CHP yolsuzlukların hesabını vermekten kaçanlara, "Yok öyle kaçmak" diye seslendi

CHP Genel Başkan Yardımcısı Enis Berberoğlu'nun konuyla ilgili yazısı Sözcü'de.

"Tane tane ve sırasıyla anlatalım. İlk örnek 1991'de yaşandı, 1994'te tekrarlandı.

İktidar partilerinde genel başkan değişti. Genç seçmen bu iki geçiş sürecini pek hatırlamaz. Zaten iktidarda lider değişimi enderdir. Ama olursa, 8 şiddetinde depreme benzer.

* * * * * *
Herhalde farkındasınız. Tayyip Erdoğan Başbakanlığı bırakınca. Sanki bir AKP gitti, yerine başka AKP geldi. Üst düzey bürokratların kellesi uçuyor.
Yandaş medya kabuk değiştiriyor. Birileri yukarıdan çaresiz esse, üfürse de. Altta çarşı karıştı, çanak çömlek patladı.

* * * * * *
Mesela Ali Babacan artık farklı konuşuyor. "Kentlerde rant dağılımı adil değil" diyor. Evet adil değil, herkes biliyor, itiraz ediyor. Ama neden şimdi ve neden Siz? 12 yıldır ekonomi Sizden soruluyor. Vatandaşa 2, yandaşa 20 kat yapı iznini veren. Yeşil alana gökdelen konduran. Minareden yüksek binaya göz yuman. Muhalefet belediyesi değildi ki. Neden sustunuz? Veyahut rant vergisi koyup. Haksız kazancı fakir fukaraya dağıtmadınız. Yoksa Sizden önce sıraya giren mi vardı. Öyle ya, Siz ranta vergi koysaydınız. Yandaş gazeteler, TV'ler hangi parayla alınacaktı. Aile vakıflarına para nereden akacaktı. Şimdi kapıya yakın oturuyorsunuz. Eşikte durmuş bunları anlatıyorsunuz. Yok öyle kaçmak, hepiniz oradaydınız.

* * * * * *
AKP'liler sağa sola yazdırmaya başladı. "4 bakandan ikisi-üçü Yüce Divan'a yollanacak" diye. Neden? Çünkü seçim yakın. "Çürük elmayı ayıkladık" meselesi. Hiç yoktan iyi midir, iyidir. Hatta, onların ağzını kullanalım. Yetmez ama Evet. Neden yetmez? Anayasa'da yazıyor. "Madde 112: . Bakanlar Kurulu.birlikte sorumludur. Her bakan, Başbakana karşı sorumlu olup ayrıca kendi yetkisi içindeki işlerden ve emri altındakilerin eylem ve işlemlerinden de sorumludur. Başbakan, bakanların görevlerinin Anayasa ve kanunlara uygun olarak yerine getirilmesini gözetmek ve düzeltici önlemleri almakla yükümlüdür."

Demek ki neymiş. Bakanlar Kurulu siyaseten ortak sorumluymuş. Hepsinden de Başbakan sorumluymuş. Bugün sorumsuz olabilir. Sorumsuzca konuşup, davranabilir. Ama gün gelir, sap döner, keser döner. Ondan da hesap sorulur. O yüzden tekrarlıyorum. Yok öyle kaçmak. Hepiniz oradaydınız. Susalım anket konuşsun.

Hep milli irade derler ya.İşte sormuşlar milli iradeye: "Liderlerin yolsuzluğa karışmasından endişeli misiniz?" Yüzde 62, yani üçte ikiye yakını "endişeliyim" yanıtını vermiş. Üstelik liderlerin yolsuzluk yaptığı kanaati son 7 yılda adeta pekişmiş. 2007'de yüzde 37 bu yönde endişe taşırken. 2014'te endişelilerin oranı 25 puan daha yükselmiş.

Türkiye bu oranla Gana ve Malezya'nın ardından dünyada 3. olmuş. Bu anket haberi web sitelerine girdiği saatlerde. Cumhurbaşkanı yine bir kürsüde, medyaya çatıyordu. "Beni başbakanımla karşı karşıya getirecekler" diyordu. Sonra bir yazara neden kızdığını kendi cümlesi ile açıklıyordu: "Başbakan dürüst yolsuzluk yapmaz, ama cumhurbaşkanı yolsuzlukların içinde." Gerçi kimin ne olduğunu, yine en iyi kendileri bilir. Ama işe illa ahaliyi de katmak isterlerse.. Ben derim ki, son yedi yılda milli iradede yolsuzluk endişesini ikiye katlayan her kimse.O ve yakınları gitsinler yargıda aklansınlar!"

Anahtar Kelimeler
    Pazartesi, 08 Aralık 2014 16:53

Bağlantılı Konular