Kılıçdaroğlu, Posta 212 Gazetesi’nin sorularını yanıtladı

Genel Başkan Kılıçdaroğlu “Gezi Parkı olayları dediğiniz haklı direniş, halkın, özellikle  gençlerin,  11 yıllık AKP iktidarının baskılarına, sosyal yaşama ve özel hayata müdahalelerine dur demelerinin, yeter artık diye karşı çıkmalarının ifadesidir ” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ABD’de Türkçe yayımlanan Posta 212 Gazetesi adına  Barbaros Sayılgan’ın sorularını şöyle yanıtladı:

Barbaros Sayılgan: Gezi Parkı olaylarını nasıl yorumluyorsunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkı olayları dediğiniz haklı direniş, halkın, özellikle gençlerin 11 yıllık AKP iktidarının baskılarına, sosyal yaşama ve özel hayata müdahalelerine dur demelerinin, yeter artık diye karşı çıkmalarının ifadesidir.

İstanbul Taksim gezi parkında başlayan ve dalga dalga Türkiye’nin bütün illerine yayılan halkın eylemi, haklılığı ve meşruiyeti evrensel değerlerden yana herkes tarafından kabul edilen bir sivil halk hareketidir.

Halkın,  gençlerin bu eylemini kabul edilemez olay haline getiren, iktidarın emrindeki polisin şiddete başvurması, aşırı güç kullanması, şarkılarla türkülerle çadırlarında yatan geçlerin çadırlarını sabaha karşı yakması, gençlere biber gazı, tazyikli su sıkması ve coplamasıdır.

11 yıldan beri halkın ne yiyip ne içeceğinden, kaç çocuk doğuracağına, parkta nasıl oturacağından, televizyonlarda nasıl veya hangi dizileri seyredeceğine karar veren,  özel hayata müdahaleyi alışkanlık haline getiren, basılmamış kitabı bile toplatan AKP iktidarının karşıt fikir veya tepkiye tahammülsüzlüğü çevre ve doğaya sahip çıkma kaygısıyla harekete geçen gençlerin çapulcu, ayyaş ve terörist diye damgalanmasıyla sonuçlandı. Her zaman olduğu gibi AKP iktidarı saldırganlığı, halk ise baskı ve zulme karşı direnmeyi seçti. Bu çok anlamlı, etkili ve saygın bir halk eylemi ve direnişidir.

Barbaros Sayılgan: CHP’nin olayların başından beri alanda olmadığı, sonradan sahip çıktığı yönünde eleştiriler oldu. Sizin bu konudaki görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?

Kemal Kılıçdaroğlu: Bu haklı eylem CHP’nin eylemi değildir. Eylemin sahibi gençlerimiz ve halktır.  Ancak,  iktidarın emrindeki güvenlik güçlerinin gençlere, halka saldırmaya başladığı andan itibaren CHP, halka yönelik baskıları önlemek, gözaltına alınanlara, yaralananlara yardımcı olmak, eylemcilerin haklı, iktidarın haksız tasarrufları konusunda kendisine düşen sorumluluğa uygun önleyici rol oynamak için eylemcilerin içinde, CHP kimlikleriyle değil, yurttaş kimlikleriyle yer aldılar.

Başta Genel Başkan olarak ben olmak üzere, milletvekillerimiz, partililerimiz, siyasi kimliklerimizi bir kenara koyarak birey olarak Taksim Gezi Parkı dâhil, halk eyleminin olduğu her yere gittik.   Birçok milletvekilimiz biber gazından olumsuz etkilendi ama biz halkımızı yalnız bırakmadık. AKP Hükümetinin talimatıyla polisin bütün gücüyle halka saldırdığı gece de eylemcilerle Taksim gezi parkında, Ankara Kuğulu park, Güven Park ve Tunalı Hilmi caddesinde, Türkiye’nin her yerinde  birlikte olduk. Biz Cumhuriyet Halk Partisiyiz, hem halkı sahipsiz bırakmayız, hem de vatandaş olarak halk neredeyse biz de orada oluruz.

Biz bu sorumlu tavrımızı sürdürürken,  CHP’nin halkla birlikte hareket etmesini çekemeyenler, bundan rahatsız olanlar CHP eylemi sahipleniyor dediler. Bu doğru değil. Hiçbir zaman bu CHP’nin eylemidir demedik. Her zaman söylediğimiz gibi bir kez daha tekrar etmek isterim ki bu bir halk eylemidir, gençlerin çoğunun siyasetle, siyasi partilerle ilgisi bile yoktur.

Barbaros Sayılgan: Başbakan’ın son dönemde, özellikle de üçüncü dönemindeki tavrının sertleşmesini siz nasıl yorumluyorsunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu: Recep Tayyip Erdoğan’ın tek adamlık, daha doğrusu diktatörlük özentilerinin her gün biraz daha fazla ortaya çıkması olarak yorumluyorum. Demokrasiden uzaklaşması olarak yorumluyorum. Dediğim dedik diye güçler ayrılığı dâhil, hukuki olan hiçbir değeri tanımadığı şeklinde yorumluyorum. Başbakan demokrasinin amaç değil, araç olduğunu söylemişti. O anlayışa uygun olarak R.T. Erdoğan’ın demokrasi treninden indiğini düşünüyorum.  Ancak bilmiyor ki ülkemizde demokrasi treni hızlanarak yol alacaktır.

Barbaros Sayılgan: Olaylar sırasında emniyet teşkilatının orantısız güç kullanmasının temel nedeni ne sizce?

Kemal Kılıçdaroğlu:
Olaylar sırasında emniyet teşkilatının orantısız güç kullanmasının temel nedeni AKP İktidarının uzlaşma, temel hak ve özgürlüklere saygı, hoşgörü yerine zorbalığı, halka baskıyı tercih etmesidir. Başbakan’ın devletin polisini kendi polisi olarak görmesi, benim polisim diye tanımlaması ve hukuk dışılığa yönlendirmesidir.  Başbakan Erdoğan’ın demokrasiden nasibini almamış olmasıdır.

Barbaros Sayılgan: Başbakan, olaylarla ilgili olarak “Dolmabahçe Camii’nde bira içtiler”, “Başkomiseri şehit ettiler”, “Türk bayrağını yaktılar” gibi, doğru olmayan bilgileri halka veriyor. Bunun ardında ne var sizce? Kendisi yanlış mı bilgilendiriliyor, yoksa bunun ardında bir manipülasyon yapma isteği mi var?

Kemal Kılıçdaroğlu:
Başbakan’ın doğruyu söylemediğini o caminin imamı ile müezzini söylüyor. O din adamını hemen susturdular ve zorunlu izine gönderdiler. Başbakanın sürekli belli simgeleri kullanarak halkı kışkırtmaya çalışması, amacı ne olursa olsun, toplumumuza zarar vermekte ve kutuplaşmayı, gerginlikleri artırmaktadır.  AKP iktidarı tamamen iflas etmiştir.  Bunu halkımız görüyor, bütün dünya görüyor, sadece Başbakan Erdoğan görmüyor veya görmezlikten geliyor.

Barbaros Sayılgan: Toplum bundan sonra nasıl yatışacak. Sizin çözüm öneriniz nedir?

Kemal Kılıçdaroğlu:
Eylemcilerin haklı ve meşru talepleri bilinmektedir. O taleplere evet denildiğinde, hukuka uyulduğunda, çevre ve doğa katliamından vazgeçildiğinde ve AKP Hükümeti halka baskı ve zorbalık uygulamaktan vazgeçtiğinde sorun kalmaz.  Demokrasi, hak ve özgürlük, insana saygı ve yaşam tarzlarına müdahale edilmemesi talepleri biran önce ve koşulsuz karşılanmalıdır.

Barbaros Sayılgan: AK Parti döneminde toplumsal ve kişisel özgürlüklerde bir alan kaybedildi mi? Kaybedilen alan, bundan sonra nasıl geri alınabilir?

Kemal Kılıçdaroğlu:
Tek bir cümle ile söylemek gerekirse, AKP döneminde toplumsal ve kişisel özgürlüklerde kaybedilmeyen alan kalmadı. Ne yiyip ne içeceğimizden, kaç çocuk doğurulacağına kadar her alana müdahale edildi. Hangi gazete veya televizyona kimin yönetici olacağına Başbakan Erdoğan karar verdi, köşe yazarları, televizyon programcıları işlerinden çıkarıldı. Onbinlerce kişinin telefonları dinlendi, AKP karşıtları cezaevlerine dolduruldu. Bu ve benzeri onlarca olumsuzluk sayılabilir ama çok iyi biliyor ve inanıyorum ki bunlar geçecek, AKP İktidarı da hukuk içinde, demokratik kurallar içinde geldiği gibi gidecektir. Halk artık yeter diyor.

Barbaros Sayılgan: Eğer olaylar devam ederse başbakan ülkeyi erken seçime götürür mü? Siz bunu destekler misiniz?

Kemal Kılıçdaroğlu:
Başbakan erken seçime gitmez, gitmek istemez. Çünkü gücünden kaybetmekte olduğunu biliyor.  Hem çoğunluğu kaybedeceğini, hem de iktidardan düştüğünde hesap vereceğini bildiği için AKP yöneticileri erken seçime sıcak bakmaz.  Ancak siyaset her zaman beklenmedik gelişmelere de gebedir. Biz CHP olarak erken veya zamanında yapılacak her seçime hazırız.

Barbaros Sayılgan: Amerika’da örgütleniyor musunuz? ABD’de CHP’nin hedefleri nelerdir?

Kemal Kılıçdaroğlu:
Sadece ABD’de de değil, Avrupa’da ve vatandaşlarımızın bulunduğu her ülkede, her yerde örgütleniyoruz. CHP birlikleri kuruyoruz. Washington, D.C.’de ABD yasalarına uygun olarak bir temsilcilik ofisi açmaktayız.  Amacımız örgütlenmek, kendimizi anlatmak, ülkelerimiz arasındaki ilişkileri güçlendirmek. Halkımız, vatandaşlarımız arasında gönül köprüleri kurmak. Yakınlarda CHP’ni ABD’de daha fazla göreceksiniz.

Barbaros Sayılgan: Sizin seçim öngörüleriniz nelerdir?

Kemal Kılıçdaroğlu:
Bugün Türkiye’de seçime, seçimlere en hazırlıklı parti CHP’dir. En iddialı parti de CHP’dir. CHP hem yerelde, hem genel de en iyi sonucu almak için uzun zamandan beri planlı, programlı bir şekilde çalışıyor. Bu çalışmaların sonucunu sandıkta alacağız. Türkiye’yi demokrasi özürlü, hukuk özürlü, kardeşi kardeşe kırdıracak şekilde komşularıyla savaşma noktasına getirmiş olan AKP iktidarından kurtaracağız.

Bu vesileyle CHP olarak Türkiye-ABD ilişkilerine önem verdiğimizi, Türk-Amerikan dostluğunun değerli olduğuna inandığımızı ve iki ülkenin eşitlik zemininde ve örtüşen çıkar ve değerler doğrultusunda geniş işbirliği yapabileceklerini düşündüğümüzü vurgulamak isterim.   Amerika’da yaşayan Türk toplumunun ABD’ye çok önemli katkılar yapan seçkin ve aydın insanlardan oluştuğunu biliyor ve kendileriyle gurur duyuyorum.  ABD’de yaşayan tüm vatandaşlarımızı, Türk kökenli ABD vatandaşlarını sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. “

    Cuma, 14 Haziran 2013 15:38

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica