktığında tamamı büyükşehire ait. Reklam vergisini büyükşehir alır. Anahartellerdeki vergileri büyükşehir alır. Bütün bunları hepimizin bilmesi gerekiyor.

Ahmet Polat size bir soru soruyor. Diyor ki, madem öyle kentsel dönüşüm yapılan yerlerdeki oy oranları niye artıyor? Örneğin Fatih, Esenyurt. Vatandaş niye buradaki oy oranlarını takdir edip oy veriyor diye soruyor.
Sizce AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı kim olacak?

Çok merak etmiyorum.
Yapmayın ediyorsunuzdur tabi.

Şundan dolayı etmiyorum. Çünkü önümüzdeki süreçte Sayın Başbakanın kendisi götüreceği için fark etmiyor. Yani biz 2009 yılında Sayın Topbaş’la hiç müzakere edemedik. Sayın Topbaş’la tartışamadık. Sonuç itibariyle önümüzdeki seçimde de İstanbul’un seçimini Sayın Başbakanın kendisi götüreceği için…
Sizin öngörünüz ne?

Daha ziyade bir müdür atıyor Sayın Başbakan ve uygulamalara da baktığımızda işte gezi parkı uygulaması, planlama uygulaması, 3.köprü, 3.havaalanı. Bütün bu uygulamaları Sayın Başbakanın kendisi yaptı.
Siz bunların hepsine karşı mısınız? Yani 3.köprü, 3.havaalanı? Bunların arasında doğru bulduğunuz bir proje var mı?

Bizim kişisel olarak siyasetçiler olarak dünyanın hiçbir yerinde yok böyle bir şey. Siyasetçilerin karar verebileceği işler değildir. Bu son derece bilimsel olması gereken bir iştir. Bununla ilgili üniversitelerimiz, bakın dünyanın en önemli teknik üniversiteleri şuanda Türkiye’de İstanbul’da soralım 3.köprüyle ilgili, 3.havaalanıyla ilgili eğer evet diyorlarsa tereddütsüz bizde evet deriz.
Evet diyen akademisyenlerde var ama biliyorsunuz.

Yok. Mesela bana bir tanesini söyleyin. Sayın Topbaş’ın kendisinin oluşturmuş olduğu, yani 100 binlik planda çalışan Sayın Hüseyin Kaptan şuanda telefonlarınız açık arayabilir. Hüseyin Kaptan’ın başkanlığında 100 binlik plan yapıldı. 100 binlik planda 3.köprüde yok, 3.havaalanıda yok. Niçin 3.köprü yok? 3.köprünün güzergahına baktığımızda 170 kilometrenin tamamında su havzaları ve İstanbul’un akciğeri var. Bundan dolayı. Hatta daha ileri gidiyorum sadece buradaki bizim teknik insanlarımız değil Sayın Topbaş Japonya’da ulaşım uzmanlarını getirdi onlarda olmaz dediler ve bütün buna rağmen ne yazık ki Sayın Başbakan talep etti ve 3.köprü temel atma töreninde de ne yazık ki butonun başında Sayın Topbaş’ta yoktu. Kaldı ki, kentin belediye başkanı orada olması gerekiyordu. Sayın Başkanda niçin orada yoktu doğrusu bende çok merak ettim.

Ankara büyükşehir belediye başkanı Sayın Melih Gökçek twitterda bugün size bir soru sormuş izleyicilerimiz söylüyor. İletiyim soruyu aynen. CHP Genel Başkanı Sarıgül mü olsun, Kılıçdaroğlu mu kalsın ister diye Gürsel Tekin bey ne cevap verir merak ediyorum diye sormuş.
Sayın Kılıçdaroğlu aslanlar gibi Genel Başkanımızdır ve çok da başarılıdır. O konuda Cumhuriyet Halk Partisinde bir sıkıntı yok. Liderlik sıkıntısı yok.

Belediyecilikten geldiğiniz ve siyaseti iyi bildiğiniz için soruyorum demiş. Kadir Topbaş sizce yeniden aday gösterilecek mi diye soruyor bir izleyicimiz.
Bilemiyorum. O bizi çok ilgilendiren bir soru değil. Bizim dışımızdaki bir siyasi parti nasıl karar alacak onu bilmiyorum. Ama biraz öncede söyledim kim olursa olsun Sayın Başbakanın kendisi yönetecektir.

