Kılıçdaroğlu: "Erdoğan'ın yalan yeminine tanıklık etmek istemiyorum"

Kemal Kılıçdaroğlu Birgün'e açıklamalarında Erdoğan ile Devlet töreni dışında bir ilişki olmayacağını belirtti.

Erdoğan'ın yalan yeminine tanıklık etmek istemiyorum
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, anamuhalefet partisi olarak bundan sonra Çankaya Köşkü ile ilişkilerinin "soğuk" olacağını söyledi ve "Devletin törenlerine katılacağız, onun dışında bir ilişkimiz olmayacak. Yemin törenine katılmayacağım." dedi.

Yüzde 38 Erdoğan dedi
Ekmeleddin İhsanoğlu'nun 14 siyasi partinin uzlaşmasıyla aday gösterilmesi demokrasiye yapılmış en büyük katkılardandır. Tarih bunu mutlaka yazacaktır.

Başarı anlamında ise hayır başarılı değiliz. Çünkü Ekmeleddin Bey kazanamadı. "Kim kazandı" derseniz, toplam seçmen sayısının yüzde 38'i "Erdoğan" dedi. Bu çerçevede bakmamız lazım. Olayı gerçek yönü ile değerlendirmemiz lazım. "Halkın yüzde 51,7'si oy verdi' yok böyle bir gerçeklik.


Beni rahatsız eden CHP'lilerin eleştirilerinin meşru zeminlerde dile getirilmemiş olmasıdır. PM'de, kapalı grup toplantısında, MYK'da eleştiriler dile getirilebilir ancak parti bir karar aldıktan sonra herkes o kararın arkasında durmalıdır. Parti terbiyesi, partili olmak bunu gerektirir. Parti bir karar aldığında beğensen de beğenmesen de arkasında duracaksın. Arkasında durmuyorsan o zaman partiden ayrılacaksın. Çıkıp medya önüne "Partinin aldığı kararı beğenmiyorum, çalışmayacağım" diyemezsiniz, dememelisiniz.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri ardından bazı arkadaşlarımız "Derhal kurultay toplansın" açıklaması yaptı. Ben "Olur" dedim. "Getirin yeterli imzayı, kurultayı toplayalım" dedim. Baktım imza toplanamadı ama kurultay istemi devam ediyor. O zaman da ben devreye girdim ve kurultay çağrısı yaptım. Neresi baskın bunun? Kurultayı Eylül sonuna Ekim'e attığımız durumda bir erken seçim kararı ile karşı karşıya kalmayacağımızın garantisi var mı? Vizyonunuz bu kadar dar mı? Ben her şeyi düşünmek zorundayım. Bir erken seçime kendi iç çekişmelerimizle gitme sorumluluğunu bir genel başkan olarak alamam. Ben her gelişmeyi değerlendirmek zorundayım. Erken seçim ihtimali yazılıp çiziliyor. Bunun değerlendirme dışında tutulmasına anlam veremiyorum. Ben bu süreç içerisinde hiçbir delegeyi arayıp bir şey söylemeyeceğim. Delegelere seslendim, "Komşunuza, akrabanıza, esnafa danışın ve öyle karar verin" dedim. Ben sürekli burada oturayım, bu süre içerisinde genel başkan adaylarına yer açmayayım, onları partiden uzaklaştırayım gibi bir düşünce içerisinde değilim. Tam tersine yeni gelecek, partiyi daha ileriye taşıyacaklara destek olmaya çalışıyorum.

Kenan Evren'in kendisine başbakan seçmesi ile Erdoğan'ın genel başkan seçmesi arasında arasında fark yok. AKP'de demokrasi yok. Atanan başbakanı seçmek için boş yere kongre yapacaklar. Erdoğan'ın Davutoğlu'nu seçmesinin iki önemli nedeni var. Birincisi yolsuzluk dosyalarını kapatmak için bundan daha iyisini bulamazdı. Birinci görevi, AKP'nin yolsuzluk dosyalarını kapatmak. İkinci önemli nedeni de Erdoğan'ın intikam almak istediği cemaati bitirme projesinin devam ettirilmesi. Davutoğlu'nun başbakan olmak için hiçbir artısı yok tam tersi Türkiye'nin bugüne kadar sahip olduğu en çapsız Dışişleri Bakanı. Bunu herkes biliyor. Dünyanın dalga geçtiği, parmakla çağırdığı bir isim. AKP'de Başbakanlık yapabilecek nitelikte insan var ama kukla, Erdoğan'ın yöneteceği bir Başbakan'a ihtiyaç var.

Seçildikten sonrada AKP'nin Genel Başkanı gibi yoluna devam etti. Böyle birisinin yemin törenine niye katılacağım. Cumhurbaşkanı olacak kişinin ahlaki değerlerinin hangi siyasal düşünceye sahip olursa olsun yüksek olması lazım. Erdoğan bu ahlaki değerlere sahip bir isim değil. Meclis'te olacağız ve çalışmalarına katılacağız. Ama kişisel olarak yemin töreninde olmayacağım. Ne yemini edecek "tarafsız olacağım, adaletli olacağım" diyecek. Yalan yemin edecek. Ben yalan yemine tanıklık etmek istemem.

    Salı, 26 Ağustos 2014 11:41

Bağlantılı Konular