Genel olarak basında Türkiye’de muhalefet boşluğu yönünde yapılan eleştirileri nasıl değerlendiriyor diyor bir izleyicimiz?
Doğru muhalefet boşluğu gözüküyor. Yani siz akşamları televizyonları açarsanız, gazeteleri açarsanız eğer bir ülkede iktidar sorgulanmayıp muhalefet sorgulanıyorsa işte orada basının sorgulanması gerekiyor.

Ama demokrasi hem muhalefetin, hem iktidarın da sorgulanması değil midir?
Tabi ikisini de sorgulayalım. Çağırın ikimizi de iki tarafı da. Karşılıklı çağırın. Mesela bütün televizyonlar geçmiş yıllara baktığımızda masanın etrafında Sayın Demirel, Sayın Erbakan, Sayın Özal, Sayın İnönü müzakere ederlerdi. Şimdi tek kale maç. Biz çıkıyoruz. Niye biz karşılıklı çıkmayız. Bir sürü şey söyleyeceğim niye havada kalsın?

Bizim formatımız bu yani 5 yıldır aynı şeyi yapıyoruz.
Sadece sizin için demiyorum üstünüze alınmayın. Bütün televizyonlara baktığımızda televizyonlar, gazeteler…

Haksızlık etmiyor musunuz ben haber kanallarında çok görüyorum hem CHP’liler, hem AKP’liler tartışıyorlar.
Hayır hiç tartışmıyor. Mesela İstanbul’u tartışalım.

Muhtemelen yerel seçimlerde olacak.
Olmayacak ben zannetmiyorum. Ben İstanbul’la ilgili bir iddiamı ortaya koydum.

Havaalanına hayır mı diyor evet mi diyor anlamadım diyor Ertan bey size soruyor.
Bakın bunu ben söylemiyorum. 3.havalananıyla ilgili elimizde raporlar var bilimsel raporlar. Ve bu raporlar bilim insanları 28 tane kuruluş tarafından hazırlanmış raporlar. Bu raporlara baktığımızda havalananı yerinin uygun olmadığını bilim insanları söylüyor. Ben bu konuda uzman bir insan değilim. Siyasetçi olarak bizim buna karar vermemiz doğru değil. Bakın bir rapor hazırlanmış.

Kadir Topbaş’tan cevap geldi.
Ne geldi?

3.köprünün temel atılmasına katılmış ve konuşma yapmış hatta orada.
Efendim butonu alın bakın Allah aşkına, butonun başında Sayın Kadir Topbaş yok yapmayın ne olursunuz. Ben fotoğrafı çıkarıyım.

Biraz önce törene katılmadı dediniz ya.
Orada olabilir. Sayın Topbaş’a şimdi bir soru soruyorum. 100 binlik planda kendisinin hazırlamış olduğu 100 binlik planda 3.köprü var mıydı, yok muydu onu soruyorum. Teknik insandır.

Bu soruyu not ettik önümüzdeki haftalarda burada olacak başkan bunu mutlaka soracağız kendisine.
Ben inanıyorum ki Sayın Topbaş vicdanen o konuda rahatsızdır. 3.köprü konusunda.

Kendisi geldiğinde bunların hepsini sorarız.
Tabi ki sorabilirsiniz.

Biraz önce başarılı belediye başkanı yok dediniz ya Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanları buna alınacak düzeltmek ister misiniz diyor bir izleyicimiz.
Cumhuriyet Halk Partisi belediyesi yönetmiyor tekrar altını çizerek söylüyorum. İstanbul büyükşehir belediyesi yeni yasaya göre yani 2005 yılındaki yasaya göre bana başarılı belediye Cumhuriyet Halk Partisi başarılı belediyelerini mi soruyorsunuz? Eskişehir. Bugün keşke Sayın Topbaş bizde medeni insanlarız karşılıklı konuşabilsek, tartışabilsek. Hatta bizim eksiklerimizi tamamlayabilse. Özellikle 100 binlik planla ilgili, imar rantıyla ilgili bu sorularımız olsa kendisi de cevap verse.

Şimdi ilçe belediyelerin eğer başarılı belediye istiyorsanız Türkiye’de bunu ben söylemiyorum BM’nin ödül verdiği bir tek belediye var Eskişehir belediyesi. Kente baktığınızda bir kent bütünlüğü ve 24 saat yaşayan bir kent yaratmış. Kent başarı budur. İlçe belediyelerimizle ilgili gelince ilçe belediyelerimizi elbette o konuda düzeltmenin ötesinde ben ne dediğimi bilen bir insanım ve Sayın hocam Eskişehir belediye başkanı Yılmaz bey bu bizim belediyemiz değil bu AKP belediyesidir buraya hizmet götürmeyim anlayışı içinde olmamış. Tam tersine kente bir bütün bakmış ve bu hizmeti bütün belediyelere aktarmış. Bakın bizim İstanbul’da şuanda en çok vergi ödeyen Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerinin olduğu yerlerdir emlak vergisi. Örneğin Kadıköy. Kadıköy’de son 20 yıldır AKP iktidar. 20 yılda Kadıköy’e bir tek yatırımını söylesinler. Şimdi Kadıköy belediyemiz ya da Beşiktaş belediyemiz Bakırköy belediyemizin yatırım yapma imkanı yok. İlçe belediyelerinin durumu bu. 2005 yılında öyle bir ceberut yeni yerel yönetim yasası getirdiler ki şeffaf değil, maalesef hesap verebilir değil. Mesela yurttaşlarımız merak etmez mi ödemiş olduğu vergilerin nasıl harcandığını bilmeyecek mi? Kime soracak bunları?

İstanbul büyükşehir belediye başkan adayısınız çılgın bir projeniz var mı diye soruyor bir izleyicimiz?
Biz öyle çıldırmış işlerle meşgul değiliz. Biz bilime inanan insanlarız. Gelişmiş bütün kentlerdeki uygulamalar neyse dünyayı da yeniden keşfedecek değiliz, ulaşımla ilgili elbette projelerimiz var. En kısa süre içerisinde 20 yıldır çözülemeyen ulaşım sorununu sadece 5 yıl içerisinde çözeceğiz. Metro, bugün çağdaş, modern ulaşım aracı dediğimiz metrodur. Bunun için İstanbul’da olması gereken para 10 milyar dolar. Çok büyük bir para değildir İstanbul’a baktığınızda. İstanbul’un ulaşım sorunu. İstanbul’un dönüşmemiş deprem sorunu. En önemli tartışılmayan, deprem olunca aklımıza İstanbul geliyor. Van depremi olduktan sonra biliyorsunuz İstanbul akla geldi. Van depremi unutuldu Van’da unutuldu, İstanbul’daki dönüşümde unutuldu. 14 yıldır bunlar dönüştürülememiş. İstanbul’da yurttaşlarımızın önemli kısmı sadece gecekondu ya da 2B’de oturan yurttaşlarımız değil aynı zamanda boğazda oturan, yalıda oturan, Beykoz’da oturan, Sarıyer’de oturan yurttaşlarımızın da mülkiyet sorunları var. Bu mülkiyet sorunları çok kısa süre içerisinde çözülebilecek sorunlardır. Ama en önemlisi tabi ki, başta her yurttaşımızı ilgilendiren şeffaf, hesap verebilir, arınmış bir belediyecilik taahhüt ediyoruz. Bütün bürokratik engelleri kaldırıp hayatı kolaylaştırmak istiyoruz.

Kadıköy’le ilgili AKP’nin ne projesi var diye sormuşsunuz.
Yatırımı var mı?

Yatırımı Fikirtepe projesi, Kartal – Kadıköy metro hattı, İDO limanları diye bir izleyicimiz cevap vermiş size.
Ne İDO limanı? Şimdi ben yatırım soruyorum bana İDO limanı varmış.

Fikirtepe projesi var, Kartal – Kadıköy metrosu, bir sürü varda şimdi hani polemik olmasın diye şey yapmıyorum. Söylemediniz demesin diye…
Kadıköy’e gitmesin kardeşimiz, herhalde Kadıköy’ü bilmiyor.

Yılmaz Büyükerşen’in İstanbul büyükşehir belediye başkan adayı olmasına ne der o zaman demiş bu kadar met ediyor. Yusuf Yıldırım söylüyor size bunu.
Elbette hocamın öyle bir talebi varsa başımın üstüne gelir oda yarışır fark etmez. Bizde demokrasi işliyor.

Doğa Aytaç diyor ki, Moda da yapılan güzide otel için ne diyor Sayın Gürsel Tekin?Kesinlikle bir kent katliamıdır hiç tereddütsüz. Sadece orası değil aynı zamanda meteorolojinin yeri. Şimdi bakın o bütün bu şeye rağmen meteorolojinin yeri adeta bir hançer gibi saplanmış bunu kabul etmek mümkün değil. Bu konuda hem belediyemiz, hem biz dava açtık. Maalesef binalar bitti davalar halen devam ediyor.

Tabi ki parça parça sorular geliyor doğal olarak işte Fikirtepe, Moda’daki sorun ya da İstanbul’daki çeşitli bölgelerdeki bu parsel bazında…

Gürsel Tekin hep vatandaş gibi soruyorum derken sorulara neden siyasetçi tarzı cevap veriyor. Kesin bir şekilde evet ya da hayır demiyor demiş Ahmet Bereket diyor bunu da.
Ne mesela hangisinde kesin bir şey söylemedim. Çok net sorular hiç bizim böyle bir şeyimiz yok yani.

İstanbul’un en büyük sorunlarından bir tanesi trafik. Gürsel Tekin’in trafikle ilgili çaresi nedir diye soruyor bir izleyicimiz.
İstanbul’la ilgili ulaşım sorununu trafik başka bir şey. Trafik dünyanın her yerinde olur. Önemli olan siz sabahleyin evinizden çıktığınızda rahatlıkla metroya yani ulaşım araçları dediğimiz binebiliyorsanız elbette büyük kentlerde trafik her zaman olur. Ama İstanbul trafiği dünyanın hiçbir yerinde yok. Bunun için yapılması gereken biraz öncede söyledim 10 milyar dolarlık bir yatırım gerekiyor çok hızlı bir şekilde. Raylı sistem ve metro. Bunun başka bir yolu yoktur. Dünyanın her yerinde de ulaşım sorunu böyle çözülmüştür ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak da iktidar olduğumuzda ilk hedefimiz bu olacaktır.

Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı döneminde asla ve asla parsel bazında plan tadili olmayacaktır. Parsel bazında plan tadili demek yandaşa rant yaratmak demektir. İstanbul’a yeni bir sorun eklemek demektir. Onu da özellikle söylemek istiyorum.

Beşiktaş bu sene şampiyon olur mu sizce?
İnşallah.

Siz iyi Beşiktaşlısınız. Maçlara gidip geliyor musunuz?
Elhamdülillah. Valla çok gidip gelemiyoruz yani sizden sıra gelmiyor bize.

Sıra yok ki maça gitmek isteyen herkese stadyum açık.
Korkuyoruz şimdi. Birde tabi şimdi mobese sistemleri koydular, şunlar bunlar koydular. Spora gelmişken bir şey söylemek istiyorum. Çarşı grubu bugün Türkiye’nin herkes tarafından çeşitli takımları tutmasına rağmen Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzon Spor herkesin sevgisini almış Çarşı grubuna yapılan haksızlığı şiddetle burada kınamak istiyorum. Ve bu provokasyonun kimler tarafından yapıldığını mobese sistemlerine baktığımızda hepsini göreceğiz. Devletin kurumları buna alet olmamalı, bu sorunu mutlaka çözmeli. Beşiktaş gibi bir kulüp bu şaibenin altında kalmamalı diye düşünüyorum.

Program bitti.
Çok teşekkür ediyorum.

Ben çok teşekkür ediyorum. Önümüzdeki dönemde yerel seçime dair adaylar belli olduğunda da sizi tekrar misafir etmek isteriz. Bu saatte canlı yayına geldiğiniz için ayrıca teşekkür ediyoruz.
Ben teşekkür ediyorum. Ama ben yine söylüyorum biz medeni insanlarız. Bütün siyasi partilerin adayları karşılıklı konuşabilirse yurttaşlarımız daha net anlamış olur. O vatandaşlarda soruları en azından doğru soruyu sormuş olur. Şimdi bana işte Kadıköy’de İDO neyi olmuş falan. Ben yatırım diyorum o bana başka bir şey söylüyor.

Kesin öyle. Demokraside biraz konuşabilmek zaten. Bunu konuşalım bitti. Önümüzdeki hafta aynı saatte biz yine buradayız hoşçakalın.

Anahtar Kelimeler
    Perşembe, 10 Ekim 2013 21:48

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica